Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Eğitim - Öğretim > Açık Öğretim

Açık Öğretim Açık öğretim hakkındaki tüm güncel bilgiler, haberler ve paylaşımların olduğu bölüm.

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Ocak 2018   #1
 
Anka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 09 Aralık 2017
Cinsiyet: Bayan
Mesajlar: 16,853
Konular: 8090
Rep Gücü: 18
Puanları: 94
Rep Grafiği: Anka will become famous soon enough
Alınan Beğeni: 1360
Verilen Beğeni: 839
Nereden: ᴛᴙ
İlişki Durumu: Yok
Burç: Basak
Takım: Besiktas
Standart Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 5. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları

Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 5. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları

TÜRK DİLİ 1

V. ÜNİTE

YAPI BİLGİSİ: BİÇİM BİLGİSİ VE SÖZ DİZİMİ
BİÇİM BİLGİSİ
Morfoloji, biçimlerin bilgisidir. Biçim bilgisi; çekimli biçimlerin, sözcük türlerinin ve sözcük üretiminin çalışmasıdır. Stabler’in ifade ettiği gibi, fiziksel ve biyolojik bir varlık olarak insan hücrelerden, hücreler ise moleküllerden oluşur. Ancak her üç biyolojik düzey birbirinden farklıdır. Bu durum, insan diliyle de ses, biçim, söz dizimi vb. farklı düzeylerde organizasyonlardan oluşmasıyla benzerlik gösterir.

Biçim Bilgisiyle İlgili Temel Kavramlar Biçimbirim
Biçim bilgisinde temel birim, biçimbirimdir. Biçimbirim, daha küçük birimlere ayrılamayan, ses ve yapı yönünden anlamlı en küçük öğelerdir. Biçimbirim terimi, geleneksel dil bilgisindeki sözcük ve ek kavramlarını birlikte ifade etmektedir, yani biçimbirim ‘sözcük’ ya da ‘ek’ olabilir. Biçimbirimler işlevi bulunan en küçük yapısal birimlerdir.
Biçimbirimler sözcük diziminde sıralanırken yapım ekinin çekim ekinden önce gelmek zorunda olması; eklenmede biçimbirimlerin ses özelliklerine tâbi olması gibi sınırlamalar vardır. Örneğin, öğretimde sözcüğünde önce yapım eki -(i)m, ardından çekim eki -de gelir. -(i)m eki hece ve ses yapısı bakımından öğret- tabanına, aynı şekilde -de eki de öğretim tabanına tâbidir.

Biçimbirim ve Dil Bilgisel İşlev
Dil bilgisel işlev kavramı, biçimbirimin bir anlamının olması veya herhangi bir dil bilimsel yapıyı işaretlemesidir. Örneğin gel- sözcüğünün temel anlamı “bir yere ulaşmak, varmak”tır. Sözcüğün geldi çekimli biçiminde ise -di biçimbirimi görülen geçmiş zamanı işaretlemektedir. Benzer biçimde, ev sözcüğü “konut, hane” anlamındadır. Bu durumda ev bir biçimbirimdir. Evde sözcüğünde ise -de, eylemin bildirdiği oluş ve kılışın yerini vb. yani bulunma durumunu işaretlediği için yine biçimbirimdir. BölME (matematik terimi), BÖLme (olumsuz emir) örneklerinde vurgunun değişmesi anlamı değiştirdiğine göre vurgunun da dil bilgisel işlevi vardır. Ana dilinin konuşurları sözcükleri oluşturan biçimbirimleri ve biçimbirimler arasındaki farkları sezebilirler. Örneğin dil uzmanı olmayan ana dili konuşurları evli, tozlu; ateşkes, çekyat; koşar, yürür sözcüklerini biçimbirimlerin işlevleri bakımından ayırt edebilirler.

Biçimbirimlerin Yapısı
Biçimbirimler, hecelerle karıştırılmamalıdır. Hece bölünmesi ile biçimbirimler arasında ancak rastlantıya dayalı benzerlik bulunabilir. Hece sayısı ile biçimbirim sayısı arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Kimi zaman bir biçimbirim birkaç heceden; kimi zaman da bir hece en az iki biçimbirimden oluşabilir. Örneğin 3 heceli
kelebek, 1 biçimbirimdir. 1 heceli kon- sözcüğünde ise 2 biçimbirim vardır. Aşağıda konuklar sözcüğünde, heceler ve biçimbirimler gösterilmiştir:
 Sözlüksel gösterim : konuk-lar (1 sözcük ve 1 ekten oluşuyor)
 Biçimbirimlerin gösterimi : ko-n-(u)-k-lar (4 biçimbirimden oluşuyor)
 Hecelerin gösterimi : ko-nuk-lar (3 heceden oluşuyor)
 Seslerin gösterimi : k-o-n-u-k-l-a-r (8 ses birimden oluşuyor)

Değişken Biçim
Değişken biçim, bir biçimbirimin ses uyumlarına bağlı olarak aldığı biçimdir. Bu farklı biçimlerde gerçekleşmenin kuralları formüle edilebilir. Örneğin Türkçede -lar ve -ler (= -lAr) biçimlerinin iki değişken biçimi vardır. Çokluk, eğer sözcüğün son hecesinde ön bir ünlü veya son seste kimi ön damak ünsüzleri varsa -ler değişken biçimi, diğer durumlarda -lar değişken biçimi tarafından işaretlenir.
Görülen geçmiş zaman ekinin 8 değişken biçimi (-dı/-di, -du/-dü; -tı/-ti, -tu/-tü = -DI,-DU) vardır. Ünlü uyumlarına girmeyen şimdiki zamanı işaretleyen -yor, addan ad yapan -(ı)mtırak vb. biçimbirimlerin ise değişken biçimi yoktur. Değişken biçimlerden her birine biçimlik (morf) adı verilir.

Biçimbirimlerin Sınıflandırılması
Biçimbirimler tek başlarına kullanılıp kullanılamamaları bakımından bağımsız biçimbirimler (sözlüksel) ve bağımlı biçimbirimler (görevsel) olmak üzere ikiye ayrılır. Bağımsız biçimbirimler, tek başlarına kullanılabilir, herhangi bir söz dizimsel yapıda başka bir biçimbirime bağlı değildir. Bağımlı biçimbirimler başka bir biçimbirime bağlanmak zorunda olan, tek başlarına kullanılamayan biçimbirimlerdir. Bağımlı biçimbirimlerin yeni sözcükler üretmek ve sözcükleri çekimli hâle getirmek şeklinde özetlenebilecek iki temel görevi vardır.
Bu sınıflandırmayı ‘Kızlar eve gitti.’ ve ‘Yarın gel!’ örnek cümleleri çerçevesinde ele alalım:
Bağımsız biçimbirimler/Sözcükler Bağımlı biçimbirimler/Ekler
kız -lar
ev -e
git- -ti
yarın -
gel -
Bağımlı biçimbirimlerin görev ve işlevlerini yerine getirebilmeleri için bağımsız biçimbirimlere ihtiyacı varken, bağımsız biçimbirimlerin bağımlı biçimbirimlere ihtiyacı ise mutlak değildir. Örneğin ‘Kızlar eve gitti.’ cümlesinde kız, ev ve git bağımsız biçimbirimler; -ler, -e, -ti bağımlı biçimbirimlerdir. Bu cümle bağımsız biçimbirimlerle kurulamaz; ancak iki bağımsız biçimbirimden oluşan ‘Yarın gel!’ cümlesinin bağımlı biçimbirime ihtiyacı yoktur.

Fosil Biçimbirimler ve Fosilleşme
Tarihî dönemlerdeki kimi biçimbirimlerin dil bilgisel işlevlerini yitirerek bugüne ulaşmasına fosilleşme, bu tür biçimbirimlere fosil biçimbirim adı verilir.
Okul gramerlerinde ‘kaynaştırma harfleri’ olarak nitelenen n, s, ş, y seslerinden yalnızca y seslik işlev bakımdan ünlüler arasındaki boşluğu dolduran kaynaştırma ünsüzü işlevindedir. Zamir n’si olarak nitelenen {-n-} ve ünlü ile biten adlara gelen üçüncü çokluk kişi iyelik eki -sI’ nın birleşiminde yer alan {-s-} bugün bağımsız anlamı veya işlevi kalmamış, tarihî dönemlerin kalıntısı bir tür fosilleşmiş biçimbirimlerdir.
Fosilleşmeler genellikle eklenmelerde, yani sözcüklerin ek almaları sırasında ortaya çıkar. Örneğin şahıs zamiri o’nun, yaklaşma hâli eki -a alması durumunda iki ünlünün arasına boşluk doldurucu y’nin gelmesiyle *o-y-a şeklinde çekimlenmesi gerekirdi, ancak üçüncü teklik kişi zamiri ona, ondan, onca vb. çekimlenirken
{-n-}’nin bir fosil ek olarak ortaya çıktığını görüyoruz.
Anlamlarını veya işlevlerini yitirmesine rağmen bazı sözcüklerde veya çer çöp, soy sop, yorgun argın vb. sözcük öbeklerinde korunan biçimbirimler de aynı şekilde fosil biçimbirimlerdir. Soy sop, çer çöp ikilemelerindeki sop, çer kelimelerinde olduğu gibi ikilemeler, deyimler gibi söz öbeklerinde korunan ancak bugün anlamı unutulmuş kelimeler fosil sözcüklerdir.

Kök
Kökler, kendilerinden daha küçük anlamlı parçalara ayrılamayan, sözlüksel anlam taşıyan ve bir sözcük türüne ait olan biçimbirimlerdir. Bir sözcük en az bir kök biçimbirimden oluşur, bu tür sözcüklere basit sözcük veya basit gövde adı verilir. Örneğin ak (sıfat), git- (eylem), gel- (eylem), el (ad), kelebek (ad), kol (ad), kulak (ad), toprak (ad) sözcükleri biçim bilgisel bakımdan bölünemez; ancak anlam taşımayan ke-le-bek gibi hecelere veya k-e-l-e-b-e-k gibi seslere bölünebilir. Unutmamamız gereken nokta, bugün kök gibi görünen birçok sözcüğün aslında tarihî dönemlerde en az iki bağımsız biçimbirimden oluşabileceğidir. Örneğin biz, siz, gece, öğle, öğün ve ağaç, art zamanlı bakımdan türemiş sözcüklerdir. Bu tür çözümlemeler, sözcüklerin kökenleriyle ilgili çalışmalar, ancak dil uzmanları tarafından yapılmalı veya bu konularda dil uzmanlarına danışılmalıdır.

Gövde
Gövdeler, biri bağımsız biçimbirim olmak üzere, en az iki biçimbirimden oluşan yani bir veya daha fazla ek alan kök biçimbirimlerdir. Örneğin geçit, gelinlik, geliştiril- sözcükleri geç-(i)-t, gel-(i)-n-lik, gel-(i)ş-tir-(i)l- biçimbirimlerinden oluşan gövdelerdir. Biçimbirim niteliği bulunmayan yardımcı sesler parantez içinde gösterilmiştir.
Taban
Tabanlar, eklerin yani bağımlı biçimbirimlerin eklendiği yalın sözcüklerdir. Tabanlar kök veya türemiş sözcük olabilir. Aşağıdaki örnekte göz, gözlük sözcüğünün; gözlük, gözlükçü sözcüğünün; gözlükçü ise gözlükçülük sözcüğünün tabanıdır.
gözlükçülük
gözlükçü
gözlük
göz

Ek
Ekler, herhangi bir sözcük türüne dâhil olmayan, yani eylem, ad (isim), sıfat, zarf vb. sözcük türlerinden birine girmeyen bağımlı biçimbirimlerdir. Ekler;
• Biçim bakımından ön ekler, iç ekler, son ekler olmak üzere üçe;
• İşlev bakımından yapım/üretim ekleri ve çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır.
Eklemeli bir dil olan Türkçede yeni sözcükler yapan veya sözcükleri çekimli hâle getiren son ekler vardır, ancak son eklerin sayısı onlarla ifade edilebilecek derecede çok ve işlektir. Bükünlü bir dil olan İngilizcede ise her üç ek türü de vardır. İngilizce, özellikle Yunancadan çok sayıda ön ek kopyalamıştır. Türkçe, Fransızca form sözcüğünden ön eklerle ve son eklerle türeyen reform, deform, deforme, deformasyon örneğinde olduğu gibi Batı dillerinden çok sayıda ön ek ve son ek almıştır. Buna Türkçede ön ek gibi kullanılan Arapça kökenli ma-aile, Farsça kökenli bi-taraf, na-dide vb. ön çekim edatlarını da dâhil edebiliriz.

Yapım ekleri: Yapım/üretim ekleri yeni sözcükler yapma görevi bulunan eklerdir. Yeni sözcükler yapılırken sözcük türü değişebilir. Örneğin oyun adından eylem yapan -a- biçimbirimi ile üretilen yeni sözcük (oyna-) artık bir eylemdir. Aynı şekilde aç- eyleminden -(ı)k biçimbirimi ile üretilen yeni sözcük açık bir addır. Son olarak -n biçimbirimi gündüz, güz, kış vb. adlara gelerek zaman belirteci yapar. Yapım ekleri dil bilgisel bilgi ve sözlüksel bilgi taşırlar. Yukarıdaki örnekleri dil bilgisel bilgi ve sözlüksel bilgi bakımından şöyle bir çizelge ile gösterebiliriz:
Sözcük
Yapım eki
Dil bilgisel bilgi
Sözlüksel bilgi
oyna
-a-
addan eylem
eylem, hareket
açık
-(I)k
eylemden ad
durum
kışın
-(I)n
addan belirteç
zaman adı

Ekleri yeni sözcükler türetebilme yeteneği bakımından türetim yapabilen ekler ve türetim yapamayan ekler olarak ikiye ayırabiliriz. Türetim yapabilen ekler sıklıkları az da olsa yeni sözcükler yapabilen eklerdir. Türetim yapamayan ekler ise donmuş, fosilleşmiş anlamı ve/veya dil bilgisel işlevi bulunmayan eklerdir. Çoğunlukla tek bir birleşimde yer alır ve ağızlarda, eskimiş veya yanlış çözümlenmiş örneklerde görülür. Örneğin Türkçe altmış ve yetmiş sözcüklerindeki -mIş yeni türetim yapamaz, yani başka sözcüklerde kullanılamaz. Benzer biçimde eldiven, karanlık, gündüz sözcüklerinde de bu türden ekler bulunmaktadır. Eldiven, karanlık, gündüz sözcüklerinde el, kara, gün bileşenlerinin bulunduğunu görüyoruz, ancak -diven (< Far.) ve -düz ekleri ile karanlık örneğindeki n ögesini tanımlayamıyoruz. Bu bağımlı biçimbirimler adeta fosilleşmiş durumdadır. Üretim yapmayan biçimbirimler ancak art zamanlı olarak araştırılabilir.

Çekim ekleri: Dil bilgisel bilgi taşıyan biçimbirimler olan çekim ekleri, sözlüksel biçimbirimlerde ad durumlarını, bazı dillerde cinsiyet; eylemlerde çatı, kip, görünüş, kişi, vb. dil bilgisel işlevleri işaretler. Örneğin “Ders-ler1-i-m2-i3 tamamladı4-m5’” cümlesinde derslerimi adında (1) no’lu ek çoğulu, (2) no’lu ek iyeliği, (3) no’lu ek yükleme durumunu; tamamladım yükleminde ise (4) no’lu ek görülen geçmiş zamanı, (5) no’lu ek, birinci kişiyi ifade eder.

Eklenme
Sözcüğün yapım eki veya çekim eki almasıdır. Türkçe yalnızca sondan eklemeli bir dil olduğundan eklenme, Türkçede son eklenme şeklinde gerçekleşir. Ancak başka dillerde ön eklenme ve iç eklenme vardır. Örneğin dilimize Batı dillerinden kopyalanmış olan anormal, deşarj; Doğu dillerinden kopyalanmış olan namüsait, bitaraf sözcüklerinde ön eklenme vardır.

İç Değişim
Türkçede çekimler eklenmelerle yapılmaktadır. Ama İngilizce gibi çekimli (bükümlü) kimi dillerde eklenmenin dışında iç değişim adı verilen bir çekim biçimi vardır.
İç değişim, herhangi bir sözcükte ek olmayan bir parçanın sözcükteki başka bir parçanın yerini alarak sözcüğün anlamını değiştirmesi veya çokluk, zaman vb. bildirmesi gibi dil bilgisel bir işlev işaretlemesidir. Örneğin foot ‘ayak’ sözcüğünde oo’un yerine ee’nin eklenmesiyle sözcük çokluk anlamı kazanır, Türkçede ben, sen ve o zamirlerinin yaklaşma durumu eki alması durumunda bana, sana, ona biçimlerini alması biçimsel olarak iç değişime benzemektedir.

Enklitik
Türkçede henüz karşılığı üretilmeyen enklitik terimi, söz dizimsel olarak bağımsız bir sözcük gibi işlevi bulunan, ancak ses bilgisel olarak bir ek gibi görünen sözcüklerdir. Örneğin Türkçe ‘soru eki’ adı verilmesine karşın bağımsız bir sözcük gibi ayrı yazılan mI tipik bir enklitiktir. mI’nın ünlüsü kendisinden önceki sözcüğün son ünlüsüne göre art veya ön, düz veya yuvarlak olur. dA edatı da enklitiktir. dA edatının sık sık pek de yerine pekte şeklinde yazılması ciddi bir yazım yanlışı olmasına karşın, oldukça yaygındır.

SÖZCÜK YAPIMI
Eklemeli bir dil olan Türkçenin söz varlığı önemli ölçüde türetme ve birleştirme yoluyla yapılan sözcüklerden oluşur. Ancak, özellikle Batı dillerinin etkisiyle, diğer yollarla da sözcükler yapılmaktadır. Türkçe diğer dillerde olduğu gibi, sonsuz sayıda sözcük üretme yetisine sahiptir. Dil, bir yandan üreticilik, öte yandan yaratıcılık niteliklerine sahip bir sistemdir.
Sözcük yapımı ile ilgili başlıca yollar şu şekilde sıralanabilir:
• Birleştirme
• Türetme
• Kalıplaşma
• Örnekseme
• Kırpma
• Karma
• Kısaltma
• Kasıtlı yaratma
• Derleme
• Tarama
• Genelleşme
• Kopyalama

Birleştirme
İki veya daha fazla sözcüğün bir araya gelerek ad veya eylem türünde sözcük oluşturmasıdır. Birleşik sözcükte anlamı ve sözcük türünü belirleyen ögeye asıl öge adı verilir. Birleştirmelerin çoğunda asıl öge, sondaki veya sağdaki sözcüktür. Birleşen ögeler arasında yalnızca yapı bakımından değil vurgu, süre vb. bakımlardan da ilişkiler vardır. Örneğin, karatavuk ‘tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş’ ile kara tavuk ‘kara tüylü tavuk’ örneklerinden ilkinde, bileşenler arasında boşluk ve süre yoktur, öbeğin vurgusu ikinci sözcüğün üzerindedir. İkinci örnekte ise bileşenler arasında boşluk ve süre vardır, öbek vurgusu ilk sözcüğün üzerindedir.
Birleştirmeler yazıda açık öğretim, arz etmek vb. ayrı; güneybatı, şükretmek vb. bitişik ya da isim-fiil, sıfat-fiil, Fen-Edebiyat Fakültesi, Osmanlıca metinlerde gül-rū, bed-lika vb. kısa çizgiyle gösterilir. Son dönemlerde Batı dillerinden özellikle İngilizceden aynen kopyalanan by-pass, check-in sözcüklerindeki kısa çizgi Türkçe yazıma da girmiştir. Birleştirmelerin ayrı ya da bitişik yazılması, Türk yazımının 1928’den, Harf Devrimi’nden bu yana çözemediği önemli bir sorundur.

Türetme
Türetme, herhangi bir tabana eklenen yapım ekleri aracılığıyla anlam ve/veya tür bakımından farklı yeni sözcüklerin yapımıdır. Örneğin birikim sözcüğünün kökü bir ‘1’ ismidir. Bu kökten -(i)k- ekiyle birik- eylemi türemiş, ardından birik- tabanına gelen -(i)m ekiyle eylem yeni anlamda bir ada dönüşmüştür.
Kuşkusuz ekler sözcüklere gelişigüzel eklenemez. Eklenmeyle ilgili olarak ettirgenlik çatısı -Ir-’ın tek heceli eylemlere gelebilmesi gibi ses bilgisel ve biçim bilgisel; evli ‘evlenmiş olan’ sözcüğünün karşıt anlamının bekâr sözcüğü tarafından bloke edilmesi gibi sözlüksel kimi sınırlamalar vardır. ‘Evi olan’ anlamındaki evli sözcüğünün karşıt anlamlısı evsiz’dir.


Kalıplaşma
Çekim ekleri hatta cümleler kimi zaman kendi işlevlerinin ve görevlerinin dışında, yeni anlamlar kazanabilir; buna kalıplaşma adı verilir: birden (< bir-den), çıktı (< çık-tı), gecekondu (< gece kondu), imambayıldı (< imam + bayıldı), tanıdık (< tanıdık), toptan (< top-tan), Türkçe (< Türk-çe), uydu (< uy-du), yakacak (< yakacak), yazar (< yaz-ar), yüzde (< yüz-de). Bu örneklerde ad ve eylem çekim ekleri, sözcük grupları hatta cümleler kalıplaşarak yeni sözcükler oluşturmuşlardır.

Örnekseme
Örnekseme, özellikle ses ve biçim bakımından yabancı sözcükleri model alarak yerli biçimbirimlerle sözcük üretilmesidir. Burada kaynak dildeki sözcüklere benzetmek esas olduğundan sözcük yapım ilkeleri zaman zaman ihmal edilir: belleten (krş. Fr. bulletin), genel (krş. Fr. général), imge (krş. Fr. image), okul (krş. Fr. école), ordonat (krş. Fr. Ordonance) gibi.

Kırpma
Kimi zaman, bir sözcüğün ilk hecesi ya da bir bölümü ile anlam kaybı olmadan aynı kavram ifade edilebilir. Kırpma, çok heceli bir sözcüğün bir veya daha fazla hecesini kaldırarak yeni sözcük oluşturma yoludur: kilo (< kilogram), motel (< motor otel), pop (< popüler), santim (< santimetre) vb. İsmi niteleyen sıfatın, bir süre sonra adın kullanımdan düşmesiyle adın anlamını da üstlenmesi sonucunda meydana gelen tükenmez (kalem) vb. örnekler de bir tür kırpma sayılabilir.

Karma
Karma, iki sözcüğün hecelerini ya da parçalarını, genellikle ilk bileşenin birinci, ikinci bileşenin ikinci parçasını bir araya getirerek yeni sözcük oluşturma yoludur. arge (< araştırma + geliştirme), ordonat (< ordu + donatım), eltel (< el + telefonu) vb. Karmada bileşenler biçim bilgisel ögeler değildir.

Kısaltma (Akronim)
Kısaltma, sözcüklerin ilk harflerinin tamamının veya bir bölümünün bir araya getirilmesi ile oluşturulur: TED (< Türk Eğitim Derneği) vb. Bazen de, kesin bir kurala bağlı olmaksızın sözcüklerin ilk heceleri ya da ilk sesleriyle de karmaya benzer şekilde sözcükler oluşturulur: ASELSAN (< Askerî Elektronik Sanayii), BAĞ-KUR (< Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu), ODTÜ (< Orta Doğu Teknik Üniversitesi), SEKA (< Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu), TARİŞ (< Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) vb. Sözcüklerin baş harflerinin bir araya getirilmesiyle oluşan kısaltmaların bir bölümü, bir süre sonra dilin söz varlığına sözcük olarak katılabilir. İngilizceden Türkçeye kopyalanan lazer sözcüğü de İngilizce LASER (< İng. Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) kısaltmasından adlaşmıştır.

Kasıtlı Yaratma (Uydurma)
Birleştirme, türetme vb. herhangi bir biçim bilgisel ögeden ve/veya kuraldan yararlanmaksızın yeni bir sözcüğün oluşturulmasıdır. Batı dillerinde Asus, gaz, Google, Kodak, robot gibi marka ve tür adları dâhil, bu tür sözcükler vardır. Türkçede özellikle 1930’lu yıllardan itibaren üretilen ve Türkçeye mal olmuş bayan, koşul, uygar vb. sözcükleri sıralayabiliriz. Koşul, özgür, uygar sözcüklerinin türetilişini, bay, bayan sözcüklerinin bugünkü kullanımlarını açıklayabilecek herhangi bir bilimsel bilgi yoktur.

Derleme
Derleme, yazı dilinde unutulduğu için kullanılmayan ve ağızların söz varlığında bulunan sözcüklerin yazı diline kazandırılmasıdır. Türk Dil Devrimi ile halk ağızlarından yapılan derlemelerde TDK tarafından yazı diline alan, araç, asalak, denetlemek, deprenmek, doruk, güleç, güney, onarmak, ödül, umarsız, ürün, yozlaşmak gibi pek çok sözcük kazandırılmıştır.

Tarama
Tarama, yazı dilinde unutulduğu için kullanılmayan veya genellikle yerlerini yabancı kökenli sözcüklerin aldığı tarihsel kaynaklardaki sözcüklerin tekrar yazı diline kazandırılmasıdır. TDK tarafından Türk Dil Devrimi ile yazı diline kazandırılan kimi sözcükler şu şekildedir: aklamak, arıtmak, ayrıksı, başkan, görkem, köken, nesne, nitelik, nicelik, sonuç, tanık, tartışmak, tümen, yargı, yasa, yöre vb.


Genelleşme
Başlangıçta kişi adı, marka adı vb. özel ad olan sözcükler genelleşerek belirli bir türün genel adı hâline gelebilir. Türkçede jilet (tıraş bıçağı yapımcısı İngiliz Gilette’in adından), neskafe (tescilli Nescafe ürün adından) sanayağı (marka adından), selpak (marka adından), vimlemek (marka adından) gibi özel adlar bu yolla dilin söz varlığına girmiş, ancak bu tür sözcüklerin bir bölümüne Türkçe Sözlük’te çeşitli nedenlerle yer verilmemiştir.

Kopyalama (Ödünçleme, Alıntı)
Yukarıdaki yolların dışında, dilin söz varlığını geliştirmenin bir başka yolu da kopyalamadır. Kopyalamanın yönü; zaman, dilin aracı olduğu kültür ve uygarlığın siyasî, askerî, ekonomik vb. durumuna göre değişebilmektedir. Kopyalamalar kaynak dilden ya doğrudan ya da aracı diller aracılığıyla yapılmaktadır. Örneğin ahtapot, körfez, demet Rumcadan; futbol, egzoz, damper İngilizceden; derya, arzu, müjgân Farsçadan; makosen, domates, patates Amerikan yerlilerinin dillerinden dolaylı olarak ödünçlenmiştir.

SÖZCÜKLERİN SINIFLANDIRILMASI
Sözcüklerin sınıflandırılması bir bakıma dil çalışmalarının temelidir. Ancak henüz sözcük kavramının eksiksiz bir tanımını yapabilmiş değiliz. Dil bilimciler sözcüğü, kısaca ‘en küçük serbest biçim’ sözleriyle de tanımlar. Bu tanım, sözcüğün tek başına cümle kurabilen ve en az bir bağımsız biçimbirimden oluşan bir birim olduğunu ifade ediyor. Ancak özel durumlarda bu tanım dahi yeterli olmayabilir.
Sözcüklerin sınıflandırılması Eski Hint ve Eski Yunan dönemlerinden bu yana düşünürlerin, bilim insanlarının uğraş alanlarından biri olmuştur. Eflatun sözcükleri onoma ve rema, yani ad ve eylem olmak üzere ikiye ayırmıştı. Bugün kullandığımız görevsel sözcük sınıflandırma sistemi MÖ 2. ve 1. yüzyıllarda yaşayan Yunanlı D. Thrax’ın Dil Bilgisi Sanatı adlı çalışmasına dayalıdır. Thrax bu çalışmada sözcükleri ad, zamir, eylem, zarf, bağlaç vb. sekize ayırmıştı. Bu sınıflandırma Latinceye, oradan Batı dillerine, Batı dillerinden J. Deny’nin yazdığı dil bilgisi ile 20.yüzyılın başında Türkçenin gramerine aktarılmıştır.

Anlam Bakımından Sözcüklerin Sınıflandırılması
Bu sınıflandırma türü de diğer sınıflandırmalarda olduğu gibi oldukça karmaşıktır. Sözcükler söz dizimine girdiği zaman sözlükteki anlamlarından az çok farklı, kendi aralarındaki yapısal ilişkiye uygun anlamlar kazanırlar. En geniş hacimli sözlükler bile bir dildeki sözcüklerin anlamını bütünüyle yansıtamaz.

Temel anlam: Bir sözcüğün başlangıçta yansıttığı, ilk ve asıl kavrama temel anlam adı verilir. Örneğin, göz görmeye yarayan organın adıdır.

Yan anlam (ikincil anlam): Sözcüğün, temel anlamla ilişkili edindiği bir başka anlam, yansıttığı yeni bir kavramdır. Göz sözcüğünün masanın gözü örneğinde olduğu gibi çekmece anlamında kullanılması bir yan anlam örneğidir.

Mecaz anlam: Mecazlar (metafor), bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda, başka bir sözcüğün yerine kullanılan sözlerdir. Mecazlarda sözcük, sözlük anlamının tamamen dışında ancak onunla ilintilidir. Kalbim kırıldı cümlesinde kırılmak mecazi anlamda kullanılmıştır.

Terimler: Çeşitli bilim, sanat ve meslek alanlarında kullanılan özel anlamlı sözcüklerdir. Yazı dilinin kimi sözcükleri bilim, sanat, spor vb. alanlarda özel anlamlar kazanır ve terim olarak kullanılır (krş. jargon).

Argo: Toplum içinde bir kesimin ya da belli grupların farklı bir biçimde anlaşmayı sağlamak için oluşturdukları özel bir dildir. Argo her ülkede ve her dilde görülen bir alt dildir.

Aktarma: Sözcüğün dile getirdiği kavramla, bir başka kavram arasında çoğu kez benzetme yoluyla bir ilişki kurarak sözcüğün anlamını o kavrama aktarma olayıdır. Kremlin sözcüğünün Rusya Federasyonu yönetiminin yerine kullanılması gibi.

Çok anlamlı: Aynı sözcüğün birbiriyle ilgili, örneğin açık sözcüğünün açık kapı, açık kadro, açık deniz vb. farklı kavramları ifade etmesidir.


Eş ve yakın anlamlı: Kara ve siyah, bık- ve usan-, gönder- ve yolla- gibi farklı sözcüklerin aynı kavramı ya da eylemi yansıtmasıdır. Eş anlamlılıkta sözcükler anlamca birbirine yakın olmasına karşın, dilde salt eş anlamlılık söz konusu olamaz.
Eş anlamlı sözcükler, aralarında anlamca ilgi ve bağıntı bulunmayan kara ‘renk adı’, kara ‘toprak’ gibi eş sesli sözcüklerle karıştırılmamalıdır.

Karşıt anlamlı: İyi x kötü, gece x gündüz gibi anlam bakımından birbirine karşıt sözcüklerdir. Karşıt anlamlı sözcükler gece ve gündüz gibi birbirlerini tamamlayıcı olabilir.

Çağrıştırma anlamı: Herhangi bir sözcüğün akla getirdiği diğer bir anlam veya sözcüktür. Örneğin, führer sözcüğünün Hitler ’i çağrıştırması gibi.

Yerlileştirme (halk etimolojisi): Halkın, anlamını bilmediği ya da unuttuğu bir sözcüğü ses ve anlam akımından kendi dilinin sözcüklerinden birine benzetmesidir.
Çorum sözcüğünün, çoğu Rum’dan, İstanbul’un İslam ve bol sözcüklerinden geldiği açıklaması birer yerlileştirme etimolojisi örneğidir.

Tür ve Görev Bakımından Sözcüklerin Sınıflandırılması
Türkçede sözcükler geleneksel olarak ad, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem ve eylem olmak üzere sekiz türde toplanmaktadır. Arap dilciliğinin dolaylı etkisiyle sözcükleri adlar, eylemler ve edatlar şeklinde üçe ayıran görüşler de mevcuttur.
Adlar, sıfatlar, zamirler, zarflar ve ünlemler ad soylu sözcüklerdir, ad çekim ekleri alabilirler. İsimlerin, eylemlerin ve zamirlerin dışındaki sözcük türlerinin sınıflandırılması Türk dil bilgisinin önemli sorunlarından biridir. Bunda eklenme yoluyla çekimlenen Türk dilinde, deyim yerindeyse yükün önemli ölçüde çekim ekleri tarafından taşınması, sözcüklerin gerçek işlevlerini ancak söz diziminde kazanmaları bir etken olabilir.
Sözcük türleri içinde edatların anlamsız, görevli ve işlevli sözcükler olduğu yargısı tam olarak gerçeği yansıtmaz. Nitekim Türkçe Sözlük’te gibi edatına yer verilmiş ve bu edatın dört farklı anlamının bulunduğu örnekleriyle gösterilmiştir. Ancak edatların anlamları tek başlarına değil, oluşturdukları öbeklerde ortaya çıkar. Türkçenin başka dillerden zamirler dışında bütün sözcük türlerinden kopya yaptığını görüyoruz. Ancak üçüncü şahıs zamirlerinin kökeni karmaşıktır.

Adlar: Türkçede, adlarda Arapça, Fransızca, İngilizce vb. pek çok dilin aksine dil bilgisel erillik, dişillik özelliği yoktur. Ancak Arapçadan müdir-müdire, Fransızcadan şantöz-şantör gibi erillik-dişillik ayrımı bulunan sözcükler kopyalanmıştır.
Türkçe adlar çoğul yapılırken tamlanan ad çoğul eki almaz. Beşevler, Kırk Haramiler, Yedi Cüceler, Yedi Uyurlar vb. yer adları, efsaneler, masallar gibi istisnalar vardır. Arapçadan ve Farsçadan bazı çokluk gösteren sözcükler ve ekler de kopyalanmıştır. Örneğin Arapça kökenli eşya, evlat, talebe, ulema gibi Türkçede tekil olarak kullanılan, ancak aslında çoğul olan sözcükler ile ebeveyn, tarafeyn gibi ikilik bildiren ve yine Arapça Türkiyat, hayvanat gibi -ât çokluk eki bulunan sözcükler dilimize girmiştir.

Sıfatlar: Adları çeşitli yönlerden niteleyen veya belirten sözcüklerdir. Dolayısıyla sıfatları büyük, sıcak, tatlı, yeşil vb. varlık ve kavramların niteliklerini gösteren niteleme sıfatları ve varlık ve kavramları işaret (bu, şu, o), sayı (bir, birinci, birer, beşte bir vb.), soru (kaç, kaçıncı, kaçar vb.), belirsizlik (birkaç, bütün, hiçbir vb.) bakımından niteleyen belirtme sıfatları olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
Türkçede ad ve sıfat arasında kesin bir ayrım yoktur. Sıfatlar herhangi bir sözcüğü nitelemedikleri zaman ad durum eklerini alabilirler, yani ad olurlar. Birçok dilin aksine Türkçede sıfatların evli, saygılı; bilgisiz örneklerindeki -lI ve -sIz ekleri vb. yapıların dışında özel biçimleri yoktur. Bu yapılar da ad gibi kullanılabilir.
Ancak Arapçadan kopyalanan nispet î’si bulunan dinî, millî, resmî vb. sıfatlar ile Batı dillerinden kopyalanan analitik, demokratik, septik ; kültürel vb. sıfatlar ad gibi kullanılmaz.
Sıfatlarda karşılaştırma güzelce < güzel < daha güzel < en güzel örneklerinde görüldüğü gibi daha ve en zarflarıyla yapılır. Sıfatların bir alt derecesi ise eşitlik durumu eki -CA ile yapılır. Arapçadan ‘daha iyi’ karşılığında ehven, ‘daha gerekli’ karşılığında elzem vb. karşılaştırma ifade eden kopyalar da vardır.

Zarflar: Zarflar; eylemlerin, sıfatların ya da başka zarfların önüne gelerek onları yer, zaman, durum, ölçü ve soru bakımından niteleyen, açıklayan sözcüklerdir. Zarflar, ad soyundan gelen genel anlamlı sözcüklerin anlamlarını daraltır, sınırlar; zarflar yüklemle doğrudan ilişkilidir.


Zarflar zaman (dün, bugün, şimdi), yer ve yön (ileri, geri, içeri, dışarı, yakın, uzak), niteleme ve tarz/durum (iyi, kötü, böyle, şöyle, akıllıca), azlık-çokluk/ölçü (en, daha, pek, çok), soru (acaba, niçin) bakımlarından sınıflandırılır. Kalıplaşmış, yapım eki niteliği kazanmış özel durumlar dışında, zarfların ad çekim ekleri almadığı görülüyor.

Zamirler: Zamirler, geleneksel dil bilgisinde bir adın veya ad öbeğinin yerini tutabilen ad soylu sözcüklerdir. Örneğin, “Son sınıf öğrencileri diplomalarını almak üzere biz öğretim üyelerini bekliyorlardı.” cümlesinde ‘son sınıf öğrencileri’ öbeği yerine onlar, ‘biz öğretim üyelerini’ yerine bizi zamirleri kullanılabilir. Aitlik eki -ki bulunan seninki vb. yapılar da cümlede zamir işlevi kazanabilir.

Zamirler; şahıs zamirleri (ben, sen, o vd.), işaret zamirleri (bu, şu, o; bunlar, şunlar, onlar), belirsizlik zamirleri (bazısı, birçoğu, birkaçı, diğeri, herkes, öbürü vb.), soru zamirleri (kim, ne, hangi, kaçı, kaçınız vb.) olmak üzere dörde ayrılır.
Türkçede yüklemin ifade ettiği işin yükleme döndüğünü gösteren ve bu yolla özneyi vurgulayan dönüşlülük zamiri kendi, kendim, kendin, kendi/kendisi vb. iyelik ekleriyle çekimlenir.

Edatlar: Kendilerinden önceki ad soylu sözcüklere yalın (başka, gibi, içre, ile, üzere), yaklaşma (doğru, göre, kadar, ilişkin, karşı, rağmen), uzaklaşma (başka, beri, bu yana, dolayı, itibaren, önce, sonra), ilgi (gibi, için, ile, kadar) vb. ad durum ekleriyle bağlanarak cümle ögesi olabilen veya diğer sözcük ve sözcük öbekleriyle ilişki kuran, anlamdan çok görev yönü ağırlıkta olan çekimsiz sözcüklerdir: kum gibi, cihan içre; akşama doğru, konuya ilişkin; senin gibi, onun kadar; dünden itibaren, sabahtan beri vb.

Bağlaçlar: Bağlaçlar sözcükleri veya cümle ögelerini birbirine bağlayan çekimsiz sözcüklerdir. Bağlaçlar sıralama (ve, ile), denkleştirme (veya, veyahut, yahut), karşılaştırma (dA... dA, hem... hem, ya... ya) ifade edebilir. Cümle başı bağlaçları (ancak, fakat, hatta, lakin, yalnız vd.) aralarında bulunduğu cümleleri birbirine bağlar. Sona gelen bağlaçlar da (bile, da, dahi, ise, ya) aynı şekilde sözcükleri, sözcük öbeklerini ve cümleleri birbirine bağlar. Bağlaçlar, edatlar gibi anlamdan çok, görev ve işlev sözcükleridir.

Ünlemler: Diğer sözcük ya da sözcük öbekleriyle doğrudan söz dizimsel ilişkisi bulunmayan ve çekime girmeyen ‘aşırı ve ani’ duygu (ah, vah), seslenme (bre, hey, yahu), sorma (hani, niçin), gösterme (işte), cevap (evet, hayır, yok) vb. ifade eden veya doğa seslerini taklit eden (çat, fıs, pat) sözcüklerdir.
‘Allah!, Oğlum!’ örneklerindeki gibi diğer sözcük türleri de ünlem olarak kullanılabilir. Ünlemlerin bir bölümünün adlara yakın olduğunu, çekim ve yapım eki alabildiklerini biliyoruz.

Eylemler: Eylemleri kısaca cümlede yüklem görevinde bulunabilen sözcükler olarak tanımlayabiliriz. Geleneksel tanımıyla eylemler yapma, olma vb. bildiren sözcüklerdir. Daha ayrıntılı bir tanımla, eylemler cümle içinde sayı, görünüm, kişi, kip, çatı kavramlarını taşıyabilen sözcüklerdir. Adları yüklemleştiren ekler de aslında art zamanlı olarak eylemdir.
Eylemler nesne alıp almamalarına göre geçişli ve geçişsiz olarak ikiye ayrılır. Nesne alanlara geçişli eylem, almayanlara geçişsiz eylem adı verilir. (ev/evi) bul-, (su/suyu) iç- eylemleri geçişli, gül, uyu- eylemleri ise “ne/neyi, kim/kimi, nere/nereyi” sorularına cevap veremeyen, yani nesne alamayan geçişsiz eylemlerdir.
Aslında geçişsiz olan koş-, yüz- vb. kimi eylemler Yüz metreyi on beş saniyede koştu, Elli metreyi yirmi saniyede yüzdü vb. örneklerde olduğu gibi spor terminolojisinde geçişli olarak da kullanılabilmektedir.

TÜRKÇENİN EKLERİ
Sözcükleri çok genel olarak adlar ve eylemler, ekleri de yapım (türetim) ve çekim ekleri olarak sınıflandırdığımızda eklemeli bir dil olan Türkçenin yapı ve işleyiş sistemini ana çizgileri ile değerlendirmeye başlayabiliriz.
Ad ve eylem yapım ekleri oyun adından oyna-, bil- eyleminden bilgi örneğindeki gibi, sözcüklerden yeni anlamda aynı ve farklı türde yeni sözcükler oluşturan eklerdir.
Ad ve eylem çekim ekleri ise, yeni kelimeler yapmayan, ancak çekime girebilen sözcüklerin sonuna gelerek dil bilgisel işlevi belirleyen eklerdir. Örneğin anne-ler-i-miz-e sözcüğünde anne tabanına gelen ekler sırasıyla ad çekim eklerinden çokluk, iyelik ve yaklaşma hâli ekleridir.

Yapım Ekleri
Sözcüğün anlamını ve biçimini değiştiren eklerdir. Yeni sözcüklerin yapımında çok kullanılan veya çok sayıda sözcükte bulunan eklere işlek ekler denir. Ekin işlekliği sözcük türetiminde, sık kullanılmasıyla ilişkilidir. Eklerin bir bölümü çok az sayıda sözcükte bulunur.
Yalnız bir sözcükte bulunan eklere tek örnek adı verilir. Örneğin -mAk (gelmek, koşmak vb.) bütün eylemlere gelebilir, ancak katmer ‘bir şeyi oluşturan katlardan her biri’ sözcüğünde yer alan -mer eki, ölçünlü dilde başka bir sözcükte görülmez.

Türkçede yer alan yapım ekleri şu şekildedir:

Addan Ad Yapma Ekleri
-A: beze (şişkinlik), çağa, gece, göze, tüze; ilke (?), komuta. -aç: kıraç, topaç, bakraç; -Ak: başak, yanak, solak, benek. -Al: güzel. -Al: genel, özel, tümel, ulusal, yerel. -AlAk: kozalak, topalak. -Am: gizem, görkem, önem. -An1: eren, kızan, oğlan, köken. -An: belen, tozan. -ArI: dışarı, içeri. -arık: pusarık. -Aş: adaş, güneş (?). -(ş)Ar: üçer, beşer. -At: başat, gölet, özet. -Ay: düzey, güney, kolay, yüzey; -Az: ayaz, genez. -CA: karaca, akçe, Türkçe. -cAğIz: çocukcağız, kızcağız. -cAk: büyücek, yavrucak. -cel: güncel, öncel. -CI: evci, savcı, gözcü, avcı. -CIk: dipçik, kılçık, ufacık. -CIl: insancıl, evcil, otçul. -cIlAyIn: bencileyin, sencileyin. -ç: anaç, ataç, ortaç bk. -Aç. -çA: ilçe, tarihçe (< Far. -çe). -çak: kolçak, ayakçak. -çek: gökçek. -çın: balıkçın, ayakçın. -DA: elde, sözde, gözde. -dak: bıngıldak, kıkırdak. -DAm: erdem, gündem, yordam, yöntem. -DAn: toptan, neden, içten. -DAş: yoldaş, evdeş. -DIrIk: boyunduruk, eğindirik. -diven: eldiven (< Far.). -düz: gündüz. -enek: gözenek. -GA: başka, belge, imge, özge. -GAn: başkan, yedigen, yelken. -GI: gözgü, iyi (<< ET edgü). -gIl: Ahmetgil, annemgil. -gIn: elgin. -k: balak, kabuk, topuk. -kek: erkek (?). -ki: akşamki, yarınki. -(I)l: ardıl, çoğul, gizil, kızıl, kumul, tekil, yeşil. -lA: kışla, tuzla, yayla. -lAk: dişlek, ödlek, kışlak, sulak. -lan: aslan, kaplan, sırtlan, yılan (?). -lAyIn: akşamleyin, sabahleyin. -lI: evli, atlı. -lI...-lI: geceli gündüzlü, irili ufaklı. -lIk: bataklık, taşlık, tuzluk. -m: begüm, betim, birim, hanım, yüküm(lü). -mAç: dilmaç. -mAn: akman, dikmen, egemen, gökmen, kocaman, Türkmen. -mer: katmer. -mık: acımık, karamık. -msAr: iyimser, karamsar. -msI: sarımsı, mavimsi. -mtIl: sarı mtıl, acımtıl, göğümtül. -mtırak: sarımtırak, mavimtırak. -n: yazın, ilkin, kışın; üstün, yeğin, zorun(lu), -n: odun. -ncI: birinci, ikinci, altıncı. -rA: taşra, üzre, içre, sonra. -rAk: küçürek, ufarak. -sAk: susak, tümsek, ıraksak. -sAl: kutsal, bölgesel, kumsal. -sI: bulutsu, çocuksu. -sIk: yüksük. -sIl: varsıl, yoksul. -sun: yoksun. -sIz: tatsız, tuzsuz, yolsuz. -ş: Aliş, maviş, minnoş. -şın: akşın, karaşın, sarışın. -(I)t: belit, eşit, karşıt, yaşıt. -tay: Danıştay, kurultay, Sayıştay. -tI: cızırtı, çatırtı, gürültü. -z: beniz, *biz, *siz, ikiz, üçüz vb.

Addan Eylem Yapma Ekleri
-A-: kana-, oyna-, türe-. -A-: beze-, boşa-. -Al-: azal-, bun-al-, çoğal-, düzel-. -An-: gücen-, utan-. -Ar-1: ar(a)-ar-, kız-ar-, mor-ar-. -Ar-: başar-, ever-, onar-, suvar-. -Aş-: güreş-, yanaş-. -DA-: aldat-, iste- (< izde-). -DA-: çatırda-, parılda-, şırılda-. -I-: ağrı- (< ağır-ı-), taşı-, sakın-. -ı-: sak-ı-(n)- (< ET sak + ı + n-), taşı (< ET taş-ı-). -k-: acık-, birik-, gecik-, gözük-. -kIr-: fışkır-, hıçkır-, püskür-. -l-: incel-, kı- sal-, küçül-, sivril-. -lA(n)-: anla-, avlan-, evlen-, gizle-, yolla-. -msA-: azımsa-, küçümse-. -r-: belir-, delir-. -rgA-: esirge-, yadırga-. -sA-: boğasa- (ağız), önemse-, susa-. -sIn-: gereksin-, yüksün-.

Eylemden Ad Yapma Ekleri
Eylemden ad yapma ekleri, eylem kök ya da gövdelerinden, köken anlamıyla bağlantılı yeni ad gövdeleri yapan eklerdir. Bu eklerden bir bölümü çok yaygın biçimde tüm eylem köklerine gelebilirken, yayvan ve kaypak örneklerinde olduğu gibi, bir bölümü de yalnızca bir ya da birkaç sözcükte görülür.
-(A)nAk: değ(e)nek, görenek, olanak. -(A)v: görev, işlev, ödev, sınav. -(A)y: dikey, düşey, olay, deney. -AcAk: gelecek, giyecek, yakacak. -AcAn: evecen, sevecen. -Aç: büyüteç, sarkaç. -AGAn: durağan, gezegen, olağan. -AGI: kaşağı, yapağı. -Ak: binek, dönek, sapak, uçak. -AlAk: asalak, çökelek, yatalak. -AlgA: bitelge, çizelge, konalga. -Am: dönem, kuram, tutam. -AmAç: dönemeç, tutamaç. -AmAk: basamak, tutamak. -AmIk: bozamık. -An: bakan, düzen, kapan. -Ar/-r: gider, gelir, yazar. -ArI: göçeri, uçarı. -AsI: giysi (< giyesi), olası, veresi(ye). -bAç: dolambaç, saklambaç. -CA: dinlence, düşünce, eğlence. -cAk: erincek (hlk.), salıncak. -ceme: sürünceme. -daç: andaç. -DI: çıktı, girdi, pişti, uydu. -dıç: andıç. -DIk: bildik, tanıdık. -dırak: kaydırak. -ebe: göçebe. -GA: bilge, bölge, süpürge. -GAç: kıskaç, süzgeç, yüzgeç. -GAn: çekingen, kaygan. -GI: bilgi, olgu, sevgi. -GIç: dalgıç, bilgiç. -GIn: bilgin, etkin, vurgun. -güt: örgüt. -I: ayrı, doğu, sancı, yazı. -IcI: alıcı, verici, yanıcı. -Iş: bakış, geçiş, uçuş. -k: açık, delik, dilek. -m: bilim, bölüm, kurum. -mA: bölme, inme, kuşatma. -mAcA: bulmaca, gülmece. -mAç: demeç, yırtmaç. -mAk: çakmak, ilmek, yemek. -mAn: azman, eğitmen, öğretmen. -mAz: *aymaz, tükenmez, yaramaz. -mIk: ilmik, kıymık, kusmuk. -mUr: kömür, yağmur. -mIş: dolmuş, Durmuş, ermiş. -n: akın, ekin, yığın. -nç: bilinç, direnç, sevinç. -ntI: çıkıntı, döküntü, saplantı. -pak: kaypak. -sAl: görsel, işitsel, uysal. -sI: sinsi, tütsü. -ş: bağdaş, tanış, oynaş. -t: anıt, geçit, taşıt, umut. -van: yayvan.


Eylemden Eylem Yapma Ekleri (Eylemlerde Çatı)
Çatı ekleri, eylemden eylem yapan ekler, yani eylem tabanlarına gelerek yeni eylemler yapan özel söz dizimsel işlevleri bulunan yapılar olarak tanımlanabilir.
Çatı ekleri cümle içinde yüklemin özne veya nesne ile ilişkisini belirler. Çatıları çok genel olarak bir cümlede yüklemin gösterdiği eylemin özne tarafından yapıldığını gösteren etken çatı ve cümlenin dil bilgisel (sözde) öznesinin yüklemin bildirdiği eylemden etkilendiğini veya eylemin hedefi olduğunu gösteren edilgen çatı olarak ikiye ayırabiliriz. Duvarları boyadı etken çatı, Duvarlar boyandı cümlesi ise edilgen çatı örnekleridir. Dönüşlü, edilgen, işteş, ettirgen çatılar vb. daha ayrıntılı bir sınıflandırma da yapabiliriz. Dönüşlü, edilgen, işteş çatılar özneye, ettirgen çatılar ise nesneye yöneliktir.

Fiilde Çatı Ekleri
Yalın
-
Edilgen
-l-/-n-
Dönüşlü
-l-/-n-
Karşılıklı
-ş-
Ettirgen
-dir-/-t-/-r-
Olumsuz
-me-

Diğer çatılar: Yukarıdakilerden başka daha az sayıda eyleme gelen veya bazı eylemlerde donmuş olarak kalan kuvvetlendirme çatıları ile sıklık çatılarından da söz edebiliriz. tık- > tıka-, kaz- > kazı-, bur- > burk-, ko- > koy- eylemlerindeki -a-, -ı-, -k-, -y- ekleri eylemlerin anlamını daha belirgin, daha güçlü hâle getiren kuvvetlendirme çatılarıdır.
- AlA-: ov- > ovala-, silk- > silkele-; -IştIr-: serp- > serpiştir-, ovuştur-; -klA-, sür- > sürükle-, say- > sayıkla- vb. ekler ise eylemin ardı ardına yapıldığını gösteren sıklık çatılarıdır.

Çekim Ekleri (Ad ve Eylem Çekimi)
Çekim ekleri, eylem ya da ad soylu sözcüklere gelerek bağlı oldukları sözcük öbeklerine göre, sözcükler arasında durum, iyelik, çokluk, kip, zaman, kişi, sayı vb. geçici ilişkiler kuran, görevsel bağımlı biçimbirimlerdir. Çekim ekleri, eklendikleri sözcüklere herhangi bir yeni anlam katmaz, yalnızca onlara işleklik kazandırır. Ancak seyrek de olsa, sıfat-fiiller gibi bir ekin yapım veya çekim olup olmadığı konusunda karar vermek güç olabilir.
Çekim ekleri kendi aralarında ad çekim ekleri ve eylem çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır.

Ad Çekim Ekleri
Ad ya da ad soylu sözcüklere ad çekim eklerinin, yani durum, iyelik, çoğul, soru ve aitlik eklerinin eklenmesine ad çekimi adı verilir. Örneğin ev sözcüğü söz diziminde ev-e (durum eki), ev-im (iyelik eki), ev-ler (çoğul eki), ev mi?, ev-deki (aitlik eki) farklı ekler alarak çekime girer. Ad çekim ekleri şunlardır:
Durum (hâl) ekleri:
Ad durum eki
İşlevi
Örnek

Yalın durum (nominatif)
ev
-A
Yaklaşma durumu (datif)
ev -e
-DA
Bulunma durumu (lokatif)
ev -de
-DAn
Uzaklaşma (ayrılma, çıkma durumu), (ablatif)
ev -den
-In, -nIn
İlgi durumu (genitif)
ev -in
-I, -U
Yükleme/belirtme/nesnedurumu (akuzatif)
ev -i
-CA
Eşitlik durumu (ekvatif)
ev -ce
-lA
Araç durumu (vasıta, enstrümantal)
ev –le
Türkçede sıklıkla kullanılan bu durum eklerinin yanı sıra yapım eki niteliği kazanmış -rA (içre, taşra vb.) gibi tarihî durum ekleri bulunmaktadır.


İyelik ekleri: İyelik ekleri, adın belirttiği nesne ya da kavramın, altı kişiden (ben, sen, o; biz, siz, onlar) birine ait olduğunu gösterir. İyelik eki almış sözcükler, isim tamlamalarında tamlanan ögeyi oluştururlar. İyelik ekleri çokluk eklerinden sonra, durum eklerinden önce gelir.
İyelik eki
Kişi
Örnek
-(I)m
Birinci tekil kişi
kalem-i-m, para-m
-(I)n
İkinci tekil kişi
kalem-i-n, para -n
-(s)I
Üçüncü tekil kişi
kalem-i, para-sı
-(I)mIz
Birinci çoğul kişi
kalem-i-miz, para -mız
-(I)nIz
İkinci çoğul kişi
kalem-i-niz, para -nız
-lAr-I
Üçüncü çoğul kişi
kalem-leri, para -ları

Çoğul (çokluk) eki (-lAr): Çoğul ekleri, sayıca bir’den fazla varlığı, kavramı ifade eden eklerdir. Türkçede sayılabilir adlar/sayılamayan adlar ayrımı yoktur; soyut, somut bütün adlar çoğul eki alabilir. Çoğul ekleri kimi zaman çoğul işlevinden uzaklaşarak aile (Osmanlılar), abartma (dünyalar kadar), zaman (geceleri) vb. farklı anlamları da gösterebilir.

Soru eki (mI, mU): Soru eki eklendiği ada veya ad cümlesine genellikle soru anlamı katan, yazımda ayrı gösterilen, söyleyişte ise ünlü uyumuna giren sözcük ile ek arasında bir dil bilgisel biçim, bilimsel terminolojideki karşılığıyla enklitiktir. Soru eki (mI, mU) kişi ekleriyle çekime girer: Ankaralı mısınız? Okulda değil miyiz? vb. Bir cümlede birden fazla ögeye soru eki getirilemez.

Aitlik eki (-ki): Aitlik eki adlardan zamir ve sıfat türünde adlar yapan, ‘bağlılık, içinde bulunma, aitlik’ anlamları taşıyan bir ektir. -ki aitlik eki sözcüklere yalın (akşamki, yarınki), bulunma (evdeki, yoldaki) ya da ilgi (seninki, bizimki) durumlarından biriyle eklenir. Aitlik eki ad çekim ekleri alabilir.

Ek Eylemler: Ek eylemler, ad soylu sözcüklerin yüklem olarak kullanılmasını, eylem cümlelerinde ise birleşik çekimleri sağlayan eklerdir. Ad soylu sözcüklerin eylem olarak çekiminde birinci ve ikinci kişilerde i-, üçüncü kişinin çekiminde ise -DIr (bildirme eki, koşaç, kopula) ek eylemi kullanılır. Ek eylemin olumsuz biçimi değil ile yapılır.
Eylemlerin çekimi şu şekildedir:
Geniş/şimdiki zaman: Öğrenci-y-im, öğrenci-sin, öğrenci-dir; öğrenci-y-iz, öğrenci-siniz, öğrenci(-dirler)
Görülen/duyulan geçmiş zaman/şart: Ek eylemin geçmiş zaman ve şart kipleri i- eylemi ile çekimlenir. Öğrenci i-dik (öğrenciydik), öğrenci i-miş-i-z (öğrenciymişiz), öğrenci-y-sek (öğrenciysek). Öğrenci imiş isek (öğrenciymişsek) vb.

Eylem Çekim Ekleri
Türkçede eylem, cümlede temel olarak zaman ile birleşik zaman, görünüş, çatı ve kip kategorilerine göre çekime girer.
Eylemde zaman, cümle içinde yüklemin bildirdiği eylemin ilgili olduğu zaman kesitidir. Kip, eylemlerin zaman, kişi ve anlam özelliklerine göre eklerle biçimlenen dil bilgisi kategorisidir. Türkçede kipler esas olarak ikiye ayrılır: haber (bildirme) kipleri ve tasarlama (istek) kipleri. Haber kipleri geniş zaman, şimdiki zaman, (belirli) görülen geçmiş zaman, (belirsiz) duyulan geçmiş zaman ve gelecek zaman; tasarlama kipleri dilek/şart, istek, gereklilik ve emir kiplerinden oluşur. Tarz ise zamanda hareket noktasını konuşanın, konuştuğu andan bir başka zamana aktarmasıyla ortaya çıkar.
Birleşik zaman, yükleme eklenen i- eyleminin geçmiş zamanlarda ve şart kipinde çekimlenmesiyle oluşur. Türkçede dört birleşik zaman vardır: bildirme, öykü (hikâye), söylenti (rivayet), koşul (şart). Örneğin gelmiştik (< gel-miş i-di-k), alacaktık (< al-acak i-di-k) cümlelerinde gel- ve al- eylemleri zaman (-miş ve -ecek), tarz (-ti < -idi) ve kişi eklerini (-k ve -k) alarak çekime girmiştir.
Türkçede yükleme gelen eklerdeki genel sıralama şu şekildedir: Eylem kök veya gövdesi + kip eki + tarz eki + kişi eki.
Örneğin çalışmalıymışım yükleminde çalış- eylem gövdesi, -malı kip eki, -mış tarz eki, -(ı)m ise kişi ekidir.
Kişi ekleri: Kişi ekleri, yüklemin belirttiği işle doğrudan bağlantılı olan kişiyi gösterir. Kişi ekleri zaman ve kip eklerinden sonra gelir. Kendilerinden sonra ancak soru ekini alabilirler. Türkçede Tablo 5.4’te görülen dört tip kişi eki vardır.


KİŞİ EKLERİ
1. Tip
2. Tip
Tekil
-(I)m
-sIn
(-DIr)
-(I)m
-(I)n

Çoğul
-(I)z
-sInIz
-(DIr)lAr
-(I)k
-(I)nIz
-lAr

EKLENDİĞİ KİPLER
Şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman, belirsiz geçmiş zaman
Belirli geçmiş zaman, şart kipi

KİŞİ EKLERİ
3. Tip
4. Tip
Tekil
-(y)Im
-sIn



-sIn
Çoğul
-lIm
-sInIz
-lAr

-(›)n, (I)nIz
-sInlAr

EKLENDİĞİ KİPLER
İstek kipi
Emir kipi

Eylemsiler (Fiilimsiler/Çekimsiz Eylemler)
Geleneksel bir terim olarak söz ya da cümle içinde eylemleri adlaştırdıklarından dolayı ad, adı niteledikleri için sıfat, iki cümleyi bağladığı için bağlaç işlevinde bulunabilen ve yan cümle kurabilen sözcük ya da sözcük öbeklerine eylemsi adı verilir.
Türkçede anlam ve görevlerine göre, zarf-fiiller (ulaçlar), sıfat-fiiller (ortaçlar) ve isim-fiil (fiil ismi, mastar) olmak üzere üç çeşit eylemsi vardır. Eylemsiler Türkçe anlatımın temelini teşkil eden çok önemli ögelerdir.

Sıfat-Fiiller (Ortaç, Partisip, Sıfat-Eylem)
Sıfat-fiiller, eylemlerden geçici sıfat yapmak üzere türetilen ve genellikle kişiye bağlı olmaksızın çekimlenen eylemsilerdir. Sıfat-fiiller, eylem ve sıfatların özelliklerini birlikte gösterir.
Zaman kavramının ön planda olduğu sıfat-fiiller, geçmiş, geniş ve gelecek zaman sıfat-fiilleri olmak üzere üç kategoride değerlendirilebilir.
İşlevi
Sıfat-fiil Eki
Örnek
Geçmiş zaman anlamı
taşıyanlar
-DIk
-mIş
Tanıdık (adam)
Bilmiş (çocuk)
Geniş zaman anlamı
taşıyanlar
-An
-mAz
-r, -Ar
ağlayan (nar), gülen (ayva)
tükenmez (kalem)
oynar (başlık), bakar (kör)
Gelecek zaman anlamı
taşıyanlar
-AcAk
akacak (kan), yakacak (odun)

Zarf-Fiiller (Bağ-Eylem, Ulaç)
Zarf-fiiller eylemlerden geçici olarak türetilen zarf işlevindeki sözcüklerdir. Zarf-fiiller zarf ve eylem özelliklerini birlikte gösterebilir. Zarf-fiillerin diğer bir görevi de asıl eylem ile yardımcı eylemi birleştirerek birleşik eylem yapmalarıdır. Türkiye Türkçesinin belli başlı zarf-fiil ekleri ve işlevleri Tablo 5.6’da gösterilmiştir.


İşlevi
Zarf-fiil
Örnek
Tarz ve bağ anlamı taşıyanlar
-A...-A
-AcAk + iyelik eki + -A
-ArAk
-I
-mAksIzIn
-mAktAnsA
-Ip
sora sora, gide gide
Boş duracağıma (çalışayım)
koşarak, bilerek
soruver (< sor-u + ver)
çalışmaksızın
ölmektense
alıp, koşup
Zaman anlamı taşıyanlar
-DIk + iyelik eki+dA
-(i)ken
-AlI
-IncA
-DI + kişi eki + -AlI
-DI mI
-DIkçA
-mAdAn
-(A)r/-mAz
geldiğimde, öldüğünde,
koşarken (< koşar i-ken)
alalı, gideli
sevince, görünce
gittin gideli
konuştu mu (konuşur)
sevdikçe, yaşadıkça
bilmeden, görmeden
(kuşlar) öter ötmez
Sıfat-fiiller kalıplaşarak ad yapabilirken, hatta tükenmez (kalem) örneğindeki gibi, niteledikleri adın yerine geçebilirken, zarf-fiillerin böyle bir özelliği yoktur.

İsim-Fiiller (Mastarlar)
Mastarlar, eylemlerin herhangi bir zamana, sayıya ya da kişiye bağlı olmayan ve sözlüklerde madde başı olarak yer alan biçimleridir. Bütün eylemlere gelebilen mastarlar eylem değil, addır. İsim-fiiller -mA (bilme, görme, yıkama), -mAk (bilmek, görmek, yıkamak), -Iş (biliş, görüş, yıkayış) ekleriyle yapılır.

SÖZ DİZİMİ (CÜMLE BİLGİSİ)
Söz dizimi veya Batı dillerinden kopyalanan karşılığıyla sentaks, cümle içinde yer alan sözcüklerin ve sözcük öbeklerinin düzenlenmesiyle ilgili esasları, cümle türlerini ele alan dil bilgisi dalıdır. Söz dizimi yerine cümle bilgisi/tümce bilgisi terimleri de kullanılmaktadır.
Cümlenin yapısı, sözlerin dizilişiyle ilgili kurallar henüz bütünüyle ortaya konulamamıştır. Çünkü, cümleyi oluşturan sözcükler arasındaki ilişkiler örgüsü son derece karışıktır.

Sözcük Öbekleri
Sözcük öbekleri, cümle içinde birden fazla sözcük ve/veya ekten oluştuğu hâlde tek bir sözcük gibi işlem gören, herhangi bir kesin yargı bildirmeyen yapılardır. Cümleleri oluşturan yüklem, özne, nesne ve tümleçler tek bir sözcükten oluşabilir, hatta cümlede yüklemden başka bir öge bulunmayabilir. Cümle ögelerinin daha ayrıntılı biçimde ifade edilebilmesi için çoğu zaman tanımlayan, betimleyen ilave sözcüklere ve/veya sözcük öbekleri denilen belirli yapılardaki sözcük dizilerine ihtiyaç vardır.
Örneğin Öldü1 > [Yaşlı adam] öldü2 > [Manisa’nın Gördes ilçesinde] [yaşlı adam] öldü3 > [Manisa’nın Gördes ilçesinde] [karbonmonoksit gazından zehirlenen yaşlı adam] öldü4 cümlelerinde yüklem, özne ve yüklemin oluş koşullarıyla ilgili en az bilgimizin bulunduğu cümle, (1) no’lu cümledir.
En ayrıntılı bilgi ise (4) no’lu cümlede verilmektedir. Sözcük sayısı arttıkça (yaşlı adam, Gördes ilçesi, Manisa’nın Gördes ilçesi, karbonmonoksit, karbonmonoksit gazı, karbonmonoksit gazından zehirlenen, karbonmonoksit gazından zehirlenen yaşlı adam) anlam daha da belirginleşmektedir.

Eylemden eylem yapan, olumsuzluk çatısı vurgusuz -mA- ile geçici eylem adı yapan mastar eki -mA’yı ve kalıplaşarak kalıcı adlar yapan bölme, dolma örneklerindeki vurgulu -mA ekini birbiriyle karıştırmamak gerekiyor. -mAk mastar eki ile mastar ekinin kalıplaşmasıyla çakmak, yemek örneklerindeki gibi ad yapım eki işlevi kazanan -mAk ekini de birbiriyle karıştırmamalıyız. -mA eki, -mAk ekinin sonundaki -k ünsüzünün düşmesiyle oluşmamıştır. -mA ve -mAk, farklı eklerdir. -mAk isim-fiil eki, ilgi, iyelik ve çokluk eki almaz.
Sözcük öbekleri ve bu öbeklere eklenen her yeni sözcük anlatımın sınırlarını daha genişletmekte, ‘sözce’de anlatılanlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi vermektedir.
Dilde yer alan sözcük öbeği türlerinin sayısı sınırlıdır. Türkçede en bilinen sözcük öbekleri ad ve sıfat tamlamalarıdır.

Sözcük öbeği Yapısı Örnek
Belirtili ad tamlaması ad-(n)In + ad-(s)I söz-ün kısa-sı
Belirtisiz ad tamlaması ad + ad-(s)I çıkış kapı-sı
Eksiz ad tamlaması ad + ad gümüş yüzük
Sıfat tamlamaları sıfat + ad açık öğretim

Aitlik öbeği ad +ki; ad + -DA/nIn+ki yarınki, evdeki, benimki

Tekrar öbeği sözcük + sözcük ağır ağır, iyi kötü
sözcük + m + sözcük az maz, defter mefter
ad + durum eki + ad + günden güne
durum eki
ad + iyelik eki + ad + iyelik günü gününe
eki + n + durum eki
Unvan öbeği kişi adı + unvan/akrabalık adı Mustafa Kemal Paşa,
Fahriye Abla, Ali Çavuş
Birleşik sözcük Aralarına ek girmeyecek ateşkes, binbaşı,
kadar kalıplaşan Gaziantep, orduevi
sözcüklerden oluşur

Sayı öbeği büyük sayı + küçük sayı on beş (10 + 5), otuz
dokuz (30 + 9), yüz
yirmi üç (120 + 3)

Edat öbeği Ad + durum eki (-A, -DAn, kum gibi, aşk ile, vatan için
-nIn) + son çekim edatı sana dair, sonsuza kadar
senden başka,
bundan sonra, senin ile,
onun için, senin kadar
Sıfat-fiil öbeği yardımcı öge + sıfat-fiil eki Bu şafaklarda + yüzen
+ (nitelenen sözcük/sözcük (al sancak)
Yurdumun üstünde +
Tüten (en son ocak)
Zarf-fiil öbeği yardımcı öge + eylem + Bu konudan + söz
zarf-fiil eki (nitelenen eylem) açıldığında
(duygulanır)

Eylem öbeği yardımcı öge +eylem + -mAk, seni uzaktan + sevmek,
-mA, -Iş dünyadan elini eteğini +
çekme,
deniz üstünde + uçuş

Birleşik eylem öbeği (1) ad + yardımcı eylem teşekkür etmek, son bulmak
(2) eylem + zarf-fiil + yard. yazadur-, yazabil-, yazıver
Eylem

Ünlem öbeği ünlem + ad ögesi Ey + Türk gençliği
sevgili + gençler
Bağlama öbeği öge + bağlaç + öge Ferhat ile fiirin
İlgi öbeği Ad + tamlayan eki (ilgi eki) sizin kız, bizim oğlan
+ ad

Belirtme öbeği 1. öge + yükleme d.e. + 2. Öge her şeyi (borçlu)
kitabı (ithaf)
Dayanma öbeği 1. öge + iyelik eki + 2. Öge bahtı kara, eli çabuk, gözü
Açık, ucu sivri
Yaklaşma öbeği 1. öge+ yaklaşma d.e. + 2. Öge cana yakın, derde deva,
dile kolay
Bulunma öbeği 1. öge + bulunma d.e. çantada keklik, solda sıfır,


Bir söz dizisinde ne kadar yüklem varsa o kadar cümle var demektir. Bir metindeki cümle sayısı (ad ya da eylem), o metindeki yüklem sayısı kadardır.
+ 2. Öge yükte hafif
Uzaklaşma öbeği 1. öge + uzaklaşma d.e. gözden ırak, önden çekişli
+ 2. Öge

Cümlenin Ögeleri
Yeryüzündeki bütün dillerde cümlenin temel ögeleri yüklem ile öznedir. Türkçede cümle için eylem, kişi, kip vb. yapısal ve anlamsal birimleri taşıyabilen yüklemin bulunması yeterlidir. Özne yüklemin belirttiği eylemi yerine getirirken diğer ögeler cümlenin iletisini yer, zaman, koşul, oluş biçimi vb. farklı açılardan bütünleme, açıklama görevindedir.
Cümleyi her zaman özne öbeği ve yüklem öbeği olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Özne öbeğinde yalnızca özne yer alabilir. Yüklem öbeğinde ise öncelikle eylem, kip eki, kişi eklerinden oluşan eylem kümesi bulunur. Belirtili ve belirtisiz nesneler ve tümleçler de yüklem öbeğindeki diğer ögelerdir.

Yüklem
Yüklemi geleneksel ve yalın biçimde, cümlede özne alabilen öge olarak tanımlayabiliriz. “Canlılar ölümlüdür.” cümlesinde ölümlüdür yüklemdir. Güzel adını, -im, -sin, -dir yüklemleştiricileri ile Güzelim, Güzelsin, Güzeldir cümleleri hâline getirebiliriz. Cümle, en az bir yüklemden oluşur.

Özne
Özne, bir cümlede yüklemin belirttiği eylemi yapanı veya yine yüklemin belirttiği oluşu gösteren ad, ad öbeği veya zamirdir. Özne özel durumların dışında bütün dillerde cümle başında yer alır ve biçim bilgisel bakımdan yalındır.
Özne ile yüklem arasında dillere göre değişen uyumlar vardır. Özne ile yüklem arasında nicelik yani sayı bakımından, çatı ve kişi bakımından uygunluk beklenir.
Türkçe dünya dilleri arasında özne düşürebilen dillerdendir. Yani öznenin kullanımı, mutlak değildir; buna karşılık normal koşullarda İngilizcede özne düşürülemez.

Nesne
Nesne bir cümlede yüklemin işaret ettiği geçişli eylemden doğrudan etkilenen ad, ad öbeği veya zamirden oluşabilen yalın veya yükleme durumu (bazen yaklaşma durumu) eki alan cümle ögesidir. Ben seni seviyorum cümlesinde, yükleme durumu eki almış olan seni cümlenin belirtili (belirli) nesnesidir. Sigara içiyor cümlesindeki sigara ise yükleme (belirtme) durumu eki almadığından belirtisiz (belirsiz) nesnedir. Bilindiği gibi belirtililik, belirtisizlik ayrımında temel nokta daha önceden bildiğimiz, tanıdığımız bir nesnenin, kavramın belirtili; daha önce görmediğimiz, belli olmayan herhangi bir nesnenin, kavramın ise belirtisiz olmasıdır.

Tümleçler
Tümleçler, geleneksel tanımıyla, bir söz dizimsel yapıda bulunan yüklemi; yalın, yaklaşma, bulunma, uzaklaşma veya araç durumu alarak ya da edat öbekleri, zarffiil öbekleriyle anlam bakımından yer, zaman, neden, sonuç, oluşma veya yapma koşulu vb. bakımlardan bütünleyen, tamamlayan ikincil cümle ögeleridir. Türkçede -A, -DA, -DAn ekleri eklendikleri sözcükleri cümlede dolaylı tümleç (bazen yer tamlayıcısı) yapabilir.

Cümle Ögelerinin Sırası
Türkçe söz dizimi bakımından ÖNY (Özne-Nesne/Tümleç-Yüklem) dilidir. Türk yazı dilinde cümle ögelerinin tipik sıralanışı şu şekildedir:
(1) Özne
(2) Zaman ifadesi
(3) Mekân ifadesi
(4) Belirtili nesne
(5) Belirtisiz nesne
(6) Yüklem
Bu sıralamayı bir örnekle somutlaştıralım: (1) Biz (2) geçen hafta (3) toplantıda (4) onu (5) başkan (6) seçtik.
Ad cümlelerinde ek eylem kullanılmasa da cümlenin anlamında kendini hissettirir. Ali çok başarılı(dır) cümlesinde olduğu gibi.

CÜMLE TÜRLERİ
Türkçe cümlelerin küçük değişikliklerle az çok gelenekselleşen sınıflandırmasına yer verilmiş ve buna göre aşağıdaki dört cümle türü kısaca açıklanmıştır.
• Yapısına göre (basit cümle, birleşik cümle, sıralı ve bağlı cümle)
• Yüklemin türüne göre (eylem cümlesi, ad cümlesi)
• Yüklemin/ögelerin yerine göre (kurallı cümle, devrik cümle, kesik cümle)
• Cümlenin anlamına göre (olumlu cümle, olumsuz cümle; soru cümlesi, emir cümlesi, ünlem cümlesi, dilek cümlesi).

Yapısına Göre Cümleler
Basit Cümleler
Basit cümleler, son derece tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, yan cümlesi bulunmayan temel cümlelerdir.

Birleşik Cümleler
Birleşik cümlenin belirlenmesi, tanımlanması Türkçe söz diziminin en temel sorunsalıdır. Aralarında anlamca bir ilgi bulunan, bağlaçlarla birbirine bağlanmış cümleler birleşik cümle olarak kabul edilebilir. Kimi dil bilimcilerin sıfat-fiil ve zarf-fiillerle yapılan öbekleri yardımcı cümle ve birleşiminde bu öbeklerin yer aldığı cümleleri birleşik cümle olarak kabul ettiklerini görüyoruz.
[Ahırın avlusunda oynarken]1 [aşağıda gümüş söğütler altında görünmeyen]2 derenin hüzünlü şırıltısını işitirdik
Yukarıda köşeli parantez içinde gösterilen iki ayrı öbek bağlı/yan cümleler, parantez dışında kalan cümle ise asıl cümledir.
Muharrem Ergin’in temsil ettiği geleneksel yaklaşımda, Türkçede iki tür birleşik cümle vardır. Bunlar Türkçe kökenli olan şart ekiyle yapılan birleşik cümle ile Farsçadan kopyalanan ki’li birleşik cümledir. Örneğin [Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa],YAN CÜMLE tam bir hayata malik olamaz. TEMEL CÜMLE cümlesi
Türkçe; Duydum TEMEL CÜMLE ki [unutmuşsun gözlerimin rengini]YAN CÜMLE cümlesi ise Farsçadan kopyalanan birleşik cümleye örnektir. Bu cümle Türkçe geleneksel dizilişe çevrildiğinde Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum şeklinde birleşik cümlenin yan cümlesi, temel cümlenin nesnesi hâline gelmiştir.

Sıralı Cümle ve Bağlı Cümle
Yapıca ve/veya anlamca birbirine bağlı; ancak yalnız kullanıldıklarında kendi içinde anlam bütünlüğü bulunan cümlelerden oluşan birleşik cümle türüdür. Ögelerinden en az biri veya yüklemlere gelen ekleri ortak olan sıralı cümlelere bağımlı sıralı cümle adı verilir. Örneğin, Seni sever, sayarım bağlı cümlelerinde nesne ve yüklemlerde kişi ekleri ortaktır. ‘At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır’ örneğindeki gramerce bağımsız dört cümle birbirlerine anlam bakımından sıkı sıkıya bağlıdır. Bu şekilde aralarında yalnızca anlam ilgisi bulunan sıralı cümlelere ise bağımsız sıralı cümle denir. Aslında bağlı ve sıralı cümleler arasında kesin bir ayrım yoktur. Bağlama edatlarıyla (bağlaç) birbirine bağlanmış ve aralarında anlamca ilişki bulunan sıralı cümlelere bağlı cümle adı da verilir.

Yüklemin Türüne Göre Cümleler
Türk dil bilgisi geleneğinde cümleler yüklemin türüne göre ad cümleleri ve eylem cümleleri olmak üzere ikiye ayrılır.

Ad Cümleleri
Gerçekte ad ve eylem cümleleri aynı modele göre kurulur. Özne başta, yüklem sondadır; yüklemler, benzer biçimde, kişi eklerini alırlar. İsim cümleleri olarak adlandırdığımız cümleler, gerçekte, tarihsel bakımdan ad + yardımcı eylem (ET er-, ET tur-) yapısında bir tür eylem cümleleridir, yani, günümüzde i- ve -DIr biçimlerine gelişmiş yüklemleştiriciler ET er- ve ET tur- eylemlerinin geniş zaman eki alan olan er-ür ve tur-ur biçimlerinin kalıntılarıdır. Ad cümleleri yapan yüklemleştiriciler, ek olmalarına karşın, yüklem olabilme yeteneklerini bu tarihsel özellikten alır.
Basit cümleler; yüklemi çekimli eylem olan eylem cümlesiyle yüklemi çekimli bir ad olan ad cümlelerinden oluşur. Basit ad cümlelerinde özne, zarf, tümleç ve yüklem bulunabilir.


Eylem Cümleleri
Eylem cümleleri Ye!, Geliniz, Gidiyorlar vb. yüklemi çekimli bir eylem olan cümlelerdir. Eylem cümlelerinde yüklem basit, türemiş ya da bileşik yapılı bir eylem olabilir.

Yüklemin Yerine Göre Cümleler
Kurallı (Düz) Cümle
‘Kurallı’ nitelemesiyle kastedilen Türkçedeki yardımcı öge-asıl öge sıralamasına uygun olmak üzere yüklemin geleneksel biçimde sonda bulunduğu cümle türüdür. Buna göre, ister ad cümlesi ister eylem cümlesi olsun Türkçe söz diziminde esas olan, yardımcı ögeden asıl ögeye doğru diziliştir.

Devrik Cümle
Türkçe gibi eklemeli dillerde cümledeki ögelerin yerlerinin değiştirilmesi anlaşılmayı ortadan kaldırmaz, gerek ad cümlelerinde gerekse eylem cümlelerinde ögelerin sırası esnektir. Devrik cümlelerin ortama, amaca göre düz cümleden ayrılması doğaldır.
Devrik cümleler atasözlerinde, slogan ifadelerde, şiirde ve konuşma dilinde sıkça kullanılır.

Kesik Cümle
Kesik cümle, genellikle yüklem de dâhil olmak üzere, herhangi bir ögesi bulunmayan, söylenmek istenenin, dinleyenin anlayışına bırakıldığı cümle türüdür.
• Uygun adım, marş!
• Arş ileri arş yiğitler, vatan imdadına!
• Dikkat! (Dikkat ediniz, yerine)
• Bir yararı yok ama... (bir kez daha deneyelim)
• Çiğ yemedim ki... (karnım ağrısın)

Anlamına Göre Cümleler
Anlamlarına göre cümleler, olumlu cümle, olumsuz cümle; soru cümlesi, emir cümlesi, ünlem cümlesi, dilek cümlesi şeklinde sınıflandırılabilir.

Olumlu ve Olumsuz Cümle
Yüklemin bildirdiği yargıya göre, olumlu ve olumsuz cümleleri yapı ve anlam bakımından iki boyutta ele alabiliriz. Bir cümle biçimce olumlu, anlamca olumsuz olabilir veya biçimce olumsuz bir cümle anlamca olumlu olabilir. Seni ne kadar sevdiğimi bilemezsin cümlesinde olumsuz çekimli yüklem bulunmasına karşın, cümle anlamca olumludur.
Eylem cümlelerinde olumsuzluk genellikle, yükleme “-mA-” olumsuzluk eki getirilerek ad cümlelerinde ise olumsuzluk sözleriyle yapılır. Ancak “ne...ne” olumsuzluk bağlacıyla bağlanan cümleler, biçim bakımından olumlu görünse de anlamca olumsuzdur.

Soru Cümlesi
Soru sözcükleri, soru eki, tonlama vb. yollarla oluşturulan ve herhangi bir cevap beklenen cümle türüdür. Ancak biçimce soru cümlesi gibi görülen her cümle soru cümlesi değildir veya biçimce soru cümlesi olmayan bir cümle tonlama vb. yollarla soru cümlesi hâline getirilebilir. Bu tür cümleleri belirlemenin yolu, sorunun cevap isteyip istemediğidir.

Emir Cümlesi
Emir cümlesi, yapılması istenen ya da istenmeyen eylemleri ifade eden ve genellikle yüklemi emir kipiyle oluşturulan cümle türüdür. Emir biçimindeki cümleler emir, komut, dilek, tavsiye, öğüt, güven hatta yalvarma ifade edebilir. Gramer olarak emir cümlesi görünümündeki herhangi bir cümle, anlam bakımından emir niteliği taşımayabilir. Kimi zaman da gramerce emir cümlesi olmayan cümle emir niteliği taşıyabilir.
“Var” ve “yok” sözcükleri ad olarak kullanıldıklarında ad cümleleri olur.


Ünlem Cümlesi
Ünlemle yapılan veya ünlem ifade eden cümledir. Ünlem cümlelerinde mutlaka bir düşüncenin anlatılması gerekmez. Ünlem cümlelerinde asıl olan sevinç, mutluluk, acı, özlem, öfke, coşku, heyecan vb. duyguların dile getirilmesidir. Ne efsunkâr imişsin ah, ey didar-ı hürriyet! (Ne büyülüymüşsün ah ey özgürlüğün yüzü!)


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Güzel günler yakın.
Anka isimli Üye şuanda  online konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
aöf, ders, dili, notları, sınıf, türk, Ünite


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 3. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları Anka Açık Öğretim 0 17 Ocak 2018 00:25
Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 4. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları Anka Açık Öğretim 0 17 Ocak 2018 00:24
Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 6. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları Anka Açık Öğretim 0 17 Ocak 2018 00:22
Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 7. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları Anka Açık Öğretim 0 17 Ocak 2018 00:21
Aöf Türk Dili 1 Ders Notları 8. Ünite AÖF 4. Sınıf Ders Notları Anka Açık Öğretim 0 17 Ocak 2018 00:21


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:55.