Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Dinler ve Kültürleri > Ateizm

Ateizm Ateizm ve Ateistlik hakkında paylaşımların yapılabileceği bölüm.

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 2 Hafta önce   #1
 
Roman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 30 Temmuz 2018
Cinsiyet: Bay
Mesajlar: 823
Konular: 18
Rep Gücü: 2
Puanları: 89
Rep Grafiği: Roman will become famous soon enough
Alınan Beğeni: 153
Verilen Beğeni: 137
İlişki Durumu: TövBekar
Burç: Oglak
Takım: Galatasaray
Standart Kuran ve Bilim Çelişkileri Bölüm ; 2

Kuran ve Bilim Çelişkileri Bölüm ; 2

1) Ahzab(33)/50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık.

Burada ganimet diye bahsedilen savaşta esir düşmüş kadınlardır. Bu kişiler ganimet olarak sayılıyor.


2) Bakara(2)/29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.



İsra(17)/44. Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder.



Fussilet(41)/12. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi.

Bazıları bu ayette atmosferin 7 kat olduğundan bahsedilir der. Halbuki atmosfer 5 ana katmandan oluşur: Troposfer, Stratosfer, Mezosfer(şemosfer), Termosfer, Ekzosfer. Ayrıca tüm farklı gök tabakalarını ayıracak olursak; 11 tabakadan oluşur: Troposfer, Tropopoz, Stratosfer, Stratopoz, Mezosfer, Mezopoz, Termosfer, İyonosfer, Homosfer, Heterosfer, Ekzosfer.

3) İsra(17)/33. Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da öldürmede meşru ölçüleri aşmasın.

Burada sanki Kuran’ın haksızlıkta, kan davasına alt yapı hazırladığı görünüyor. Ama sonraki çıkmazın nasıl halledilebileceği hakkında hiçbir bilgi yok.


4) Rahman(55)/19,20. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.



(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
Furkan(25)/53. O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.

İlginç… Bilime ve normal gözlemlere göre bu tip tüm denizler seyrelerek karışmaktadır. Yani aralarında bir engel varmış gibi karışmamaları kesinlikle yanlıştır.


5) Nisa(4)/156,157. Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar.

Yahudiler “Allah’ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih” asla demez… Yanlışlıkla yazılmış galiba.


6) Nahl(16)/36. Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik.

Her ümmete (veya kavme) peygamber gönderildiği yazılı bu ayette, Kızılderililer unutulmuş olmalı. Kendilerine has farklı inançlara sahip ırk, Amerika Kıtası’nın keşfiyle bulunduklarında ne İslamiyet’i ne Hıristiyanlığı ne de benzer bir inancı duymuşlardı.


7) Tevbe(9)/5. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın.



Tevbe(9)/29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

Bakara/256′ya göre ise dinde zorlama yoktur (birçok Kuran çelişkisinden sadece biri)… Fakat bu ayetlerden basitçe anlaşıldığı üzere, farklı dine mensup olanları Muhammet gerekirse öldürtüyor veya zorla müslüman yapmaya çalışıyor; yapamazsa da hapsediyor. Ayrıca müslüman olmayanları, günümüzde hoşgörü dini diye bahsedilen İslamiyet’e karşı boyun eğdirmeye çalışıyor. Ve direkt yazılana göre haramları sadece Allah değil; Muhammet de belirliyor…


8) Araf(7)/179. Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik…
Hac(22)/46. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun?…

Bilimsel olarak düşünme ve anlama organı kalp değil; beyindir. Fakat Orta Çağ’da kalbin bir görevinin de düşünme olduğu sanılırdı. Bu ayetlerde de diğer organlarla beraber ele alınan kalbin, mecazen (duygusallık yönünden) değil direkt organ olarak ele alındığı görülüyor. Zaten ayetlerde duygusallık da işlenmemiştir.


9) Nebe(78)/31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

Bu ayetlerin Diyanet Vakfı çevirisi ise şöyledir: “Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. Bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar ve içki dolu kâse(ler).” Belki de bazılarına göre ayıp bulunabilebilecek bu ifadelerde, karşı gelmekten sakınanlara birtakım nimetlerle birlikte özellikle göğüslerine değinilmiş genç kızların bahşedileceği belirtilmiş. Yorumsuz.


10) Nisa(4)/34. Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.

Bu ayette erkekler kadınlardan bazı yönlerden üstün olduğundan kadının erkek sözü dinlemesi ve itaat etmesi gerektiği belirtilmiş. Ayrıca son cümlede başkaldıran, itaatkâr olmayan kadını dövmeye de değinilmiş. Parantez içlerinin Diyanet yorumlaması olduğunu biliyoruz. Fakat parantezlerle birlikte bile bu ayet, modern hukuka aykırıdır; gelişmiş ülkelerde bu tür ifadeler ve uygulamalar, bireysel özgürlüğe ve kadın erkek eşitliğine ters düştüğünden suç teşkil eder.


11) Maide(5)/38,39. Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.


Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.



Nur(24)/2. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.

Tövbe edilmezse, tekrar edilirse (kişi durumunu düzeltmezse) anlaşıldığı üzere el kesin kesilecek. Diğer suredeki ayette ise zina için direkt darp uygulamasından bahsedilmiş. Bu uygulamalarla anlaşılıyor ki ağır fiziksel şiddet gerektiğinde önerilen bir ceza tarzı. Fakat bu tarz uygulamalar, modern toplumlarda uygulanmıyor ve zaten insani de bulunmuyor; hele ki böyle sebeplerle sanırım asla da bulunamaz.


12) İnfitar(82)/2. Yıldızlar saçıldığı zaman,

Bu ayet eski Diyanet İşleri mealinde ise böyle: “Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,”. Pek çok başka çeviri (örn: Elmalılı Hamdi Yazır, Diyanet Vakfı, vb. çevirileri) de buna benzer şekilde. Bu eski çeviri bilimsel olarak imkansız olduğundan Diyanet’in üstteki yeni çeviriyi yaptığı, akla gelmiyor değil. Çünkü devasa yıldızlar Dünya’ya (yere) dökülemez. Zaten evrende dökülebilecekleri bir başka yer de olamaz.

13) Tevbe(9)/30. Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
Şura(42)/10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.

Fatiha(1)/5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Direkt tanrının kendi ağzından olduğunu bildiğimiz Kuran’nın yukarıdaki ayetlerinin bir tanrı tarafından söylenemeyeceği göze çarpıyor. Ayrıca “de ki” sözü başka birçok ayette hazır yazılı olduğu halde, Hud/2 ayetinin orijinalinde ise bu sözün yazımı bulunmadığından (Diyanet kendi ek düzenlemesiyle parantez içine sonradan yazmıştır) o ayetin de direkt tanrı tarafından söylenemeyeceği anlaşılabiliyor.


14) Bakara(2)/117. O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.
Kaf(50)/38. Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

Bilimsel olarak göklerin ve gezegenlerin (dünya dahil), bütünü veya herhangi bir bölümü hemen oluvermemiştir. Çünkü günümüzde başka yıldız sistemlerinin oluşum aşaması bizzat gözlemlenmiştir. Yıldız ve gezegenlerin evrimi (oluşumu), anlık oluveren bölümlerle (evrelerle) veya altı günde değil; uzun yıllarda (milyonlarca yılda) yavaşça gerçekleşir. Ayrıca çeşitli tarihi yazıtlarda belirtildiği gibi İslamiyet’ten önce de evrenin 6 günde yaratıldığına inanılırdı. 6 evre ifadesi ise bilim ilerledikçe parantezle yorum olarak sonradan düşünülmüştür.


15) Fussilet(41)/10. O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve …
Neml(27)/88. Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler …

Çeliştiği söylenebilecek iki ifade daha; dağlar sabit mi yoksa hareketli mi yaratıldı? Ve dağlar, yukarıdaki ayette söylendiği gibi bir kereye mahsus, dört gün veya dört evre içinde oluşmuş değillerdir; çünkü her zaman diliminde oluşmaya ve değişmeye sürekli devam etmektedirler.


16) Ahzab(33)/50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Hicret’te yalnız Hz. Muhammet’e tanınmış çok tuhaf bir helallikten ve uç bir nikah anlayışından bahsedilmiş. Yorumsuz.


32)
Müminun(23)/5,6. Onlar ki, ırzlarını korurlar.
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

Bu surede genelde müminlerin özelliklerinden bahsedilmektedir. Bu ayetlerde de müminlerin sadece eşleriyle değil, cariyelerle ilişkilerinde de ırzlarının korunduğu ve kınanmayacakları belirtiliyor.


Ek Bilgi: Eskiden putlara veya gök cisimlerine tapanlar, bunlara namaza benzer veya farklı şekillerde secde ederlerdi. Ve put inancına sahip olanlar put tapınaklarını tavaf ederlerdi. (Örneğin; günümüzde de Budist tapınakları hala aynen 7 kez tavaf edilmektedir).





Putlar tanrıya ulaşmada birer aracıydı ve gerektiğinde önünde secde edilen nesnelerdi. Günümüzde ise namazda secde için yönelinen şey bildiğimiz üzere Kabe’dir. Eskiden Kabe’de bulunan putlar sonradan kaldırılmış ve onların yerine yönelinecek şey, günümüzde artık putlardan arındırılmış bir Kabe olmuştur. Fakat putlar kadırılmış olduğu halde tavaf da hala edilmektedir. Yani dinde Arapların eski gelenek ve ibadetlerinin sürdüğü görülebilmektedir.
Bu arada tarihi kayıtlardan edinilen bilgilere göre tavaf, İslamiyet’ten önce de Kabe’de bulunan putlar için edilirdi. Bu kayıtlara göre o zamanlar Kabe’de bulunan tanrı aracısı putlardan biri de Ay Tanrısı putuydu. Adı Mısır’da “Sin” (Ya-Sin ismi veya suresinin bu ada seslenme olduğunu düşünenler vardır), sıfatı ise nurlu (aydınlatan) kader tanrısı olan bu Ay Tanrısı putu baş tanrıyı temsil ediyordu. Bu Ay Tanrısı’nın, sembolü ise hilal Ay’dı; merak edenler British Müzesi’nde bulunan Ay Tanrısı’nı tasvir eden: bu tarihi kalıntıya bakabilir.





Bir anlatıya göre ise bu putun Araplardaki adı El-ilah’mış (Elilah-Alilah kimdir: 1, 2). Bu sava göre Hz. Muhammet ile, Ay Tanrısı’na inanma şekli önceki tek tanrılı dinlere benzemiş. Fakat dini ibadetler (uygulamalar) ve Ay sembolü hilal ise aynı kalmıştır… Bu arada İslamiyet’ten önceki tek tanrılı Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerinde namaz(secde)’a benzer hareketler veya tavafa rastlanmaz; fakat putlara inananlarda veya Güneş, Ay, vb. gök cisimlerini putlar gibi aracı sembol edinmiş inançlarda rastlanır.

Bazılarına ilginç gelebilecek diğer bir ek bilgi de Arapların çoğunun sahih hadis olarak kabul ettiği Arap kaynaklarında; Hz. Muhammet’in 50′li yaşlarda ergenlik çağına girmiş 9 yaşındaki eşi Hz. Ayşe’yle ilişkiye girdiğinin, hayatında da Ahzab/37 ayetinde de belirtildiği gibi evlatlığı Zeyd Bin Hârise’nin eski eşi Zeynep ile de evlendiğinin ve de ayrıca o dönemde cariyelerle ilişkiye girmenin günah olmadığının belirtilmiş olmasıdır.

Buradaki konudan farklı bir bilgi de verecek olursak; Hıristiyanlığın da değişmeyeceği ve kıyamete kadar baki kalacağı kutsal metinlerinde defalarca geçmektedir. Zaten bu sebeple, onların inancına göre Hz. İsa tüm peygamberlerden sonra özel ve son olarak dünyaya gelmiştir. (Esinlenme 22:18, Matta 5:18, Matta 24:35, vs.)







Alıntıdır



To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Roman isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
bilim, bölüm, Çelişkileri, kuran


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kuran ve Bilim Çelişkileri Bölüm ; 1 Roman Ateizm 0 2 Hafta önce 20:55
Biruni’nin Bilim Tarihi ile Uğraşmasına Sebep Olan Kuran Ayeti Asrevya Dini Şiir ve Yazılar 0 04 Ağustos 2018 01:22
Kuran-i Kerim'de Bal ve Ar Üç Tuğ Kur'an-ı Kerim 0 19 Temmuz 2018 20:26
Yecüc Mecüc - Kuran'da Dünya İstilası / Bölüm 1 BlackdeviL Bunları Biliyor musunuz? 1 06 Ocak 2018 15:54
Kuran nedir? BlackdeviL Kur'an-ı Kerim 0 06 Aralık 2017 11:37


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:47.