Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Eğitim - Öğretim > Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Kişisel gelişim hakkındaki tüm güncel bilgilerin ve paylaşımların bulunduğu bölüm.

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Şubat 2019   #1
Tag
 
Hesnâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 14 Ocak 2019
Cinsiyet: Bayan
Mesajlar: 8,285
Konular: 6302
Rep Gücü: 19
Puanları: 1043
Rep Grafiği: Hesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud ofHesnâ has much to be proud of
Alınan Beğeni: 915
Verilen Beğeni: 1459
İlişki Durumu: Evli
Burç: Yay
Takım: Besiktas
Standart Fark edilmeden yaşanan hayatlar

Fark edilmeden yaşanan hayatlar

Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyetin ilk yıllarının savaş acıları ve karmaşası içerisinde dağılan, parçalanan ailelerin çoğunlukta olduğu Anadolu köyünde yokluklara doğdu.
Tütün kaçaktı, yinede para etmiyordu, tarım karın doyurmuyordu, hayvancılık sermaye ve bakım zorluğu yanında para getirmeyen uğraştı. Heleki kol gücüyle iaşe kazanılan köyde erkek sayısı da azalmıştı. Savaşa katılmayan, savaştan kazanmayı bilen bazıları kalabalıkların değer üretmesine engel olacak entrikaları çevirmekten de geri durmuyorlardı.
1940 lı yıllarda köyünde daha önce hiç görülmemiş şekilde rehber ve yönetici payesi ile okuldan mezun olup kendi köyü gibi köylerde çağdaş yaşam ve tarımın rehberi olarak göreve başladı. Toydu, hemde çok toydu. Davar gütmekten, eşşek ile oduna gitmekten başka canlıya rehberlik etmemiş/yönetmemiş olmak cesaretini kırmıyordu, aksine kamçılıyordu. Okul sonrası apar topar köyünün en güzel kızlarından okuma yazma bilmeyen bir hatunla evleniverdi.
Okulda önceden bilmediği yenilikte; Ürünle, üretimle, Devletle, Marangozlukla, pratik çözümcülükle, örnek olmakla, sevk ve idare etmekle ilgili çok şeyler öğretilmiş, başarılı öğrenci olarak hepsini özümlemişti.
Ya evlilik, Ya kadınla erkeğin hayatlarının paralelleştiği, birken biz olduğu yaşam biçimi.
Bitirdiği okul öncesi köyünde cinsellik tabu idi. Elele tutuştuğu yavuklusu hiç olmamıştı. Çağdaşlığı, üretmeyi, yeniyi, liderliği öğrendiği okuldaki karşı cinsler ise bacıları, ülkü daşları idi. Atandığı köyde kendi köyü gibi erkeği az eksik eteği çok nüfusa sahipti.
Aileler hemen çocuk istiyordu. Eşi hamileyken pek nazlıydı. İlk gebelik düşükle sonuçlanınca sonrası gebeliklerinde daha dikkatli olmak adına titizleniyordu.
Gencecik iki insan köyde tabiatın kollarında aşkı arıyordu. At sırtında görev yerlerinden kendi köylerine giderken mutluluk budur diyorlardı.
Ne olduysa birkaç hamileliğin başarısız olması, bir kaç doğum sonrası çocuklarının yaşamaması ile oldu.
Lojmana temizlik için köyün genç kızlarından gelenler eşine can yoldaşı, sırdaş oluyordu.
Civarın en itibarlı gencinin böyle yarım, böyle çocuk tutmaz eşe sahip olmasını fırsata dönüştürmek isteyenler cilveden geri durmuyordu.
Deli doluydu. Köhneleşmiş kuralların sarıp sarmaladığı toplumsal körlüklerin üzerine cesaretle gidiyordu.
Yıllar, yıllar geçti. Birçok yerleşim yerinde görev aldı. Eşi çocuk konusunda şanssızdı. Doğurduğu hiç bir çocuk uzun süre yaşamıyordu. Çevreden eşine yardıma gelenler, konu komşu önce acı salarda yakışıklılığının yanı sıra itibarı ve delişmenliğini de kendileri için çekim alanı olarak görüyorlardı. Karısı paylaşacağı zamanı çocuk için sürekli sırt üstü yatarak geçiriyor, acılar içerisinde merhamet bekliyordu.
Ağlamayan, sızlanmayan, cilveli, anlayışlı ve en önemlisi okuma yazmanın ötesinde tahsilli kadınlar tanıdı, anlarını paylaştı. Eşi hissetmişti, yüzüne vurmuyordu ama sebepsiz naz yapıp tartışma çıkarıyordu. Gün geldi doğan çocuk çok az ümide rağmen hayata tutundu. O güne kadar eşiyle arasındaki uçurum çok derinleşmişti. Paylaşmayı hiç becerememişlerdi. Yakın şeyleri de hissedemiyorlardı. Çocuğa rağmen ilişkileri düzelmedi. Para kazanıyordu, gerekli harcamalarla eşini rahat ettiriyordu, koca idi ama sevgili olamadı, biz olamadı.
İçinden çıktığı toplumun perişanlığının yazgı olmadığını, değiştirilmesinin elzem olduğunu biliyor buna göre davranıyordu. Çevresinden çok ilerdeydi. Kasabaya tayin oldu. Aktifti, mesleği ile ilgili lokaller de meslektaşlarını bir araya getirdi. Birlikte Vatan görevinin sorumlulukları hakkında fikir jimnastikleri yaptılar. Başka bir kazaya atandı. Sosyolojik yapı ağır aksakta olsa değişiyordu. Mesleği ile ilgili Sendikanın kuruluşunda aktif rol aldı ve hatta bulunduğu ilçenin başkanlığını üstlendi.
İşini iyi biliyordu. Meslekdaşlarının amiriydi. Örnek oluyor, olumlu, olumsuz her konuda sözlü/sözsüz sorunları çözüyordu.
Bilgisini, zihnini geliştirmişti.
Evinde iş yerindekinin aksine oluşan sorunları sözlü, sözsüz çözemiyordu. Eşi çok eskilerdeki evlilik modunda kalmış ve kıskanç, kendisine güvenmez, güven vermez olmuştu.
İlçede de koşulların ötesinde hissediyordu kendisini.
Çocukları iki tane oldu.
Kocaman, kos kocaman bir şehre tain oldu. Yüzlerce meslektaşını yönetiyordu.
Bir başarısız olduğu eviydi. Eşi tamamen yabancılaşmasını kabullenmiş misilleme olarak çocuklarını sömürüyor, her tartışmalarının, her kavgalarının sonrasında çocuklara kendisini kötüleyip, dert yanıyordu.
Dönem Ülkenin fikir bazında olan anlaşmazlığın çatışmaya kanal ize edilmeye çalışıldığı dönemdi.
Tarafsız, yurtsever ve ilerici idi. İtibar görüyordu ama aşırı olduğuna kanaat getirdiği akımlar ve taraftarları hakkında tedbirli ve soğuk davranıyordu.
Otuz beş yıl devlete canla başla hizmet etmişti.
Bir kuruş harama tenezzül etmeden ifa ettiği mesleğinden emekli oldu.
Ülke hayrına olduğu iddiası ile diri tutulan çatışmalar, kamplaşmalar duvara çarpmış tarumar olmuştu. Yeni bir misyon, yeni bir anlayış peydahlanmıştı. Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler temel felsefesi ile ifadesini bulan bu akım türedi zenginler ve bol miktarda dolandırıcılar peydahlamıştı.
Emekli ikramiyesi ile o güne kadar sahip olmadığı evini alabilmek için büüyük şehrin kenar mahallesinde gecekonduya razı olmuştu.
Zaman akıp geçiyor, emeklilikle birlikte bilgisine ihtiyaç olmaması, evinde aynı dilin konuşulmaması, eşininde çocuklarının da yabancılaşmalarının korku karışımı düşmanlığa dönüşmesi tek başınalığını perçinlemişti.
Kimse kıymetini bilmese de evinin geleceği ile ilgili çırpınıyordu.
Çocuklarından büyük olanına kendisinin sahip olamadığı parayı kazana bilmesi için ticaret yollarında zor koşullarda biriktirdiği parasını sermaye yapıyordu. Çocuğu anaparada dâhil ticaretin getirisini har vurup harman savurdu. Okumasını çok istemişti. Çokta zekiydi fakat disiplinsiz, maymun iştahlı ve kavgacı olduğundan okulda dikiş tutturamamıştı. Birde ticareti batırınca ne yapacağını şaşırdı. Askere gönderdi, dertleri bitmedi. Askerlik sonrası bir sanat, bir diploma ve para ile iş sahibi olmadan sevdalısını kaçırmasına ses çıkaramadı.
Hiç sayfiye kentlerinde tatil yapmamıştı. Bir arkadaşının övdüğü küçük bir sayfiye kasabasına tatile gitti çok beğendi. Hayatının geri kalan kısacık zamanını burada geçirmeyi o kadar çok isterdi ki. Olmadı. Eşi dünya görüşü ve beğeniler kategorisinde çok geride kalmıştı. Oğlu devlet kapısında zor zahmet iş sahibi olmuş, şehir dışında başka bir kente tain edilmiş, Meslek okulunu bitirip elektronik fabrikasında teknisyen olarak çalışan kızı Batı Karadeniz in küçük bir kasabasından Büyük şehre göçen çok çocuklu ailenin oğluyla evden kurtulma dürtüsüyle evlenmişti.
Müsaittiler göçmeye, geri kalan ömürlerini sayfiyede İNSAN gibi geçirmeye. Ne çare karısı nuh dedi, peyganber demedi. Kızının bulunduğu şehirden ayrılmak istemiyordu.
Mutsuzdu.
İnsan olarak içine sindireceği refah temalı hiç anısı olmamıştı.
Çok düşündü karısını terk edip kalan ömrünü huzur içinde geçirmeyi.
Eşi cahildi, sahipsiz koca şehirde bırakmak ona yakışmazdı, vaz geçti.
Sobalı gecekonduda kışın yaşam zordu. Yaşı ilerlemiş, çeşitli hastalıklar baş göstermişti.
Gıdım gıdım emekli maaşından para biriktiriyordu.
Geçmişinde parasızlığın ne olduğunu biliyordu.
Şehrin çok uzağında kaloriferli konutlar inşa eden bir kooperatife elindeki acundakini yatırdı.
Tek dileği kömürün pisliği ve yüküne katlanmadan sıcacık yaşamaktı.
Yıllar yıllar-uzun yıllar para ödedi. Bir türlü binalar bitmiyordu.
Enflasyon canavarı sokakta hissettirdiği nefesini bütçesi ile kooperatif inşasında fırtınaya çevirmişti.
Ev bitti. Giriş katında iki oda bir salon mütevazı daireye sahiplene bilmek için yüklüce bir para daha yatırması gerektiğini mektupla bildirdiklerinde yüreğine inecekti.
Mecbur hissesini sattı. Onca yıl ödedikleri ile altın edinse borçsuz bir daire alabileceğini sonradan fark etti.
Adam gibi bir evde oturmak onunda hakkıydı. Hissesinden elinde kalanı yüksek faiz veren özel teşebbüse ait bir bankaya yatırdı.
Köyünde kasabasında önderdi, liderdi.
Şehirde kaybolmuş hissetti.
Herkesin yaşadıklarından daha iyisine layık olduğunu anlatıp, ne kadar zevkli ve ileri görüşlü olduğuna hayranlık duyulmasına sebep olurken, şehirde beğenilerin, ihtiyaçların, dayanıklı olması gerekirken dayanıksız fakat göz alıcı tüketim malzemelerinin kendi hayal gücünü çok aştığını fark etti. Ne kadar çabalasa da zor kazandığı parayla ve geçmişte öğrendiği ve öğretmeye çalıştığı insanlık kıstası ile alakası olmayan şehirlilik bunaltıyordu, tedbirli olmanın dışında bunlarla baş edemeyeceğini anladı.
Hep şehirli, kültürlü, oturup kalkmasını bilen, konuşurken ağzından bal damlayan eşe sahip olup mutlu olmak istedi olmadı.
Eşi şehirli, kendisi köylü olamamıştı.
En kötüsü de ikisi de kökleriyle bulundukları yer arasında kalmış, dağılmışlardı.
Çocuklarının başarılı refah içerisinde yaşayacağını hayal etmiş, çocukları sıradanlığın çemberinden kurtulamamıştı.
Ne İsa ya ne Musa ya yaranabiliyordu.
Deyim yerindeyse iki cami arasında kalmışlardı.
Ama bu kez kesinlikle yaşlılık günlerinde sıcacık, medeni bir apartman dairesinde oturacaktı.
Faizdeki para artıyor görünüyordu. Birde repodan faizi yüksek DEVLET tahviline bankanın tavsiyesi ve maharetiyle dönünce, bir dairesinin olacağına inancı kesinleşti.
Devlet bankaya el koydu, parasını irat kaydetti.
Ölüyordu. Kısmi felç geçirdi, kalbi tekledi.
Mahkemelerde umut aradı.
Uzadıkça uzadı, parayı alacağına inancı zayıfladı.
Evden dışarı çıkamıyordu.
Gecekondu bölgesindeki yaşam kendisinin önceden işgal ettiği makamları iplemiyordu.
Psikolojiyi okulda kısmen öğrenmişti. Velakin psikolojik gelgitlerden, yaş dönemlerinden, ruhsal karmaşanın sarsıntılarından kendi sininde etkilendiğinin farkında değildi.
Hiç kimse fark etmedi.
Yaşamı boyunca hep stresli ve gergin olmuştu.Giysisini tamir ederek/ettirerek giymiş,kullanılan ev aletlerinin yerine yenisini almadan defalarca tamirciye gitmesi gerekmişti.
Sigara ve içki içmemişti. Uyuşturucu ve kumar nedir bilmiyordu. Kıt kanaat yaşamaktan uzun yıllar ıstırap çektirecek ülsere yakalanmıştı.
Ödev ve görev adamıydı.
Kendisi için iyi ve güzel nedir fark edememişti. Kanaatkâr yaşamanın dışında hayattan zevk almanın da gerektiğini hiç görememişti. Sorun yaratan değil sorunları çözen olmuştu.
Büyük depremde kalp krizinden hastane de yatıyordu.Atlattı.
Bir zaman sonra evinde farkına varmadan beyin kanaması ve kılcal damarlarda daralma yaşadığı kaldırıldığı Hst.de tespit edildi.Istıraplar içerisinde konuşamaz,denge sağlayıp ayakta duramaz ve yediklerini yutamaz hale geldi.Evine gönderildi.
Gamsız, kasevetsiz olmayı hiç becerememişti.
Artık ne gamı vardı nede kasaveti.
Ölmüştü.
İşte Mustafa hakkındaki her şey .
Kuşaklarca anlatılması gereken masal bu.
İş hayatında başarılar kazanmak için keyifli savaşlar verebilen yetişkin, Özel yaşamı içinde savaşması gerektiğini bilmeden boğulup gidiyor.
Bedeni öyle ya da böyle zinde tutmak için besleyen insan oğlu, ruhunda beslenmesi gerektiğini anlamakta zorlanıyor.
Aile olmak için denkliğin, çocuk sahibi olmak için bilginin ve sağlıklı yaşam için ruh zenginliğinin olması gerektiği çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Eş olmadan, ebeveyn olmadan ve yetişkin olmadan her biri için bilgilenmek gerekir.
İnsanın kendisi için iyinin, güzelin farkına varması gerekir.
Hepsinden önemlisi FARKINDA olmak gerekir.
Fark edilmeden yaşanan hayatlar anısına.


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Hesnâ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
edilmeden, fark, hayatlar, yaşanan


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Tarihte Bugün Yaşanan Olaylar (24 Temmuz) BlackdeviL Tarihte Bugün 1 25 Temmuz 2019 12:19
Marmara Depreminde Yaşanan Garip Olaylar BlackdeviL İlginç Olaylar 0 25 Temmuz 2018 16:25
Tarihte Bugün Yaşanan Olaylar (29 Ocak) Nymphe Tarihte Bugün 1 29 Ocak 2018 21:22
Sensiz Yaşanan Sevda Hikayesi Anka Aşka Dair Her Şey 0 11 Ocak 2018 15:43
Beyaz Kelebek Kopya Hayatlar / Morpheus BlackdeviL Kitap Tanıtımları 0 13 Aralık 2017 12:10


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:55.