Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Kültür ve Sanat > Kültür - Sanat - Tarih

Kültür - Sanat - Tarih Kültür, sanat ve tarih hakkında paylaşımları barındıran bölüm.

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 4 Hafta önce   #1
 
İlkiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 31 Aralık 2018
Cinsiyet: Bayan
Mesajlar: 8,990
Konular: 1320
Rep Gücü: 56
Puanları: 4655
Rep Grafiği: İlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond reputeİlkiz has a reputation beyond repute
Alınan Beğeni: 3588
Verilen Beğeni: 2358
Nereden: ...
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Besiktas
Standart Karesi Beyliği’nin Fethi (1334/1335)

Karesi Beyliği’nin Fethi (1334/1335)

Sultan Orhan’ın İznik Fethi‘nden hemen sonra bölgede, birtakım siyasî gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeleri daha iyi anlamak adına artık bir devlet düzenine geçmiş olan Osmanlı ile Karesi Beyliği arasındaki husumetin incelenmesi gerekmektedir. Rivayet olunur ki (bknz. İnalcık) Orhan Gazi’nin Bursa Fethi öncesinde aldığı Adraneia/Adranos (Orhaneli) Kalesi, Karesi hükümeti tarafından hoş karşılanmamış ve bu düşünce devam eden yıllarda Bizans ile ittifak kurmaya kadar ilerlemiştir. 1329 yılında gerçekleşen Pelakanon (Eskihisar) Savaşı öncesinde Bizans İmparatoru (Genç) III. Andronikos Paleologos bizzat Kyzikos (Kapıdağı) ve Pegea (Karabiga) kalelerine gitmiş ve dönemin Karesi Beyi (Temirhan/Demirhan) [1] ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. [2] Şüphesiz, Bizans İmparatoru İznik’i (ve başarabilirse Bursa’yı) kurtarmak düşüncesiyle Karesi Beyliği’nin desteğini almayı hedeflemektedir. Sultan Orhan, devletin batısındaki bu gelişmeleri görüp, Karesi Beyliği’nden gelebilecek bir tehlikeyi önlemek adına güneyde Bizans ve Cenevizlilere karşı zaferler kazanan Aydınoğlu Reisi Umur Bey ile bir antlaşma gerçekleştirmiştir. Bu gelişmeler ışığında Bizans’ın 1329 yılında başlattığı Bithynia Seferi öncesinde Karesi Beyliği tehdit olmaktan çıkarılmıştır.

Karesi Beyi Aclan/İclan Bey’in vefatının ardından oğulları Yahşi Bey ve Temirhan/Demirhan Karesi Beyleri olmuşlar ve bu durum (muhtemelen birkaç yıl önce Bizans ile ilişkileri sebebiyle) başta Karesi Veziri Hacı İlbey ve bölge ileri gelenleri tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu sebeple Sultan Orhan’ın yanında yetişmiş olan Karesi Bey’inin küçük oğlu Tursun Bey’e haber gönderilmiştir. Durum Âşıkpaşazâde Tarihi’nde şu şekilde aktarılmaktadır:

“Ol zamânda Karaisoglı ‘İclan Beg (Aclan Beg) varıdı. Ol zamanda Allah rahmetine vâsıl oldı. Bir oglı anun Orhan yanına gelmiş idi. Adına Tursun Beg dirleridi. Ve bir oglı dahı atası yanındayıdı. Bu atası yanındagı oglanı vilâyet halkı anı istemediler. Bu Orhan Gazi yanında olan oglına haber göndürdiler. Hacı İlbegi dirleridi, Karasioglı’nun bir veziri varıdı. Andan vilayetün a’yanlarından habarlar bile gelmişidi. İttifâklarıyıla bundagı Orhan yanında olan oglana bu habar gelicek Orhan Gazi’ye eydür: “Hanım! Gelün varalum vilâyete gidelüm. Balıkesri ve Birgama ve Edremid cemî’i nevâhisiyle sizün olsun. Kızılca Tuzla ve Mahram’ı ol tarafı bana sadaka it” dir.”

Orhan Gazi ile Tursun Bey arasında geçen bu görüşmenin ardından Orhan Gazi bölgedeki siyasî düzensizliğin ortadan kaldırılması ve zengin tuz geliri bulunan Kızılca Tuzla ve Mahram/Behramkale (Machramion) bölgeleri dışındaki araziyi ele geçirmek için harekete geçmiştir. Sultan Orhan, Osmanlı Devleti’nin batıdaki sınırı olan Lopadion (Uluabat) Kalesi bölgesine yönelmiş ve gölün etrafındaki kaleler olan Uluabat (Lopadion), Gölyazı (Galyas), Gilyos (Kilyos, eski Karaağaç) kalelerini ele geçirmiştir. Bu gelişmeler ardından gölün batısındaki Bizans hakimiyetindeki Kirmasti (Mustafakemalpaşa) ve Mihalic (Karacabey) Kaleleri teslim olmuştur. Konu Âşıkpaşazâde Tarihi’nde şu şekilde devam etmektedir:

“Orhan Gazi dahı Ulubat’ı feth idüp gine tekürini içinde komışlarıdı. İmdi togrı Gölbaşl’ndan yörüdi, Bilüyüz’i aldı ve dahı Ablayund’ı aldı. Andan Kirmastı’ya yörüdi…

Çünkim bunlar Balıkesri’ye vardılar, andagı oglan kaçdı Birgama hisârına girdi. Üzerine vardılar. Orhan Gazi yanındagı olan karındaşı vardı kim hisârda olan karındaşıyla söyleşe. Hisâra yakın varıcak gafilin ok ılan urdılar. Sesmedi düşdi, öldi. Bu iş Orhan Gazi’ye gayetde güç geldi, didi kim: “Bunlar bî-tekellüf bunun gibi iş itdiler.” Hemân Orhan Gazi dahı çagırdı kim: “Bu il vilâyet bilmiş olun emn ü aman ılan şimdi girü Orhan Gazi’nündür.” diyü hükm olındı. Bu sözi işitdükleri gibi bu vilâyetün halkı cemî’i mutî’ ve münkad oldılar. Vilâyetün kadîmileri geldiler, tîmârlu tîmârına mukarrer nâmeler aldılar. Ve bu fethün târîhi hicretün yidi yüz otuz bişinde vâkı’ olundı Orhan Gazi elinden, vallahu a’lem.

Akabinde Sultan Orhan, Balıkesir tarafına ilerlemiştir. Tursun Bey’in gelişmelerden haberdâr olan kardeşi Bergama (Pergamon) tepesindeki antik kaleye sığınmış ve kale, Sultan Orhan tarafından kuşatılmıştır. Kuşatma esnasında, Tursun Bey, kaleden atılan bir okla vefat etmiştir. Sultan Orhan ise (ki rivayetlerde bu konuya oldukça içerlediğini anlıyoruz) “fi’l-hâl çağırttı kim il vilâyet ahd ü eman ila şimden gerü Orhan Gazi’nindir, her kim itaat etmeye kılıçtan geçirirüz” demiş ve Karesi Beyliği’nin büyük bir kısmını ilhâk etmiştir. Beyliğin Bergama bölgesinde ise Karesioğulları’ndan Beylerbeyi Çelebi (muhtemelen Yahşi Bey), Osmanlı himayesinde 1341 yılına dek beylik yapmış ve sonrasında bölge sancağa dönüştürülerek Sultan Orhan’ın büyük oğlu Süleyman Paşa vali tayin edilmiştir. Seferin gelişimi Harita 1 ‘de aktarılmaktadır.



Bölgenin fethinin ardından son derece stratejik bir öneme sahip olan ve o dönemde Bizans’a ait olan sahil şeridi Kyzikos (Kapıdağı), Aydıncık (Edincik), Pegea (Biga), Kemer (Virancahisar) ve Lampsakos (Lapseki) zamanla akıncılar için yeni bir uc bölgesi olmuş ve bölge, 1371 yılında Sultan I. Murad döneminde Pegea (Biga) Kalesi’nin alınmasıyla tamamen emniyete alınmıştır.

Karesi Beyliği hem denizcilik faaliyetleri hem de bünyesinde barındırdığı gaziler (Hacı İlbey ve devam eden yıllarda Evrenos Gazi gibi) ile Osmanlı Devleti’nin özellikle Rumeli’ye geçişte merkezi olmuş, bölgenin ve Trakya’nın ele geçirilmesinde büyük rol oynamıştır.

Tartışma
Karesi Beyliğinin siyasî yapısı ve yönetimdeki kişiler tartışma konusu olmuştur. Osmanlı kaynaklarındaki aktarımlar bu sebeple karışmış olabilir. Konu ile ilgili TDV (Türk Diyanet Vakfı) İslam Ansiklopedisi’nde Karesioğulları’nın kökeni ve hakimiyetleri altındaki bölgelere ilişkin detaylara ulaşılabilmektedir. Karesi Beyliği’nin kurucusu Karesi Bey’in 1328 yılından önce öldüğü ve yerine oğlu Yahşi Bey’in geçtiği bilinmektedir. Aynı dönemde (1328) Bizans İmparatoru ile Demirhan Bey arasında bir saldırmazlık/ittifak antlaşmasının gerçekleştirildiğine dair bir bilgi de bulunmaktadır. Bu durumda Yahşi Bey’in sağlığında Demirhan Bey’in de müstakil bir bey gibi hareket ettiği öngörülebilir. Böylece biri Balıkesir ve diğeri Bergama’da olmak üzere beylik iki merkezden yönetiliyor olabilir. Bu noktada Karesi Bey’in vefatının ardından eski bir Türk geleneği olarak ülke kardeşler arasında paylaşılmış da olabilir. Yahşi Bey’in vefatının ardından ise yukarıda bahsi geçen Demirhan Bey ile diğer kardeş Tursun Bey arasında bir rekabet oluşmuş ve Sultan Orhan bu duruma müdahil olmuş olmalıdır. Bu durum da tarihlerde ihtilaf oluşmasına sebep olmaktadır. Yahşî Bey (muhtemelen Osmanlı kaynaklarında geçen Beylerbeyi Çelebi ile aynı kişi) ile ilgili son bilgiye 1341 yılında ulaşılmaktadır ve kardeşler arasında husumet ve Sultan Orhan’ın müdahalesi bu tarihten sonra da gerçekleşmiş olabilir.

Dipnotlar
Bir istinsah (yazının kopyalanması sırasında) hatası olarak Osmanlı kaynaklarında bu şekilde aktarılmıştır. Yani Karesi Bey ile İclan/Aclan Bey aynı kişiler olabileceği gibi Yahşi Bey ile İclan Bey de aynı kişiler olabilir. Bu durumda, muhtemelen İznik Fethi öncesinde Karesi Bey vefat etmiş ve Karesi Beyliği, Yahşi Bey ve Temirhan/Demirhan arasında paylaşılmıştır. Yahşi Bey’in vefatından sonra ise Tursun Bey ile Temirhan/Demirhan arasında bir mücadele gerçekleşmiştir.
Prof. Dr. Halil İnalcık eserlerinde, bölgedeki siyasî ve askerî gelişmeler ışığında bunun bir ittifak antlaştması olduğunu düşünmektedir.

Kaynakça
Âşıkpaşazâde, Âşıkpaşaoğlu Tarihi, Atsız, N., Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017
İnalcık, H., Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları 1302-1481, İslam Araştırmaları Merkezi, İstanbul, 2010
Öden, G. Z., Karesioğulları, TDV İslam Ansiklopedisi


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
İlkiz isimli Üye şuanda  online konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
beyliği’nin, fethi, karesi


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Saruhanoğulları (Saruhanoğlu, Saruhanlı, Saruhan) Beyliği Hesnâ Kültür - Sanat - Tarih 0 07 Ocak 2020 09:27
Aydınoğulları Beyliği BlackdeviL Kültür - Sanat - Tarih 0 23 Temmuz 2018 13:57
Tekeoğulları (Tekeli, Teke, Tekeoğlu) Beyliği BlackdeviL Kültür - Sanat - Tarih 0 23 Temmuz 2018 13:56
Alâiye Beyleri (Beyliği) BlackdeviL Kültür - Sanat - Tarih 0 23 Temmuz 2018 13:56
Saruhanoğulları Beyliği Tomris Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 0 10 Ocak 2018 00:51


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:31.