Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Dinler ve Kültürleri > İslamiyet > Peygamberler

Peygamberler İslam dininin kabul ettiği peygamberler hakkında bilgiler paylaşabilirsiniz.

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Mart 2018   #1
Bize her sevdadan kalan sadece Galatasaray
 
Smoker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 04 Aralık 2017
Cinsiyet: Bay
Mesajlar: 6,448
Konular: 2716
Rep Gücü: 8
Puanları: 42
Rep Grafiği: Smoker is on a distinguished road
Alınan Beğeni: 1504
Verilen Beğeni: 2040
Nereden: Yurtdışı
İlişki Durumu: Var
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Standart Hz.isa´nin Akibeti

Hz.isa´nin Akibeti

Bundan sonraki ayetler Hz. Isa´nin son durumlarina ait olup, bu sürede dogumu etraflica aciklanmamistir. Bunun harika sekildeki tafsilati Meryem suresindedir.

Hz. isa, vakti gelip de peygamber olunca Israil oari kendisine iman etmeyip, düsmanliga kalkismislardi. Binaenalayeh su ayet, fa-i fasiha ile basliyarak onlarin küfür ve yalanlamalarina karsi onun ne yaptigini haber veriyor:

(Ali Imran Suresi, Ayet: 52-55.).

(Dip not: kelimesi, duyulardan biriyle kavramak demek olup, burada sezmek ve görmek demek olan kesin ilim manasinda kullanilmistir.

< Küfr> kelimesinden maksat, küfründe direnmek ve hakkin aciklanmasi karsisinda kibirlenmekle beraber Hz. Isa´yi öldürmeye kasd edip harekete gecmek demektir. Cünkü , bu gibi yerlerde, istenmiyen ve cabukcak zarar veren bir seyle ilgili olduguna isaret eder. <Onlar azabimizin siddetini duyduklari zaman...> (Enbiya Suresi, Ayet: 12) ayeti gibi. (Ebu Suud). Kisacasi, küfür ve süikasd, hissedilen seylerden oldugu icin, , kesin ilim manasina tespih oluyor.

Yani küfür ve yalanlamaya bagli olan cinayet sebebleri, hissedilen seylerden oldugu icin deyimi gercek manasinadir. diyorlar. (onlardan) zamiri, gönderildigi Israil oarina ait olup, demektir. (Müstekar zarf olarak kelimesinin hali olmasi da mümkündür.) sözünün, umumi olarak Israil oarina degil, havarilere söylemis olduguna
(Saff Suresi, Ayet: 14) ayeti delalet eder. kelimesi, (yardim etmeyi kabul edici) kelimesinin coguludur. serif> kelimeleri gibi.
Bu kelime sonradan, Medine halkindan olan ashabin adi olmustur.

Peygamberlere, dini hükümleri yürütmek husdusunda yardim edenlere havariler denir ki, burada Hz. Isa´ya ilk önce iman ederek, sohbetine devam eden 12 zattan ibarettir.
Bunun müennesi olan kelimesi, yüzleri beyaz oldugu icin sehir kadinlari hakkinda kullanilir. Cünkü kelimesi, beyazlik manasinadir.

< Havari>, teksil sigasi olup, (yikayici) kelimesinin es manalisi olarak kullanilir. Bezleri agartmasi, bu adla anilmasina sebeb olmustur. Yine (samimi dost) manasina da gelir.

(Asere-i mübessereden (sagliginda Cennet´le müjdelenen on zattan) Hz. Zübeyr hakkinda buyrulan <Her peygamberin havarisi olur. Benim havarim de Hz. Zübeyr´dir.> (Buhari, K. el-Cihad, Bab: 40; Müslim, K. es-Sehabe, Bab: 6) hadisinde de, Cami-i i Sagir, Miskatu´l-Mesabih ve diger hadis kitablarinda kelimesi kaydedilmistir.

Hz. Zübeyr, Peygamber Efendimizin halasinin oglu olup, ilk olarak Allah yolunda kilic ceken ve Uhud savasinda sebat gösteren mübarek zattir. Bu müjde ve iltifata, Hendek savasindaki, Hz. Peygamber´i sevindiren büyük hizmetiyle kavusmustur.

Havari kelimesini merhum Aliyyu´l-Kari, Miskat serhinde (samimi yardimci) diye tefsir ediyor.)
Peygamberlerin has arkadaslarina havariler denmesinde bu ikinci mananin göz önünde tutuldugu ihtimal kuvvetli ise de. Hz. İsa´nin arkadaslarinin samimi gayret ve temiz inanclarinin bu isimle anilmasina sebeb oldugu görüsü meshurdur.

Bazilari da onlarin din hükümlerini ögrenmekle halkin ruhlarini, cahillik ve süphe bulanikliklarindan temizlenmelerini bu isme sebeb olarak gösteriyorlar.

Bu zatlarin kimisinin bazi yikayici, avci ve bilhassa balikci oldugu da rivayet edilmektedir. Fakat bu hususu tevil edenler de vardir. Mesela: diyorlar.

Ancak isin gercegi aranirsa bu teviller gereksiz görülür. Zira soyda asalet yanliz peygamberlerde sarttir. Peygamberlerden baskasinda soy sop aranmadigi gibi Allah katinda seref ve bahtiyarlik sahibi olabilmek icin bir sanat yolunu tutmamis ve kazanc ve ticaretle ugrasmamis olmak gerekmez.

Bu ümmetin de pek cok büyükleri köle cinsinden ve ensaf gibilerden cikmistir. Binaenaleyh Kur´an´da ögülen bu zatlari hic bir sekilde ayiplayip kücümsemeye cür´et edilmemelidir.

Hele bunlarin –Ebu Suud tefsirinde nakil ve rivayet edildigi gibi-- padisah ve padisah cocuklari olarak Hz. İsa´ya tabi olup baglanmalarindan sonra uyarma ve hatirlatmalari üzerine kendi elleriyle kazandiklari seylerden gecinmeye heves etmeleri ve binaenaleyh kimini bez yikayici ve kiminin avci olmasi ve önceden beyaz elbiseler giymekte olmalari sebebiyle havariler diye adlandirildiklari da kaydedilmistir.

Merhum Ebu´s-Suud´un ibaresini nakledelim:
< Denildi ki: Onlar beyazlar giyen padisahlardi. Padisahlardan biri bir yemek hazirladi ve halki topladi. Hz. İsa da, devamli yendigi halde hic eksilmeyen bir legen yemegin basinda idi. Bunu padisaha söylediler. O da onu cagirip dedi. cevabini verince padisah saltanatini birakip yakinlariyla beraber ona tabi oldu. İste bunlar havarilerdir. Merhum, iste bu ibareyi kaydettikten sonra diyor ki: Bir rivayete göre 12 zat olup, Hz. İsa´ya tabi olarak onunla bir müddet dolastilar. Bu sirada da onun mucizesi olmak üzere harika bir sekilde kendilerine yemek yedirilmesi üzerine diye sormaya kalkistilar ve Hz. İsa tarafindan buyurulmasi sebebiyle bu zatlar, ücretle camasir yikiyarak camasircilik sanatinda dikkatle calismislardir.
Bunlarin bu adla anilmalarinin sebebi bu da olabilir.

Havariler, müfessirlerin ittifakiyle mü´min olup, güzel inanc sahiplerindendiler. Yanliz Maide suresinin sonundaki sözünden anlasildigina göre Zemahseri´nin bu konuda cekimser kalmis olmasini tefsir alimleri hep tenkid ediyorlar.
Hz. Isa, gerektikcebunlari elcilikle baska ülkelere gönderir ve dini yaymak hususunda onlarin yardimina basvururdu.

Mesela: Antakya´ya bunlardan üc kisiyi gönderip, ahaliyi putperestlikten, bir Allah´a inanmaya inanmaya davet etmekle görevlendirmis oldugu, Yasin suresinde aciklanmistir.

Olayin tafsilati, Fuyuzat-i Kalb-i Kur´an adiyla bu sure hakkinda yazmakta oldugumuz tefsirde görelecektir.
(O kitaba bu adi vermemizin sdebebi, Yasin suresinin, Kur´an´in kalbi oldugu hakkindaki hadistir. Bu tesbihin uygunlugu da o eserin basinda aciklanmistir.)

Havarilerden bir zatin, münafik ederek, Hz. İsa´ya süikasd eden yahudilere kilavuzluk ettigine dair bir rivayet varsa da sabit degildir. Fakat bu zatlarin cogu sonradan birer sehid edildikten hayli zaman sonra kendilerine havariler süsü vererek bir takim hileci ve iftiraci kimseler ortaya cikip, bunlarin yüzünden cok olaylar oldugu, tarih bilenlerce malumdur.

< Ensarullah> (Allah´in yardimcilari tamlamasi <Allah´in dininin ve peygamberinin yardimcilari> demektir.
Bu cümle, öncekinin sebebini aciklamak icin gelmis bir parantez cümlesi olup, Allah´a iman etmenin, dine yardim gayretinde bulunmayi gerektirdigini ifade etmektedir.

Bu cümle de, müslümanligi kabul etmelerinden asil maksatlarinin, ahiret saadeti olduguna delalet eder ki, peygamberlerinden kiyamet gününde bu hususta sehadet etmesi isteginde bulundular.


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Smoker isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 08 Mart 2018   #2
Bize her sevdadan kalan sadece Galatasaray
 
Smoker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: 04 Aralık 2017
Cinsiyet: Bay
Mesajlar: 6,448
Konular: 2716
Rep Gücü: 8
Puanları: 42
Rep Grafiği: Smoker is on a distinguished road
Alınan Beğeni: 1504
Verilen Beğeni: 2040
Nereden: Yurtdışı
İlişki Durumu: Var
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Standart Cevap: Hz.isa´nin Akibeti

Isaret isminin isaret ettigi maddenin son derece acik olmasi sebebiyle, gözle görülmüs olaylar durumunda bulunan, Hz. İsa´nin yüce durumlaridir. Ali Imran suresi, ayet: 58. Hz. Cebrail´in Kur´an´i okumasi Allah´in emrine bagli oldugu icin Allah´in okumasi yerine gecmektedir. Binaenaleyh bunun gibi bazi yerlerde Allah, okumayi, kendi zatina isnad buyurmustur.

Gercekten yukarida da haber verildigi gibi, yazi yazmasi olmayan Peygamber Efendimizin, gercekleri haber vermesi, peygamberligine acik alamet olup, hic baska delil aramaga hacet birakmaz. Gerci Peygamber Efendimizin zaten okuyup yazma bilmesini inkara kalkisan cahiller de bulunmaz degildir. Fakat hususi yerinde biz bu gercegi o kadar acik ve etraflica isbatlamissizdir ki, en az akil ve kavrayisi olanlara bile kanaat vermemesi düsünülmez. Ancak önce okumanin, sonra da biraz insaf ve anlayisin sart oldugunu hatirlatmaya hacet yoktur saniriz.

Zikr-i Hakim, bazi müfessirlere göre, kainatin bütün gerceklerini icine alan Levh-i Mahfuzdan ibarettir ki diger mukaddes kitablar gibi Kur´an´da oradan alinmistir.Fakat müfessirlerin cogunlugu bunu Kur´an ile tefsir etmislerdir.

(Kur´an´a Zikr denmesi bir cok yerlerde gecmekte olup, bunun da sebebi aciktir. Hakim olmasinda ise, bir kac sebeb ihtimali vardir: 1-Hakim manasina olabilir. Kur´an, Allah´in hükümlerinin kaynagi olmasi sebebiyle hakimdir. 2-Hikmet sahabi demek de olur. Kur´an sözlerinin düzeni ve ilimlerinin coklugu sebebiyle hikmet doludur. 3- Kur´an, söz manaca muhkem (zarar gelmesinden korunmus) saglamdir. Ayetleri, en saglam bir nazimla (söz dizisi ile) kuvvetlendirilmistir. Sonra hikmet sahibi, her seyi bilen Allah tarafindan, bu ayetler, hüküm ve ögütlerle aciklanmistir.> (Hud suresi, ayet: 1). Muf´al manasina fail vezni, Ezheri´nin görüsüne göre yaygin olup, ve kelimeleri bu kabildendir.)

< Mesel> kelimesi, burada acayip durum ve sifat manasinadir. <(Küfürden) sakinanlara va´dedilen cennetin hali...> (Muhammed suresi, ayet: 15) ayeti gibi.

Benzerlik tarafi, ikisinin de babasinin bulunmamasi hükmüdür ki; ayetin devami, bu hususu acikliyor.
İnsanin hakikat bedenden ibaret olmadigi icin cümlesi, demektir. (Buradaki muzafin fizlenmesiyle (sonra) edastinin gercek manasi da korunuyor.) Yani topraktan yaratilan, Hz. Adem´in kendisi degil, cesedidir.

< Kun> kelimesi, tam fiil kabul edilmiyerek, (insan ol!) diye takdir edilmistir. Binaenaleyh, cümlesi, (Onu insan olarak yaratti.) diye tefsir edilir. Cünkü biraz önce hatirlattildigi gibi Allah´in demesi, diledigi seye hemen yüce kudretinin tesir etmesinden ibarettir. Yoksa gercekten her seye Allah, diye hitab etmez. (Bu ifadenin özeti: Kur´an´in her yerindeki hitabi, ancak yaratimanin sür´atinin ve kudretin tesirinin mecazla ifadesidir.

Su durumda Beyzavi´nin.. <Göklerin ve yerin yaraticisidir...> (Bakara suresi, ayet: 117) ayetini tefsir ederken (ona, der.) cümlesini, maddesiz ve sebebsiz olarak bir defada yaratmaktan kinaye kabul etmesi, ayetin basindaki (essiz bir sey yaratmak) deyimini göz önüne almaya bagli olmadidir.)

Nitekim baska bir ayette, insan menisinin ana rahminde durumdan duruma ve sekilden sekle gece gece insan bedenin yaratildigi sirada ruh üflenmesi (Mü´min suresi, ayet: 14) diye ifade buyurulmustur.

< Feyekun> fi´li, (oluverdi.) yerinde olup, gecmiste olan acayip durumu göz önüne getirerek acayipligini aciklama gibi bir belagat inceligini ifade ediyor.

Bilindigi gibi benzetmelerde, kendisine benzilen sey, benzetme sebebinde benzetilen daha kuvvetli olmalidir. İste bu benzetmede, acayiplik bakimindan Hz. Adem´in durumu daha ileridir. Yani babasizlikta ikisi de müsterek olmakla beraber Hz. Adem´in, annesi de yoktur.

Bu benzetmeden maksat ise, inkarcilari susturmak ve süphe konusu olan maddeyi kesip atarak gercegi anlamaktir ki, sözün özü: demek olur.

Allah´in bu hitabi, ya sebati arttirmak icin Hz. Peygamber´e veya hitaba elverisli olan herkesedir.
İste bu ayetler, Hz. Adem´in yaratilisi hakkinda münakasa etmek mümkün olmadigi ve Hz. İsa´nin yaratilmasi ona göre daha kolay görüldügü halde, bundan dolayi hala süphe eden necran hiristiyanlarinin akilsizlik ve bilgisizliklerini göstermek icin indirilmis olup, arkasindan gelen ayetle de onlar mübaheleye (lanetlesmeye) davet edilmislerdir.

Tefsir kitablarinda kaydedildigine göre yukarida anilan Necran papazlari Hz. Peygamber´in huzuruna geldiklerinde onunla gecen konusma ve münazaralari sirasinda söyle demisler:

-Ya Muhammed, sen bizim adamimiza (Hz. İsa´ya) küfediyormussun.
-Ne diye?
-Kendisine kulluk isnad ediyormussun.

--Evet, o da Allah´in kulu ve peygamberidir. Hem de bakire olan Hz. Meryem´e birakilmis, Allah´in bir kelimesidir. (Bu deyimin manasi yukarida gecmistir.) -(Öfkeyle): Babasiz bir insan gördügünüz var midir? Madem ki, Hz. İsa´nin, insan nevinden babasi olmadigini kabul ediyorsunuz, onun babasinin Allah oldugu anlasilir.

--Bilmiyor musunuz ki, Hz. Adem´in ne babasi, nede anasi vardi? Bununla beraber o, Allah´in oglu sayilmaz. Hz. isa´nin nicin Allah´in oglu olmasi gerekiyormus (Hasa!).
Bunun üzerine, sonrakiyle beraber bu ayet gelip, önce onlarin bilgisizlik ve akilsizliklari aciklandi sonra da yukaridaki ayetle mübahaleye davet edildiler.

< Kendisi ve annesi hakkinda gercege aykiri düsecek bir iddiada bulunursa..>
Iyi bilinmelidir ki, özet olarak arzedildigi gibi Ali Imran suresinde Allah´in es ve evlad edindigini kabul eden hiristiyanlarin sözlerinin sacmaligi kesin delillerle isbatlanip aciklanarak, onlarin her türlü süphelerine inceleme yoluyla yeterli cevab verilince o sözlerin bozuklugunu kesin olarak ifade eden bu parlak delile sözler bitirilecek, nasil ki, anasiz babasiz yaratilan Hz. Adem´in, Allah´in oglu olmasi gerekmiyorsa, yanliz babasiz yaratilan Hz. İsa hakkinda bu sacma iddiaya yer kalmaz.

Yine nasil ki, Allah´in kudretiyle topraktan Hz. Adem yaratilmissa, na rahminde toplanan kandan da Hz. İsa yaratilabilir.

Sirasiyla Allah´in bu aciklamalarini düsünen ehli insaf sahibi, hakikatin en ötesine varligini itiraf etmek zorunda kalacagi süphesizdir.

Binaenaleyh aciklama ve irsad bu dereceye ulasinca Allah, yüce peygamber´i ne hitab ederek buyurdu ki:

Yani onlari anilan sekilde lanetlesmeye davet et ki, eger cüret ederlerse, hemen belalarini bulacaklari süphesizdir.>

Iste bu konudaki bu ayet inince Peygamber Efendimiz Necran hiristiyanlarina hitaben buyurdular ki: Dediler ki: Ya Muhammed! Bize müsaade et, düsünelim.> Evlerine gelip, danisma kurulunu kurup bir hayli konusma ve görüsmelerden sonra, baskanlari olan Abdu´l-Mesih adindaki zat bir nutuk cekerek dedi ki:
Mutlaka eski dininizde kalmak isterseniz, bu zatla baris yapip ayrilarak yurdumuza cekilmemizi uygun görürüm.>

Bu karar üzerine ertesi gün Hz. Peygamber´in huzuruna geldiklerinde onu, siyah bir elbise giyerek evinden cikmis bulmuslardi ki, o sirada Peygamber Efendimiz Hz. Hüseyin´i kucagina almis ve Hasan´in elinden tutmustu. Hz. Fatima ardindan geliyor, Ali de onu takib ediyordu. diye Peygamber Efendimiz bunlara hitab ettigi de isitildi.(Hz. Peygamberin bu davranisi, davet ettigi lanetlesmeye bir hazirlanma seklinden ibaretti.)

Hasimlarinin, bu cesaretli durumu görmeleri onlara bir kat daha tesir ettigi icin korku ve heyecanlari artti. Kendilerine baskanlik eden Abdul´l-Mesih dedi ki:
Artik hepsi birden Hz. Peygamber´e yaklasarak: dediler.

Peygamber Efendimiz buyurdular ki: O kalbi kararmis zümre ise, bundan da yüz cevirdileri icin Peygamber Efendimiz <Su durumda aramizda savas ilan edilmis olur.> buyurdular. cümlesi, arab atasözlerindendir.) Onlar dediler. Hz. Peygamber de bunu uygun bularak ellerine bir sözlesme verdi ve hepsine hitaben buyurdu ki:

(Mekke müsriklerinden Nadr b. Haris hikayesiyle burada itiraza yol yoktur. Cünkü o mel´un gerci diye Peygamber Efendimize karsi büyük birt cür´et gösterek Mekke halkinin mahvolmasini temenni ettigi halde buna cevab olarak (Enfal suresi, ayet: 33) ayeti gelmisti.

Fakat görülüyor ki, iki hikaye arasinda birkac yönden fark vardir:
1-Lanetlesme, iki tarafin istirak ve ittifakiyla olarak bir muameleden ibaret olup, yanliz bir cür´etkarin daveti üzerine bir milletin mahvolmasinin gerekmiyecegini süphesizdir.

2-Hz. Peygamber´in hürmetine, Mekke müsriklerinin azab edilip köklerinin kesilmesinden korunmus olmalari, yüce Peygamber´imizle, milletleri adina, gercegi ortaya cikarmak iddiasiyla lanetlesen hiristiyan alimlerinin de bu azabtan korunmalarini gerektirmezdi.

Hele her umumun, müstesna seklinde bir takim hususi maddeleri bulunur. Madem ki, hususi olarak bu cemaat hakkinda, cür´et ettikleri kabul edildigi takdirde böyle bir azabin gelecegini, yalan söylemeyen haberci (Hz. Peygamber) haber veriyor, dogrulugunda süphe etmeye hic bir sebeb olamaz.
Evet, Kur´an´da yalniz onlarin lanetlesmeye davet edilmeleri hakkinda Allah´in emri vardir. Fakat bu emre uyarak davet edilmis olduklari da muhakkak olup, bu davet üzerine gecen durumlar ise, tefsir ve hadis kitablarinda hep bu sekilde yazilidir.

Siyer kitablarinda Heyetler konusunda, Necran hiristiyanlarinin yukarida gecen tarihte Medine´ye gelisleri etraflica kaydedilip aciklanmistir. Arada kil kadar fark bulmak mümkün olmadigi icin Imam-i Razi de diyor. Kisacasi, bu hikaye iki yönden Hz. Peygamber´in peygamberliginin sabit olduguna delalet ediyor:

1-Kur´an´in ifade buyurdugu lanetlesme teklifinde bulunmasi. Cünkü böyle bir teklif, ancak durumun hakikatini tamamen ve kesin olarak bilip de hasmin mahvolmasini gerektirecegini iyice anlayan zatin karidir.
Zira böyle olmayinca insan, kendi yalanini aciklamaya calismis olur. Hz. Peygamber´in insanlarinin en akillisi oldugu, alemce kabul edilmisken, eger cür´et edecek olurlarsa bunlarin mutlaka Allah´in azabina carpilacaklarini kestirmemis ve kendisi Allah tarafindan desteklenmemis olsaydi, hic herkesin huzurunda böyle bir teklife kalkismasi düsünülebilir miydi?

2-Onlarin, lanetlesme alanina cikmaktan vazgecmeleri: Zira eger bunlar Tevrat ve Incil´e dayanarak Hz. Peygamber´in hak peygamber oldugunu bilmemis ve kendi iddialarinin, akilsizlik ve sacmaliktan ibaret bulundugunu sezmemis olsalardi, iddialarinca onu susturmak icin o kadar uzak yoldan, son derece gösterisli bir sekilde gelmis büyük bir kalabalik olmalarina ragmen geri cekilmeyi ve cizye vermeyi kabul etmek kücüklügünü gösterirler miydi?

NOT:
1-Lanetlesme olayinda yanliz iddiaci durumunda bulunanlarin hazir olmalari yeterken aile fertlerinin de bulunmasinin sart kosulmasi sirf Hz. Peygamber´in son derece güvendigini ve her tehlikeden sakinmak insan tabiatinin geregi bulunmasi en degerli ve sevgili kimselerini de hazir bulundurmakta tam bir güven sahibi oldugunu ifade etmek maksadiyla olup, binaenaleyh bu kadar güven sahibi olabilirse hasmin da aile fertlerini bulundurmasi veya adlarini anarak lanetlesmeye katmasi gerekecegi kendilerine anlatilmisti.

İste bunlar ne kadar olsa kitab ehli olduklarindan Allah korkusunu bilirler ve harika seklinde Allah´in kahrinin ortaya cikacagina inanirlarmis ki, putperestler gibi cür´et etmemislerdir.

2-Bu ayet, Hz. Hasan´la Hüseyin´in her birinin, Peygamber Efendimizin cocuklari olduguna da delalet ediyor. Cünkü Kur´an ayeti geregince Hz. Peygamber, lanetlesme yerine oarini da getirmeyi va´d buyurup hazirlanmasi sirasinda ise yukarida kaydedildigi gibi onlari yanina almisti.

< Hz. Fatima´nin cocuklarinin babasi benim> anlamindaki hadisler de bunu gerektirir. Yine ayetinin sonuna dogru (En´am suresi, ayet: 84-85) ayetiyle Hz. Isa´nin –sirf annesi tarafindan soyunun Hz. İbrahim´e dayanmasi sebebiyle-- Hz. İbrahim´in zürriyetinden sayilmasi, bir kimsenin kizinin oglunun da kendi oglu yerinde oldugunu ifade ediyor. (Fah-r- Razi).

Kudret ve hikmette ortagi yoktur ki, tanrilik sifatinda ortagi düsünülebilsin. (Ebu´s-Suud).
Ali Imran suresi, ayet: 59-63. Tefsir alimleri diyorlar ki:

Yine Zemahseri´nin dedigi gibi -- (fesadcilari) kelimesindeki tarif lami, meydandaki ahde (söz konusuna) yorularak-- bu ayetin, (Nahl suresi, ayet: 88) ayetindeki katlama azaba isaret kabul edilmesi de caizdir. (Sihab).

Yahudilerin bu sacma haberleri arasinda Hz. İsa´yi diye vasiflandirmalari ya alay nevindendir veya onun peygamberligine inannan hiristiyanlarin iddialarina dayanir. Zira yahudiler, Hz. Musa´nin dininde haram olan bazi seyleri helal kilmasi ve cumartesi gününün hükmünü kaldirmasi sebebiyle Hz. İsa´nin peygamberligini kabul etmiyerek kendisini büyücü ve yalanci tanirlardi.

(Nesh, dini bir hükmün müddetinin bittigini aciklamak demek oldugu icin Hz. İsa´nin, Tevrat´in bazi hükümlerini neshetmis olmasi, esasen Tevrat´i kabul edici olarak Israil oari peygamberlerinden bulunmasina aykiri düsmez. Bunda süphe yoktur. Ama bu yahudiler, bu nesh durumuna akillari ermediginden veya inatciligi pek cok sevdiklerinden hala israrla inkar edip, köhnecilikten vazgecemiyorlar.)

Yukaridaki vasiflandirma bu sekilde aciklaninca
(Suara suresi, ayet: 27) ayetindeki, peygamberlikle vasiflandirmanin benzeri olur. (Cünkü Fir´avn´dan nakledilen bu sözde Hz. Musa´nin peygamberlikte vasiflandirmasi, konusanin kendi inancina dayali degildir.)

Ancak mümkündür ki, bu adi, onu medhetmek icin veya yahudilerin agizlarina almis oldugu bir takim cirkin vasiflar karsiliginda Allah kendi tarafindan buyurmus olsun. Nitekim (Zuhruf suresi, ayet: 9-10) ayetindeki vasiflardirma kabilindendir.

(Cünkü müsriklere diye sorulsa hep derler. (Bk. Lukman suresi, ayet: 25; Zumer suresi, ayet: 38). Binaenaleyh bu ayetteki Allah´in vasiflari onlarin ifadesinin disindadir.)
Yahudilerin haa gerip öldürdükleri sahis onlara bir hikmetle Hz. Isa seklinde gösterildi.

Öldürülen sahsin adinin Taytanos oldugunu müfessirler burada aciklayip, bu gibi harikalarin peygamberlik zamaninda imkansiz görülemiyecegini de ilave ediyorlar. diye büyük bir mücadeleye düsmüslerdi. Hiristiyanlar ise, Hz. İsa´nin öldürüldügünü kabul etmekle beraber onlar da baslica üc firkaya ayriliyorlar. İcerinden Nastüriyye firkasi onun hakkinda diyorlar. Melkaniyye ve Yakubiyye firkalari da baska türlü söylüyorlar.
Sacma sözleri aciklamaya lüzum ve hacet yoktur.

İyi bilinmelidir ki, Kur´an´da iki yerde de Hz. İsa´nin göge cikarilmasi, deyimiyle ifade buyurularak bu hususun, sirf Allah´in kudreti sayesinde olmus bulunmasina dikkat cekilmistir. Nitekim Peygamber Efendimizin mi´raci hakkinda < (Isra suresi, ayet: 1) ayetindeki (gece götürdü) deyimi de bu incelige isaret etmektedir.

Hiristiyanlarin (yükselme> tabirleri, onun (hasa> tanri olup da bizzat kendi gücüyle yükselmis oldugu gibi sacma bir inanca dayali oldugu icin bu tabir, Islam kitablarinda hic gecmemistir.

Bununla beraber hiristiyanlar bu inanclarina aykiri olarak bir taraftan da onun, yahudilerin elinden kurtulmak ümidiyle kacip gizlendigini ve haca gerilince haddinden fazla aglayip sizlandigini da ortaya atiyorlar.
Onlarin bu inanclarini cürütmek icin Fahr-i Razi´ye nispet edilen su beytler ne güzeldir!:

diyorlar. Bu söylediklerinin dogru oldugu kabul edilince, diye onlara sormali. demeli.>

Yani onlar hayatlarinda ileri ve geri kanatten uzak kalmiyorlarsa da ölecekleri sirada her birine durumun hakikati aydinlanacagi icin Hz. İsa´nin Allah´in kulu ve peygamberi oldugunu zaruri olarak anlayip süpheleri ortadan kalkmaktadir.

Ancak bu bilip kabul etme, gayba inanmak olmadigi icin Allah´ca makbul degildir. Su durumda henüz üzerlerinde Allah´in teklifi varken bu gercegi kabul ederek gercekten mü´min olmak icin acele etmeleri gerekir ki, kurtulusa ereler.

Bu ayetin ifadesi de, iste bu sekilde imana kosmak hususunda onlari tesvik etmektir. Bunda sühpe yoktur.
Bu tefsire göre yanliz (ona) Hz. İsa´ya, (ölümünden önce) ibaresindeki zamir de, ayette gizli birakilan (hic bir kimse) kelimesine ait oluyor ki, Hz. İbn-i Abbas böyle tefsir etmistir.

Yine Muhammed b. el-Hanefiyye´nin bu faydasiz imanin nasil olmakta bulunduguna dair olan ifadesi, Ebu´s-Suud tefsirinde takdirle kaydedilmistir.

Fakat zamirlerin ikisinin de Hz. İsa´ya ait olmasi ihtimalini de müfessirler acikliyorlar.
Bu durumda mana söyle olur: Hz. İsa´nin vefatindan önce kitab ehli kendisine iman edecektir.> Yani , ahir zamanda yüryüzüne indigi sirada mevcut olan yahudi ve hiristiyanlar, onun hak peygamber oldugunu kabul edeceklerdir. Zira eski inanclarinin sacmaligini bizzat kendisinden isiteceklerdir. Hatta yahudiler de, hala beklemekte olduklari mel´un Deccal´in Hz. İsa tarafindan öldürüldügünü görünce onun saninin yüceligini anlayacaklardir.

İste o gün yeryüzünde yanliz Islam dinininden ibaret bir din kalacak ve Hz. İsa hayatta oldukca Islam dininin hükümlerini yürütecektir. Zira ona yeniden vahiy gelecek degildir. Bu konunun tafsilati hadis kitablarinda bulunabilir.

(Nisa suresi, ayet: 156-159). Hz. İsrail (Yakub) adak seklinde veya doktorlarin uygun görüp tavsiye etmeleriyle kendi nefsine deve sütünü ve etinbi haram etmisti. (Sonrada siddet ve ceza kabilinden olmak üzere Israil oarina bir cok temiz seyler haram kilindi. Bu durumda sonraki dinlerde bunlar yine aslina döndürülüp, Hz. Ibrahim´in dinine uygun olarak helal kilinabilir.). Ali Imran suresi, ayet: 93.) Nisa suresi, ayet: 163.170. 171). (Risale-i Hamidiyye Tercümesi Sf. 636-653/Huseyin Cisri Efendi)


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Smoker isimli Üye şuanda  online konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
akibeti, hzisa´nin


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:55.