Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Eğitim - Öğretim > Dersler > Tarih - İnkılap Tarihi

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19 Temmuz 2018   #1
Forumdan Uzaklaştırıldı
Avatar Yok

Üyelik tarihi: 19 Temmuz 2018
Cinsiyet: Bay
Mesajlar: 3,793
Konular: 885
Rep Gücü: 0
Puanları: 13
Rep Grafiği: Üç Tuğ is on a distinguished road
Alınan Beğeni: 353
Verilen Beğeni: 753
İlişki Durumu: Yok
Burç: Koc
Takım: Turkiye
Standart İzmir'li Mehmet ve AnzakLI Coni!....

İzmir'li Mehmet ve AnzakLI Coni!....

İzmirli Mehmet'de vatani görevini yapmak için her türk evladı gibi askere çağrıldı!annesi,babası ve bacısı ile kucaklaştı ve ayrıldı.içinde hem hüzün,sevinç ve gururla gitti askere...orda çok güzel dostluklar kurdu,savaş sırasında çatışmada yaralı bir asker yakaladı,Anzaklı idi.anzaklı mehmeti görünce çok korktu tir,tir titriyordu ondan çok korkmuştu yabeni öldürürüse diyordu.ama mehmet onu sevgi ile kucakladı dizine yatırdı ve matarasından su çıkartıp içirdi anzaklı bu davranış karşısında şok olmuştu şaşkındı!...ama içindeki korku yerini tebessüme bırakmıştı.izmirli mehmet anzaklıyı siperlerine taşıdı.onun yarasını sardı,karnını doyurdu,bu davranıştan çok etkilenen anzakılı onu tanımak istedi ve çok güzel bir dostluk kurdular öyleki ailelerinin resimlerini bile birbirlerine gösterdiler herşeylerini anlatıp paylaştılar,anzaklının adı coni idi.
bütün askerler anzaklı coniyi çok sevmişti oda onlarıtürkçeyi bile sökmüştü!..
sonra iyileşince izmirli anzaklıyı serbest bıraktı cebine yemek verip gönderdi.
hadi git arkadaşlarının yanına siperine dedi...anzaklı sevinmişti ama buruk bi sevinçti çünkü dostlarından arkadaşlarından ayrılacak olmak onu çok üzmüştü
tek,tek sarıldılar öptüler onu ve uğurladılar.anzaklı izmirliyi unutamadı ve ertesi gün siperden el salladı vekoşarak geldi!..sarıldılar kuçaklaştılar hasret giderdiler.
demek bizi unutmadın he dediler ona.anzaklının bir isteği vardı izmirliden sende benim siperime gel bende seni misafir edeyim arkadaşlarımla tanıştırayım seni dedi.izmirli şaşkındı ne yapacağını bilemedi ama daveti geri çevirmek olmaz deyip kabul etti!...gittiler tanıştılar selamlaşıp kucaklaştılar,anzaklı arkadaşlarına türkleri övüyor onlar hiçde bize anlatılanlar gibi değiller,çok dürüst,mert cömert,merhametliler,misafir perverler diyordu.herkes kısa zamanda izmirliyi çok sevmişti ama ne olduysa o anda oldu anzaklının komutanı geldi ve hışımla kim bu burda ne işi var dedi anlattılar komutan çok sinirlendi ve yakalayın emrini verdi ama ne anzaklı nede arkadaşları yerinden bile kıpırdamadılar komutanda bu davranışa çok sinirlendi ve diğer siperdeki askerleri çağırdı ve yakalattı vurun dedi .izmirli mehmeti yakaladılar ve boş bir asrazide kurşun yağdırıp şehit ettiler!..izmirli vurulurken bi duruşu vardı tam bir türk gibi dimdik ve gururluydu vatan için şehit olmuştu.coni mehmetin dizlerine sarıldı hıçkırıklara boğulup ağlamaya başladı sonra o sinirle komutanının üzerine yürüdü ve neden kıydınız,vicdansızlar,hainler,........... o benim kardeşimdi,dostumdu, diye bağırıyordu.ama herşey boştu artık mehmet yoktu.
komutan alylı bir tavırla güldü ve ayrıldı ordan.komutan ayrılınca anzaklı coni
diz çöktü ve mehmeti dizlerine yatırdı uzun bir süre ağladıboynuna sarıldı ve belinden silahını çekti ve silahını alnına dayayıp vurdu kendini.coninin kalbi bu acıyı kaldıramamıştı.kardeşini koruyamamıştı.izmirlinin silah arkadaşları bu olay karşısında şok olmuştu izmirlinin en yakın arkadaşı bizzat görmüştü müdahale etmek istemişti ama diğer askerler onu engellemişlerdi.herkes siperde ağlıyordu.
savaş bitmiş askerler evine dönüyordu ama izmirli mehömet dönmemişti anası,babsı ve bacısı her gördükleri askere izmirli mehmeti tanıyormusunuz diyordu.ama kimse söyleyemedi aı haberi sıra can dostuna gelmişti boynunu büktü ve ellerini öptü sarıldı ve bütün olanları anlattı.ailesi izmirli mehmet ile gurur duyuyordu ama yürekleri yanıyordu evlatlarını tek çocuklarını kaybetmişlerdi.ama yinede vatan saolsun diyorlardı!....
Şeyda Karadeniz Eyvah Oğul

Eyvah oğul Öpmeye doymadığım hayırsızım
Sevmeye kıymadığım yürek sızım
Şimdi omuzlarında Melekler Ağlasın

Feryadımı Duyan Analar Ağlasın
Dağ Gibi Aslanımı Elde Bıraktım
Eyvahıma yıkılan umutlarıma
oğluma Almadığım Gelinler yaslı
Eyvah oğul Öpmeye doymadığım hayırsızım
Sevmeye kıymadığım yürek sızım
Şimdi omuzlarında Melekler Ağlasın

Feryadımı Duyan Analar Ağlasın
Dağ Gibi Aslanımı Elde Bıraktım
Eyvahıma yıkılan umutlarıma
oğluma Almadığım Gelinler yaslı
Eyvah oğul Öpmeye doymadığım hayırsızım
Sevmeye kıymadığım yürek sızım

işte mehmet akif ersoyun dediği gibi
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.


Mehmet Akif Ersoy
nede güzel söylemiş şaiirimiz...
alıntıdır ve yaşanmıştır.





"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Üç Tuğ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
anzakli, coni, mehmet, İzmirli


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Mehmet Güreli - Kimse Bilmez Ersin Yerli Şarkı Sözleri 1 20 Ocak 2018 22:23
Mehmet Ali Birand kimdir? Başak Biyografiler 0 17 Ocak 2018 21:22
Mehmet Öz`den Kilo Vermek İçin 100 Öneri Anka Sağlıklı Beslenme 0 18 Aralık 2017 21:21
İzmir nufüsü kaç,İzmir nufüsü kaçtır,İzmir nufüsu 2018,İzmir nufüsu 2018 kaç? Anka Coğrafya 0 15 Aralık 2017 16:50
Antoni Aleksander Ilinski;Mehmet Iskender Paşa Ersin Bunları Biliyor musunuz? 0 09 Aralık 2017 17:12


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:32.