Forum Logo  

Anasayfa Kimler Online Forum Duyuruları Yönetim İletişim Reklam Ver
Geri Git   ForumDenizi.Com > Eğitim - Öğretim > Dersler > Tarih - İnkılap Tarihi

Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26 Temmuz 2018   #1
Forumdan Uzaklaştırıldı
Avatar Yok

Üyelik tarihi: 19 Temmuz 2018
Cinsiyet: Bay
Mesajlar: 3,793
Konular: 885
Rep Gücü: 0
Puanları: 13
Rep Grafiği: Üç Tuğ is on a distinguished road
Alınan Beğeni: 353
Verilen Beğeni: 753
İlişki Durumu: Yok
Burç: Koc
Takım: Turkiye
Standart ABDÜLAZîZ HAN ve Dönemi

ABDÜLAZîZ HAN ve Dönemi

ABDÜLAZîZ HAN
ve Dönemi


Osmânlý pâdiþâhlarýnýn otuzikincisi ve islâm halîfelerinin doksanyedincisidir. Sultân ikinci Mahmûdun ikinci oðludur. 1245 [m. 1830] de tevellüd edip 25 Hazîran 1277 [m. 1860] de halîfe oldu. 1293 [m. 1876] de Dolmabaðçe serâyýndan alýnýp, Topkapý serâyýna habs edildi. Beþ gün sonra Midhat pâþa ve serasker [savunma bakaný] Hüseyn Avnî pâþa, Süleymân pâþa ve arkadaþlarý tarafýndan, Fer’ýyye serâyýnda Kur’ân-ý kerîm okurken bilek damarlarý kesdirilerek þehîd edildiði, sultân Vahîdeddînin baþ kâtibi, Alî Fuad beðin hâtýralarýnda yazýlýdýr "rahmetullahi teâlâ aleyh". Fer’ýyye serâyý, Beþiktaþ ile Ortaköy arasýnda, Galata-serây lisesinin orta kýsmý olan yalýdýr. Sultân Mahmûd türbesindedir. Sultân Murâd, bu iþkenceli ölümü iþitince, korkudan aklý bozuldu.
(Belgelerle Türk târîhi dergisi)nin 1967 Kasým ve 2 sayýlý nüshasýnda diyor ki: Ýstanbul üniversitesine baðlý kýymetli eserler arasýnda, Ýbnül-Emîn Mahmûd Kemâl beðin [3310] numaralý defterinde, sultân Abdül’azîz hânýn annesi Pertevniyâl vâlide sultânýn söyleyip yazdýrdýðý (Sergüzeþt-nâme) vardýr. Yýldýz evrâký arasýnda görülüp, Ýbnül-Emîn Ahmed Tevfîk beðin, 1336 [m. 1918] de sûretini çýkardýðý bu sergüzeþtnâmede Pertevniyâl sultân diyor ki: 1293 [m. 1876] senesi, Cemâzil-evvelin yedinci [30 Mayýs] günü, sabâha karþý sâat sekizde, vâlide sultâný yatakdan kaldýrýyorlar. Sultân, oðlu Abdül’azîz hâný uyandýrýyor. Halîfe, (Anne bunu bana kim yapdý? Beni sultân Selîme mi döndürecekler? Ben kime ne etdim?) diyor. Vâlide sultân (Avnî pâþa etdi) diyor. (Yalnýz Avnî etmedi. Rüþdü pâþa ile Ahmed ve Midhat pâþalar da, bu iþe dâhil. Ben bu felâketi otuz kýrk def’a rü’yâmda gördüm. Bundan sonra, Cebrâîl gökden inse, devlet reîsi olmam. Cenâb-ý Hakkýn takdîri böyle imiþ) diyor. 30 Mayýs 1876 Salý günü kayýkla Topkapý serâyýna götürülüp, üçüncü Selîm hânýn þehîd edildiði odada, habs olunuyor. Çorba gönderiyorlar. Kalfa (Kaþýksýz, efendimizin önüne nasýl koyayým?) diyor. Bir kýrýk tahta kaþýk veriyorlar. Halîfe, biraz içiyor. Abdest almak için, na’lýn aratýyor. (Ýzn yok) diyerek vermiyorlar. Abdesthâneye yalýn ayak giriyor. Üç gün kuru tahta üstünde aç, susuz býrakýlýyor. Kayýkda yaðmurdan ýslanmýþ olan elbisesini çýkarmak için gecelik istiyor. (Ýrâde yokdur) diyerek vermiyorlar. Sultân Murâda tebrîknâme ve acýklý mektûblar gönderip yalvarýyor. Dördüncü gün, (2 Hazîran sabâhý) sultân Murâdýn irâdesi ile diyerek, Fer’ýyye serâyýna götürüyorlar. Ýçeri hýzlý girdiði için, bir süngülü asker, göðsünden itiyor. (Annem nerede?) diyor. Annesi koþup gelerek, yukarý çýkarýyor. Askerlerin saygýsýzca konuþdurulduðunu görünce, (Aman anneciðim. Bunlar beni öldürecekler) diyerek aðlýyor. Ýki gün sonra, eski, yýrtýk eþyâ gönderiyorlar. Askerler, ikide bir, kýlýcýný isteriz diye hücûm ediyor. Vermiyor ise de, Vâlide sultân, gizlice vermek zorunda kalýyor. 4 Hazîran sabâhý Vâlide sultân içeri gelip, kapýnýn açýk olduðunu ve halîfenin kanlar içinde yatdýðýný görünce, feryâd ediyor. Halîfe, ellerini, annesinin göðsü üzerine koyup (Allah, Allah) diyor. Gelenler, Vâlide sultâný baþka odaya götürüyor, kulaðýndaki küpeleri ve yüzüðünü çekip alýyorlar. Halîfeyi eski bir perdeye sarýp, Ortaköy karakoluna götürüyorlar. Cân çekiþirken Rüþdü, Midhat ve Avnî pâþalar ve yardakçýlarý gelip, (Bizi azl et!) diyerek alay ediyorlar. Vâlide sultân, (Arslaným þehîd oldu. Beni de þehîd etsinler) diye feryâd ediyor. Asker gelip, (Sultân Murâd irâde etdi. Seni Beðlerbeði serâyýna götüreceðiz) diyorlar. Vâlide sultân, (Benim yerim, Yeni-serâydýr) diyor. Vâlide sultânýn kollarýndan çekip yalýn ayak, yaþmaksýz ve ferâcesiz karakola götürüp, pâþalara seyr etdiriyorlar. Halîfenin zevcelerinden Týryal hâným efendi gelip, (Câným, Allah rýzâsý için nâmûsu ile oynamayýn. Hiç olmazsa araba ile götürünüz) diyor. Pâþalar, baþarýlarýndan pek keyfli kahkaha atmakdadýrlar. Týryal hânýmýn arabasýna bindirilerek yeni-serâya (Topkapý serâyýna) götürülüyor. Baþka araba ile Tiryal hânýmý da, zorla oraya götürüyorlar. Üç gün sonra kýzlar aðasý Topkapý serâyýna geliyor. Ýki sultânýn ayrý odalarda baygýn yatdýklarýný görüyor. Altý gece sonra, odalarýna birer kandil gönderiliyor. Otuzsekiz gün sonra Fer’ýyye serâyýna götürülüyorlar. Kapý ve pencereleri çivileniyor. Sekiz gün Vâlide sultâna eziyyet ederek (Mallarýnýn yerini bildir) diyorlar. Dokuzuncu gün, pencereler açýlýyor. 31 Aðustos 1876 da beþinci Murâd tahtdan indirilip, Dolmabaðçe serâyýndan Çýraðân serâyýna götürülüyor. Sultân Abdülhamîd hân tahta çýkýnca, iþkencelerden kurtulup, râhata kavuþuyorlar. Sultânlara yapýlan iþkencelerin, sultân Murâdýn emri ile olduðunu söylerlerdi. Hâlbuki sultân Murâdýn birþeyden haberi yokdu. Sultân Abdül’azîzin tebrîklerini ve yalvarmalarýný pâþalar sultân Murâda göstermiyor. Sultân adýna kendileri cevâb yazýp aldatdýklarý, [m. 1959] târîhli askerî târîh mecmû’asýnda uzun yazýlýdýr.
[m. 1967] de Ýstanbulda basýlmýþ olan T.Yýlmaz Öztunanýn (Türkiye târîhi)nin onikinci cildinde özetle diyor ki: (Sultân Abdül’azîzin hal’ edilmesi, birkaç ahlâksýz veyâ sâfdil devlet adamýnýn, þahsî ihtirâslarý uðruna oldu. Bunlarýn baþýnda, eski sadr-ý a’zam Hüseyn Avnî pâþa geliyordu. Kurmaylýkdan yetiþmiþ, üç def’a serasker olmuþdu. Bir uþaðýn oðlu idi. (Kînim dînimdir) diyen kindâr adamlardan biri idi. Mason Fuâd pâþanýn yetiþdirmesi idi. Meziyyetsizliklerinden, kötülüklerinden dolayý azl olunur, sonra entrikalarla yine bir makâm kapardý. Mahmûd Nedîm pâþa tarafýndan azl edilip sürüldüðü ve rütbesi ve niþânlarý alýndýðý için, pâdiþâha kin baðladý. Sultâný tahtýndan indirmeðe ve öldürmeðe karâr verdi. Londraya gidip, ingilizlerle bu iþi plânlaþdýrdý. Fâci’anýn ikinci adamý Midhat pâþanýn batý kültürü olmadýðý gibi, din bilgisi de yokdu. Tuna ve Baðdâd vâlîliklerinde yapdýðý iþler, Avrupa basýnýnda alkýþlanmýþ, bilhâssa ingilizler tarafýndan þýmartýlmýþdýr. Hislerine kapýlan, acele ve yanlýþ karârlar veren, bu yüzden iyi iþ görmeðe müsâid olmýyan bir adamdý. Âli pâþa gibi, ölünciye kadar sadâretde kalacaðýný umarken, iki ay içinde azl edilmesini, gurûruna yidirememiþ, hükmdâra düþmân olmuþdur. Ýçki masalarýnda, devlete âid karârlar alýrdý. Ýngilteredeki parlamento idâresini aynen alýrsa, Türkiyenin aynen Ýngiltere olacaðýný sanýrdý. Böyle bir idâreyi yürütecek tek þahsýn, kendisi olacaðýna inanýrdý. Midhat pâþanýn, meþrûtiyyeti te’sîs edebilmek için hal’ iþine karýþdýðýný ileri sürmek, gerçeðe hiç de uymamakdadýr. Avnî pâþa, hal’ projesini Midhat ve Þirvânîzâde Muhammed Rüþdü pâþalara, sonra zemânýn sadr-ý a’zamý mütercim Rüþdü pâþaya açdý. Þirvânîzâdeden yüz bulamayýnca, onu Tâife sürdürdü ve orada zehrletdi. Midhat pâþa, sadr-ý a’zam Mahmûd Nedîm pâþanýn, kendisini merkezden uzaklaþdýracaðýný vehm ederek, hal’ iþine karýþmýþdýr denilebilir. Hal’ iþine Midhat pâþanýn emri ile, uydurma fetvâ veren þeyh-ul-islâm Hasen Hayrullah efendi de, bu makâmýndan, önce azl edilmiþ, bu yüzden sultâna kin baðlamýþdý. Sultân Abdül’azîz, bunun için, (O, serâyda iken, müfsid imâm denirdi. Rüþdü pâþanýn tavsýyesi ile þeyh-ul-islâm yapdýk, Allah vere de, bir halt etmese) demiþdir.
Sultân Abdül’azîzin hal’inin bir vatanperverlik olacaðýna inanan tek adam, harb okulu nâzýrý [kumandaný] Süleymân pâþa idi. Yirmibeþ Mayýs gecesi, Redîf ve Süleymân pâþalar, Avnî pâþanýn Kuzguncukdaki evinde toplanarak, üçyüz (300) harbiye talebesinin Dolmabaðçe serâyýný kuþatmasýna karâr verdiler. Talebeye, Sultâný korumak için gidiyoruz denildi.
Avnî pâþa sultâný öldürmeði çokdan plânlamýþ ve nihâyet bu cinâyeti iþlemiþdir. Uzun zemân serâyda casûsu olan, ikinci mâbeynci Fahri beði bu iþde kullandý. Cezâyirli Mustafâ pehlüvâný ve Yozgadlý pehlüvân Mustafâ çavuþu ve Boyabatlý hâcý Mehmed pehlüvâný Fer’iyye serâyýna baðçývan yapdýlar. Fahri beðle bu pehlüvânlar, odaya girip, uzun döðüþmeden sonra bileklerini kesip pencereden baðçeye kaçdýlar. Avnî pâþa, çýðlýk seslerini duyarduymaz, Kuzguncukdaki yalýsýndan, kayýkla, hemen Fer’ýyyeye geldi. Ölüm raporunu imzâlamak istemiyen iki doktordan birini, Avnî pâþa hemen Trablusgarba sürdü. Ýkincisi olan Ömer beðin apoletlerini [formalarýný] hemen orada sökmüþdür. 1293 [m. 1876] Hazîranýn 4. cü günü sabâhý, sultân Abdül’azîzin Ortaköy sâhilinde Fer’ýyye serâyýndaki odasýndan garîb sesler gelmeðe baþladý. Sâat dokuz buçukda odaya girenler, eski hâkaný kanlar içinde buldular. Ertesi gün yayýnlanan hükümet teblîði, þöyle diyordu: (Sultân Abdül’azîz sakalýný düzeltmek üzere istediði küçük makasla her iki bileðinin damarlarýný açarak intihâr etmiþdir. Serasker Avnî pâþa cesedi karakola nakl etdirmiþdir.) Bu teblîð ve ekli tabîb raporu, hiç kimseyi inandýramadý. Doktorlara yalnýz bilekler gösterilmiþdir. Avnî pâþa, birkaç sene önce de, sultân Abdül’azîzi zehrlemeðe teþebbüs etmiþdi. Midhat pâþa, ölümü iþitince, (Hâkanýn muhâfazasý pek müþkil ve tehlükeli olduðundan, bu vech ile vefâtý pek iyi oldu) demiþdir. Mâliye nâzýrý Yûsüf pâþa ise, (Mel’ûn herif [Avnî pâþa] pâdiþâhýn baþýný yidi. Ýnþâallah yakýnda o kâtil de katl edilir) demiþdir. Sadr-ý a’zam mütercim Rüþdü pâþa da, (Na’þý karakola çýkardýklarý zemân canlý imiþ. Hekimler de, canlý olduðunu tasdîk eylediler) demiþdir. Üç pehlüvâna yüzer altýn mâ’aþ baðlanarak, sýrrý ifþâ etmeleri önlendi. Sultân Abdül’azîzin na’þýný yýkayan sekiz imâm, Yýldýz muhâkemesinde, sultânýn iki diþi kýrýlmýþ, sakalýnýn sol tarafý yolunmuþ, sol memesi altýnda büyük bir çürük vardý demiþlerdir. Pehlüvânlar da, yapdýklarýný sonradan i’tirâf etmiþlerdir. Ýntihâr edecek þahsýn her iki bileðinin damarlarýný birlikde kesemiyeceði de týp ilminde meydândadýr. Ýsmail Hami Daniþmend 5 ciltlik Ýzahlý Osmanlý Tarihi Kronolojisi adlý kitabýnda Sultanýn ölüm sebebinin intihar olmayýp, cinayet olduðunu 31 delil ile izah etmektedir. Hüseyn Avnî pâþa, sultân Abdül’azîzin hal’ edileceðini birkaç sene önce Londrada Ýngiliz nâzýrlarýna söylemek cesâret ve hiyânetinde de bulunmuþdu. Bunun için, (Encyclopaedia Britannica) intihâr tezini ileri sürmekdedir. Son çýkan, (Grand Larousse) ise, öldürüldüðünü yazmakdadýr. 1940 târîhli (Larousse illustre)de, (fut assassiné en 1876= 1876 da katl edildi) yazýlýdýr. 5 Hazîran günü cenâzesi büyük merâsimle kaldýrýldý. Topkapý serâyýnda yýkandý. Pederi sultân ikinci Mahmûd hânýn Çenberlitaþdaki türbesine defn edildi.
Süleymân pâþa, bu inkýlâbýn meþrûtiyyet için yapýldýðýný söyleyince, Avnî pâþa, sen sus! Asker siyâsete karýþmaz demiþdir. Hâlbuki, kendisi, askeri çokdan siyâsete karýþdýrmýþ. Balkanlarda felâketli hâdiselerin patlak vermesine sebeb olmuþdu. Nitekim, 2 Temmuzda Sýrb ve Karadað prenslikleri isyân etdi. Balkanlar karýþdý. 24 Nisan 1296 [m. 1877] de Rusyanýn arabulucu teklîfi red edilerek, 93 harbi baþladý. Hemen müþîr yapýlan Süleymân pâþa, Þýpka geçidini ruslara kapdýrýnca, maðlûbiyyete sebeb oldu. Plevnede üç kerre zafer kazanarak gâzî ünvânýný alan Osmân pâþayý kýskandý. Maçka meydân muharebelerini de gayb ederek, Edirneye kadar kaçdý. Böylece, Edirne de, harâb oldu. Ruslar Ayastefanosa [Yeþilköye] kadar geldi. Ýngilizler, bu maðlûbiyyeti fýrsat bilerek, 20 Mayýs 1878 de, Ýstanbulda Alî Süâvî vak’asýný çýkarýp, ikinci Abdülhamîd hâný devirmek, hilâfeti laðv etmek istedi ise de, muvaffak olamadý. Alî Süâvî mason idi. Karýsý ingiliz idi. (Yeni Türkiye târîhi) diyor ki, (Ýkinci Abdülhamîd hânýn diplomasisi [Aklý ve zekâsý] olmasaydý, 93 harbinin zararlarý dahâ büyük olacakdý). Süleymân pâþa, sefîh ve zelîl bir hayât sürerek, 1309 [m. 1891] de Baðdâdda öldü.
Abdül’azîz hâný þehîd etdiren pâþalar, baþarýlarýnýn zevki içinde, Midhât pâþanýn Bâyeziddeki konaðýnda, 15 Hazîran gecesi toplanmýþlardý. Odaya giren erkân-ý harb kolaðasý, 26 yaþýndaki, Hasen beð, Avnî pâþayý ve sonra hâriciyye nâzýrý Râþid pâþayý vurup öldürüyor. Midhat pâþayý kovalýyor ise de, pâþa mutbaha kaçýp, aþçýnýn dolabýna saklanýp, ölümden kurtuluyor. Yaralý yakalanan Hasen beð, ertesi gün Bâyezîd meydânýnda þehîd ediliyor. Edirnekapýdan Topkapýya giderken, sað köþede, parmaklýklý mezârýnýn büyük taþýnda (Ümerâ ve guzât-i çerâkiseden Ýsmâ’îl beðin oðlu olup, Harb okulunu bitirip, kolaðasý rütbesinde iken, genç yaþýnda, velîni’meti uðrunda fedây-i cân eden, Çerkes Hasen beðin kabridir) yazýlýdýr. Sultân Abdül’azîz hân, Çerkes Hasen beðin eniþtesi idi. Halîfenin fecî’ þeklde þehîd edildiðini ve annesi Pertevniyâl sultâna çok çirkin iþkenceler yapýldýðýný iþiten sultân Murâdýn üzüntüden ve bu felâket yolunun sonunu düþünmekden aklý bozuldu.
Sultân Abdül’azîz hân, onbeþ senelik saltanat zemânýný Dolmabaðçe serâyýnda geçirdi. Bu serâyda iken hal’ edildi. Beþinci Murâd da üç aylýk saltanatýný bu serâyda geçirdi. Ýkinci Abdülhamîd hân, bu serâyda yedi ay oturdukdan sonra, Yýldýz kasrlarýna yerleþdi. Sonra Yýldýz serâyýný yapdý. Sultân Muhammed Reþâd da, Dolmabaðçe serâyýnda oturdu.
Sultân Abdül’azîz hân, [1278] de yeni askerî elbiseleri kabûl etdi. [1279] da posta pulu kullanýldý. [1286] da Süveyþ kanalý açýldý. [1288] de Ýstanbulda tramvay iþletilmeðe baþladý. [1292] de Galata tüneli yapýldý ve askerî rüþdiyye mektebleri açýldý. [1279] da Osmânlý bankasý açýldý. [1280] de sâhillere deniz feneri konuldu ve devlet þûrâsý [Danýþtay] kuruldu. [1284] de sultânî mektebleri [liseler] açýldý. [1285] de Sanâyi mektebleri açýldý. [1286] da Fransa imperatöriçesi Ýstanbulu ziyâret etdi. [1287] de Avusturya imperatörü, sultân Abdül’azîzi ziyârete geldi. [1287] de þark demir yollarý yapýldý. [1287] de týbbiyye-i mülkiyye açýldý ve orman ve ma’den mektebleri açýldý ve Eski serây dýþ kapýsý, ya’nî üniversitenin Bâyezîd meydânýna açýlan giriþ kapýsý yapýldý. [1288] de itfâiyye alayý teþkîl edildi. [1289] da seyyâr havz yapýldý ve Dârüþþefeka lisesi açýldý. [1290] da Îrân þâhý, sultân Abdül’azîzi ziyârete geldi ve Ýzmit demir yolu yapýldý.
Abdülaziz Han, güçlü kuvvetli, ata sporlarýndan güreþe, ciride, ava meraklý, kahraman yapýlý bir hükümdardý. Halk kendisini sevmekte, ikinci bir Yavuz olarak görmekteydi. Üzerinde durduðu en mühim mesele ordu ve donanmanýn yeniden tanzim edilmesi, yeni usullere göre tekamül ettirilmesiydi. Avrupa’dan elde edilen kredilerin pek çoðu bu sahada sarf edildi. Donanma, dünyanýn sayýlý donanmalarýndan birisi oldu. Nizamiye, ihtiyat, redif ve müstahfýz adýyla 700.000’i aþkýn askeri bir kuvvet hazýrladý. Bunlarýn top ve tüfek ihtiyaçlarý için de modern tesisler kurdurdu.
Sultan Abdülaziz Han, zeki, anlayýþlý ve dünya siyasetine vakýf olduðu için saltanatýnýn ikinci yýlýnda (1863) Mýsýr’ý ziyaret etti. Kalabalýk bir heyetle beraber, Mýsýr’a yapýlan bu gezi çok gösteriþli oldu. Yavuz Sultan Selim’den sonra Mýsýr’a gelen ilk Osmanlý sultanýna halk çýlgýnca sevgi gösterilerinde bulundu. Sultan Abdülaziz, Kahire’yi at üstünde dolaþtý. Bu seyahat Mýsýr halkýnýn Hilafet makamýna olan baðlýlýðýnýn güçlenmesini saðladý.
1867 yýlýnda Paris’te açýlan büyük bir sergiyi görmek için imparator Napolyon’un davetini kabul ederek Fransa’ya gitti. Oradan, Ýngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya, Macaristan yoluyla memlekete döndü. Bu seyahatlerinde Fransa imparatoru Üçüncü Napolyon, Ýngiltere Kraliçesi Victoria, Belçika Kralý Ýkinci Leopold, Prusya Kralý Birinci Wilhelm, Avusturya Ýmparatoru ve Macaristan Kralý Birinci Fransuva-Josef, Romanya Prensi Birinci Karol ile görüþtü. Sekiz ülkeye gitti. Beþ hükümdarla görüþtü.
Balkanlarda Rusya ve diðer devletlerin desteklemesi ile çýkan isyanlar, devrinin en mühim hadiselerindendir. Rumeli ve Girit’teki gayri müslim halkýn ayaklanmalarý devletin baþýna büyük gaileler açtý. Karadað, Sýrp, Bulgar ve Girit isyanlarý ile hükümet hem nüfuz, hem de mali bakýmdan kayýplara uðradý. Karadað’a yapýlan savaþlar kazanýlarak bu mesele bir müddet için kapandý. Sýrbistan’da bazý kalelerdeki askerlerin geri çekilmesi ile anlaþma yapýldý. Girit’teki isyan, baþarýlý bir askeri harekat ile bastýrýldý.
Mahmud Nedim Paþanýn sadareti, hem dýþta hem de içte devletin itibarýnýn sarsýlmasýna sebeb oldu. Tarafdarý olduðu Rus Sefiri Ýgnatiyef’in tavsiyeleri ile hareket eden Mahmud Nedim Paþa, aldýðý kararlarla Avrupa devletlerinin tepkisini çekti. Bilhassa devletin senelik ödediði borcunu beþ sene müddetle ödenmeyeceðini bildirmesi üzerine Avrupa’da Osmanlýlar aleyhine gösteriler yapýlmasýna yol açtý. Zaten Rusya’nýn da istediði buydu. Nitekim, Ruslar bu karýþýklýktan faydalanarak Balkanlarda Panislavizm propagandasýný yaygýnlaþtýrýp büyük huzursuzluklar çýkardýlar. 1875 yazýnda Bosna-Hersek’te isyanlar çýktý. Bunu Rusya’nýn teþviki ile 1876’da Sýrbistan’ýn Osmanlý Devletine savaþ ilaný takip etti. Osmanlý Devleti sýkýntýlar içinde olmasýna raðmen Sýrbistan’ý kýsa sürede maðlub etti. Ardýndan Bulgaristan’da karýþýklýklar çýktý ise de mahalli kuvvetlerle bastýrýldý.
Abdül’azîz hân, kardeþi gibi, memleketin idâresini Alî ve Füâd pâþanýn ve bunlarýn yetiþdirdiði masonlarýn ellerine býrakdý. Bunlar da, Ýngilizin siyâsetine göre hareket etdiler. Daðýstanlý þeyh Þâmil, yirmi sene ruslarla kahramanca cihâd yaparak, ordularýný periþân ederken, seyrci kaldýlar. Bu mücâhidin 1283 [m. 1866] de esîr düþmesine sebeb oldular. Ruslarýn 1290 [m. 1873] de, Semerkand, Buhâra ve Hiveyi iþgâl etmelerine de sebeb oldular. Ömrlerini Avrupada geçirdiler. Memleketde kaldýklarý zemân, Tanzîmât fermânýndaki mason plânlarýnýn tatbîk edilmeleri için çalýþdýlar. Bu hiyânetlerinin sebebi mes’ûlü elbette Halîfenin gafleti idi. Bu gafletinin netîcesinde, masonlar ve onlara aldananlar tarafýndan þehîd edildi.
Sultân Abdül’azîz, Çýraðan ve Beðlerbeði serâylarýný yapdýrdý. Muhtelif yerlerde de kasrlar yapdýrdý. Beykoz kasrý bunlardandýr. Çýrâðân yalýsýný ilk olarak Nevþehrli Dâmâd Ýbrâhîm pâþa yapdýrdý. Sonra üçüncü Selîm hânýn hemþîresi Beyhân sultân tarafýndan yeniden yapýldý. Ahþâb ve çok zînetli idi. Sultân, bunu, kardeþi sultân Selîme satdý. Sonra, ikinci Mahmûd hân, 1252 [m. 1836] de yýkdýrarak ahþâb serây yapdý. Sultân Abdülmecîd hân bu serâyda oturdu. 1271 [m. 1855] de yýkdýrdý. 1288 [m. 1871] de Abdül’azîz hân, son muhteþem serâyý dört milyon liraya yapdýrdý.
Beðlerbeði serâyýnýn yerinde, tepede birinci Ahmed hânýn (Þevk-âbâd) kasrý vardý. Sâhil serâyýný ikinci Mahmûd hân ahþâb yapdýrdý. Moltekeyi burada kabûl eylediði zemân, çubuk içiyordu. Abdülmecîd hân, 1249 [m. 1833] de bu serâyda merâsimle hatm-i þerîf indirmiþdi. Sultân Abdül’azîz hân, 1282 [m. 1865] de, bu ahþâb serâyý yýkdýrýp yerine mermerden muhteþem serâyý yapdýrdý. Sultân, 1865 Nisânýnýn yirmibirinci Cum’a günü serâya yerleþdi. Yaz mevsimlerini burada geçirirdi. Balkan harbi bozgununda, Enver ve Talât pâþalar, ikinci Abdülhamîd hâný "rahime-hullahü teâlâ" Selânikden (Lorley) Alman vapuru ile Ýstanbula getirtip, Beðlerbeði serâyýna koydular. Boðaziçi tarafýnda, alt katda, arka tarafda, bir odada yerleþip, yetmiþaltý yaþýnda iken, zâtürrie hastalýðýndan vefât etdiði, 10 Þubat 1336 [m. 1918] gününe kadar, burada yaþadý.






.
Üç Tuğ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
abdÜlazîz, dönemi, han


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
ABDÜLMECîD HAN ve dönemi Üç Tuğ Tarih - İnkılap Tarihi 0 26 Temmuz 2018 06:15
IV. MURÂD HAN ve Dönemi Üç Tuğ Tarih - İnkılap Tarihi 0 26 Temmuz 2018 05:40
II. SELîM ve dönemi Üç Tuğ Tarih - İnkılap Tarihi 0 26 Temmuz 2018 05:36
I. Murad (dönemi) Üç Tuğ Tarih - İnkılap Tarihi 0 26 Temmuz 2018 03:21
Emeviler Dönemi Üç Tuğ Tarih değerlendirmeleri 0 19 Temmuz 2018 22:24


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:28.