Forum Düzeni
Arkeoloji
Arkeoloji ile ilgili paylaşımların olduğu bölüm
Kullanıcı Etiket Listesi

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 29 January 2020
Mesajlar: 21.125
Konular: 7356
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 627 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 37 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 5
Verilen Beğeni: 0
İlişki Durumu:
Burç: Balik
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 70
Zeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond repute

Standart Türk Arkeologlar Kimlerdir?

01 March 2020
# 1
Altan Çilingiroğlu, (d. 1944 Sürmene, Trabzon), Türk arkeolog.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 1969 yılında arkeoloji eğitimini tamamlayarak, 1972'de devlet bursuyla Manchester Üniversitesi'nde doktora yapmaya gitmiştir. Doktorasını 1976 yılında tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönmüştür. İlk önce Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde, 1980 yılından itibaren de Ege Üniversitesi'nde akademik kariyerine devam etmiştir. Aynı üniversitenin arkeoloji bölümünden 2012 yılında emekli olmuştur

Uzmanlık alanları arasında Doğu Anadolu, İran ve Kafkaslar tarih ve tarihöncesi kültürleri ile Urartu Krallığı yer almaktadır. Amerika, Japonya, Avustralya, Özbekistan, Almanya ve dünyanın başka birçok yerinde sayısız konferanslar vermiştir. Urartu Krallığı, tarihi, sanatı, dış politikası, savaşları,ekonomosi, inançları ile İzmir Ulucak Höyüğü hakkında 70'i aşkın makalesi ve 14'ü aşkın kitabı bulunmaktadır. Altan Çilingiroğlu'na Arkeoloji bilimine katkılarından dolayı 2003 yılında Aydın Doğan Vakfı ödülü verilmiştir.

Halen Ayanis (Van) ve Ulucak Höyüğü (İzmir) yerleşmelerinde kazı çalışmalarına devam etmektedir.
Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi dekanıdır ve Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet üyesidir.
Üyelik tarihi: 29 January 2020
Mesajlar: 21.125
Konular: 7356
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 627 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 37 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 5
Verilen Beğeni: 0
İlişki Durumu:
Burç: Balik
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 70
Zeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Türk Arkeologlar Kimlerdir?
01 March 2020
# 2
Arif Müfid Mansel (1905 İstanbul-1975 İstanbul)

Atatürk, Türkiye de arkeoloji yapacak yetişmiş insan olmadığı için devlet bursuyla yurt dışına öğrenciler gönderilmesini ister. Ekrem Akurgal, Sedat Alp, Arif Müfit Mansel, Halet Çambel, bu dönemin bursiyerleridir.

A. Müfid Mansel İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Kürsüsünün kurucusudur.

İstanbul'daki Saint Benoit Lisesi'ni bitirdikten sonra 1925'te Almanya'ya giderek Berlin Üniversitesi'nde arkeoloji okumaya başladı. 1930'da yüksek öğrenimini ve doktorasını tamamlayarak Türkiye'ye döndü. 12 yıl İstanbul Arkeoloji Müzeleri müdürü Aziz Ogan'ın yardımcısı olarak çalıştı. Aynı dönemde İstanbul Üniversitesi Eski çağ Tarihi Kürsüsü'nde ders verdi. 1936'da doçent oldu ve aynı yıl Klasik Arkeoloji Kürsüsü'nü kurdu. 1944'te profesör ve kendi kurduğu Klasik Arkeoloji kürsüsünde kürsü başkanı, 1956'da ordinaryüs profesör oldu. Ege ve Yunan Tarihi derslerini ve kürsü başkanlığı görevini ölümüne kadar sürdürdü.

Kazı çalışmalarına 1930'da İstanbul'da Balaban Ağa Mescidi'nde başladı. Atatürk'ün desteğiyle 1932'de Yalova kaplıcalarında, 1936-38 arasında da Trakya'da araştırmalar yaparak, 700'e yakın tümülüs tespit etti. 1938'de Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçildi. 1943-46 arasında kurum adına Pamphylia bölgesinde yüzey araştırmaları yaptı ve 1946'da Perge, 1947'de de Side kazılarını başlattı.

Ord. Prof. Arif Müfit Mansel Türk arkeolojisinin kurucularından biridir. Kendisinin Lüleburgaz, Kırklareli ve Vize tümülüslerinde gerçekleştirdiği kazılar Türkiye'nin klasik arkeoloji alanında yaptığı ilk metodik ve sistemli alan araştırmalarıdır. Trakya araştırmaları, günümüz arkeologlarına hala ışık tutmaya devam etmektedir. Side ve Perge kazıları da Türkiye'de yapılan arkeolojik çalışmaların önde gelenlerindendir.

Mansel'in yapıtlarından bazıları şunlardır:
  • Stockwerkbau der Griechen und Römer (1932),
  • Mısır ve Ege Tarihi Notları (1938),
  • Ege ve Yunan Tarihi (1947)
  • Perge'de Kazılar ve Araştırmalar (1949),
  • Side Klavuzu (1967).
Üyelik tarihi: 29 January 2020
Mesajlar: 21.125
Konular: 7356
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 627 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 37 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 5
Verilen Beğeni: 0
İlişki Durumu:
Burç: Balik
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 70
Zeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Türk Arkeologlar Kimlerdir?
01 March 2020
# 3
K. Aslıhan Yener Bronz Çağı'nda Anadolu'da kalay madenciliği üzerindeki araştırmaları ile bu madenin muhtemel yeni rezervlerini bulmuş Türk-Amerikalı bir arkeologdur.

21 Temmuz 1946'da İstanbul'da doğmuştur. Altı yaşındayken ailesi A.B.D.'nin New York eyaletindeki La Rochelle kentine yerleşmişlerdir. 1964'de kimya öğrenimi yapmak amacıyla Adelphi Üniversitesi'ne girmiş, ancak kısa bir süre sonra Türkiye'ye dönerek ve üniversite ve branş değiştirerek 1966'da Boğaziçi Üniversitesi'nde Sanat Tarihi okumuştur. Burada arkeolojiye olan ilgisi artmış, ve nihayet diplomasını Arkeoloji dalında almıştır. Ardından Columbia Üniversitesi'nde master yapmış ve 1980-1988 arasında Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümünde doçentlik yapmıştır.

Araştırmalarını gümüş tarihi objelerin bulunması için kimyasal yöntemlerin kullanılması üzerinde yoğunlaştırmıştır. Toros Dağları bölgesinden eski çağlarda yüksek müktarlarda gümüş çıkarıldığını keşfetmiş ve bu bölgede madenciliğin evvelce zannedildiğinden gelişmiş olduğu sonucuna varmıştır.

Bir sonraki aşamada, eski çağlarda günümüzün petrolü kadar değerli olan ve bakır ile birlikte alaşım oluşturarak bronz elde edilmesinde yararlanılan kalayın madenciliğinin Bronz Çağı kökenleri üzerinde araştırmalara yönelmiştir. 1982'de yine Toros Dağları bölgesinde kalay madenciliği izlerine rastgelmiştir. Bu keşifler, Asurluların bugünkü Afganistan bölgesinden ithal ettikleri kalayı Anadolu'ya bol miktarda ihrac ettiklerini belirten Asur kaynakları ile bir çelişki oluşturmaktaydı. Evvelce Anadolu'da kalay bulunmadığı düşünülmüştü.

Aslıhan Yener bundan sonraki 5 yıl boyunca, MTA ile işbirliği içinde Anadolu'da madenciliğe elverişli kalitede kalay cevheri aramıştır. 1987'de kendisinin çalışmalarından haberdar olan bir başka Türk bilim adamı Niğde'nin Çamardı ilçesinin Kavlaktepe köyü yakınlarındaki bir derede kasiterit (mor kalay cevheri) keşfetmiştir. kalay cevheri genelde siyah olduğundan önceki araştırmalar bu renkte cevherler üzerinde yoğunlaşmıştı. Mor kalayın bulunduğu noktanın yakınlarındaki Kestel Dağı'nda bu madenin zengin bir rezervi keşfedilmiş, rezervin yakınlarında da Bronz Çağı izlerine rastlanmıştır. Kestel maden yatağında iki kilometre uzunluğunda bir tünel bulunmaktadır. Tünelin büyük kısmı sadece 60 santimetre kadar kalınlıkta olduğundan madende çocukların çalıştırıldığı düşünülmüştür. Nitekim terkedilmiş bir maden çukurunda 12-15 kadar çocuğun cesetleri bulunmuştur.

1989'da madenin karşısındaki Göltepe'de Bronz Çağı çanak çömlek kırıntıları ve taş aletler keşfedilmiş, bu alanın M.Ö. 3290-1840 yılları arasında yaklaşık bin kişi tarafından sürekli mahiyette iskan edilmiş bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yerleşimin büyük kısmı yeraltında bulunmaktaydı. Göltepe siti Anadolu'da Bronz Çağı'nda kalay madenciliğinin varlığının nihai kanıtını oluşturmuştur.

Böylece 1993'e gelindiğinde Aslıhan Yener M.Ö. 2870 yıllarında (Bronz Çağı'nın başlarında) Anadolu'da kalay madenciliğinin hayli gelişmiş bir sanayi olduğu ve yüksek bir uzmanlaşma derecesine vardığını öne sürebilecek kanıtları toplamış bulunmaktaydı. Anadolu'nun ithalat yaptığı da kesin olduğu için bu çağdaki ticaretin belli bir rekabet ortamının oluşacağı inceliğe vardığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Aslıhan Yener 1993'de Şikago Üniversitesi Şarkiyat Fakültesi'ne katılmış olup, buradaki çalışmalarını Yakındoğu Arkeolojisi Doçenti sıfatıyla günümüze kadar sürdürmektedir. Halen Asi Nehri Vadisi Bölgesel Projesinin direktörlüğünü yapmakta ve Hititler döneminde (Geç Bronz Çağı, M.Ö. 2000-1200) Mukiş Krallığı'nın başkentliğini yapmış olan Alalah siti üzerinde araştırmalar yürütmektedir.

2009 yılından beri hem Chicago Üniversitesi hem de Koç Üniversitesi'nde görev yapmaktadır.
Üyelik tarihi: 29 January 2020
Mesajlar: 21.125
Konular: 7356
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 627 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 37 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 5
Verilen Beğeni: 0
İlişki Durumu:
Burç: Balik
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 70
Zeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Türk Arkeologlar Kimlerdir?
01 March 2020
# 4
Aziz Ogan (d. 1888, İstanbul – ö. 1956, İstanbul) Türk arkeolog, müzeci.

Türkiye'nin ilk arkeologlarındandır. İzmir Arkeoloji Müzesi’ni kurmuş ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin müdürlüğünü yapmıştır. İlk Türk kadın arkeolog Jale İnan’ın babasıdır.

1888’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, Edremit eşrafından merhum Hacı Ahmed Halil zade Ahmed'dir.

1910 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi resim bölümünden mezun oldu. Babasının arkadaşı olan Osman Hamdi Bey’in teşviki ile arkeolojiye ilgi duyan Aziz Bey, mezuniyetinden sonra Eski Eserler Müzesi’nde çalışmaya başladı. Arkeoloji bilgisini sağlamak için İzmir, Manisa ve Aydın vilâyetlerinde yapılan kazılarda görevlendirildi.

1914’te İzmir Asar-ı Attika müfettişliğine tayin oldu. Ancak seferberlik ilanı üzerine yedek subay olarak olarak askere alındı. Önce Çanakkale ve Kafkas cephelerinde bulundu; ardından Şam’da görevlendirildi. Türk ordusunda görevli bulunan ünlü Alman arkeolog Theodor Wiegand’ın yardımcılığını yaptı; Şam Müzesi’nin kurulması ve şehrin antik planının tespiti işlerinde çalıştı. Baalbek’teki Jüpiter Mabedi’nin ordu tarafından tamirinde ve İsviçreli bir heyet tarafından Emevi Camisi’nin etrafındaki ev ve dükkanların kaldırılıp yapının ortaya çıkarılması işlerinde çalıştı. Şam’da bulunduğu sürece ayrıca Sanayi-I Nefise Mektebi müdürlüğü yaptı. 8 Ağustos 1918’te terhis oldu ve İzmir'deki görevine döndü. İzmir'in işgali üzerine İstanbul'daki Arkeoloji Müzesi'nde hafriyat ve tasnif işleri ile görevlendirildi.

İzmir'in kurtuluşu üzerine 1922'de ordudaki müfettişlik görevine yeniden başladı. İzmir Arkeoloji Müzesi'’nin, müze içindeki resim galerisinin ve kütüphanenin kurulmasını sağladı. Bergama ve Efes'te buluntuların sergilenmesi için yerel müzelerin kurulmasına çalıştı.

1931’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri Umum Müdürlüğü’ne atandı ve bu görevi emekli oluncaya kadar 23 yıl sürdürdü. Bu görevi sırasında müzede Mezopotamya, Mısır ve Part buluntularının sınıflandırılmasını; kimya laboratuvarı, fotoğraf ve heykel atölyelerinin kurulmasını; Ayasofya'nın müze haline getirilmesini sağladı. İstanbul Arkeoloji Müzesinin ahşap olan çatısının betona çatı ile değiştirilmesi müzeye yaptığı önemli katkılardandır.

1933’te Avrupa müzelerini incelemek üzere Avrupa’da bir seyahate çıktı. Avusturya, Almanya, Hollanda, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın önemli müzelerini ziyaret etme ve İtalya ile Yunanistan’da çeşitli kazıları incelemek fırsatı buldu. 1934'te Türkiyeye gelen İsveç Veliahdı Prens Adolf Güstav'ın Bursa, İstanbul ve İzmir seyahatlerinde kendisine refakat etti. 1939’da New York'ta açılan Dünya Sergisi'nde Türkiye Cumhuriyeti pavyonlarındaki Asarı Atika ve Müze Sergisi heyeti başkanlığıyla New York'a gidip çeşitli Amerikan müzelerini inceledi.

Türk Tarih Kurumu, Viyana, Berlin, Prag, ve Fin Asar-ı Atika Enstitüleri ile Almanya'nın Mainz İlimler Akademisi’ne üye idi.

Bergama, Efes tarih ve rehberleri İzmir Müzesi'nin Türkçe ve Fransızca rehberlerini yayınlamış; Fethiye Camisi, İstanbul surları, Çinili Köşk’e ait yayımlar yapmıştır.

1953 yılında emekli oldu. 1956 yılında hayatını yitirdi. 5 çocuk sahibi olan Aziz Ogan’ın, 1914 doğumlu kızı Jale, babasının mesleğine yönelmiş ve Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu olmuştur.
Üyelik tarihi: 29 January 2020
Mesajlar: 21.125
Konular: 7356
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 627 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 37 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 5
Verilen Beğeni: 0
İlişki Durumu:
Burç: Balik
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 70
Zeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond reputeZeze has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Türk Arkeologlar Kimlerdir?
01 March 2020
# 5
Jale İnan (1 Şubat 1914 – 27 Şubat 2001), Türk arkeolog.

Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğudur. Uzun yıllar devam eden programlı kazılarla Perge ve Side antik kentlerinin gün ışığına çıkarılmasına emek vermiş; çıkarılan eserlerin sergilenmesi için Antalya ve Side müzelerinin kurulmasını sağlamıştır. Programlı kazıların dışında tarihi eser kaçakçılığına karşı çeşitli kurtarma kazıları gerçekleştirmiştir.

Türkiye’nin ilk arkeologlarından Aziz Ogan’ın kızı, zamanın önde gelen bilim insanlarından Mustafa İnan’ın eşidir.

1914 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, müzeci ve arkeolog Aziz Ogan, annesi Mesture Hanım'dır.

Lise öğrenimini Erenköy Kız Lisesi'nde tamamladı. Babasının mesleki gezilerine katılarak arkeoloji ile genç yaşta tanıştı.

Aleksander von Humboldt Vakfı'nın bursu ile, arkeoloji okumak üzere 1934 yılında Almanya'ya gitti. Bir yıl sonra da Türk Cumhuriyeti devlet bursunu kazandı. 1935 – 1943 yılları arasında klasik arkeoloji bilim dalında lisans ve doktora eğitimini Berlin ve Münih üniversitelerinde tamamladı. 1943 yılında Prof. Dr. Rodenwalt'ın yanında “Kunstgeschichtliche Untersuchung der Opferhandlung auf römischen Münzen” adlı teziyle doktorasını tamamlayarak Türkiye'ye döndü.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Kürsüsü'nde Prof. Dr. Clemens Emn Bosch'un asistanı olarak atanan Jale İnan, lise yıllarında tanıştığı Mustafa İnan'la 1944 yılında evlendi. Ertesi yıl tek çocukları Hüseyin dünyaya geldi.

1946 yılında İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Kürsüsü'nün kurulması çalışmalarına katıldı ve bu kürsünün ilk asistanı olup Prof. Dr. Arif Müfid Mansel'in asistanlığını yapmaya başladı. Aynı yıl Arif Müfid Mansel'le birlikte Türk Tarih Kurumu adına Antalya'da Side antik kenti kazısına, ertesi yıl Perge antik kenti kazısına başladı. 1953 yılında doçent, 1963 yılında profesör oldu. Mansel'in ardından 1974-1980 yılları arasında Side, 1975-1987 yılları arasında Perge kazılarına başkanlık etti. Kazıları sırasında Side Roma Hamamı'nın Side Müzesi’ne dönüşmesi için emek verdi. 1975 yılında Klasik Arkeoloji Kürsüsü'nün Başkanı oldu ve bu görevini 1983 yılında emekli oluncaya kadar sürdürdü.

Jale İnan, Side ve Perge'deki kazıların dışında 1970 – 1972 yılları arasında Kremna (Bucak, Burdur) ve 1972 – 1979 yılları arasında Pampfilya Seleukeiası (Manavgat) antik kentlerinde kurtarma kazıları gerçekleştirdi.

Antik dönem heykeltıraşlık sanatı üzerine çok önemli eserler verdi. Yayınladığı kitaplar Anadolu'nun Roma ve Erken Bizans dönemi portreciliği konusundaki çok önemli başvuru eserleri arasına girdi. 1991 yılında Side'deki Apollon Tapınağı kazısı ve onarımı için emek harcadı; 1992-1993'te Perge tiyatro kazılarını gerçekleştirdi. 1995 yılında Türkiye Bilimler Akademisi'nin şeref üyesi oldu.

Son yıllarını Parkinson hastalığı ile mücadele ederek geçirdi. 2001 yılında hayatını kaybetti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Yorgun Herkül heykeli

Jale İnan, 1980 yılında Perge’de ekibiyle birlikte belden yukarısı olmayan bir Herakles heykeli bulmuştur. “Yorgun Herkül” olarak bilinen heykelin belden aşağısı Antalya Müzesi’nde sergilenirken üst bölümü yıllarca bulunamadı. 1990’da gazeteci Özgen Acar yayınladığı bir haberde kayıp parçanın ABD’de olduğunu duyurdu. Tarihi eser koleksiyoncusu Shelby White ve Leon Levy çifti ile Boston Güzel Sanatlar Müzesi tarafından 1981’de yarı yarıya satın alınan parçanın Antalya’da sergilenen heykelin üst kısmı olduğu, 1970’lerde Türkiye’den kaçırıldığı iddia ediliyordu. Jale İnan Boston Güzel Sanatlar Müzesi’ndeki parça ile Antalya müzesindeki parçanın birbirine ait olduğunu 1990 yılında kanıtlamıştır. M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Yorgun Herkül heykelinin üst kısmı, 2011’de Türkiye’ye getirildi.
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevap
Son Mesaj
Zeze
Müzik Dünyası
0
18 February 2020 12:26
Zeze
Müzik Dünyası
0
18 February 2020 12:16
Onurcan
Çöp Tenekesi
0
16 August 2019 18:38
Asrevya
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi
0
10 August 2018 04:31



Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.