Ah! İki Gözüm Ah!...
Bir acının çağlayanına düştük iki gözüm
bir uçurum kıyısına
tutunduğumuz dallar incecik, ha kırıldı kırılacak
nasıl da acıyor hayatımız bir bilseler
umudun siyaha büründüğü yerdeyiz
kimse bilmez biz kimiz, adımız ne, nerdeyiz, nasılız
Kalmadı bir anlamı hayatımızda artık aşkın, ayrılığın
açan gülün, düşen yaprağın, akan ırmağın
sonbahar rüzgarları esiyor şimdi gönül ülkemizde
hayatın ıstıraba dönüştüğü yerdeyiz iki gözüm
Kimse bilmez kimiz biz, nasılız, adımız ne, nerdeyiz
gözlerimdeki bulutları kovsak
kirpiklerimiz yağıyor yüreğimize
kirpiklerimizi bağlasak
kimsesizliğimiz tıkanıyor boğazımıza
ihanetin acısıdır damarlarımızda kıvranan her akşam
kedere aralanan kapıdır şimdi zaman nereye baksak
zaman değişti iki gözüm
hangi duvara yaslansak çürük
her gece böyle uykusuz, yorgun, viran
yüreğimiz kanıyor, yanıyor ciğerimizín ortası
bir ömürdür yorgunuz yollarda, yaralıyız
Kimse bilmez kimiz biz, derdimiz ne neden karalıyız
hangi adaya sığınsak ihanet iki gözüm
sarı fırtınalar sarıvermiş kıyılarımızı
hiç bir liman saklamaz bizi artık
bu dünyada yönünü yitirmiş iki kırık tekneyiz
denizi kirlenmiş martı,
nereye uçsak uçurum
zehirli oklar saplanıyor kanatlarımıza
gözlerimiz hüznün teknesi
hangi adaya sığınsak ihanet
hangi dala konsak kış
sarı fırtınalar sarıvermiş kıyılarımızı
hiç bir liman saklamaz bizi iki gözüm
Ne yana dönsek bir yanımız küs
ne yana dönsek yağmur hıçkırıkları
kime baksak gözleri öksüz
aynalarda paramparça yüzümüz
yüregimize batıyor kırıkları
unuttuk içimizdeki umutların beyazlığını
mavileri, yeşilleri, alları
bir çöl akşamında kararıp kaldı düşlerimiz
oysa ki uzak dağbaşlarına yazmıştık umutlarımızı
denizlere, dalgalara, firtınalara,
upuzun ırmaklara yazmıştık sevdalarımızı
ki, kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde
vurulduk işte yaşama tırmanırken sevinçle iki gözüm
vurup göğsümüzden mülteci kuşları
hançerleyip ömrümüzü gidemedik buralardan
en çok temiz kalmak isterken kirlendik iki gözüm









Normal