![]() |
Şiir türleri
Satirik şiir
Satirik şiir eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay veya durum iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda Didaktik şiir özellikleri de görüldüğünden, Didaktik şiirler içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğrudur. Bu tür şiirlere Divan Edebiyatında Hiciv, Halk Edebiyatında Taşlama, Yeni Edebiyatımızda ise yergi adı verilir. Edebiyatımızda Nef'i, Seyrani, Ziya Paşa, Neyzen Tevfik, Orhan Veli Kanık bu tür şiir örnekleri vermişlerdir. Aşağıda satirik şiir örneği görülüyor. Bir arzuhal yazsan makama varsan Ağlasan derdini davanı sorsan Ağır hasta olsan hekime varsan Yarana bir ilaç sürmez parasız. Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Şiir türleri
Senfonik şiir
Senfonik şiir, müzikte bir konu, olay ya da şiirsel içerikli metinden kaynaklanan ve bu temel üzerine yazılmış orkestral bir formudur. Ludwig van Beethoven'ın Egmont, Cariolan ve 3. Leonore uvertürleri ile bunların daha çok ya da az dramatik ardılları senfonik şiirin ilk örnekleri sayılabilir. Felix Mendelssohn Bartholdy ve Hector Belioz'un konser uvertürleri de Franz Liszt'in senfonik şiirlerine ön ayak olmuştur. Bunlardan biri Hugo’nun “Ce qu'on entend sur la montagne” satırları üzerine yaratılmıştır ve Liszt’in 12 senfonik şiirinin ilkidir. (1848-58). Senfonik şiir, ilk kez Franz Liszt tarafından yazılmıştır. Geleneksel bölümlerden oluşan senfoni yerine, senfoniyi tek bir bölüm olarak düşünmüştür. Ses şiiri de denilebilir; çünkü amaç, dinleyiciye uzun ama anlatılmak isteneni yaşatacak şekilde, tek solukta bir hikâye anlatmaktır. Bu da sanatta romantik dönemin karakteristik özelliklerinden biridir. Senfonik şiir, Bohemya'da ve Rusya’da ulusalcı fikirler için bir araç olmuştur. Bedrich Smetana 1857’de edebi konular üzerine birkaç senfonik şiir yazdı ve bu eserler kesinlikle Liszt etkisi göstermektedir. Altı eseri kapsayan ve bölümlerinden birisi de “The Moldau” olan “My country” adlı eseri Çek tarihi ve kültürü üzerine yazılmış bir eserdir. Bu eserin başarısı bir yana ondan sonraki kuşak genç besteciler için büyük bir kaynak olmuştur, özellikle Antonin Dvorak ve Joseph Suk. Rusya’da Mikhail Glinka’nın “Kamarinskaya” sı (1848) Mily Balakirev’in senfonik şiirleri için de bir ön ayak görevini görür. Alexander Borodin ve Modest Mussorgsky ulusal konular, Peter İlyiç Çaykovski ise tersine “Romeo & Juliette”, Hamlet” ve “Francesca da Rimini” için edebi bir dile başvurdu. Senfonik şiir için en iyi örneklerden biri kabul edilen “Francesca da Rimini” büyük İtalyan yazar Dante’nin en önemli eseri “La Divinia Comedia” dan alıntı bir konudan bir bölümü işler. Caesar Franck, Liszt’ten önce Hugo’nun “Ce qu'on entend sur la montagne” adlı yapıtı üzerine orkestra için bir eser yazmıştı fakat bu eser 1870’lerde gündeme geldi, “The New Society National” tarafından desteklenerek. Camille Saint-Seans'ı ise “Le rouet d'Omphale” ve “Danse macabre” ile V. d'Indy ve Duparc takip etti ve 1876’da C. Frank senfonik şiir yazmaya tekrar başladı, önce “Les Eolides” sonra da “Le chasseur maudit” ile “Les Djinns” adlı eserlerini yazdı. Fransız senfonik şiirleri arasında Ducas’ın “L'apprenti-sorcier” adlı eseri parlak bir öyküsel yapıya sahiptir. Richard Strauß, senfonik şiir (Symphonic poem) yerine “Tonepoem” terimini yeğledi. İlk senfonik şiirleri onun erken kariyeri için repertuarına büyük katkıda bulundu. Bunlar “Don Juan, “Till Eulenspiege”l, “Also sprach Zarathustra” ve “Don Quixote” adlı eserleridir. Bu eserlerinde orkestrasyon açısından bütün kabiliyetini kullandı ve eserlerini detaylı bir kontrapuan içinde ördü, kromatizm ve armoniyi kullanışı ve temaları geliştirimi nasıl becerikli bir besteci olduğunun kanıtıdır. Bu akımın pek tanınmayan kahramanlarından birisi de şüphesiz Polonyalı Mieczysław Karłowicz’dir. Son 6 eseri olan senfonik şiirleri onun Polonya’nın en büyük sanatçılarından biri olmasını sağladı. 1906-8 yılları arasında yazdığı “Stanisław i Anna Oswiecimowie” adlı en büyük eseri onun ne kadar parlak bir sanatçı kimliği olduğunun göstergesidir. |
Cevap: Şiir türleri
Deneysel şiir
Deneysel edebiyatın bir kolu olan deneysel şiir, şairin daha önceki tarzından çok farklı kelime deneyleri üzerine kurduğu şiirdir. Teknik olarak da farklılıklar içeren bu tarz şiirde anlatım tekniğinin yanında anlamsal kırılmalar da sözkonusudur. Fransız filozof Jacques Derrida'nın dekonstrüktivizm felsefesinden de yola çıkılarak anlatım ve anlam, obje ile suje arasındaki "geleneksel" bağlar yeniden inşa edilmeye çalışılır. Daha çok 18. yüzyıl düşünürlerin felsefeleriyle temellenmiş de olsa bu tür düşünüş tarzlarına Sokratesçi ve Platoncu düşünceye kadar gidilebilir. 19. yüzyıl Fransız şiiri ve 20. yüzyıl'da özellikle Fransa'dan Orta Avrupa'ya yayılmış olan devrimci edebiyat, Türkiye'deki deneysel şiir gelişimine kaynaklık etmiştir. Örnekler Arif Dino'nun Düş ve Uykusuzluk, Asaf Halet Çelebi'nin Kitaplar, Nazım Hikmet'in Kızkapan Oğlu Vehpi ve Çocuk Muhittine Dair, Seyhan Kurt'un Hüznün Sözyitimleri , Efe Murat Balıkçıoğlu'nun Sistem bu tarz şiirlere örnek olarak verilebilir. |
Cevap: Şiir türleri
Somut şiir
Her türlü tipografik gösterenin sayfa boşluğu üzerinde hiçbir biçimsel kural olmadan düzenlenmesiyle oluşan şiir türüdür. Somut şiirde aktarılmasına niyetlenilen duygu ve düşünceler sözcüklerin seslerinden tamamen kopmuş olmasalar da algılanımları çok büyük oranda şiirin görsel niteliği üzerinden gerçekleşir. Augusto De Campos 1956'da yayınlanan Somut Şiir Manifestosu'nda somut şiirin bir özelliği olarak 'sözselsesselgörsel' (verbivocovisual) terimini ortaya atar ve şöyle der: " Grafik ve sessel, işlevler ve bağıntılar("benzerlik ve yakınlık unsurları") ve bir kompozisyon öğesi olarak uzamın özgürce kullnımı, anlamın ideogramik sentezleriyle bağlaşık gözün ve sesin eşzamanlı diyalektiğini besler, sözselsesselgörsel bir bütünlük yaratır. https://i.hizliresim.com/bB8R1G.jpg Kaligramlar |
Cevap: Şiir türleri
Epik şiir
Epik şiir, kahramanlık, yurt sevgisi gibi liriklik bildiren şiirdir. Epik şiirler "doğal epik" ve "yapay epik" olarak ikiye ayrılır. Aynı anlamda hamasi şiir, kahramanlık şiiri, destani şiir adında da kullanılır. Doğal epik Bir halkın hayatını etkileyip, derin izler bırakan tarihi olayları, kahramanlık yönü ile işleyen manzum hikâyelerdir. Yunanlar'ın İlyada Destanı, Finler'in Kalevala Destanı, Hinduların Mahabharata Destanı doğal epiğe birer örnektir. Yapay epik Yakın çağdaki milletlerin hayatlarına ait tarih ya da toplum olaylarını anlatan şiirlerdir. İtalyan Tasso'nun Kurtarılmış Kudüs'ü, Firdevsi'nin Şehnamesi, John Milton'un Kayıp Cennet'i yapay epiğe birer örnektir. Yakın dönem Türk şairlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Üç Şehitler Destanı ve benzeri eserler de yapay epik şiirlere örnek gösterilebilir. |
Cevap: Şiir türleri
Lirik şiir
Lirik şiir duyguların coşkun bir dille anlatıldığı edebiyat eserlerinin genel adıdır. Latince lyricus, Yunanca lyricos, Fransızca lyrique kelimelerinden türemiştir. Sözlük anlamı ise; coşkun, ilhamla dolu demektir. Eski Yunan'da kullanılan lirik sözcüğü bugünkü anlamında kullanılmıyordu. Bireysel duyguların içten geldiği gibi, coşkulu, etkili bir dille anlatılmasına da lirizm denir. Sıfat olarak esin dolu, coşkun, içli bir dili bulunan anlamlarında kullanılan lirik sözü, bu niteliği taşıyan düzyazı ürünleri de niteler. Aynı genellik lirizm için de söz konusudur. Eski Yunan edebiyatında ozanlar şiirlerini lir denen telli bir sazla söyledikleri için, bu türlü şiirlere lirik denmiştir. Türk edebiyatında da âşık, ya da saz şairi adı verilen halk ozanları şiirlerini hâlâ sazla söylemektedirler. Lirik şiirde toplumsal mutluluk ya da felâketlerden duyulan sevinç ya da acı gibi ortak duygular; ya da aşk, ayrılık, özlem, ölüm acısı, vb. gibi bireysel duygular anlatılır. Lirik şiir dünya edebiyatında en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür. Türk edebiyatımızda halk âşıklarının (veya halk şairlerinin) söylediği şiirlerin çoğu liriktir. Batı edebiyatında Rönesans devri ozanlarının (Petrarca, Ronsard, vb.); daha sonra da, ilke olarak içe dönüklüğü benimseyen romantik ozanların (Lamartine, Hugo, Musset, vb.) duygusal ve öznel bir nitelik gösteren şiirleri bu türün başarılı örnekleridir. Lirik şiir, Türk edebiyatında da en çok kullanılan şiir türlerinden biri olmuş; Divan edebiyatında (Fuzuli, Nedim, vb.), Halk tasavvuf edebiyatında (Yunus Emre, vb.), din-dışı Halk edebiyatında (Karacaoğlan, vb.) ve yeni edebiyatta (Yahya Kemal, vb.) bu alanda büyük ozanlar yetişmiştir. Bu türe örnek olarak; Fuzûli'nin "Su" kasidesi, Yahya Kemal Beyatlı'nın "Hayal Şehir" ve Mehmet Âkif Ersoy'un "Bülbül" isimli şiirleri verilebilir Lirik şiir ozanları Lirik şiirin ilk önderleri Anadolulu Alkman ve Lesboslu’dur. Daha sonra Arion İbikos SemonidesTerpandros Timokreon Korinna VE Pindaros lirik şiir ozanları arasındadır. Lirik şiir ölçüleri Lambic: Birincisi kısa, ikincisi uzun iki heceli vezin türüdür. Trochaic: Bir uzun ve bir kısa heceli ölçüdür. Anapestic: İki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin türüdür. Dactylic: Bir uzun iki kısa ölçülü Yunan ve Latin veznidir. Lirik şiirin gelişim nedenleri Eski Yunanlılar lirik terimiyle telli bir saz ve genellikle dans eşliğindeki şarkıya ayrılan şiir türünü belirtirlerdi. Şiirin eşliğinde kullanılan çalgı her zaman lyra değildir, çalgı şiirin konusuna ve tartısına göre değişir. Lirik şiir, MÖ 7. ve 6. yüzyılda gelişip yayılmıştır. Bu yy.larda yerleşmecilik hareketleri sonucunda değişen ticaret ve ekonomi alanındaki koşullarla birlikte Yunanlıların toplumsal yapısı da değişmeye başlamıştır. İktidar önce monarkh ve tiranlardan aristokratlara geçmiş bunlar da ticaretle zenginleşen burjuva sınıfı karşısında güçlerini yitirmişlerdir. Atina’da da aristokrasinin iktidardan uzaklaştırılıp demokrasinin kurulduğunu görüyoruz. Böylece bireyin öne çıktığı demokratik bir hava içinde kişiler kendi kişisel ve siyasal görüşlerini şiire dökmüşler, şiir destan gibi toplumun görüşlerini dile getirmekten çok, kişinin duygularını dile getiren bir araç durumuna gelmiştir. Lirik şiirin hız kazanmasına bir başka neden de dinsel inançlardaki bunalımdır. Homeros'un bütün tanrıları anthropomorphik idi. Yani insanlarda bulunan tüm kusurlar onlarda da bulunuyordu. Oysa yeni kuşaklar tanrıları bu kusurlardan uzak düşünüyorlar ve şiirlerinde bunu dile getiriyorlardı. Öte yandan, Yunanistan’da yeni polisler kurulmakta ve büyük savaşlar yapılmaktadır. Devlet adamları ya da bu savaşlara katılan komutanlar görüş ve duygularını dile getirmek istedikleri zaman lirik şirden yararlanmaktadırlar; çünkü o zamanlar düz yazı henüz gelişmemiştir. Lirik şiir mythos, masal, efsane, öykü gibi konuları ele alır. Bu bakımdan biraz destana benzese de içe dönüktür,kişiseldir. İlk olarak Hesiodos destandaki eski geleneği yıkarak kendinden söz etmiştir. 7. yüzyılda lirik şiir birdenbire insanın kişi olarak ortaya çıkmasını sağlıyor, ozan kendi duygularını dünyaya bildirecek kadar değerli buluyor. Humanizm yolunda atılan ilk adım budur. Destanın gelişme ve yayılma merkezi İyonya'dır. Lirik şiirin yayılma merkezi olarak bir tek yer gösteremiyoruz. Ama ilk atılım İyonlarla Aiollerden gelmiştir. Aiolis’te Lesbo şerefine okunduğu bilinir. İyonlar lirik şiire en uzak iki türde şiir yazmışlardır. Elegeia ve İambos. Elegeia, flavta eşliğinde söylenen şiirdir, yarı şarkı yarı okumadır. Bir mısra heksameter, bir mısra pentameter olan sıralardan katışık bir şiir çeşitidir. Elegeia ilkin İyonya’da doğmuştur. Ele aldığı konular türlü türlüdür; savaş, yas, insan ve hayat üzerinde düşünceler vs. İambos ise şarkı olmaktan çıkmış konuşmaya en yakın tartı ile yazılan bir şiir türüdür. Yunanlıların konuşma diline en uygun dedikleri İambos vezni halk edebiyatından gelme bir vezindir. Yaşamın kaba ve bayağı yanını ortaya koyar. İamboslar destan, dil ve vezin geleneği büsbütün kırılmış, yerine gülük konuşma diliyle yazılmış konusu çoğu zaman günlük hayattan alınmış bir şiir meydana gelmiştir. Bu ikisinin dışında kalan lirik tek adı altında toplanır; melos monodik lirik ve koro liriği olmak üzere iki türe ayrılır. Monodik lirik tek kişinin söylediği liriktir, güçlü ve tutkulu şairlerin yarattığı monodi liriği insan ruhundaki aşırı duygululuğun eşsiz anlatımı haline geldi. Koro liriği ise, adından da anlaşılacağı üzere, koro tarafından söylenir. Birincisinde kişinin duyguları, ikincisinde ise toplumun duyguları söz konusudur. Lirik teriminin anlamı zamanla genişleyerek eleji, yergi şiiri gibi şiir türlerini kapsadı. Öte yandan, temel unsur olan müzik İskenderiye’de MÖ 3. yy.'da Ptolemaios’lar devrinde ve Roma’da monodi liriğinden bütünüyle ayrıldı; koro liriği ise Horatius’un Carmen Saeculare’sinde ciddi ve tek düzenli, birkaç yüzyıl sonraki Hıristiyan ilahilerinde ise hareketli ve canlıdır. |
Cevap: Şiir türleri
Didaktik şiir
Didaktik Şiir belli bir düşünceyi aşılamak veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, bir ahlak dersi çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü az olan şiir türüdür. Kısaca öğretici şiirdir. Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig, Aşık Paşa’nın Garibname, Nabi’nin Hayriye bu türün ünlü örnekleridir. Tanzimat’tan sonraki Türk Edebiyatında Ziya Paşa’nın Terkib-i Bend; Tevfik Fikret’in Haluk'un Defteri ve Şermin; Mehmet Akif’in Süleymaniye Kürsüsünde, Asım adlı eserleri de bu tarzda yazılmış ünlü eserler. Fabl türündeki eserler de örnek olarak gösterilebilir |
Cevap: Şiir türleri
Dramatik şiir
Dramatik şiir, dram türü konuları içeren bir şiir türüdür. Acıklı ya da korkunç bir olayı konu alır. Konuyu okuyucunun gözünde canlandırabilen, harekete dönüşebilen bir şiir türüdür. Opera için yazılan manzum eserlerde de kullanılır. Karşılıklı manzum olarak konuşmalı eserdir. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üçe çıkmıştır. Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare; Türk edebiyatında Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiir örnekleri sunmuşlardır. Ortaya çıkışı Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum, dram tiyatro türünün (19. yüzyıl) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düzyazıyla yazılmaya başlanır |
Cevap: Şiir türleri
Mesnevi (edebiyat)
Mesnevi özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklıbeyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatışiir biçimidir. Özelliği Her beytinin kendi arasında kafiyelenmesi hem yazma kolaylığı sağlar hem de daha uzun metinlerin bu şekle uygun olarak kaleme alınmasına imkan tanır. Diğer nazım şekillerindeki kafiye bulma zorluğu şairleri uzun metinlerde bu şekli kullanmaya teşvik etmiştir. Bu nedenle uzun aşk öykülerinde, destanlarda mesnevi kullanılmıştır. Klasik düzende bir mesnevi; tevhid, münacat, naat, miraciye, eserin sunulacağı büyüğe övgü, mesnevinin niçin yazıldığını açıklayan sebeb-i nazm ve hikâyenin anlatımı (ağaz-ı destan) bölümlerinden oluşmuştur.Mesnevide beyit sayısı sınırsızdır Konuları Mesnevide konu ne olursa olsun , ilk dikkati çeken özellik olayın bir masal havasında anlatılmasıdır. Akıl ve mantık ölçülerini aşan bir sürü olay birbirini izler. Olayın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. Konuda birlik sağlanamamıştır. Hikayenin bölümleri birbirine eklenmiş ilgisiz parçalar gibi görünür. Çevre tasvirleri gerçeğe uygun değildir, hikâye kahramanları doğaüstü davranışlarda bulunur. Hikayelerde cinler, periler, devler, cadılar, ejderhalar gibi masal motifleri sık sık işlenir. Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım biçimidir. Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikâyelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlânâ’nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur. Mevlana eserine ayrı bir isim koymamıştır; eser, nazım türü olan mesnevi adı ile bilinir. Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikâye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur.Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye “Hamse” adı verilir. Hamse sahibi olmak bir itibar kaynağıdır. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri: Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev’i-zâde Atâi’dir. |
Cevap: Şiir türleri
Pastoral şiir
Pastoral şiir (fr. Pastorale) doğa güzelliklerini anlatan şiirlerdir. Kır, çoban hayatını, tabiat güzelliklerini tanıtıp sevdirmek gayesini taşıyan edebî eserlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur. Bu söz için Türk Dil Kurumu çobanlama karşılığı önermektedir. Şiir, roman, hikâye, tiyatro, mektup, makale, seyahat; fıkra; hayrat; sohbet gibi edebî türlerin hepsi pastoral bir görüşle yazılabilir. Batıda, pastoral şiirlerden doğrudan doğruya tabiat manzaralarını canlandıran idil; karşılıklı konuşma tarzında yazılan pastoral manzumelere eglog denilir. Yunan edebiyatından Theokritos (MÖ III. yüzyıl), Lâtin edebiyatından Vergilius (MÖ 70 - 19) en büyük pastoral şiir örneklerini veren şairlerdir. Çeşitleri ve türleri İdil: Şairin doğa karşısında duygulanmasını anlatmasına idil denir. Eglog: Şairin duygularını bir çobanla konuşuyormuş gibi anlatmasına Eglog denir. Edebiyatımızda idil denilebilecek pastoral şiirler varsa da eglog tarzı şiir yoktur. Bunu Tevfik Fikret denemiş ancak pek başarılı olamamıştır.Recaizade Mahmut Ekrem, Yahya Kemal, Behçet Necatigil, Cahit Külebi başarılı pastoral şiir örnekleri vermişlerdir. Türk edebiyatında ilk pastoral şiir Abdülhak Hamit Tarhan'ın 1878 yılında yazdığı Sahra adlı eseridir. Aşağıda Pastoral şiir örneği görülmektedir: Yanık bir kaval sesi geliyordu uzaktan Derdi dağlardan aşkın, ak abalı bir çobandan Önünde sürüleri ardında sürüleri İniyordu yemyeşil, dumanlı bir yamaçtan |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:21. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.