![]() |
Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Bilmem Ki Nemsin Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle Çarpsam kara sevdayı En azından yüzbinle Nasıl bağlandığımı Anlarsın kemendinle Kaç defa çıkıp gittim Buralardan yeminle Ama her defasında Geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür Nazla, sitemle, kinle Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Bazen kız kardeşimsin Bazen öp öz annemsin Sultanımsın susunca Konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin Orada ufuk çizgim Burda yanım yöremsin Beni ruh gibi saran Sonsuzluk dairemsin Çaresizim çaremsin Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin https://www.youtube.com/watch?v=YU7XgWu3M1c |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Sen Sen Sen Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden., Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni Sen gelsen yeter.. Huzur ellerinin güzelliğidir. Gözlerin karşımda mutluluk denizi. Her sabah soframızda ekmeğimizi Sen bölsen yeter.. Yüreğim seninle yaylalar kadar serin Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam Sen dolsan yeter.. Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm. Bende sabır sende naz.. Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter.. Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün, Sende karar kıldığını... Ve içimin şerha şerha yarıldığını, Sen bilsen yeter.. Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.. Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.. Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Eğilsen yeter |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Ağgül Şiiri Ağgül'üm şimdi Sivas'ta Serin rüzgârlar eser... Rüzgârlar alıp gider ümitlerimi Ümitlerim gitti gider Ağgül'üm şimdi Sivas'ta sessiz, sedasız Boy verir ince serviler... Sallanır bütün dalları garip sızılar içinde Uzaklardan el eder... Ağgül'üm şimdi uzakta, çok uzaklarda Kadınlar, kızlar, gelinler... bir yandan iş görür; bir yandan duyulmamış Sıcak türküler söyler... Ve şimdi yollardan bilirsin inim inim Kağnılar gelir geçer... Düşer yollara köylüler kağnıların ardından Garip, perişan, derbeder... Bir gariplik çöker gönlüme birden bire Yollarda yolcular birer ikişer Oy benim garip başım!.. Oy garip gönlüm!.. Gayri her akşam yüreğim, yaylı tamburlar gibi İnim inim iniler... Ağgül'üm şimdi Sivas'ta içli türküler söylenir. Bütün içli türkülerde sen varsın... Her köşe başında ürkek bir gölge gibi Karşıma sen çıkarsın. Konuş Ağgül'üm derim ağızsız, dilsiz Selviler gibi susarsın Ağgül'üm şimdi Sivas'ta Serin rüzgârlar eser... Rüzgârlar alıp gider ümitlerimi Ümitlerim gitti gider. |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Anadolu Ben Anadoluyum... Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç... Şükrederek, kalktığım sofralarımda Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç. Hastalarım ölüm yataklarında Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç. Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum, Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç... Devlet denince hep vergi geldi aklıma Jandarma deyince kırbaç... En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç. Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç... Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara Barışta düştü üstüme gölge gölge haç... Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ Alın terine muhtaç... Ben Anadoluyum, acılı, mahzun; Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç... |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Anadolu Acısı Anadolu, Anadolu, ah Anadolu!.. Bir yanında güzellik, incelik ve nur... Bir yanında bin yıldan beridir süregelen Toz-toprak, tezek, çamur... İnsanlar gördüm sende; imbikten geçmiş gibi Yüreklerinde sıcak, misilsiz bir merhamet İnsanlar gördüm yine: Hayın, cahil, asabi... Taş Devrini yaşayan bir kaba kuvvet. Sivas'ta, Divriği'de, Erzurum'da, Konya'da... İnce sütunlar gördüm, şadırvanlar, kubbeler... Bir yanda oya gibi işlenmiş pembe mermer Öte yanda öbek öbek, çirkin kaba, şekilsiz Kerpiçten harabeler... Bağışlasın şimdi bizi, vatan uğruna Şehid düşen yüzbinlerce adsız kahraman Çünkü seller bir yandan götürür toprağımı Rüzgarlar bir yandan... Unutulmuş Türklüğün ceylan yürekli töresi Çiğnenmiş İslamın koyduğu kesin yasaklar. Bir avuç buğday, bir tutam ot, bir karış toprak için Konuşur mavzerler, bıçaklar... Ve dul kalır kadınlar bir hiç yüzünden Vurulur gelinler telli-duvaklı. Bir ağıt başlar sonra yetim kalan evlerde İnce, uzun, ağlamaklı. Anadolu, Anadolu, Ah Anadolu Böyle görmeseydim seni, böyle tanımasaydım Yüreğim olmasaydı binbir yerinde... Yaşasaydım yine seni acı duymadan Anamın Azeri türkülerinde. |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Anadolu Gerçeği Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla Yaşadın mı bir yağmur duasını Boz bulanık ırmaklarda çimdin mi Kulak verdin mi yürekten kavala, saza Bir ipek seccade üstünde gibi, huzurla Durdun mu toprakta namaza? Bilir misin köylerde akşam olunca Çekilir el ayak ortalıktan... Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı. Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan Kurbağa feryatları, köpek ulumaları... Geceleri süt kokan, gübre kokan evleri Topraktır hep damları, duvarı kerpiç... Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek Tandır başlarında uyudun mu hiç? Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden Gördün mü dehşetini, tipinin karın... Çektin mi hiç acısını istasyonlarda Tandır ekmeği satan, yumurta satan Yarı çıplak çocukların... Kılığın kıyafetin sarmadı beni Söylediğin türküler bizim türkümüz değil Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş İnsanlar selâmını esirgemeden Savuş git içimizden... |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Analar Ne güzel hayatı analarla yaşamak Yürekleri temiz, alınları ak Duyguları bile haramdan uzak Sıcak analar bilirim. Yurdumuzun, yuvamızın orta direği Dünyadaki varlıkların en mübareği Elimize diken batsa yüreği; Yanacak analar bilirim. Bendedir öksüzlerin çektiği çile Gözyaşımı oya yaptım mendile. Ağlasam sesimi yattığı yerden bile Duyacak analar bilirim. |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Antep'li Şahin Ben Antepliyim, Şahin'im ağam. Mavzer omuzuma yük. Ben yumruklarımla dövüşeceğim. Yumruklarım memleket kadar büyük. Hey, hey! Yine de hey hey! Kaytan bıyıklarım, delişmen çağım Düşman kurşunlarına inat köprü başında Memleket türküleri çağıracağım. Bu dağlarda biz yaşarız, bu dağlar bizim dağımız. Namusumuz temiz, bayrağımız hür Analarımız, karımız, kızımız, kısrağımız Burda erkekçe döğüşür Bir bayrak dalgalanır Antep kalesi üstünde Alı kanımdaki al, akı alnımdaki ak Bayraklar içinde en güzel bayrak Düşüncem senden yanadır Hep senden yanadır çektiğim kahır Bu senın ülkende, senin gölgende Düşmesin kara kalpaklar, kirlenmesın duvaklar Korkum yok ölümden kâfirden yana Alacaksa alsın beni şafaklar. Hey, hey! Yine de ey hey! Al bayraklar altında kara bir kartal gibi Yaşamak ne güzel şey. Bir sır var bu mavzerde, attığım gitmez boşa Çıkmış bir eski savaştan Türk'ün bir karış toprak parçası için Destanlar yazacağız yeni baştan. Yıktım toprağın üstüne bir sarı kurşunla birini Çıktı karşıma biri, Çıktıkça çektim tetiği bismillâhlarla beraber Vurdum alnından kâfiri. Bu kaçıncı kurşundur, bu kaçıncı bismillâh Bu kaçıncı ölüdür? Bir türkü söylenir siperlerde her sabah Vurun Antepliler namus günüdür! Ben Antepliyim Şahin'im ağam Mavzer omuzuma yük Ben yumruklarımla dövüşeceğim Yumruklarım memleket kadar büyük |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Ben Doğuluyum Serdengeçti Osman Yüksel ağabeyime Ben doğuluyum! Eteği dumanlı, başı dumanlı Dağlarda doğmuşum Dağ çocuğuyum! Ben elleri toprak kokan bir babanın Ve topraktan koparılmış canlı bir kaya gibi Burcu burcu vatan kokan bir ananın oğluyum Ben doğuluyum! Sen buğday benizli mert delikanlım Arslanım, ümidim, yiğidim, herşeyim Gel alnından öpeyim. Sen Erzurum'lusun, dadaşsın belli! Duruşun çekilmiş bir hançer kadar güzel; Sen bar başlayanda, davul vuranda Zurnalar çalanda gel!.. Sen Kars'lısın balam, sen sınır taşı... Sen Türkmen çocuğu benim sağ elim; Gel seninle Kars'tan ve Ardahan'dan Türküler söyleyelim... Sendendir Bayburt'lum içimdeki hız Sendendir ufkumda parlayan yıldız. Yağız atlar üstünde seninle yeni baştan Destanlar yazacağız. Kurtar beni Sivas'lım gel tut elimden! Tiyan-Şan Kadır-Gan ufuklarından Getirdiğin halı gibi nakışlı türkülerle Çektiğin güzelim halaylara can kurban. Sen Van'lısın hemşehrim halinden belli! Gözlerinde pırıl-pırıl ışıklar. Sen Van'lısın hemşehrim kara kaşından Kaytan bıyığına kadar! Bilmez miyim senin Maraş'lı olduğunu Söylediğin ağıt ve türkülerden. Sen getir ışığı bize her seher Güneşin doğduğu yerden. Ve ey yiğitlerimin en şanlısı! Sarıkamış yaylasının esmer delikanlısı! Sen benim baş tacım temel taşımsın Dadaşımsın, kardaşımsın, ülküdaşımsın! Bir bayrak dalgalanır Ağrı Dağı'nın başında Ve duyulur sonra bir Bozkurt sesi Varlığı bizdedir bayrağın amma Kafkas Dağları'na düşer gölgesi. Varsın Kafkas'lara düşsün gölgesi Kafkas Dağları'nın toprağı temiz. Şehit dedelerimiz seslenir Kafkas'lardan Ne güne duruyor mavzerlerimiz? Biz ki Türk'üz, büyüğüz, tarihin al gülüyüz Bir karış toprağımız bayraklar kadar aziz. Palandöken Dağları'ndan bir selam gider Altay Dağları'ndan gelir sesimiz. Biz genç doğulular, bir gün hepimiz Erzurum, Kars, Maraş, Bayburt, Ardahan... Kılıçların kından çekildiği an Bilin ki dostlarım vermeden aman Al atlar üstünde bir şafak vakti Sefere çıkacağız doğudan... |
Cevap: Yavuz Bülent Bakiler | Şiirleri
Yavuz Bülent Bakiler - Ben Sarhoş Değilim, Korkma Diyorum Söylenenlere inanma Ben sarhoş değilim, korkma diyorum Bir mum gibi tek başına karanlıklarda yanma Çok uzaklardan çıkıp geldim aç artık kapıları Odalara saklanma. Ben sarhoş değilim, korkma diyorum Beni böyle ağlatan yüreğindeki gamdır Başım göğsüme düşmüşse, sallanıyorsam Yorgunluğumdandır. Ben sarhoş değilim, korkma diyorum Bir varmış bir yokmuş gibiyim sanki Suçluysam gel bağışla utandır beni artık Sensiz yapamıyorum inan ki... Ben sarhoş değilim, korkma diyorum Dökemiyorsam eğer içimi bir bir Konuşamıyorsam susuyorsam gidemiyorsam Seni sevdiğim içindir. Ben sarhoş değilim, korkma diyorum Beni böyle yapayalnız bırakıp kaçma Ya gel tut ellerimden geceye karşı Ya hiç kapıları açma Beni böyle yapayalnız bırakıp kaçma Ben sarhoş değilim, korkma diyorum |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:59. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.