![]() |
Cevap: Ahmet Muhip Dıranas Şiirleri
Parkta Serenad
Şair: Ahmet Muhip Dıranas İstek ve aşk onları kavramış saçlarından Sürüklüyordu. Gök mordu; Ayışığı ihtiyar çınar ağaçlarından Yüzlerine düşüyordu. Fısıl fısıl binlerce dudaktı yaprakları Dalcıkların kuytularda; Onların da kopmuş birer yaprak, dudakları Akıp gidiyor sularda. Sürükleniyordu aşkın sesine doğru; Aşkın çağrısı tez, keskin. Bir ateş yanıyordu Sibiryalarında bu Işıksız serserilerin: - İçimi gıcıklıyor bu ıhlamur kokusu Bu ıhlamur kokusu, ah! Ya görünmez güllerin kokuları! .. - Hep pusu Hep pusu bana, kah kah kah... - Bir kedi sever gibi okşasın istiyorum Parmakların saçlarımı. Bu gece bütün ömrüm yaşasın istiyorum Doyur bütün açlarımı! Birleşelim bu gece tek bir göğüste atan Kalbinde bin sevişmenin. İçsem şu damlayan ayışığını dallardan Ak südü sanki memenin. Ölsek bile ne çıkar! tek böyle sarmaş dolaş Şuracıkta sabah sabah Birbirinde başlamış, birbirinde tükenmiş İki ölücük... - Kah kah kah... Erkek susamış yılan gibi sokulgan, kıvrak Uzanıyor gözlerine; Bir şey boşalıyor lık lık lık, kadında sıcak Bir kan gibi ta derine. |
Cevap: Ahmet Muhip Dıranas Şiirleri
Olvido
Şair: Ahmet Muhip Dıranas Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Gün saltanatıyle gitti mi bir defa Yalnızlığımızla doldurup her yeri Bir renk çığlığı içinde bahçemizden, Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan Lavanta çiçeği kokan kederleri; Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar Unutuşun o tunç kapısını zorlar Ve ruh, atılan oklarla delik deşik; İşte, doğduğun eski evdesin birden, Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven, Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik Ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar... Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir. Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla Halay çeken kızlar misali kolkola Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri, İhtiyar ağaçlı,kuytu bahçelerden Ayışığı gibi sürüklenip giden; Geceye bırakıp yorgun erkekleri Salınan etekler fısıltıyla, nazla. Ebedi aşığın dönüşünü bekler Yalan yeminlerin tanığı çiçekler Artık olmayacak baharlar içinde. Ey ömrün en güzel türküsü aldanış! Aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış; Her garipsi ayak izi kar içinde Dönmeyen aşığın serptiği çiçekler. Ya sen! ey sen! esen dallar arasından Bir parıltı gibi görünüp kaybolan Ne istersin benden akşam saatinde? Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın, Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın; Hatıraların bu yanma vaktinde Sensin hep,sen, esen dallar arasından Ey unutuş! kapat artık pencereni, Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni; Çıkmaz artık sular altından o dünya. Bir duman yükselir gibidir kederden Macerası çoktan bitmiş o şeylerden. Amansız gecenle yayıl dört yanıma Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni. |
Cevap: Ahmet Muhip Dıranas Şiirleri
Mektup...
Şair: Ahmet Muhip Dıranas Dost dost diye deli derviş gezdiğim, Bir ağladığım, bir güleyazdığım, Adını dağa taşa kazıdığım Benim bir tanem dost, gözümün nuru! Tutmaz elim, topal ayağım uğru, Amansız kara bahtımdan ötürü Kan ter dolandığım yollar gölgesi, Kara ekmeğimin akça mayası, Susayınca çağıldak sular sesi, Ay aydınlığım, gün ışığım, canım, Bayramım, bolluğum, yemişim, yenim Göz yaşımı gözden gizli silenim! Pek garipçe kaldım köyümde ıssız, Otsuz ocaksız, akılsız, ayvazsız. İki elin kanda olsa durma tez Dağ başını duman almadan beri, Eyüp sabrım, eyi düşlerim yoru, Yet bu yana! Avareyim, yet, yürü! |
Cevap: Ahmet Muhip Dıranas Şiirleri
Köpük
Şair: Ahmet Muhip Dıranas Oyun bitti ve her şey yerini buldu. Akşamla ebedi kızlar anne oldu. Aynalara bakma, aynalar fenalık; Denizi, sonsuz olanı düşün artık. Bir gün beni hatırlayabilirsin ancak, Güzelsem soyabilirsin çırılçıplak; Oradayım hep ben, orada, derinde, Gemilerin ihtiyar köpüklerinde. |
Cevap: Ahmet Muhip Dıranas Şiirleri
Kara Gözlerin
Şair: Ahmet Muhip Dıranas Kara gözlerindeki umut Siyah saçları kadar karamsardı ve kadere küsmüştü O, bir kere Sevgiyi öldürdü diye... Sanki ona uzanan ellerde Keskin bir bıçak Ha vurdu ha vuracak Bu, benim karanlıklarım, Bu benim sırlarım diyor hep Bir gün gelecek Şefkatle kollarına saracaklar... Asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında Umutları umduğu gibi çıkmamış Beklentileri hep korkuları olmuş Sanki bütün hayatı, Kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla.. Gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az Her nefeste biraz daha kısalırken Bütün beklentileri Duman duman uçuyorlardı. Kurallar koymak isterken dostluklarına, Kuralları bozduğunun farkında değildi aslında... Şimdi o gözlerde, Vakitsiz yağan yağmurlar var, Hasat mevsimi bitmiş bahçelere Sağnak sağnak yağacaklar., Belki gönlünde gökkuşağı açacak Ama, altından çocuklar geçmeyecekler. Su yerine zehir akacak ırmaklarından, Hiç kimse içmeyecek... ya Ben, Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde, Üzümlerim gazap üzümü Şaraplarımsa gözyaşları... Sen güz güneşinde, sanki kanadı kırık bir kuş, Konmuştu bahçeme, Ona şefkatle eğilirken Pır diye uçtu birden Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik, ve inancımla birlikte. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:52. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.