![]() |
Ziya Osman Saba Şiirleri
https://i.hizliresim.com/EaGBlp.jpg Ahret Şair: Ziya Osman Saba Bu garip dünyada ben yadırgadım yerimi... Yıllardan sonra bir gün görüp çektiklerimi, Tanrım, bir meleğine emredecek: -Yetişir! Gözlerimi o saat sessiz kapayacağım. Beni bekleyedursun artık ılık yatağım, Bütün yorgunluğumu alacak bir teneşir Bir yükü atmış gibi sırtımda bir hafiflik, Oraya geçmek için aşacağım bir eşik. Başım bir defa olsun dönmeyecek geriye. Bir el gözlerimdeki perdeyi sıyıracak. Onları bulacağım!.. Ve annem şaşıracak: “Görmeyeli ne kadar büyümüş oğlum” diye. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Artık Yaşamak İçin
Şair: Ziya Osman Saba Artık yaşamak için herkesten kaçacağız, Dünya bize verecek yalnız güzellikleri, Yalnız, semalarından dökecek ruhumuza, Geceler mehtapları ve gündüzler seheri Düşünceli yürürken, bir yol dönemecinde Çıkacak ömrümüze beyaz dallarla bahar. Hatırlatacak bize şen çocukluğumuzu, Erguvanlı bir bahçe, mor salkımlı bir duvar. Tekrar yaşayacağız ümitli sabahları, Bulacağız dünyanın o en güzel yerini. Ebedi bir sahilde yeniden tadacağız Kolkola sükûn dolu akşam gezmelerini. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Baharı Beklerken Yazılmış Şiir
Şair: Ziya Osman Saba O günü görmek için sade bekleyeceğiz, Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları. Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz, Bir sabah dökülecek baharların baharı. Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır, Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun, Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır, Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun. Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle, Bir melek ordan bize uzatacak elini. -Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle. Ümitlerin en güzelini!.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Ben De
Şair: Ziya Osman Saba Ne çok anlatacaklarınız var Birbirimize nişanlılar! Ben de bir zamanlar sizin kadar mesuttum, Ben de şu parkın sıralarında oturdum, Ümid ettim, hayal kurdum... Şahit bütün ömrüme bu şehir, bütün yurdum. Ben de o mektepte okurdum Küçük mektepli! Bugün gibi hatıramda İlk gün, ilk ders, ilk hece. Şiirler yazmak için öğrendiğim güzel Türkçe. Yeni kitaplarım, siyah göğüslüğüm, Sevinçle dolup taşardı gönlüm. Beri yanda günler akar giderdi. Benim de bir anne üstüme titrer Bir baba benimle iftihar ederdi. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Beyaz ..
Şair: Ziya Osman Saba Bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz, Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı. Artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı: Beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz. İş bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz, Duyuyorum bu sabah, kış içimden çıkalı, İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı, Ah, sade nefes almak, göğsüme dolan bu haz... Bir kuş ötecek şimdi... Havada bir durgunluk, Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk, Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz. Bahar pınarlarından içime damlayan su, Bembeyaz çiçeklerin ıslak, temiz kokusu, Kış bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Beyaz Ev
Şair: Ziya Osman Saba Gözlerimin önünde hep aynı beyaz ev. Her dağ yamacına kurduğum, Beliren her su kenarında, Pembe damlı, yeşil pancurlu, balkonlu, Balkonuna tırmanan sarmaşık. Gece, pencerelerinden sızacak ışık, Kışın tütecek bacası. Kapıyı ittiğinde çalacak bir çıngırak. -Duyuyorum o sesi şimdiden, berrak- Geçeceğim yol, çıkacağım üç basamak, Ellerinden sıyırıp atacağım eldiven, Her halin, gülüşün, kokun, bütün ruhunla sen! Ah, bütün bir ömür bırakmayacağım el, Okşayacağım saç, dinleyeceğim ses, Bakmakla doymayacağım yüz... Açık pancurlardan o gün dolacak gündüz, O günkü hava, Bir kapıyı açman, dolaşman sofada. Şaşıracağım: Böyle gezinen kim? -Evim! Evim!.. Ellerimle asacağım Camlarına perdelerini. Yatak odasında düsüneceğiz bir an İki kişilik karyolanın yerini... Yatak odamız, yemek odası, kiler Raflarında ellerinle yapılmış reçeller. Karşı karşıya oturacağımız sofra, Sürahide ışıldayan su, Yazın, rüzgâra koyacağımız testi; Senin yatacağın öğle uykusu... Sararacak bir yandan çardaktaki üzümler, Kâh esecek rüzgâr, kâh dinleyeceğiz yağmuru, Kâh karlarla bembeyaz kesilecek çimenler. Hep geçireceğiz içimizden: Hayat beraber, ölüm beraber... Şu göklerin altında, Olacağız o kadar bahtiyar Ki çıkıp mezarlarından annemiz, babamız da, Beyaz evimize yerleşecekler, Uzun kış geceleri onlar da aramızda Göz göze bakışacak, mangalı eşecekler.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bilemiyorum
Şair: Ziya Osman Saba Bilemiyorum yıllardır neredeyim? Hergün yediğim ekmek, susayıp içtiğim su, Kolundan tutup gitmek istediğim kadın, Yaşamak kaygısı, gök hasreti, ölüm korkusu, Ve Rabbim senin adın! Yıllar var ki içindeyim hayatın. Anıyorum gençliğimi, özlüyorum çocukluğumu, Fakat bilemiyorum yarını. Bilemiyorum Rabbim, maksadını, kararını. Hepimiz işte dünyadayız, Yataktaki hastamız, topraktakı ölümüz; Neyiz, ne olacağız? Birşey bilmiyorum... Nefes almaktayım yalnız. Rabbim! beni yaratmışsın, İnsan şeklinde görünüyorum, Terlerim yazın, üşürüm kışın, Düşünüyorum, düşünüyorum... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bir Oda Bir Saat Sesi
Şair: Ziya Osman Saba Bir oda, içinde bir saat sesi Hayatın sırtımdan giden pençesi, Ve beni maziye götüren bir el, Eski günlerimiz, sessiz ve güzel... Bulduğum kayıplar, her günkü yerin, İşte konsol, ayna, köşe minderin, Seccaden, tesbihin, namaz başörtün. Bir şey değişmemiş, sanki daha dün. Yine ortancalar altı camının, Dışarda sükûnu yaz akşamının, Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek. Kapı çalınacak, babam gelecek... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bir Sokakta Giderken
Şair: Ziya Osman Saba Taşında otlar biten şu sokakta yürümek. Bir bahçe duvarının kokulu gölgesinden. Uzakta, mektepteyken okuduğumuz şarkı. Su içmek o tasasız günlerin çeşmesinden. Kalbe aşina bütün rastladıklarım, Herşey eskisi gibi, herkes bahtiyar, iyi! Bana büyük babamı hatırlatan ihtiyar, Çocukluk arkadaşım sarı benekli kedi Bütün günahlarımı affetmiş sanki Tanrım, Duyuyorum kalbimde tadılmamış sevgiyi. Ah, sade koşmak, koşmak istiyorum içimden: Aradığım diyara bu yol çıkacak gibi |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bir Ölünün Arkasından
Şair: Ziya Osman Saba Ey ölü, az daha yaşatmak isterdim seni, Habersiz bırakıp gittiğin evde. Giysen hazır duran terliklerini, Odalarda dolaşsan, öksürsen Toplasan bu yaz da bahçende yemişleri, Az daha ömür sürsen. Gözlerimin önünde hep boyun bosun, Nasıl girerdin şu kapıdan, memnun Şu iskemleye otururdun. Avuçlarımda, ılık, el sıkışın, Bana bakışın... Nasıl uzatırdın bana şu sürahiyi? Seyrederdik uçan bulutları, geçen gemileri. Nasıl son defa konuştun, son defa güldün? Nasıl öldün?.. Nasıl öldü, Yarabbim, nasil öleceğiz? Hangi sonsuz geceler, iklimler geçeceğiz, Bundan sonra da bir gün aynı sofrada Oturacak mıyız bir daha!.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bu Rüzgar
Şair: Ziya Osman Saba Bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek. Gökte bulut, suda yelken, dalda çiçek. Bir gün, bir gün var ki, günden güne gerçek, Çatır çatır servi, çıtır çıtır böcek. - Çek ciğerlerine, bir nefes daha çek, Bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bütün Saadetler Mümkündür
Şair: Ziya Osman Saba Bütün saadetler mümkündür... Şu kapının açılması, İçeri girivermen, Bahar, kuşlar, gündüz. Ve bütün dünya Bir an içinde gürültüsüz. Bütün saadetler mümkündür... Bahtsızların biraz gülümsemesi... Körlerin gün görmesi, Mümkündür bütün mucizeler... Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar... Ebedî bir sabahta buluşmamız bir daha. Ölüler! Hepimiz için yalvarın Allaha... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Çocukluğum
Şair: Ziya Osman Saba Çocukluğum, çocukluğum... Uzakta kalan bahçeler O sabahlar, o geceler, Gelmez günler çocukluğum. Çocukluğum, çocukluğum... Gözümde tüten memleket. Artık bana sonsuz hasret, Sonsuz keder çocukluğum. Çocukluğum, çocukluğum... Habersiz ölen kardeşim, Mezarı bilinmez eşim, Her bir şeyim çocukluğum. Çocukluğum, çocukluğum... Bir çekmecede unutulmuş, Senelerle rengi solmuş, Bir tek resim çocukluğum... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Emanet
Şair: Ziya Osman Saba Geri vereceğiz hepsini... Bunca yıllık vücudumuz; el, kol, ayak, Öpüştüğümüz dudak, Yeşilini gözlerimizin, mavisini. Tepeden tırnağa kemiğini, derisini. Kadın, erkek, yaşlı, genç, Er geç, Bir tabut içinde, hepsini.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Geçen Zaman
Şair: Ziya Osman Saba Hiç olmazsa unutmamak isterdim. Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar... Yalnız bırakmayın beni hatıralar. Az yanımda kal çocukluğum, Temiz yürekli uysal çocukluğum... Ah, ümit dolu gençliğim, İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgim... -Doğdugum ev. Rahatlıyacak içim duysam Bir tek kapının sesini. Arıyorum aklımda bir ninni bestesini... Böyle uzaklasmayın benden, yasâdığım günler. Güneş, getir bir bayram sabahını. Açılın açılın tekrar Çocuk dizlerimdeki yaralar, Hepiniz benimsiniz: Mektebim, sınıflarım, oturduğum sıralar... Yalnız hatırlamak hatirlamak istiyorum Nerde kaldı sevgilim, seni ilk öptüğüm gün, Rengine doymadığım o sema, Ahengine kanmadığım ırmak. Bırakıp herşeyi nereye gidiyorum? Neler geçmişti aklımdan, Nedendi ağladığım, nedendi güldüğüm? Ah nasıldı yaşamak? |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Güz ..
Şair: Ziya Osman Saba Çiçeğin rengi soldu, bitti şarkısı kuşun. Yol tenha, dal mecâlsiz, su durgun. Tabut yapılan tahta, ev ev taşınan odun. Bahar, ümit yerine, ey kış, içimde korkun! Allahım! kararmasa şu göğün... Dal senin, ağaç senin, döktüğün Yapraklarla, mevsimlerle, gün gün. Geçip gidişi ömrün... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Her Akşamki Yolumda
Şair: Ziya Osman Saba Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum. Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun. Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn, Bir cami eşiğine yatıversem diyorum -Rabbim, şuracıkta sen bari gözlerimi yum! Sen, bana en son kalan, ben senin en son kulun; Bu akşam, artık seni anmayan İstanbulun Bomboş bir camiinde uyumak istiyorum. Sonsuz sessizliğini dinlemek istiyorum. Bilirim ki taşlığın bir döşek kadar ılık, Sana az daha yakın yaşamak için artık, Rabbim, ben yalnız zeytin ve ekmek istiyorum. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Kimbilir
Şair: Ziya Osman Saba İlk yağmur damlası düştü Kuru yapraklarına güzün. Ardında kış kıyamet, Dert, hüzün. Alınyazısı hepsi.... Kısmet.... Ha yazı, ha kışı geceyle gündüzün, Kim bilir kaç günü kaldı Ömrümüzün? |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Kurban
Şair: Ziya Osman Saba Tanrım, sonsuz dünyada ben âcım ve ufağım, Kulların arasinda Tanrım ben bir koyunum. İki tuğla halinde kenetlenmiş dudağım, Sonra geçtiğim yollar kum, hep kum, daim kum. Aradığım pınardan içebilsem bir yudum. Artık o günden sonra hiç susmayacağım. İnecek gözlerime uzun, en rahat uykum. Tuz çalınıp ağzıma, bağlanınca ayağım. Kulların arasında ben yaşadım sessizce, Hiç ağzımı açmadım, verdim bütün yünümü. En geniş bir sabahı düşünerek her gece, Ben, Tanrım, şuracıkta bekliyorum günümü. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Misakımilli Sokağı No.37
Şair: Ziya Osman Saba Ah, şimdi hatıralar mahallesinde Misakımilli sokak No.37 Orası bütün evler, bütün ömür içinde, Mesut olduğumuz evdi. Talihin bir gün karşımıza çıkardığı. Elele döşediğimiz bir çift küçük odası. Ne diyeyim bilmem ki: Gönül sarayı, aşk yuvası... Akşamlar iner "kaymak yoğurt"çularla Kaldırımlar benim için gölgelenirdi. Saatler ilerler bozacılarla, Derken bir komşu seslenirdi. Pencerelerimizden biri komşu arsaya bakar, Ötekinin önünde bir havagazı feneri; Rüzgarla açılıp kapanırdı ışığı, Geceleri... O geceler, doğan günler orada, Kaderlerin en güzelini ördü. Misakımilli sokağı No.37, Çocuğum orada dünyayı gördü. Misakımilli sokağı! Senin Esen rüzgar, yağan karını sevdim. Camın önüne her oturuşta seyrettiğim, Arnavut kaldırımlarını sevdim. Bir çocukluk oyunu mu oynadık orada? Sen gelin olmuştun, ben güvey. Sen öyle güzel; ben daha genç, Yepyeni, taptazeydi her şey. Ne zaman o sokağa yolum düşse şimdi, Ayaklarım geri geri gider. Evler cansızdır elbet, insanlar vefasız, Komşumuz başkalarına komşuluk eder. Yabancı perdeler aşılmış penceresi, Bir vakitler içinde çocuğumun oturdügu. -Yeni kiracılar evlatsız besbelli- Şimdi birkaç saksının durduğu. Söz birliği etmiş şimdi saksılar, perdeler, Elektrik lambasıyla değiştirilen fener. O sokağa ne zaman yolum düşse, bir ses: Günler geçti, geçti, geçti... der. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Nasıl Anmazsın
Şair: Ziya Osman Saba Nasıl anmazsın o çocukluk günlerini! Dalda bülbülü vardı, gökte beyaz bulutu. Annem vardı, babam vardı. Bahçemizde, ılık, uzayan günlerdi yaz, Bir beyaz âlemdi kış. Başkaydı güneşi, böyle değildi ayı. Artık istemiyorum yaşamayı! Bir gün ver bana Tanrım, Ta çocukluğumdan kalmış.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Ne Oldu ?
Şair: Ziya Osman Saba Odamız kararırken indirdiğin perdeler , Çarşının gittikçe artan gürültüsü Gelip kenarına oturduğun minder , Genç kızken işlediğin masa örtüsü , Yeşil abajurlu lambamız , Küçük sobamız , Anlatsanız , Ne oldu o geceler , eski akşamlarımız ? Beyaz elbiseler giydiğin zamanlar ... Niçin yazmadık bir yere satır satır , Duvarlar ! ne oldu konuştuklarımız ? Yüzünün pembeliği , saçlarının örgüsü . Ben diyeyim : Kış şarkısı , sen de : Yaz türküsü . Ne ettik ömrümüzü .. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Nefes Almak
Şair: Ziya Osman Saba Nefes almak, içten içe, derin derin, Taze, ılık, serin, Duymak havayı bağrında. Nefes almak, her sabah uyanık. Ağaran güne penceren açık. Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında. Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı. Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı... Kardeşim, nefes alıyorsun ya! Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi, Ananın südünü emer gibi, Kana kana, doya doya... Nefes almak, kolunda bir sevgili, Kırlarda, bütün bir pazar tatili. Bahar, yaz, kış. Nefes almak, akşam, iş bitince, Çoluk çocuğunla artık bütün gece, Nefesin nefeslere karışmış. Yatakta rahat, unutmuş, uykulu, Yanında karına uzatıp bir kolu, Nefes almak. O dolup boşalan göğse... Uyumak, sevmek nefes nefese, Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak. Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su. Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu. Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses. Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes... Anlıyorum, birbirinden mukaddes, Alıp verdiğim her nefes. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Nişanlılık
Şair: Ziya Osman Saba Nişanlılık Hangi birini anayım, Buluştuğumuz kumluk, uzak iskele. Her yerde bir başkalık. İlk defa gelişimiz el ele. Sonra bir gün, kalabalık Beyoğlu, Girdiğimiz dükkânlar, güler yüzlü satıcı. İkimizi yanyana oturtup Resmimizi çeken fotoğrafçı. Rüzgâr dinmiş, ağaçlar dinler gibi. Gün batarken o sakin sonbaharda; Akşamları dolaşmamız Kolkola Mühürdar'da. Bir adam sokak fenerlerini yakar, İncecik vücudun vücuduma dayanırdı. Her yolcu halden anlar Bizi uzaktan tanırdı. Duyageldiği parmaklarımın, o yüzükler... Birinde benim adım, öbüründe senin adın. Altın ışıklarıyla sanki, Yepyeni, tertemiz bir hayatın. Ne kadar ümitli, ne iyiydik! Önümüze düşmüş Bahtiyarlık, İyi komşularla dolu mahallelerde, Kiralık bir kat aradık. Bir an gülümseyen talih, değişen kader Ömrümde bir tek o sonbahar. Ömrüm oldukça anacağım, Bir rüya görür gibi geçtiğimiz sokaklar. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Rabbim, Nihayet Sana
Şair: Ziya Osman Saba Rabbim, nihayet sana itaat edeceğiz... Artık ne kin, ne haset, ne de yaşamak hırsı, Belki her sabah vakti, belki gece yarısı, Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz... Ben artık korkmuyorum, herşeyde bir hikmet var Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar. Belki de bir bahçeyi müjdeliyor şu duvar, Birer ağaç altında sevgilimiz, annemiz. Gece değmemiş sema, dalga bilmeyen deniz, En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz Ümitler içindeyim, çok sükür öleceğiz... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Ölüler
Şair: Ziya Osman Saba Ölüler, ölüler nerelerdesiniz? Ölüler, bir bilinmez yerdesiniz. Artık gündüzleriniz gece, Bütün günleriniz: dün. Artık her sözünüz sükût, Her işaretiniz gizli. Tutuyoruz nasihatlerinizi... Ölüler, ölüler her yerdesiniz! Ne zaman aynaya baksam, Görünüveriyor babam... Bahçem, odam, sofam, Nereye geçsem, nereye çıksam; Hâtıram! Her yerde sizden bir eser. Gökyüzünde bir bulut Bıraktığınız sesler Yakın güneşe, aya. Dokunabilsem oraya, Kiminiz konuşacak, Kiminiz gülecek, Eski günler gelecek. Ölüler bilebilsem gittiğiniz yeri, Ruhum, muradına erecek; Annem döşeğimi serecek, Toprağınız toprağım, Aranızda yatacağım. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Sebil ve Güvercinler
Şair: Ziya Osman Saba Çözülen bir demetten indiler birer birer, Bırak, yorgun başları bu taşlarda uyusun. Tutuşmuş ruhlarına bir damla gözyaşı sun, Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler... Nihayetsiz çöllerin üstünden hep beraber Geçerken bulmadılar ne bir ot ne bir yosun, Ürkmeden su içsinler yavaşça, susun, susun! Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler... En son şarkılarını dağıtarak rüzgâra, Beyaz boyunlarını uzattılar taslara... Bir damla suya hasret gideceklermiş meğer. Şimdi bomboş sebilden selviler bir şey sorar, Hatırlatır uzayan dem çekişleri rüzgâr Mermer basamaklarda uçuşur beyaz tüyler. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Sessizlik . .
Şair: Ziya Osman Saba Biz o kadar ağladık ki beraber, Gözyaşları doldurdu avucumu şimdilik. Şimdilik uzun uzun, bambaşka bir sessizlik Yavaşça alçalarak, yavaşça bizi dinler. Etrafta kalan sesler kesildi birer birer. Hatırlamaz olmuşum, her şey uzakta, silik. Yalnız senin vücudun... Ah içte bir içimlik Bir su gibi ellerin avucumda serinler. Vücudunun gölgesi bak yerde gölgemle bir, Yeni bir nefes gibi sessizlik göğsümdedir. Sessizlik içerime doluyor yudum yudum. Dolu bir yelken gibi göğsümde genişleyiş, Ve öyle için için, ve öyle geniş geniş. Ben hiç bir şey duymadan, ben yalnız seviyorum. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Sizleri Görüyorum
Şair: Ziya Osman Saba Sizleri görüyorum, bahçemizdeki çamlar, Bütün gün gölgesinde oynadığım dost badem. Derken dallardan, ılık, iniveren akşamlar: Evine dönen babam, camda bekliyen annem. Ah bütün sevdiklerim, bütün kaybettiklerim! Neyi arayım, yerde kurt, göklerde yıldız mı? Babam, annem, evimiz, bahçem, çitlenbiklerim, Sizler rüyamıydınız, sizler yaşamadınız mı? |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Yetişir
Şair: Ziya Osman Saba Beni hatırladıkça, Arasıra gönlümü al. Sokakta görünce, gülümse, Yanıma yaklaş, Az elin elimde kal. Evine misafir geleyim, Kahvemi sen pişir. Taze doldurulmuş sürahiden Bir bardak su ver Yetişir... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
İmkansız Tesadüfler
Şair: Ziya Osman Saba -Cahit Sıtkı Tarancı'ya- Şimdi çıkıverecek karşıma arkadaşım, Mektebe gitmek için geçtiğimiz şu yoldan. Babam tok sesiyle birden çağıracak: "Ziya!" Kalbimde eski sevinç, dallarda eski bahar. Gözlerimi kapatıp: "Bil?" diyecek birisi. Bir mahşer ortasında şaşırıp kalacağım. Ve girecek koluma bir melek gibi karım. Saracak etrafımı doğmamış çocuklarım.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
İstanbul . ...
Şair: Ziya Osman Saba Seni görüyorum yine İstanbul Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan Minare minare, ev ev, Yol, meydan. Geliyor Boğaziçi'nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi. Bir yanda, serin sabahlarla beraber, Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım. Baktıkça hep, semt semt, yer yer, Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım! Durmuş bir tepende okuduğum mektep, Askerlik ettiğim kışladır ötesi. Bir gün bir kızını benim eden Evlendirme dairesi. Benim de sayılmaz mı oralar? Elimi tutar gibi iki yanımdan, Babamın yattığı Küçüksu, Anamın toprağı Eyüpsultan. Önümde, açık kollarıyla boğaz, Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı. İstanbul, İstanbul'um benim, Kadıköy'ü, Üsküdar'ı... Gün olur, Köprü ortasında durur Anarım, Adalar'da çamların uykusunu. Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim, Koklamak isterim Tünel'in kokusunu. Bulut geçer üstünden, Gemi gelir yanaşır Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar, "İçi dolu çamaşır." Göğünde tanıdım ayın ondördünü. Kırlarında bilirim baharı, Herşey içimde, herşey, İstanbul yadigarı. Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle, Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir. Ey doğup yaşadığım yerde her taşını Öpüp başıma koymak istediğim şehir |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
İyilik
Şair: Ziya Osman Saba Sabah... Ah şükrederek çıkmak geceden. Ayak bastığım kıyı, yeniden doğuş. Sabah, beliren evim, bahçeler ve sen, Henüz uyuyan dallar, havalanan kuş. Bu sabah bilmiyorum bu kırlar nere? Çamlardan çimenlere dökülen sükûn. Geçen ömrümü bana söyleyen dere, Sessizce yaşamayı öğreten koyun. Bir yol başlıyor gibi, ümitli, rahat. Tanrım! bu sabah içim senin eserin: İyilik, teselliler, merhamet, şevkat... İçimde bir sabahın, o kadar serin. Bilinmez sevgililerle yıkanan göğüs. İyilik... Ürperisi vücutta ruhun. İyilik... Beyaz koyun, gülümseyen yüz, Şu bahar, mavi gökler, yemyeşil sükûn. Bu sabah gözlerimle okşadıklarım, Herşey, bütün tabiat, ağaçlar, dere, Ey bütün sevdiklerim ve sen ey Tanrım! Titrek elleri öpmek, kapanmak yerlere.. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:14. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.