![]() |
Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Almanya Mektubu
Mektubun yenice geçti elime, Selamını duymak yeteyo gardaş, Dağ başı bi çaruk esküttüğümüz, Boz dağlar gözümde tüteyo gardaş. Gardaş, Hambırgın yolları asfalt, Adamların kafaları sıfır nımara tıraşlı, Afyon içiciler, itle, manyakla, Turken raus, Turken raus diye bağırıyorlar. Heh...Ulen noldu da değişti devran. Çok deel, Yirmibeş otuç yıl önce bizi bandoynan karşıladılar, Bunca yıl gavurun pisliğiynen uğraş, Sonra sana düşman gibi baksınlar, Ataş verip, düneğini yaksınlar, Adamanın ağarına gidiyor gardaş. Gardaş, vaktı geçmiş Alamanyanın, İrecebe söle, havas itmesin, İneğini, danasını neyin satmasın, Gavurun parası kıymetli emme, İliğini sömürüyo adamın. Kel Musanın Abdıllayı bildin mi? Böyük kız gavura kaçtı diyolar, Adı Hans mıymış neymiş, Sarı bir oğlan. Abdılla düştükçe düştü diyolar. Hayat bu gavırın sürdüğü hayat. Bizimkisi gün tüketmek neydecen. Onlar gibi yaşamaya kaktın mı, Kendinden öteye düşünmeyecen. Bizim pavlikada bir alman var. Glaus, Çok eyi gardaşım olsun. Bazı iş çıkışı bize geleyyo, Yemek sarımsaklıysa yemeyyo. Yemekte sarımsak olmaz mı gardaş? Bazı gıcık almanlar çıkeyyo, Sırtını döneyyo, burun bükeyyo, Diyo hör Türk, siz çok kötü kokeyyo, Çöpçü... Gül kokacak değil ya garda... Bu Almanlar çok acayip bir millet, Yere tükürene bağırıyorla, Heh... Yetmeyyo, polizay çağırıyo, Adamın gülesi geleyyo... Gardaş, bir mercedes aldım, kırmızı, Gayri tufalete yayan gitme yok, Çatlasın elleme mıhtarın kızı, Eee... Başı göğe erdi gedesalihle evlendi de haspam. Er yerine gomazdı bizi, Orda ne va, ne yok, havalar nasıl Ekinler, koyunlar, kuzular nasıl? Sen nasılsın Muhammed, Fadime nasıl? Selamı selama eklerim gardaş, Tez elden bi cüvap beklerim gardaş... |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Ayasofya Garipti
Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı Aşiyan,Eyüp Sultan,Kapalıçarşı İçimdeki hüzünle durdum önünde, Ayasofya garipti,ben ağlamaklı. Şimdi Eyüp'teyim ben,sabah namazı Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı. İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı, Ayasofya garipti,ben ağlamaklı. Gözlerim kan çanağı,çıktım dışarı, Caminin tam önünde simitçi hacı. Kan kırmızı o çayda yine o vardı, Ayasofya garipti,ben ağlamaklı.. |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Ciğerin Yansın
Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar Al götür vicdansız ruhun yıkansın Her günüm hasretin zulmüyle başlar Ahımı hakettin ciğerin yansın Bilseydim duyguya yer yok dininde El pençe durmazdım hayalin önünde Kapkara yas tututum doğum gününde Neşemi yok ettin ciğerin yansın Doğuştan sevgiye aşka meyildim Kimsenin lütfuna muhtaç değildim Bir sana diz çöktüm sana eğildim Canıma tak ettin ciğerin yansın Sen ince ağrımdın veremdim sana Aleme haramdım, haremdim sana Aşkınla tutuşan ,keremdim sana Aslıdan çok ettin ciğerin yansın Düşsemde kalkarım tutma elimden Gururum merhamet ummaz zalimden Beddua çıkmazdı şair dilimden Sabrımı tükettin ciğerin yansın Sineni kaplasın bu onmaz yara Hayatın boyunca gölgemi ara Değil mi sen benim yüzümü kara Saçımı ak ettin ciğerin yansın Ciğerin yansın ciğerin yansın |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Farkında mısın?
Son günlerde ne kadar da aciz kaldık Bize ait cümleler kurmaktan Bırak seni seviyorum demeyi, Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize Tükenen, sevgimiz mi, Yoksa, yoksa dilimiz mi varmıyor? Ne sen bana iyi misin diyorsun, Ne ben sana günaydın Farkında mısın? ağzımızı bıçak açmıyor Sebepsiz değil yavan kelimelere baş vurmamız, Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi. Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak. Eskiden daha zili çalmadan açardın kapıyı. Kokunu taa aşağılardan duydum derdin. Özledim derdin. Kısar gözlerini, ya sen ya sen derdin. Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde. Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum. Öyle arttı ki son günlerde romatizmalarım. Adeta kar yağıyor geceleri sol omzuma. Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum. Ya cevap vermezsen, Ya git kendin al dersen. Korkuyorum işte, Sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum. Dün, ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan. İlk defa çayı dün soğuk ve şekersiz içtim. Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana Bir tabloyu meydana getiren iki unsur gibiyiz. Senin vurdumduymazlığını, Benim aksiliğim tamamlıyor. Sen ayrı odadan kalkıyorsun, Ben taa uçtaki odadan. Bir suçlu gibi öne eğip başımızı, Öylece geçiyoruz yanından birbirimizin. Hiç umursamadan! Yok yok bu böyle olmayacak. Ya sen aç kıza telefon Ya ben bu böyle olmayacak. İstersen oğlanları sen ara, Onlar seni daha bir severler. Kısaca ya ben gideyim, ya sen Belki de bir zaman ayrı kalırsak, Kim bilir belki de özleriz birbirimizi. Bu günleri hiç düşünmeden, O hoyrat, o pervasızca harcadığımız, Aşkımıza nasıl muhtacım şimdi, nasıl! Bilemezsin. Olsun, bir müddet yemeği dışarıda yerim. İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim' Parmağıma ip bağlarım falan. Ya da istersen ben gideyim. Gideyim de nereye. Galiba yaşlanmamalı insan. Şuç erkek veya kadın olmakta değil, Suç dediğim gibi o hoyratça harcadığımız yılların bir bedeli olmalı. Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm Sanma ki fark etmedim. Sanki ikimizin son dönemi. Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi, Gem vuramasak ta alışkanlıklarımıza. Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş değeri. Bir ara gözüm takıldı, saçlarına karışmış akların. Benimse kış çoktan oturmuştu şakaklarıma. Hatırlar mısın ilk yemeğe çıktığımız günü, Nasılda elim ayağıma dolaşmıştı hani, Hatırlar mısın, bir mecal kalırcasına gülüğünü, Şimdi ise bak yüreğimiz bir mecal. Dağ başı yalnızlıklarına mahkum ettik birbirimizi. Ne zaman biter bu suskunluğumuz bilmem. Ya bir ölüm anı çığlığıyla, Sahi ben ölürsem ağlar mısın? Bana, bana hiç sorma. Düşünmek bile acıtıyor içimi. Cam kesiği ağrılara gark oluyorum. Hem benim bildiğim önce, Erkekler ölür. O zamanda sen, O zamanda sen kalacaksın yapayalnız. Ne yapar, ne edersin bu koca şehirde. Kim getirir her sabah o çok sevdiğin, Taze fırın ekmeğini. Kim sular bahçeyi, Kim budar yediverenlerini. Ve kim koyar sen daha uyanmadan Yastığına o en güzel güllerini' Zor değil mi? Yaşamın en zor tarafı işte. Kolay değil alışkanlıklardan, Bir an için vazgeçmek. Zaten, zaten benim tek alışkanlığımda sensin. Yok, yok senden vazgeçemem. Zaten benim bildiğim, Erkekler özür dilemeli ilk, Galiba daha bir yakışıyor Seni seviyorum demek erkeğe. Yok yok, bu sabah kalkınca, İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden, Ve kırgınlığı bir yana atıp, Seni seviyorum demeliyim. Seni seviyorum günaydın demeliyim. Günaydın bir tanem, Seni çok seviyorum. Canım karım, Günaydın.. |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Felluce
Medeniyetin Felluce çağındayım. Ne tarafa dönsem kan, Baba uyan, Ey uyuyan dünya uyan. Çocuğundur artık kanayan. Baba uyan, uyandır kardeşimi, Kim bizi postallar altında ezen? Bizi kirleten kim? Saçından sürüklenen kardeşim nerede? Nerde kayarken dilek tuttuğum yıldızlar. Kirpiklerime yağan sabah güneşi. Elimi uzattığımda dokunduğum gökyüzü, nerede? Nerede, her hafta pazara giderken Sımsıkı tutunduğum o nasırlı ellerin? Rahmet mi bu yağan baba? Yoksa azap mı? Sanki bir kapı açılıyor düşümde, Masalımın ilk çağından, Kör bir kuyuya düşüyorum. Güneşin imparatorluğundan, Karanlığın zaferi çıkıyor karşıma. Yarım kalan düşlerimde. Masal yüzlü bebekler ağlıyor hala. Filistin duvarında, Çocuğuna sarılan bir baba, Kudurmuş bir işgali, Dünyanın beynine kazıyor. Necef de, Bağdat da, Çeçenya da, Bir çağ yanıyor baba, Bir çağ yanıyor ve bir kez daha yıkılıyorum. Ve bir kez daha adım kanlarla Zulmün kitabına yazılıyor. Böyle mi olmalıydı baba. Bükülmeyen bileyin, Taşlarla kırılmalı. Adın teröriste çıkmalıydı. Senin katilin aklanmalı. Bir imparatorluğun Nazar boncuğu Mostar, yıkılmalıydı, Böyle olmamalıydı baba. Böyle olmamalıydı, İşgale karşı koymanın bedeli Senin kapanan gözlerini seyretmek, Olmamalıydı. Baba uyan, ne olur uyan Evladındır artık kanayan. Haçlı seferlerinde hep, Hep ben ölmeliydim öyle mi? Doğudan, batıya, Her mezara kendimi gömmeliydim. Böyle miydi baba? Oysa Tuna nehri kadar özgürlüktüm ben, Dicleydim, Fırattım vatandım ben. Bir avuç su, bir karış toprak, Değildim ben. Baba ne kaldı şimdi Felluce den? O da yanıyor şimdi, Musul gibi, Kerkük gibi, Filistin gibi. Yanıyor sapan taşlarının, suskun dilindeki ateşten. Kimin olursa olsun artık, Bu kanlı zafer. Adını kim koyarsa koysun bu zalim çağın. Eğer camide vuruyorlarsa yaralı bir babayı camiden. Bu zulme alkış tutan, Bu zulme sessiz kalan, Herkes utansın. Baba uyan, evladındır şimdi kanayan. Ey bana büyük, kainata küçük dünya, Sen yabancı değilsin çocuk ölümlerine, Ana yüreğinin böyle göğüsten sökülmesine, Şahitliğin taa Kızılderili kabuslarından. Çok ağladığın olmuş zenci kölelerin, Zincirli bembeyaz ellerine. Sen onları da kurtaramamışsın ya. Eyvah! Eyvah! Şimdi, şimdi ne Mescid-i Aksa, Ne Süleyman mabedi, Hatırla, Alnından vurulan Ramazan'ı Bayrama yetişemedi. Şu kan kusan ağzında, Bayat bir şekeri bile çiğneyemedin. Uyan baba, baba uyan! Utan ey uyuyan dünyam utan, Düşlerime daha turnalar girecekti. Uyan! Utan! Utan. |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Gözlerini Bırak Bana
Benim bir canla sevip bin özlemle andığım, Bari gözlerini bırak bana Su çiçeklerinin en güzel yanları budur, Giderken gölgelerini verirler suya. Güz akşamları dal kıpırdamazken, Suda halkalanan gözleridir Sen de gözlerini bırak bana. Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim, Güzelliğini burada ince ince aratma. Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi Birdenbire bir şeyler bırak. Birşeyleri soğut, birşeyleri yak, Dağıt birşeyleri, birşeyleri kur. Kendini hiç yokmuşsun gibi bırakma Kafamın her yanıyla bir şeyler öğrendiğim , Sonsuza uzanan sevinç, güzele vurgun tasa En azından bin yılda arayıp bulduğum, Bana aşk şiirleri yazdırma artık Beni burada gölgen gibi bırakma.. |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Gülüm Nidem
Sana yok âlemde sânî, Âlemin cân u cânânı, Aşkınla dolmayan cânı, Gülüm nidem nidem nidem... Sensiz dünyâyı ukbâyı, Gülüm n'idem n'idem n'idem, Hûr u Cennetü'l-a'lâyı, Gülüm nidem nidem nidem. Sînem onulmaz yaralı, Değmeye onmaz yâr eli, Senden özge yârı velî, Gülüm nidem nidem nidem. "Mâzâğa'l-basar"dır gözün, Kelâm-ı cân-fezâ sözün, Manzarım olmazsa yüzün, Gülüm nidem nidem nidem. Ve'l-leyli zülf-i zer-târın, Ve'ş-şemsi mihr-i dîdârın, Olmazsa dilde ezkârın, Gülüm nidem nidem nidem. Servi kaddine Tûbâyı, Vermezem iki dünyâyı, Gönülde gayrı sevdâyı, Gülüm nidem nidem nidem. Sana yok âlemde sânî, Âlemin cân u cânânı, Aşkınla dolmayan cânı, Gülüm nidem nidem nidem. Sen olasın dilin sözü, Yâdında gece gündüzü, Senden gayra bakan gözü, Gülüm nidem nidem nidem. Aceb nice olur hâli, Sana varmaz ise yolu, Hulûsî gibi bir kulu, Gülüm nidem nidem nidem... |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Kapıcının Oğlu
Ben güzel laflar edemem, Süslü kelimeleriyse hiç beceremem. Ne hayat bilgisinden gayrı kitap okudum. Ne de okul gördüm, ilokuldan gayri. Islak görünümlü, kazık gibi saçlarıma dokunduğunda ; Bu nasıl briyantin demiştin. Ben limon kullanırım diyememiştim. Sadcece, beğendin mi demiştim. Hamburger yerken ketçapa, salça dermiş, Becerememiş köftesini yere düşürmüştüm. Hele bir gece yanık yanık efkarlı bir türkü okurken, Dire Straits'i hiç dinledin mi dediğin de; O şarkıyı çok severim demiştim. Sen anlam veremediğim bir şekilde kahkahayla gülmüş, Bense bir halt ettiğimi anlamış ve susmuştum... Nereden bilebilirdim, Dre Straits'in bir şarkı değil de, grup olduğunu... Ama sen hep anlayışlıydın, hep olğundun, hep farklı. Ben ise her zaman pot kırmaya hazır. Her kelimesi facia bir şöfor parçası. Sen hep hatalarıma gülüp geçen, benim moral kaynağım. Hayatta beni anlayan tek insandın. İlkokul mezunu olmamı yüzüme vurmamış, Ortaokulu dışardan bitirdiğimden nasıl gururlanmış, bana çay ısmarlamıştın... Çünkü, ben çayı, sen kolayı severdin. Sen kola kadar serinleten, Bense çay kadar yakan. Benzetme sanatının mübalağasız örnekleriydik. Her sabah bugün olmayacaksın korkusuyla uyanmış, Her gece aynı korkuylayatmıştım... Hele arkadaşların ve arkadaş sohbetlerin, Her birinin delip geçen, küçük düşüren sözleri, Ve senin sürekli savunmaların. Israrla duymak istemediğim ama her seferinde yüzüme bir yumruk gibi inen, Kızım bırak bu herifi sözleri. Ama sen bırakmadın, ama sen hep tuttun. Sen tuttukca, ben de hep kendime kahrettim... İçime kustum... O kara kızın vizen nasıldı sözüne hemen atlamış. Yurtdışına mı gidiyorsun diye şaşkın şaşkın bakarken, Yine herkesin gülüşüyle, yerin dibine batmıştım. Nerden bileydim, vizenin yazılı sınav olduğunu, kahretsin ! Benin en iyi yaptığım şey araba kullanmaktı. Hayalimse ; hep bir arabaya sahip olmak, Bir minibüs alıp, bir okulun servis şöförlüğünü yapacak, Kendi arabamla, kendi paramı kazanıp, Bak okumuşlar bu kadar paramı kazanıyor diyebilmekti. Ama o da olmadı. Hep başkalarının arabalarında çalıştım. Gündüz servis attım, gece Ankara sokaklarında... Yine başkalarının taksilerinde... Yanık türküler dinleyip, şoförlük yaptım. Ankara'nın karanlık sokaklarını, Barları, pavyonları, sarhoşları topladım. Kimse senin kadar anlayışlı değildi. Ne baban, ne annen, ne de kardeşlerin. Belki de haklıydılar. Sen üniversite mezunu, rahatlıklar içinde. Ben ise, ortaokulu dışardan bitirme. Sorunlarla içiçe... Aslında, bende nice umutları olan, nice hayallere gebe, Kendi çapında bitirim bir şofördüm. Evet, şo-för... İngilizcesini de öğrendim, Driver-Sürücü. Taksi zaten ingilizcede de taksiymiş, dün otelci kadın söyledi. Bak yine abuk-sabuk konuşmaya başladım. Ama dedim ya ben de hayalleri olan, Belki Çiçek Abbas'ı on kere izleyen, Kendi çapında bir İlyas Salman'ım, kim bilir? Hadi yeniden diyebilmek ne kadar zor bugün. Hadi baştan yani... Gözbebeklerimizin her biri farklı yöne terlerken, Bir daha diyebilmek ne kadar zor gülüm... Biliyor musun? Saçlarım dökülmeye başladı. Limondan mı ne ... Hamburgercilerin ise hepsinden nefret eder oldum. Makarnayı bile salçasız yiyorum. Ketçapsız yani... Ne süslü kelimelerle güzel laflar edebildim sana. Ne de şiir yazabildim... Ha unutmadan ; Bir şiir yazmıştım ya sana ; Orhan Gencebay'ındı. Sen nasıl olsa dinlemezdin, Bilmezdin o tür şarkıları... "Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni" Ama sen yine de, anılarında da olsa, hatıralarımla sev beni. Bana bir kravat almıştın ya, biz sözlenince takarsın diye, Dün kapıcının oğlu evlendi, son hatıranda onunla gitti... Dün kapıcının oğlu evlendi, yüreğimde onunla gitti... Dün kapıcının oğlu evlendi, şoför bendim. Dün kapıcının oplu beni benden etti, gitti... Gitti... Gitti... |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Nefretim Aşkımı Aştı Bu Gece
Sen benim gözümde bir hiçsin artık, Nefretim aşkımı aştı bu gece Bugün ki sözlerin söz müydü artık Son sözün sabrımı aştı bu gece Kolayca bitsin bu diyemedin de Salladın savurdun basiretsizce Hiç mi ders almadın onca gezdik de Yağmurun rahmeti aştı bu gece Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi? Günüm sensiz bomboş deyişimiz mi? Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi? Yalanın doğrunu aştı bu gece Evlenmek hayali kapımda idi Giriş kat evimin boyası yeni Mobilyan,takımın, alınmış idi Vuslatım tadını aştı bu gece Yemedim yedirdim ne varsa sana Üç kuruşum olsa verirdim daha Memurdum yoksuldum hatırlasana Hafızam haddini aştı bu gece Ayakların donmuş,üşümüştün de Gece yatamamış üzülmüştüm de Bir ay oruç tutup yememiştim de O çizmen boyunu aştı bu gece Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile Allahtan beklenir kul bilmese de Kızgınlığım buna, sebep ise de Sabrım miadını aştı bu gece Onca gez toz benle,seviyorum de Sonra git nişanlan bir de ona de Şerefsizlik değil, nedir bu söyle Küfrüm edebimi aştı bu gece Sana son bir sözüm, nasihatım var Aldığım ahlakla bir terbiyem var Senin doğuran ana deyip geçmek var Saygım adabımı tuttu bu gece Gönlümün romanı bitti bu gece Hangisine yansam şimdi gün gece Ömrümden beş yıl gitti bu gece |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Sokak Çocuğu
Sayfa no? Yok Cilt no? Yok Hane no? Yok Ana adı? Ben sokak çocuğuyum abi Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan Bilyelerini rüyalarında unutan Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk varya O benim işte , o benim abi Sahi, bir annem olmalıydı değil mi? Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa Sahi abi, tadı nasıldı anne sütünün? Anneler nasıl okşar çocuklarını Anne kokusu nasıldır kimbilir? Ana ha? Bir anne çizebilirmisin benim için Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne Unutulmuş çocukların ürkek avuçlarına bir anne Ve yanına beni eklermisin abi? Tıpkı sulu boya resimlerdeki gibi Sımsıcak… Sahi abi, senin gözlerini kesmiyor değil mi Bir köprünün soğuk gergin ve karanlık bedeni … Sahi sen hiç seyrettin mi ay dedeyi bir köprünün altından? Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken? Abi sen, abi sen? boşver… Gel boyat istersen ayakkabılarını Ben, aha şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyırom yaşama Gel boyat ayakkabılarını Boyat da resmi çıksın Dostun, düşmanın tüm kaldırımlara Sayfa no yok Cilt no yok Hane no yok Yokların varlığında tam göbek bağından yakalandın mı hiç yalnızlığa? Bir de bir de babam olmalıydı değil mi? Baba? Beni dövecek bir babam bile yok biliyor musun? Nasırlı ellerinde şefkat arayacağım bir insan Kim bilir bayramlarda neler alır babalar çocuklarına Unutmuşum ! Bayramlarınızda vardı sizin öyle değil mi Arifeleriniz… Bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum Güneşe ve mehtaba… Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek Serseri ıslıklar… Bir babam olsaydı belki yeterdi Çocuk olurdum eskisi gibi Şımarırdım öylesine Boşver abi, kimin neyine bayram Kimin neyine hediye, baba kimin neyine abi Sahi senin düşlerin vardır Söylesene, göremediğini rüyanın düşünü kurarmısın Ahmet, bir düş görmüş geçenlerde Köprü altında tanıştık Yorgun ve geç gelen bir gecede Utanırken anlattı, anlatırken utandı Bir ip bağlamış gökkuşağına 'Bak ana diyormuş uçurtmamı gördün mü? Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları?Ahmetin düşü işte… Bana düşlerini kiralar mısın abi Bedava boyarım ayakkabılarını Bana düşlerini, düşlerini abi Boşver…Boşver Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni Gazete manşetleri, 3. sayfa haberleri düşünsün İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün Sen beni düşünme, düşünme be abi Nasıl olsa ben olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara… Olmasa da anne babası da sokakların Sokak çocuğuyum işte Ben sokak çocuğuyum Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde Ben sokak çocuğuyum abi Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan Bilyelerini rüyalarında unutan Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya İşte o benim O benim abi O benim abi…. |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Sol Yanım
Merhaba anne, Yine ben geldim. Merak etme okuldan çıktımda geldim. Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de Onun için söylüyorum. Geçen hafta öğretmen, Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte Öğretti sağımı solumu. Ben biliyorum artık anne ,sağım neresi, solum neresi Ağrıyan yanımın neresi olduğunu Şimdi iyi biliyorum anne. Hani geçen geldiğimde Şuram acıyor,şuram işte demiştim de , Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne Bak şimdi söylüyorum , Şuram işte, Sol yanım çok acıyor anne. Hem de her gün acıyor anne ,her gün. Dün sabah ,annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü. Elinden tutup okula getirdi. Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü," hadi yavrum sınıfa" dedi. Bende ağladım, Ağladım hiç de utanmadım. Öğretmen "ne oldu "dedi. "Düştüm ,dizim çok acıyor" dedim. Yalan söyledim anne. Dizim acımıyordu ama ,sol yanım çok acıyordu anne. Bugün bende saçım örülsün istedim. Babam ördü ama onunki gibi olmadı, Dantel yaka istedim. Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi. "Bari okula sen götür "dedim. "E kızım, iş" dedi. Bende banane dedim, ağladım. "kızım; ekmek" dedi babam. Sustum ama, okula giderken yine ağladım anne. Ha bide ,sol yanım yine çok acıdı anne. Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi. Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi. Babam hepsini birlikte yıkıyor. Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne? Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme. Üzülmesin diye söylemiyorum ama , Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor. Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne. Hava kararıyor, ben gideyim anne. Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi. Duyarsa kızmaz ama, çok üzülür biliyorum. Kim bozuyor toprağını, Çiçeklerini kim koparıyor. İzin verme anne ,ne olur toprağına el sürdürme. Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne. Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım. Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını Şu kavanozda biriktirdim. Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum. Her sabah onu öpüyor kokluyorum, Kimseye söyleme ama anne Bazen de konuşuyorum onunla. Ne yapayım ,seni çok özlüyorum anne. Ha unutmadan, Öğretmen ,yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi. Ben babama yazdıracağım. Öğretmen anlarsa çok kızar ama ,banane kızarsa kızsın, Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne. Senin adın geçince ,sol yanım acıyor anne. Hiç bir şey yutamıyorum. Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne. Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp. Mutlaka gel anne, Sen rüyama gelmeyince ,sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. Sol yanım acıyor anne. İşte tam şurası, Sol yanım ,çok acıyor anne. Seni çok özledim anne çok... Anne |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Tut Ellerimden
Sırat'tan incedir sevda köprüsü Beraber geçelim tut ellerimden. Niyet ak güvercin, vuslat gök yüzü Beraber uçalım tut ellerimden Gönüldeki birlik kalkandır dışa Aldırma ayaza, yele, yağışa Giden ilk bahara, gelecek kışa Beraber göçelim tut ellerimden. Birleşmek üzeredir şafakla gurûp Korku beklenilmez kapıda durup İster zehir olsun, isterse şurup Beraber içelim tut ellerimden. Çağır hayallerin en ötesini Yakından duyarsın aşkın sesini Sonsuz mutluluğun penceresini Beraber açalım tut ellerimden. Hatırla kaybolan hatıraları Elmastan ışıklı, altundan sarı Zaman tortusundan işte onları Beraber seçelim tut ellerimden. Şüphe 'başlangıç'tır, karar 'nihayet Zamanı zamana etme şikayet Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet Beraber kaçalım tut ellerimden.. Tut ellerimden |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Uy Havar
Kahpe fakları, Korku çığları Ve irin selleri, aç yırtıcılar, Suyu zehir bıçaklar ortasındasın. Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay! Pusatsız, duldasız, üryan Bir cana bir de başa Seher vakti leylim -leylim Cellat nişangahlar aynasındasın. Oy sevmişim ben seni... Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu! He canım... Çiçekdağı kıtlık, kıran, Gül açmaz, çağla dökmez. Vurur alnım şakına Vurur çakmaktaşı kayalarıyla Küfrünü, Medetsiz, Munzur. Şahmurat Suyu kan akar Ve ben şairim. Namus işçisiyim yani Yürek işçisi. Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş, Ne salkım bir bakış Resmin çekeyim, Ne kınsız bir rüzgar Mısra dökeyim. Oy sevmişem ben seni... Ve sen daha demincek, Yıllar da geçse demincek, Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm, Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim, Yaran derine gitmiş, Fitil tutmaz, bilirim. Ama hesap dağlarladır, Umut, dağlarla. Düşün, uzay çağında bir ayağımız, Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri Düşün, olasılık, atom fiziği Ve bizi biz eden amansız sevda, Atıp bir kıyıya iki zamın Yarının çocukları, gülleri için Herbirinin ayvatüyü, çilleri için, Koymuş postasını, Görmüş restini. He canım, Sen getir üstünü. Uy havar! Muhammed, İsa aşkına, Yattığın ranza aşkına, Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü! Benim de boş yanım hançer yalımı Ve zulamda kan-ter içinde, asi, He desem, koparacak dizginlerini Yediveren gül kardeşi bir arzu Oy sevmişem ben seni... |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Üşüme
Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde, işte seni sevmemek içinde öyle Seni sevmek için ne kadar söz varsa dilimde, seni yermek için sana, ermek için yok işte yok işte Bir yalan uyduruyorum ben kendimce, kendime umutsuzluk, sana umut, yollarıma çaresizlik düşmüş eşkiya Ben sana zehir zembelek bir suskunluğum ben sana gözlerinden vurulmuşum Sana açılan kapıların üzerime kapanan sesinde ben seni değil kendimi kendimi unutmuşum Yaraların kanayan damarlarına uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm Ne mutlu bana ne mutlu en çok bir yıldız kayıyor biliyor musun? Bir dilek tutuyorum işte ellerin oluyor tutunuyorum sana Soluksuz bir sokak lambası altında şubata müebbet gözlerimi sunuyorum sana şubata müebbet gözlerimi anlasana anlasana Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde işte o kadar yalan uyduruyorum kendime o kadar yalan kime ne Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne Kendimi sende unutuyorsam kime ne Sende susuyor sende konuşuyorsam Sende uyuyor sende uyanıyorsam Vuruyorsam talan olan umudun mahzenine kendimi kime ne Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşünde Yalan ya da gerçek sen sen sakın gecesiz uykularında üşüme Sakın üşüme ben üşüyorsam kime ne ben üşüyorsam kime ne kime ne... |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Zigon Sehpa
Bugün ordaydım, Aynı yerde aynı evde. Aynı kapıdan girdim içeri, Tesadüf bu ya, Aynı anahtar kalmış bende. Sandalyede yeleğini unutmuşsun, Masada kahkahanı,mutfakta bardağını, Salon da duruşunu unutmuşsun. Sonra yan odada hıçkırığını, Koridorda göz yaşlarını Kapı da çarpıp çıkışını unutmuşsun. Bir çiçeğin zehri düşmüş Zigon sehpaya, Bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya, O kavgadan arta kalan kırık vazoyla, İkimizin kalbi düşmüş tozlu balkona. Duvarda ki resmin de gülüşün kalmış Son içtiğin fincan da dudak izlerin Portmantonun yanın da gidişin Kapı da bıraktığın ayak izlerin kalmış. Yastığının üstün de saçını buldum Posta kutusun da mektuplarını, Teypte dinlediğin şarkını buldum O hicaz da kalmış göz yaşlarını. Yazan böyle yazmış demek ki Nasıl da anlam buldu Sen olmayınca. Ne eyleyim köşkü ne eyleyim sarayı için de salınan YAR olmayınca |
Cevap: Bedirhan Gökçe | Şiirleri
Zilan
Bu kara yazgıdır Zilan; Topraksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin Sensiz de olmak kara yazgıdır kurban... Bilisen Kaç gece kaç gündüz adını sayıklamışam İçimden atamamışam Köçelerde yolunu gözlemişem El etmişem, işmar etmişem Sen gülmüş geçmişsen Zilan... Ne zaman büyümüşsen farketmemişem Ne zaman ellerin büyümüş Ne zaman gözlerin büyümüş Ne zaman bürünmüşsen kara çarşafa Bir gözlerin görmüşem ceylan kimin vurulmuşam. Sen gülmüş geçmişsen Zilan... Daracık köçelere sığmamış sevdam Seni Halilrahman'da sormuşam Anzılha'da Urfa kalasında Nemrut köşküne adını kazımışam Sen gülmüş geçmişsen Zilan... Şimdi gelin olisen telli duvaklı Yine gülü misen biye? Kara Şar'dan gelen deli oğlan deyi misen? Sevdanı içime gömdüm bilesen Bu kentin hampara taşlarına sır sakladım. Üç kuruşluk başlık parasına değer miydi Zilan... Bilirem dahlin yoktur bu işde. Töreler böyle demiş, yazgılar böyle çizmiş. Kim karşı gelmiş ki sen de gelesen. Atalar boynumuz kıldan incedir demiş... Her şafak seninle sökerdi Zilan. Sıcak yaz geceleri seninle eserdi. Ben siye şiirler okurdum. Sen biye Urfa türkülerini... Yediveren gülleri kimin açılırdın baharla Karakoyun deresinden çiçekler getirirdin. Önceleri inanmamıştım sevdiğine. Fakat anladım zamanla. Seni yitirmek kor kimin yaktı yüreğimi; Acımı anla... Kar ender yağardı Urfa'ya Sevdamız yağan kar kimin aktı. Hatırlı misen bir de tutkumuz Yağmurda "çömçe gelin" oynamaktı... Şimdi sen mi gelin olisen Zilan? Sevgin bir yanda Töreler diğer yanda Duydum ki "KUMA" olmişsen Akar suda saman çöpü gibi çaresiz Ve de köle kimin itaatkar, sessiz gidisen Oldu mu ya?... Kaçıncı asrını yaşamakta Harran'da toprak? Bu kenti terkediyem Zilan. Anzılha'da kutsal balıklar şahidim olsun ki, Bu kenti terkediyem... Yasak mayın tarlalarını, Kaçakda kol verenleri, Can verenleri terkediyem... Efsunlu akrepleri, çıyanları Urfa kalasında kenetlenen efsane şahmaranı Kümbetlerde barınan sahipsiz insanları, terkediyem. Körpecik bedenine uzanan hoyrat elleri itmediğin için Yıllardır söylenen ninniyi yazgı bellidiğin için Bu kenti terkediyem... Bu sana son satırlarım Zilan... Biliyem unutacaksan beni. "Unutmam" deme biye Davullar uranda unutmalısan. Yoksa nasıl yaşayabilir insan... Hani ağaçları çiçek açardı ya Hani Urfa divanı çalınırdı sıra gecelerinde. İşte ben Her çiçek açanda nar ağaçları Ve söylenende Urfa türküleri Seni ve gülüşünü hatırlayacağam... Bundan böyle cigaramda dumansın Kaçak tütünden sarılmış... Her içime çekişde ağun yakacak beni. Kendini düşünmedin, beni düşünmedin Sevdanı düşünmedin, çocuklarını düşün. Seni tutsak, beni esrik eden töreler; Çocuklarını da yakacak bir gün... Bu kara yazgı değildir ZİLAN... Topraksız olmak, yetim kalmak yetmezmiş kimin Sensiz olmak da kara yazgı değildir kurban... Bu çağlar boyu insanları kul eden Bağnazlıktır ki, yıkılacak. Bilisen ZİLAN. Sen görmesen de Ben görmesem de Ceylan gözlü çocukların görecek ZİLAN... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:53. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.