![]() |
|
Arthur Rımbaud Şiirleri
https://www.siir.gen.tr/siir/a/arthu...ur_rimbaud.jpg Askerin Ölümü Şair: Arthur Rımbaud Yemyeşil bir çukur,burda bir ırmak çağlar Gümüş paçavraları atlara çılgınca takan Burda güneş mağrur dağın tepesinden parlar Küçük bir vadi ki bu,köpürür ışıklardan genç bir asker uyuyor,başı çıplak ,ağzı açık, Ve ensesi taze mavi terlerle yıkanmış.. Yeşil yeteğına yağmur gibi yağıtor ışık, Bulutların altında,solgun otlara uzanmış... Hasta cocuklar gibi uykuda gülümsüyor Ayakları zambaklar içinde;askercik üşüyor Tabiat ,beşiğinde salla onu,sıcak sar! Burun kanatları artık,ürpermiyor korkuyla; Eli göğsünde, sakin,güneşte dalmış uykuya Yalnız sağ yanında kırmızı iki delik var. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Asılmışların Balosu
Şair: Arthur Rımbaud Balıkçıl darağacında Selahattin'in şövalyeleri Dansediyor, dansediyor Şeytan'ın şövalyeleri. Yüzleri buruşuk, küçük, kara kulakları Çekmiş sayın Belzebuth bir iple gökyüzüne Oynuyorlar şakırdadıkça kunduraları Tutulmuşlar bir Noel ezgisinin hüznüne. Kara orglar gibi ince, uzun kollarını Bak şimdi kucaklıyor çarpık, küçük kuklalar Bir zamanlar aksoylu hanımların sıktığı Bilekleri iğrenç bir aşkla dokunmadalar. Hoyda! şen oyuncular, artık düşünmeyen baş! Takla atılabilir sehpalar öyle uzun! Hop! Bilinmesin artık bu ya da dans ya da savaş! Gıcırdarken kemanı kudurmuş Belzebuth'un. Ey bundan sonra sandal giymeyecek ayaklar! Hepsi derilerinden gömleklerini sıyırmış: Ama böyle çok daha memnun görünüyorlar Başları üstüne kar beyaz bir şapka örmüş. Titriyor bir tutam et arık çenelerinde Çatlak kafalarına sorguç yapmış kargalar: Çarpıp karton zırhlara gözüpekler, yiğitler Ölü karanlıklarda sanki dolanıyorlar. Esiyor balosuna iskeletlerin poyraz! Darağacı inliyor demirden bir org gibi Koşuyor ormanlarında aç kurtlar avaz avaz: Gökyüzü andırıyor kızıl bir cehennemi. Hoyda, beni de alın yaslı kabadayılar Kırık parmaklarından geçen sessizce, bir bir Bir aşk tesbihi solgun omuriliklerinde: Bura manastır değil, ölüler ülkesidir. Oh! işte ortasında ölüler dansının bak Sıçrıyor çılgın bir iskelet gökyüzünde Sürüklenmiş boşluğa, at gibi şahlanarak Sanki katı ipi boynunda duruyor yine. Çatlayan uyluğunda büzmüş on parmağını Dalgacı gülüşlere benzeyen çığlıklarla Ve bir soytarı gibi barınağa girip Sıçrıyor kemiklerin şarkılı balosunda. Balıkçıl darağacında Selahattin'in ölüleri Dansediyor, dansediyor Şeytan'ın şövalyeleri. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Çapkın Kız
Şair: Arthur Rımbaud Kahverengi bir salon, cila ve meyva kokan, Kurulmuş koca iskemleye tıkınıyordum, Bir Belçika yemeği, buyursun canı çeken, Yeter ki karnım doysun, aldırmayıp yiyordum, Rahattım - oh ne güzel çalar saatin sesi- Derken, mutfak açıldı, sürünmüş, sürmelenmiş, Kılık kıyafetine ise biraz boş vermiş, Yanaştı cilvelenip aşevi hizmetçisi. İstediği tatlı bir öpücüktü sanırım Belçikalı kızları bakışından tanırım, Fazla çatal kaşıkları masadan topladı, Dudak büktü gülerek çocuk bir yüzle bana: Bastırıp parmağını şeftali yanağına, "Buramı üşütmüşüm, dokun anlarsın" dedi. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Cehennemde Bir Mevsim
Şair: Arthur Rımbaud Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların döküldüğü bir şölendi. Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik edecek oldu-İler tutar yerini bırakmadım ben de. Bayrak açtım adalete karşı. Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet. Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım üzerlerine boğayım diye cümle sevinci. Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara, boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara. Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop kaldırdım çılgınlığı. Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı. Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim. Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir düşteymişim. "Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan. "Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle bağışlanmaz günahın." Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir, öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Çengi Midir?
Şair: Arthur Rımbaud Çengi midir, nedir?.. İlk mavisinde sabahın Düşer mi ölü çiçekler gibi darmadağın... Duruyor önünde, ışığa gömülmüş kentin Soluduğu aydınlık, görkemli düzlüklerin! Her şey güzel! çok güzel! güzel olması gerek, - Balıkçı kız ve şarkısı için böylesi gerek, Böylesi gerek çünkü hâlâ inanıyorlar, Denizde gece törenleri var sanıyorlar. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Duyum
Şair: Arthur Rımbaud Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın, Gideceğim sürtüne sürtüne buğdaylara. Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların Yıkasın, bırakacağım başımı rüzgara. Ne bir şey düşünecek, ne bir laf edeceğim; Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi; Göçebeler gibi uzaklara gideceğim; Mes'ut sanki yanımda bir kadın varmış gibi. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
En Yüksek Kulenin Türküsü
Şair: Arthur Rımbaud Sevdalar çağı dönsün, Dönsün geri gelsin Ah nasıl dayandım nasıl da Unutamam artık dünyada, Nice korkular kaygılardı Uçup gitti göklere. Bir belâlı susuzluk Karartıyor damarlarımı. Sevdalar çağı dönsün, Dönsün geri gelsin. Bir çayır gibi tıpkı Unutulmuş bir kıyıda, Karamukların, gülüklerin Boyatıp çiçek açtığı, O yabanıl uğultusunda Korkunç pis sineklerin. Sevdalar çağı dönsün, Dönsün geri gelsin. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Helecanlar
Şair: Arthur Rımbaud yazın mavi akşamlarıyla ineceğim patikalara buğdaylarla bezeli ufak otları çiğneyerek: ayaklarımda o tazelik, aklım bir karış havada bırak yıkasın çıplak başımı rüzgar diyerek konuşmayacağım, düşünmeyeceğim bir an bile: lakin tırmanacak içimde bitmek bilmez aşk ve ben uzağa, uzaklara gideceğim derbedercesine doğayla, ve mutlu, sanki bir kadınlaymışçasına |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Kır Tanrısının Başı
Şair: Arthur Rımbaud İçinde öpücükler uyuyan Görkemli çiçeklerle donanmış, Yaprakları nakış gibi oyan Mücevher kutusu, altın bir baş Beyaz dişleriyle, Kır Tanrısı Kırmızı çiçekleri otluyor Ağzında şarap ve kan tortusu Bakıp bakıp gülmekten çatlıyor. Kaçtı arasından yaprakların, Yüreğinde korkunç kahkahanın Ürpertisi, düşünüyor, şaşkın Altın öpücüğü ormanın. |
Cevap: Arthur Rımbaud Şiirleri
Ofelya
Şair: Arthur Rımbaud Yıldızların vurduğu durgun, karanlık suda Beyaz Ofelya, büyük, beyaz bir zambak gibi, Gelin esvapları içinde dalgalanmada. Uzak ormanda yerlilerin gürültüleri. Mahzun Ofelya, beyaz bir tayf gibi, yıllardır Dolaşır bu siyah nehrin suları içinde. Deliliği içinde bir şarkı mırıldanır, Bir çocukluk şarkısı, akşam serinliğinde. Rüzgâr göğsünü öper ve açar yaprak yaprak Sularda ağır ağır savrulan etekleri. Söğütler omuzlarına sarkar ağlaşarak, Hulyalı alnına eğilir su çiçekleri. Dört bir yanına üzgün nilüferler dizilir. Uykudaki bir ağaç uyanır, zaman zaman; Bir yuvadan küçük bir kanat sesi yükselir; Sihirli bir şarkı gelir altın yıldızlardan! |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:47. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.