![]() |
Cevat Çapan Şiirleri
https://i.hizliresim.com/t3EjQ5.jpg Açığa Demirli Bir Gemiden Şair: Cevat Çapan Dağın eteklerinde orman - çam, sedir, ulu çınarlar... Birbirini seyrediyor aynasında denizin. Çamlar pürleriyle suskun, sedirlerin gözleri uzakta, "Ölünceye kadar seninim," diyor denize kendi gölgesinde yanan bir çınar. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Anladım Anlamını Anlamın
Şair: Cevat Çapan Kavak yelleriyle dönen değirmenlere saldıran evde kalmış uğursuz uzmanlarıyla ağlarını toplarken akademik ağalar kuramların kurumunu silerek bir şiirden demir alıp açıldığım denizlerin dibinden kaç anlam balığı yakaladılar diye meraktaydılar bilimden bunalanlar Çalıştılar çalıştılar çalıştılar kuramın Kuran'ını yazdılar dışarda erguvanlar salkımlar tekrarını ilan ederken sevdaların baktılar yaşlı gözlerle yazdıkları metinlere metinler çetindiler |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Asker
Şair: Cevat Çapan Uykusuz geceler bunlar dağ başlarında, nöbette. Uzakta, çok uzakta, tek tük ışıklarını seçtiğin şehir sokaklarında kısık sesle şarkılar söylediğin. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Babam
Şair: Cevat Çapan Babam iki tek atınca oğlum hadi seni karpuzlara götüreyim derdi.. (karpuzlar Gebze'de oturan kızlardı) Annem kızarır kızar "Bey çocuk daha küçük" diye çıkışır mutfağa gider ağlardı... Babam karpuzdan anlardı. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Bir Başka Pencereden
Şair: Cevat Çapan O yanan yaz günleri, kamaşmış koca bir cam göz deniz ve hızla sararan bir karasevda: Güz. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Bilirim Deppoyları
Şair: Cevat Çapan Güz-geceye yönelmiş bir saati güzün Gözleri bulutlara takılı İskele nerdeyse uzaklaştı vapurdan Bir martı bakışların içinden süzülüp Bir başka martıya değiyor Sular mı hava mı ormandan boşalan Dokunsan gözleri çiçek dürbünü Yürüsen bir mağara karanlık Yosun basamaklı uzak kuleden Belirsiz adımlarla iniyor gece Sözleri çalgısız bir şölenin artığı Bir yerde bir tavşan ürkek - Bir avcının duyulmayan türküsü Sevinse üç el silah atsa havaya Susuyor - paslı bir tabanca öfkesi Şimdi yollar toz çamur arada Taraçanın altında at kestaneleri Güz - mektupsuz habersiz günleri güzün Barış askerleri talimden yorgun Nerde bu köhne gecenin kundakçıları |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Boğaz A Vuran Gölge
Şair: Cevat Çapan Ne kadar erken ayrılmış olsa da aramızdan, gölgesi hâlâ ak bir bulut, yansıyor durgun körfeze. Gavriko'nun meyhanesi şimdi Necati Abi'de- yaşlı çınar devrileli çok oldu, ayazma tenha, artık bir deprem habercisi eski rasathane. Ahşap yalıda ne zaman tavla oynasak sarnıç gemileri geçerken Boğaz'dan, o eski yangınları anlatmaya başlıyor yeniden, antik Yunan felsefesi okuduğu yılları, yakışıklı Alkibiades'i, taşrada şantiye şefliği yaptığı inşaatları. Askere giderken klarnetle, darbukayla uğurlamışlardı onu mahalle arkadaşları. Kim bilir hangi el oynatıyor şimdi o satranç taşlarını? |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Bukağı
Şair: Cevat Çapan Yeniden bir su boyunca yürümek Elinden tutmak bir çocuğun usulca Birlikte solumak menekşeleri Dağlarda kayaları kıracak Birden dağlar iniyor sulara Sular güneşle ışıyor birden Yayılmak sulara ve dağlara Zindanlar boşalmışçasına |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Burç
Şair: Cevat Çapan Belki çıkar yollardan biri de bu: gözlerine bakmak sessizce, bir kıyıda uzaktan yaklaşan bir gemiyi bekler gibi, elinden tutmak o sıcaklığı ve yürümek, yürümek zamanı düşünmeden bastığın çakıl taşlarının hışırtısında. Hep söylerdin eskiden, biraz zaman tanısak belleğe, güzel bir unutuluşa dönüşür, derdin bütün o top sesleri, toz duman, akşam bataryada geçirdiğin karanlık nöbet saatleri. Sana unutulmuş bir çardağın altında galibarda renkli bir mürekkeple yazıyorum yeniden depreşen bir sevincin ötesinden. Çocuklar büyüdüler, uzaklara gittiler, senin, benim yanlışlarımızın ne yararı olabilir onlara? Belki onlar da öğrenecekler umarsız sözcüklerle eskiyen anılarının dehlizlerinden kurtulup savrulmayı. Sorma sakın - bilmek yasak, derdin, kim bilebilir yazgının bizi nereye sürükleyeceğini. O unutulmuş çardağın altında yazıyorum sana, aydınlık gölgesinde asmanın. Günler sayılı. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Bölünmeyen Bir Sessizlik İçinde
Şair: Cevat Çapan Öyle seviyor ki susmayı, sözcükleri öyle seviyor ki, lambasız kalabilir geceleri, kışı uykusuz geçirebilir. Esrikliğin değişen yoğunluğu onun için her mevsim, rüzgârlar yoğunluğun dalga dalga esrikliği. Derken gemiler yanaşıyor -çok yorgun bir fırtınadan bağrının rıhtımına- sürgünden dönenlerle yeniden yaşamak doludizgin. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Çöl
Şair: Cevat Çapan Ne zaman bir masa başına otursam sana birşeyler yazmak için çocukluğumda seyrettiğim cambazlar geliyor aklıma elimdeki kalem birden o sırık terazi gibi uzuyor ve ben çok geçmeden o usta cambazdan uzak acemi bir palyonço gibi boşluğa yuvarlanıyorum düşlerin yaylanan ağında. Sonra, görünmeyen seyircilerimin kahkahaları çınlarken kulaklarımda, kulaç atmaya çalışıyorum kurumuş bir gözyaşı denizinde |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Dönüş..
Şair: Cevat Çapan Yıllar sonra odanın kapısını açınca senin yerine arkası dönük iki kadın görüyorum yaşları belirsiz biri kollarını balkonun korkuluğuna dayamış öbürü kapının pervazına yaslanmış uzanıp giden ovaya bakıyorlar akşam serinliğinde. Bakışlarının ucunda mor dağlar yükseliyor ve inen davarın çan sesleri duyuluyor uzaktan. Kapıyı aralık bırakıp alacakaranlıkta dağın doruğuna tırmanıyorum yorgun atımın yedeğinde. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Dörtnala Sessizliğin İçinden
Şair: Cevat Çapan Tan yeri ağarırken ulaştı ulaşacağı menzile. Çocuklar evlerinde gözlerini oğuşturuyorlardı düşlerden arınmak için - doru bir kısrağın ardından koşmuşlardı az önce; uçurumların ucunda durmuşlar, bulutlara tutunmaya çalışmışlardı korkuyla. O da atını bir han avlusuna bağladı. Anladığı bir dil değildi duyduğu; gene de yabancı saymadılar onu karşılayanlar. Uzak bir bahçedeki kuleyi gösterdi hancı. Sen gideli, yollardaydı hep bu kalabalıkla. Tam neredeydi, hangi mevsimde? Bilmiyordu kimlerle yola çıktığını. Kulenin taş basamaklarını tırmanırken yolu nerede yitirdiğini düşündü. Bir çam kokusu geliyordu karşı tepeden esen yelle, bir su sesi, yakındaki değirmenden. Şimdi kulenin tepesinde. Gözleri, eşlerini yitirdiklerinde çok yaşamayan yaban kuğularında. Deniz ürperiyor uzakta. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Erzincan Erzincan
Şair: Cevat Çapan Cimin, cengice, hah - köylerde dolaştık bütün gün, Üzüm yedik bağlarda, buğulu, bir başka dilde konuştuk. Soluyan atlarımızla girdik geceye, düşlere durduk. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Yalnız Uyku
Şair: Cevat Çapan Muazzez uykulu bir kadındı Uyudu kollarımda. Uyuma Muazzez, dedim dudaklarımla Dudakları uyandı. Aklımda kır çiçekleri kızlar Kızlar ağustosböcekleri. Yanımda Muazzez'in Yorulmuş yalnızlığı. Bilmeden özlediğim İçlerinde küçücük Bayramlar olan kızlar. Sevdiğim Muazzez'in Çürümüş çıplaklığı. Bunlar boyalı saçları Muazzez'in Bunlar benim delikanlı kollarım. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Kayış Kasnak Volan
Şair: Cevat Çapan Yaka bağır açık oturuyorum arka bahçede. Yıllardır açmamıştım yakamı bağrımı. Sanki bu bahçeyi de çoktan unutmuşum, şurada teneke saksılarda fesleğen olduğunu; bir zamanlar, çocukların oynadığını tahta çitin ardında. Bir ölüm sessizliği ölümlerden sonra. Kuşlar da konarmış komşunun kurumuş ağacına. Nerdeyse denizi göreceğime inanacağım başımı kaldırsam. Kötü günlerin iyimserliği bu. Kaç kişi kaldı bu mahallede eski havuzlu kahveden gece vardiyasında birlikte 'Açmam açamam'ı söyleyen? |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Kirli Bir Pencereden
Şair: Cevat Çapan Herifçioğlu Zaloğlu Rüstem'in gürzü gibi havale ediyor ilk soruyu üstüne, sen, diyor, Orhan Kemal'in cenazesine gitmişsin? Hafif yana çekilerek karşılıyorsun dürzünün gürzünü, aklında "Baba Evi", "Avare Yıllar", bereketli toprakların sevdiğim bir yazarıydı, diyorsun. Gözün pencereden görünen Şirket-i Hayriye vapurlarında. İkinci soru da ölülerle ilgili, Lütfi Erişçi'nin cenazesine de? Evet, birlikte Aşiyan'a gitmiştik Tevfik Fikret'i anma gününde, deftere yazdıklarımızın da bir fotoğrafı olmalı sizde. Öfkesi bir mitralyözün tarakasına dönüşüyor uzaklaşarak, senin gözlerinin izlediği vapur tam Kızkulesi'ne sürtünmek üzereyken. Kızkulesi, Kız Kalesi, cıvıl cıvıl kız sesleriyle bir başka uykudan uyanır gibi, bilmezdim, diyorsun, kendi kendine, bu muhteremlerin makinelerinde bu kadar fotojenik olduğumu |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Kuş Bakışı
Şair: Cevat Çapan O göçebe kuşları da merak ederdin sen, yılın hangi ayında geldiklerini, gelirken hangi enlemlerden geçtiklerini, yuvalarını nerelerde yaptıklarını... Turuncu, altın sarısı, siyah tüylü o kuşlar. Onları anlatırdım sana kış geceleri, aştıkları lacivert denizleri, adlarını uydurduğum kimsesiz adaları. Arslanlar kükretirdim geride kalan ormanlarda, filler dolaştırır, timsahlar dövüştürürdüm çamurlu ırmaklarda. Derken kızıl kiremitler görünürdü bir kıyı köyünün dağınık damlarında. Ve bahar yağmurları yağdıran bulutların arasından süzülür bir gölün kıyısına konarlardı kuşlar. Dönüşlerini anlatmamı istemezdin hiç. Hep kalsalar, derdin, o gölün kıyısında ya da yuvalarını yaptıkları saçak altlarında. Kışa doğru, geceler uzar, koyulaşırdı karanlık. Sen büyürdün, büyürdü göçebe kuşların giderken aramıza bıraktıkları sessizlik |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Kuşlar Mıdır Onlar ?
Şair: Cevat Çapan Buradan Bu külrengi düzenden uzakta Fenikeli martılar olmalı Sevişen, Sevişmeyi düşünmeden. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Kış Bitti
Şair: Cevat Çapan "Vedalaşmaların ilmini yaptım ben," Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Yıllarca mektuplarla yaşadım. Kaçak tütün,yasak yayın Larla beslendim. Unutmadım. Unutmadım. En çok yelkenleri özledim Bozkırın buzlu yalnızlığında. Dağlar yoktu, dağlar yoktu, Rüzgârlara yaslandım. Çılgın mıydım, tutsak mıydım Yüreğinde karanlığın? Kan kurudu - Ben gül oldum açıldım. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Nerede Bizi Seven Kızlar
Şair: Cevat Çapan Neyle boğuşur insan koşup yorulduktan sonra geçmiş zamanın ardından silik, karanlık anılarından başka yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan? Temennalar, naralar, elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana- nerede can yoldaşları doruklara tırmanan o korkusuz dağcılar, pişmanlık denizinde vurgun yiyen dalgıçlar? Mutluluk bir gülmüş eskiden adı üç kez anılan. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Sabah
Şair: Cevat Çapan Son yağmurlar da dindi dinecek, yazın habercisi kırlangıç saçakta senin o atlıkarınca gülümseyişinle. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Sevda Yaratan
Şair: Cevat Çapan Bu şehrin adları durmadan değiştirilen sokaklarında dolaşırken, eski bir şarkıyı çağrıştırır bazen aklına takılır olmadık adlar. Örneğin, Konstantin Nikoleyeviç Batyuşkov Puşkin'in bir çağdışı- hani şu ölen Tasso'ya ağıtlar yazan- evet, senin Tasso'na, Kutsal Kudüs'ü özgürlüğe kavuşturan. Bir yaştan sonra, sınırsız bir çağrışımlar zinciridir hayat; başka kokular, başka görüntülerle saldırır üstüne tekleyen belleğinle ve birden başka adlarla uyanırsın bir dağ yamacında daldığın düşten. Bir İsveç filminde miydi o küçük madenci çocuğu Auguste Renoir'ın adını hecelemeye çalışan? Her şey ne kadar külrengi ve dağınık gökle denizin maviliği ötesinde. Bir kadın 'Gecenin matemi'ni söylüyor öğle üzeri ve herkesten bir şeyler kalan bu sokaklarda kırılan camdan kalplerin parçalarını toplarken belalısı gizlice zehirliyor içindeki aylak köpeği. Ve uzakta, düşlediğim Girit'te, belki de, denize eğilen çamları yıkıyor yıldızlar. Sonunda sana sığınıyorum, ey şiir, rüzgarları, fırtınaları yararlı kılan. Yaşarken, güzel adlar koydum çocuklarıma: Nigar, Leyla, Alişan. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Sakın Geç Kalma Erken Gel
Şair: Cevat Çapan Usulca gir kapıdan, zile basma. Hiç telaşlanma, ben daha dönmemişsem. Yoldayımdır, nerdeyse yokuşun dibinde, Suların kararmasını bekliyorumdur, Tuğla harmanlarından gelen yanık havanın Bahçedeki akşamsefalarına sinmesini. Güç bela dizginliyorumdur içimde Dörtnala sana koşan küheylanları. Bütün gün kâğıttan dağlar arasındaydım, Nabzım ileri giden bir saat gibi işledi durdu. Dilekçeler, kararlar, tozlu makbuzlar: Hep adını okudum silinmiş satırlarda. Pencerede kuleler, minareler, kirli gök. Durmadan kuşlar uçtu bir bacadan. Rüzgâra karışan saçlarını gördüm Bulutlu aynalarda. Balkonun kapısını aç, su ver saksıdaki çiçeğe. Geyikli örtüyü ser masaya, dinlen biraz. Sessizlik şaşırtmasın seni, ürkütmesin. Şehrin gürültüsü dolacak az sonra odaya, Karanlık bir yankıya dönüşecek karşı dağlarda. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Soluksoluğa
Şair: Cevat Çapan Uzun, karanlık bir çığlığın da ardına düşebilir insan, Titrek, eğri büğrü bir yazının çağrısına da uyar. Bırakıp her şeyi döner - Aşk bir buluşmadır çünkü, Her zaman gecikmiş bir buluşma. Bitmeyen bir kavuşmadır da aşk - Araya her zaman bir şeyler girer: Bazen kendi sevincinin kanat gölgesi, Bazen nabzın hızı, yüreğin titreyişi, Tüylerin telaşıyla besleniyor gibidir - Araya her zaman bir şeyler girer: Çalışma saatleri, karşılıksız sorular. Nereden bilebilir insan Bunların hepsinin de aşk olabileceğini? Çoğu kez aldatıcıdır da, Bakarsın, herkes onun askeri, onun şehidi. Oysa aşk hiçbir zaman bir yarış değildir ki. Bu yüzden yanılır hep Sayın muhbir vatandaş, köftehor okur, arsız yetkili. Sararmış bir fotoğraf olarak da çıkabilir karşına, Borulu bir fonoğraf kılığıyla da. Bakarsın, ona da dadanmış Gündelik hayatın sosyolojisi. Yeniden duyulur bazen o uzun ve karanlık çığlık. Çağıran o titrek yazı yeniden belirir - Çünkü aşk en eski köprüsüdür Balkanların, en eski. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Sıradan Bir Gün
Şair: Cevat Çapan Buraya, denizi gören bu dağın eteğine dilimde yarı unutulmuş şarkı sözleri, kulağımda su sesi, suların sesi, rüzgâra sarınıp geldim. Ağaran gün, kararan geceyle, kirazın kızarma hızıyla geldim, bir uzun havayla çok uzaklardan can havliyle bu tutuk dil çözülsün diye bekledim. Şimdi tek ses, zeytin ağaçlarından gelen ağustosböcekleri, tek ateş, kızgın kayalardan yansıyan ağustos güneşi, tek umut, yıllarca dolaştığım imgelemin koyaklarında bize sevgiyi sezdiren bütün o yitirdiklerimizle birlikte soluduğumu sandığım o derin sessizlik, o akşam serinliği. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Temmuz, Yıllar Sonra
Şair: Cevat Çapan Sıcak bir yaz günü, öğleden sonra, eflatun dağların dibinde, o sessiz arka bahçelerin birinde, gölgesinde eriğin, şeftalinin, kayısının fıskıyeyle oynuyor bir çocuk. Gece kuşları yuvalarında daha. Uzaklardaki çocuklarımızı, torunlarımızı konuşuyoruz, hangi pencereyi açsak bir görüp bir gözden yitirdiğimiz. Kim bilir nerdeler, ne yapıyorlar şimdi? Hem özlem, hem kavuşma bizimkisi. Çay içiyoruz mutlu bir sessizlik içinde. |
Cevap: Cevat Çapan Şiirleri
Wıttgensteın
Şair: Cevat Çapan İçimin içime sığmaması Canevimde çırpınan Küçücük bir kuş Olmasından mıdır aklın? |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:09. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.