![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Pasevenin Günlükleri
Şair: Murathan Mungan I. bir ölüm yalınlığı durulturken piomente imgelerini her suskunluk bir iç kanamasıdır ilişkilerde her duygu bir sürgüne dönüşür bir kadın kimliğinde aşk yeniden çoğaltır yenilgilerini pavese, yani o bilenmiş uçurum duygusu bulur son hüviyetini sıkılgan katilinde. II. aşkın ve cinayetin, buzul kimsesizliğinin sessizliklerle yaşanan zıpkın gerginliği ve kalemin öteki yüzü, tutkunun siyah şiirleri bir hiçliğin düşmanca felsefesinde ya da Pavese'den sonra yaşanan Pavese günlüklerinde. ... ölüm kendini ararken ve görüntülerken kendini her gün bir şiirin apansız tetiğinde. III. çoğul bir siyahtır artık kalemin değdiği her kör nokta her çizgi daha çizilirken kendine uçurumlar kazan bir intihardır şiir adında. IV. bir ölüm denemecisi yazar, unutulmuş kentleri, batık denizleri, sevgilileri delilik gözleri gibi sözcüklerden yontulmuş bir sessizlik ve sonsuz bir yalnızlık gibidir yazmak eylemi. V. bir anı (zehir tadında), bir görüntü (kimsenin görmediği gizlenmiş, duyarlığa), bir sözcüğün yer değiştirmesi (belli belirsiz paslanarak), ve sonra apansız bir akşam gezintisi yeni bir düşünce verebilir insana birkaç zamanlık yaşama inadı biraz tebessüm -kırık dökük de olsa- 'yeni bir hayat' kurmacalarına dokunma isteğinin yonttuğu tutunma çabalarına ... sonra çözülür zıpkın kendini bırakır gölgesini düşüren takıntılarına. VI. sözcükler, ah sözcükler kimsesizliğim benim nefret, bütün duyarlıklar adına tek mülkiyetim ... nerden gelsem ben nereye gitsem pavese ... içimde hep bir konuk duyarlığı ben hep bir konuk gezdiririm yakamda bir çiçek kabarıklığı ... nereden gelsem ben nereye gitsem paseve ... kimsenin ağırlamadığı. VII. yinelenmekten eprimiş nesneler Piomente'de yine şiddet ikindileri tedirgin sayfaların dizgini şiir huzursuz bir tay gibi silkeler dizeleri silkeler gururun ve şehvetin yurtsaydığı izlenimci Piomente harabeleri sevdaydı, şiirdi, öfkeydi, aşktı bunların hepsi usul usul intihar evrimleri. VIII. günden güne eksiliyor tekil kalabalığım artık sabahı da kaplıyor acı. tiksiniyorum bütün bunlardan Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Parantezle Anımsama
Şair: Murathan Mungan ısrarlı bakışların taşıdığı o acıtıcılık seğirir durur kasıklarımda ilk sevişme acemiliklerini arayan tat anılarına tutkundur aslında |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Pamuk İpliği
Şair: Murathan Mungan kendimize döşediğimiz taşlar görünmeyenin piramidi başka uygarlıkların saatleriydi kullandığımız zehirli yıldızlarını tanıdık gökyüzünün kendimizi bile büyüledik piramidimizin giziyle petrol kuyusu bütün gün rasaşane bütün gece koynumuzdaki tılsımı düşürmedik güne teslim etmedik kelimeleri dar boğazlarda,kör geçitlerde,karanlık dönemeçlerde bozuk para kadar kullandık çarşılarınızı baktığımız pencereleri kimselere kiralamadık uğramadık bir harf için bile mürekkebinize yalvaç olmadan,ermiş olmadan gelip geçtik karanlık oyların kamusundan güvendik sessizliğin derinliğine içimiz bölünse de başkalarına parçalanmadı kendimize çizdiğimiz yekpare harita ömrümüzün yolları kırk yıl,kırk yaş,kırk ikindi biz her zaman birkaç kişi hayatımız piramit,ömrümüz pamuk ipliği bilinse de olur artık bilinmese de... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Otuz Yaş
Şair: Murathan Mungan daha vakit var diye yazmadığımız şiirlerdi kaldılar yüzümüzden gelip geçti ilk gençliğin fener alayları yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık büyümenin konaklama yerlerinde nice ihanete uğradık ayrıldı yollar ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki dört yöne dağıldılar daha vakit var diye dönüp de bir gün kaldığımız yerden,hepsini birden yaşarız sandık oysa emanetmiş bizim sandıklarımız içlerinde kilitli kalmış onca şeyle günü geldi aldılar nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız yerini ve anlamını bulmayı beklerken çürüdü gitti içimizde saklı duygularımız şimdi yabancı bakışlara bir şey söylemeyen karalama defterleri,bulanık anılar rüzgara,ateşe,suya yazılmış gençliğin solgun güncesi biz ne zaman büyüdük onlar ne zaman yetim kaldılar tutulan güneşlerin altında yollar geçildi dönüş yok artık o duyarlığa yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Opak
Şair: Murathan Mungan Uzundur kaçıyor opak Işıktan açığa çıkardığı Yaklaşıyor gövde Yolları geceliyor geçerken Bir zamanlar çölleri ormanları denizleri de öyle Kalabalığın vahşi örtüsünde Fizik yasalarıyla çıktığı sürek avı Çekirdeği saklamanın ham yalnızlığı Geri emiyor gölgeyi Verilmez olan Başka gözleri erteleyen Yalnızca opak doku Gündeliği yerine getiren ölümlü nesne Onu bizden geleceğe kaçırıyor Kendinin başka'larıyla yer değiştirerek görünüyor İlerliyor, her yere vesikalık gövdeler bırakarak Şimdiki zamanda çoktan geçtiği köprü Bir gün bütün izleri havaya uçuracak Başka kalplerde daha tanıdık olacak bir gün Ondan süzülen ışığa aldanıp Daha dün aramızdaydı, diyenler bambaşka birini hatırlayacak |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Onlar Ceset Kuşlarıydı
Şair: Murathan Mungan aşk dediklerinde çocuktum. gözlerimin kesilen ellerden yapıldığını öğrendiğimde bir katliam gibi sevişmeyi düşünmezdim, çoktum onlar ceset kuşlarıydı deniz en büyük ölü afrika uyanmıştı ya ben boğulmuştum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Omayra
Şair: Murathan Mungan Cevabı ömür süren bir soru bıraktım sana Mendili kan kokan sevgili arkadaşım Usta bakışların keşfettiği rahatlıkla arkama yaslandım elimde şah mat yüzüğümde tek taş siyanür adınla bulanan bir aşkın, bir maceranın macerasında yolun sonunu söylüyordu günahkar iki melek olan sağdıçlarım al birkaç bulutlu sözcük atlasını sırtında taşıyan çalınmış bir zaman mekik, taflan, kar kesadı bir iklim aşk mı, macera mı dersin bu uzun seferberlik bu ilişkinin topoğrafyasını mezhepler tarihinden bulup çıkardım adanan boynunda o gümüş zincir bilmiyorsun arması sallanıyor ucunda işte yazgının kara zırhlısı! Kork! kutsal kitaplardaki kadar kork! Çünkü hiçtir bütün duygular Korkunun verimi yanında Benim ruhum nehirler kadar derin! Kızıl kısraklar gibi üstümden geçeceksin! arı bir sessizlik duruyor şiddetimizin armaları arasındaki uzaklıkta gövdenin demir çekirdeği kalkan teninin altında sana okunaksız bana saydam giz içindeki uğultunun izini sürüyorum bir açıklığa taşıyorum ele vermez yerlerini harabeler diriliyor heykeller tamamlanıyor kendi kehanetinden büyülenmiş gözlerimin önünde başka çağlara gidip geliyoruz aşk tanrısı için seviştiğimiz ve uyuduğumuz sahillerde aşkın kaplan ve yılan düğümüyle öpüyorum seni boynundaki yaradan iniyorum kaynağına aydınlanmamış yanların ışığa çıkıyor dokunuşlarımın parıltısında düğümlü mendilin, gümüş zincirin sımsıkı mühürlendiğin bütün kilitler çözülüyor avuçlarımda tılsım tamamlanıyor ortaçağ kentlerinden geçiyoruz dönüşte indiğim kaynakların mezhep değiştiriyor zamanın ve uzamın kilitlendiği kara kutuda benim kelimelerim tılsım tamamlanıyor dudaklarımdan sızan erkek sütünün kara büyüsüyle sevgilim, oluyorsun uyuyor ve yıkanıyoruz ay ışığında bakıyorum güneş iniyor yüzünün alacakaranlığına Adın yoktu tanıştığımızda eksiğini de duymadık bazen bir rüzgarı, bazen birkaç zeytini adının yerine kullandık Adın yoktu tanıştığımızda sonra da olmadı çünkü başka biri oldun zamanla Şimdi adın var Şimdi ruhumun sislere sarılı derinlikleri yükseliyor ve tehdit ediyor kıstırılmış varlığımın bütün cephelerini yüzümün pususunda geziyor sularda bilenmiş bıçaklar uyandırılmış acılarım, bulanmış sarnıcım etimle ruhum arasında çelişen ilke geri döndü bana kendi ellerimle kurduğum kara büyüden içimdeki tarih bitti siliyorum bir aşkı var eden her ayrıntıdaki parmak izlerini ve şimdi adın var ve şimdi ikimizin vaktinde intikam saati geldi Omayra, bu adı verdim sana ve mevsimleri bütün anlamlarıyla iki çakılına bir deniz vereyim hayallerine mavi buğday dokuz yaşamın olsun tek tek öldüreyim esmer ve çırılçıplak bir gecede bütün düşmanların gelecek koynumdaki cenazene seni saran efsane çürüyüp toprağa karışırken kucağımda başın gümüş bir tarakla tarayacağım saçlarını kendi enkazımın üstünde kurtlar, çakallar gibi uluyarak ağlayacağım acıdan öldürerek yaşatacağım seni kendimde Ocağın parıltısıyla aydınlanan yüzün gücünden habersiz sakin gülüşün kamçılıyor içimdeki bütün köleleri ben ki hileli bir oyun, birkaç kırık zar ve kara muskalı tılsımlarla almışken seni kaderinden, kıyasıya bağlamışken kendime asıl sen tutsak etmişsin beni dünyaya kapalı kapıların ardındaki içi boş sessizliğine sığlığın, sevgisizliğin o sonsuz kendiliğindenliğin dünyanın sana değmeyen yerleri nasıl da çekici yapıyor seni o kadar bağlandım ki tutkusuz bedenine ya öldüreceğim seni ya tunç çağından heykeller indireceğim dökümüne Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra uğultusu geliyor ta derinden gövdemin geçtiği masalların içimdeki deprem ayakta tutuyor beni geri dönüp vuruyor çalınmış zaman bak sana korkaklığımı veriyorum var olmanın bütün varoşlarından ben yenildim, işte silahlarım tılsım tamamlandı sonuna geldim çizgilerini sildiğim bir büyük haritanın Aşkım ölümün sınırında Omayra olduğun yerde kal kımıldama! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Olmasa Mektubun
Şair: Murathan Mungan Olmasa mektubun, Yazdıkların olmasa Kim inanırdı Senle ayrıldığımıza. Sanma unutulur, Kalp ağrısı zamanla Herşeyi unutarak Yaşanır sanma. Neydi bir arada tutan şey ikimizi Birleştiren neydi ellerimizi Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi Sevmek birçok şeyi göze almaktır. Baksana geçmişe, Ne çok anıyla yüklü Nerde o taverna, Nerde sinema Harcanmış zamanla Yeniden yaşanmaz ki; Geç kaldıktan sonra Arama boşa! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Nylon
Şair: Murathan Mungan Bir başıma kaldığım aşklar Nylon denizlerin şiirleri Nylon denizler posteri Deniz posterleri Boy pos naylon Nylon Aştı geçmiş zaman Gözyaşı taneyle Denizler nylon Kayısız kalıyor kayıt Yaygın vahşet, günlük ölüm, over dose İçe, geriye, ileriye kapalı gözlerde Nylon perdeler Gündelik konserve Aşkı siyaset Siyaseti aşk gibi Yaşamış yakın tutanak Ayna ve kağıtta duruşumuz aynı Hâlâ aşk, hâlâ şiir ve şiddet |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Mırıldandıklarım
Şair: Murathan Mungan Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim , yani bizim için... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:31. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.