![]() |
Refik Durbaş Şiirleri
Barış Koyun Çocukların Adını Şair: Refik Durbaş Oyunu sever bütün çocuklar birdirbir, uzun eşek, körebe bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez oyun sözcüğünün halkların dilinde (Oyun koyun çocukların adını) Savaşa karşıdır bütün çocuklar kışın: kar altında her sabah tükenip erise de solgun nefesi yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda çarkları döndürse de yoksul alevi savaşa karşıdır bütün çocuklar nice ölümlerden geçmislerdir nice rüzgarlar içmislerdir gelincik tarlası çocuklar (Emek koyun çocukların adını) Gökyüzünün penceresinden şimdi bir kuş havalansa kanat çırpınışlarında hayatın yağmalanmış sevinci - Kuş uçar rüzgar kalır (Sevinç koyun çocukların adını) Uzay denizlerinde şimdi bir balık ağlasa gözyasi billurlarında yüz bin umut kıvılcımı - Alev uçar nazar kalır (Umut koyun çocukların adını) Çocuk bahçelerinde şimdi bir çiçek açsa hüzün sevince dönüşür sevinç çiçeğe - Ölüm uçar çocuklar kalır (Mutluluk koyun çocukların adını) Barıştan yanadır bütün çocuklar sabah: kuşatılmış bir toplama kampında ayrılığın tepsisini okşasa da elleri aksam: yıldızların mor orağıyla sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi barıştan yanadır bütün çocuklar nice çığlık emmişlerdir nice korku gezmişlerdir yürekten hisli sevmişlerdir güvercin harmanı çocuklar (Devrim koyun çocukların adını) Barışı sever bütün çocuklar beştaş, saklambaç, elim sende bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez barış sözcüğünün halkların dilinde (Barış koyun çocukların adını) |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Bin Kuş Ayışığında
Şair: Refik Durbaş Şimdi senin soluğunda akşam çiçekler ve sular kadar yalnızım bir o kadar da esmer saçların bin kuş esiyor sanki ayışığından |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Bir Başına Tanyeli
Şair: Refik Durbaş Sen ki ne hüzünler yaşadın bir başına erisin artık yüreğinde çırpınan tanyeli ne belaymış deme zındanda kararmak acı da aynı imbikten çekiliyor, umut da şimdi |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Bu Şiirler
Şair: Refik Durbaş Kalbimde kan izleri anıların tarçın kokusu, belki menekşeler Belki bir ünlem işareti merak nasıl solgun ve bulanık şiirler Şiirlere uyanmak istedim de Çünkü soruda ve sorguda gelecek günler: neyin bedeli bu işkence Bu ruhsatsız gurbet, tükenmiş sıla kimin adına yazıldı söylesene Yüzümde kuş sesleri acıların Kır çiçekleri getirdim sana bir umut, tanıdık korkular biraz Günler: biraz olsun akılnda tut ve unutma nasıl, kime yazıldı Anılarını unutmuş bu şiirler |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Çaylar Şirketten -1
Şair: Refik Durbaş İstanbul - Ankara - Kayseri Adana - Antep - Mardin Bursa - İzmir - Bodrum üç yıldır gider gelirim 302 Mercedesin arka koltuğunda ne yattığım yer belli ne içtiğim su gecem saçları ağarmış bir mavi kuş gündüzüm anıları yitik bir yeşil rüzgar gider gelir üç yıldır içimde dudakları çatlamış bir umut gözleri görmez acılar Aslen Urfalıyım kaç yıl oldu bilmiyorum kim tutar hesabım kim anlar halimden bir kış günü sabah namazından dönerken babam can vermiş duldasında karanlığın sesi kan davası deyi ertesi gün üç - dört kişiyle kaldırılmış cenazesi Ne babam katilinin alnının çatına kan nakışlı hançerini çalacak ağabeyim ne gelinliği hicran bezeli bacım ne sesini işittiğim yıldız yıldız bir kardaşım var kalmışım bir başıma yüreği nasırlı bir anayla Bahtına şivan düşe çocukluk Aslen Urfalıyım kaç yıl oldu bilmiyorum kim yazar defterim kim bilir derdim bir kış günü sırtımda acıya yamalı bir mintan ayağımda rengi aşınmış lastik pabuçlar içimde buz bağlamış bir hüzün ardımda gözü yaşlı bir ana ekmeği taştan çıkarmak uğruna alınterini sevdaya nakışlamak uğruna umudu aydınlığa boğmak uğruna verdum kendimi yollara Ne bir avuç toprak, ne alev alev bir umut gurbetliğimde geleceği sararmış bir ana sılamda yel götürmez sel üfürmez bir yalnızlık bir kış günü indim İstanbul Sirkeci'ye Yurduna şivan düşe umutsuzluk Aslen Urfalıyım kaç yıl oldu bilmiyorum kim okur kitabım kim bulur dermanım bir kış günü turizm seyahat şirketlerinde böyle başladı mavinliğimin öyküsü O gün bu gündür ezberimde artık yalnızlık ezberimde acının kilometre taşları ezberimde umudun küf tutmuş şafağı ezberimde sevdanın rüzgar renkli çığlığı ezberimde kes hızını ağlatma el kızını ezberimde kuzu kurdun yol Fordun bu gece ezberimde Orhan Gencebay, dertler benim olsun |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Çaylar Şirketten -2
Şair: Refik Durbaş Gençliğin yağmuru yeni düşmüştü bıyıklarıma vurdum kendimi yollara Zulmüne şivan düşe yoksulluk Dünyanın başkenti Sultanahmet Anadolu'nun başkenti Sirkeci derler bir kış günü akşamın alacasında indim Sirkeci'ye dar bir sokak aralığında durdu otobüs yüzlerce küçük dükkan camlarında bütün Anadolu yüzlerce insan daha önce gördüğüm hiç görmediğim emanetçiler: neyim var gençliğimden başka bırakacak taksiciler: hangi deftere yazmıştım gurbetliğin adresini oteller: yeni çıktım sılamdan bu gece yatmasam da olur yüzlerce uğultu kuşu içimde, yüreğim daralıyor Ege Jet Balıkesir'e, İzmir'e hemen şimdi Cesur Turizm yolda kalmazsın hemşerim Diyarbakır, Urfa Dadaş Apollo 12'den hızlı Erzincan, Erzurum, Kars dünya şampiyonu yolların kralı Gazanfer Ankara soluğum buz tutmuş boğazımda renk değiştiriyor sesim şaşırıp kalmışım avucumda mavisi küflenmiş bir gökyüzü sigaraya yeni başlamış bir bulut katarı içimde sadece hüzün Ne yapmalı nereye gitmeli başı bağlanmış bu akşam karanlığında iş bulmak gerek, para tükendi tükenkecek (Paran mı vardı mendiline düğümlediğin üç-beş kuruştan başka) umut tükendi tükenecek, sevinç aydınlık inanç tükendi (zaten ne zaman tükenmemişlerdi) mutluluk sevda ekmek tükenecek tükendi tükeneceksılamın mazgallarını ışıklandıran özlem tükendi tükenecek yüreğimde ateşle yıkanmış heyecan ve bir uçurum Sokağın ucunu döndüm, sesim parçalamak istiyor bu uğultu ummanını birden bir esinti, serinlik, sanki çiçeklerden bir yaz yağmuru karşımda boynuma doladığımmendil kadar bir deniz parkta el ele dolaşan çocuklar gibi gemiler bıraksan 180 km hızla suyu yaracak kamyonlar otobüsler nereden gelip nereye giderler ben nereye bıraksa kader Rahmine şivan düşe gurbet Akşam inmek üzere, bir simit alıp deniz kıyısına oturuyorum bir sis yumağı ağır ağır dolanıyor Boğazın saçlarına bir martını kanadında eriyor güneşin son parıltıları okul yüzü mü gördüm ne gelir elimden sanatım yoksa Simit satmakla başlasam işe umudun alevi sönmesin diye Yüzümde pus tutmuş sabah köşebaşı rüzgar ayaz simit satarım susamlı poyraz renkli can kokulu şafaklardan daha beyaz hasretimden daha kara simit satarım susamlı buyur tanesi üç lira bana kalan yirmibeş kuruş anlamazım ne iştir bu Sesime alevler çalan sabahın karanlığından mor akşam aydınlığına simit satarım susamlı nar kokulu can yoksulu sermayesi gurbetliğim simit satarım susamlı buyur tanesi üç lira bana kalan ter yorgunluk anlamazım ne iştir bu Ev kirası çıksın diye üşümesin ayaklarım gurbet harcı çıksın diye şişmesin gözkapaklarım emek rızkı çıksın diye simit satarım susamlı adı güzel serçe pulu buyur tanesi üç lira bana kalan kan yoksulluk anlamazım ne iştir bu Babamdan miras mı kaldı ne gelir elimden sanatım yoksa Defter satmakla başlasam işe aydınlığın sesi donmasın diye |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Çaylar Şirketten -3
Şair: Refik Durbaş Birinci hamur üç defter bakkalda kırtasiyede on liraya alamazsın fabrika imalatına bende sadece beş lira al hayatını yaz abi okula giden kardeşinin buz kesmiş yüreğini yaz sabah alacasında nöbetçi umudun direncini yaz Birinci hamur çizgili sayfaları gül nakışlı iş alınteri kokuşlu daha çok patron kazançlı defter satarım hareli al rengini çiz acının al sesini çiz sevginin al resmini çiz emeğin çiçek bahçesine dönsün kor alev yürekte hınç Birinci hamur kırk sayfa az kaldı bitmek üzere bitmek üzere yüzümde sancı gençliğimden çaldırdığım alınterimin haracı ve hemen yazardım ilk satıra büyük harfle defter satan çocukların el emeği iş gücüyle yarattıkları barışı Neyim var gençliğimden başka harcayacağım Ciklet satmakla başlasam işe emeğin gücü tükenmesin diye Dükkanım pazarım trenler gider gelirim akşam sabah Sirkeci'den Bkırköy'e Bakırköy'den Halkalı'ya gider gelir ak ellerimde ödenmemiş ev kirası pabuç pantalon parası ayrıca gurbet yarası bir de yaşanmamış gençliğim ciklet satarım akşam sabah Müşteriler ikinc mevki işçi kızlar dokumacı overlokçu remayözcü hallerinden belli değil mi tipitip baybalon dandi memur kızlar ciklet almaz bir de kravatlı beyler zaten bellidir müşterim belli olmayan geleceğim ciklet satarım akşam sabah Kapağı bir atsam tül bacalı fabrikaya devirdim gitti işi elim sanata yatkın ne iş olsa yaparım bir söküp atabilsem yüreğimden dikeni emeğin alınterinin bir açsa iş gülleri ciklet satar mıyım abi Hangi parayla hangi malı alıp satacaksın hangi fabrikanın kapısını çalsan duvar ne var seni bağlayan buralara umut umudun varsa her yerde umut ekmek her yerde ekmek çalışsana sevda her yerde sevda çekmesini bilene Yaz dilekçeyi doldur kağıtları Almanya hesabına |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Çaylar Şirketten -4
Şair: Refik Durbaş Geçen yıl Rasim gitti, çocukluk arkadaşım mektubu gelir ara sıra: 'Kıymetli arkadaşım Halil Satırlarıma başlamadan önce selam eder her iki ellerinden sıkar gözlerinden öperim. Halil göndermiş olduğun en az senin kadar kıymetli mektubunu aldım. Bilemezsin ne kadar memun oldum ben de seni biraz olsun memnun etmek için bu çirkin satırları yazıyorum' Ne çirkin satırları içi hiç yazılmamış bir mektuba bile hasretim kaç yıldır 'Diyorsun ki ben de yazıldım ve önümde 50-60 kişi var ve buranın durumu hakkında bilgi istiyorsun. Sana kısaca anlatayım. Elime şahsen 700 ile 800 mark geçer Lojmanda oturuyorum. 80 mark kira. yemeğimi kendim yapıyorum. Fabrikaya gelince. Almanya'nın en büyük fabrikası. Ama en az para veren fabrika. Bazan fıska, bazan kalıpçı, bazan da çubukçuluk yapıyorum.' Ne fıskacılık ne kalıpçılık elimden her şey gelir yeter ki çalışacağım iş olsun 'Şunu belirtmek isterim. Kesilen 80 mark elime geçen paranın içinde değil. Bütün temennim senin Almanya'ya gelmen. Neresi olursa olsun. Burada adamı çok çalıştırıyorlar. Ayakkabıyı çıkartıpyatağa giriyorum. Bir de nereye gidersen oraya uyacaksın. Türkiye'de bay , burada herr. İstemeyerek satırlarıma son verirken tekrar selam eder, acele cevap beklerim.' Sanki ben istemiyor muyum gelmeyi öylesine susamışım ki alınterinin sıcaklığına kaç yıldır Ne kadere inandım şimdiye kadar ne kısmetten medet umdum ama biliyorum ki 'vasıfsız işçisin' deyi silecekler künyemi Almanya defterinden de Serinlik pusuda acıyla kararmış günlerimi düşünüyorum acıyla aydınlanacak günlerimi genç kızlığından beri çeyizi namerde yadigar anamı yüreğimden kopan fırtınada yolunu yitirmiş bir gemi bacadından çıkan dumanılnı avuçlarıma bırakarak uzaklaşıyor bir kırmızı balık (ne zaman denize baksam bir kırmızı balık olarak görüyorum kendimi) yosun yeşili mendiliyle siliyor a alnıma sıvanmış karanlığı Serinlik pusuda bir sis yumağı ağır ağır geçiyor alnımın duldasından geleceğimi düşünüyorum geçmişimi karanlık da eriyor aydınlık da Pulu acıyla mühürlü adresi sevdaya yazılı yüreğimde gurbetliğimi düşünüyorum Serinlik pusuda sevda da eriyor hicran da sevincinin kaymağı alınmış, yapraklarına çiğ düşmüş yüreğimde kendimi düşünüyorum bir de: 'Dert yoğuken serimde derdimle kardaş oldum düştüm gurbet ellere çilemle yoldaş oldum Sevdalığı yaşamadım mutluluğu tadamadım hasretliğe varamadım gurbetle kandaş oldum Karanlıkta erimezdim ayydınlıkta çürümezdim yalnızlığa yerinmezdim acıyla kardaş oldumé Sesine şivan düşe hasret Akşam inmek üzere. Nerede yatmalı bu gece. Hep gündüz olsa. Kıvrılır kalırsın bir park kanepesinde. Çimenlerin üzerinde. Alır gider bir ağaç gölgesi, bir su sesi içindeki kederi hüznü. Ama gece. Gece kime sığınırsın. Şimdi köyde olsam. Anam tandırı yakmıştır. Yorgana sarınır, tandırın kıyısına uzanırdım. Kemikli elleriyle saçlarımı karıştırırdı. Elimde bir dürüm. Yeşil soğan, lor. Ne çok özlemişim anamın ekmeğini. Akşam inmek üzere. Nere gitsem, nerde gecelesem. Her sokakta yüzlerce otel. Her kentin bir oteli var. İzmir Palas, Afyon Denizli Oteli. Edirne Kırklareli Oteli. Trabzon Oteli. Otel Rize Palas. Yalnızlık Palas...... Acı Oteli... Gurbet Palas... Dolanıp durdum son vapur da demir alana kadar kapı aralıklarından baktım sıcaklığın Sabah Sirkeci garında uyandığımda yeni bir gün başlamış güneş mavi yazmasını bağlamıştı gökyüzünün boynuna |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Çırak Aranıyor
Şair: Refik Durbaş Elim sanata düşer usta Dilim küfre, yüreğim acıya Ölüm hep bana Bana mı düşer usta? Sevda ne yana düşer usta Hicran ne yana Yalnızlık hep bana Bana mı düşer usta? Gurbet ne yana düşer usta Sıla ne yana Hasret hep bana Bana mı düşer usta? |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Gül Yağsın Ufkumuza
Şair: Refik Durbaş Ufka gül yağdığı akşam yüzleri ucuz sevdası ezberinde kiralık evler gibi serin turfanda kadınlarda sevdi Ufka gül yağdığı akşam ölüme ve ayrılığa cesur esrara dayanıklı masraf makbuzu kullanmayan az şekerli kadınlar da sevdi Ufka gül yağdığı akşam aynalara abone kalçalarından gayrı her şeyi helal çocuk bitmez tarlasını sürdüğü vadesi dolmuş, kadınlarda sevdi Ufka gül yağdığı akşam Herkesten uzakta şimdi |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Gündem
Şair: Refik Durbaş Bu gece uyumasak da olur, hadi sevinci tazele sevdayı tazele emzirsin yıllardır pas tutmuş yalnızlığımı sevsen de sevmesen de son elvedasıdır bu ömrümüzün ko dursun öylece elin elimin, dilin dilimin içinde bu gece uyumasak da olur, şimdi sevişelim sevgilim aşkımız ve çılgınlık ve sevişmek çünkü hala gündemde.. |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Güz Erken Geldi
Şair: Refik Durbaş Güz erken geldi,sen gelmedin gelecektin,ben sigarayı bırakacaktım nikotin bantları yerine yağmuru akıtacaktım damarlarıma Bir de intiharını ihtiyarlığımın Gençliğimin geçmiş baharlarını bir de... Çocuklar körebe oynamak için yağmurla gülüşleriyle donatacaklardı sokakları kanatları gümüşten bir serçe çocukların körebesi olacaktı Ben uçurtması olacaktım serçelerin Memelerinin billurdan gökkuşağı gecelerimi kuşatacaktı alnından öpecektim karanlığın senin uzundan da uzun çığlığından kirpiklerinin karasına sinmiş kokundan ve korkundan bir de... Ah! sana dokunmanın yangını zemheride buza kesmiş sular misali sana yorganı olmanın sevdanın yak ucundan saçının en ince teline öpmenin,öpüşmenin,koklaşmanın dudaklarıyla öpecektim seni Rüzgarın kollarıyla saracaktım bedenime dar gelen bedenini... Sen gelmedin,güz erken geldi gölgem pencere önlerinden ara sokaklarına düştü karasevdanın Kalbim hüzün ve kedere... Gelişini bekliyorum şimdi gidişini özlediğim gibi... Kara kuytusunda sevişmenin şehvetiyle emziresin diye beni kara urganıyla boğasın diye beni kara karanlığında unutasın diye beni Güz erken geldi,sen gelmedin. |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Hücremde Ayışığı
Şair: Refik Durbaş Sesimi sesinin üstüne koyma kara gecede, karanlıkta, acılı yüreğimde yeşerdiyse de alevi ölümün kan boğmadı daha korkuyu kırılmadı kin ve öfkenin fidanı Sesini sesimin üstüne koyma ağzımda prangası tutuklu rüzgâr Yanlış arama ölümden başka kurşuna dizilen resimlerde acıyla örülmüşse cesetler ve ağlıyorsa hücremde ayışığı üzgün değilim, hüzünlü asla Yanlış arama ölümden başka sırtımda falakası tutuklu rüzgâr Yüreğimde mezarlar açma artık kazıdım hücremin duvarına çünkü zamanı kucaklayan öfkemi acıdan üretilen sesimi gençliği damıtılmış günlerimi Yüreğimde mezarlar açma artık elinde kırbaçları tutuklu rüzgâr Çıplak taş, demir kapı, sessizlik korkuyu mu bekliyor o nöbetçi niçin hiç konuşmuyor yıldızlar şafak söktüyse nerde kar filizleri uyusam uyansam her yerde bahar Çıplak taş, demir kapı, sessizlik sesimde zincirleri tutuklu rüzgâr Tek değilim artık, çoğaldım ölüme deli rüzgâr, çıplak suyun rahminde artık ne hücrem, ne yalnızlık eskisinden düşmanım karanlığa ama hâlâ yanıyor yüreğimde işkence Tek değilim artık, çoğaldım ölüme yüzümde kelepçesi tutuklu rüzgâr -Söyle kim hak kazandı ölüme |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Kar Altında Bir Sabah
Şair: Refik Durbaş Ağzında yasın gülleri tuğladan çocuklar döküyor kar altında bir sabah toprak kokuyor nefesi Silmiş künyesini haritadan taze bedenler yontuyor kar altında bir sabah kederin ve aşkın dülgeri Ruj ve kelebek mimarisidir geçmiş günlerden düşen alnına kar altında bir sabah erkenden aydınlanıyor kefeni Bulutlar ve yaralı kuşlardan serin mezarlıklara kar altında bir sabah gül ve rüzgardır yağan şimdi Kim anlar şairlerden başka çürüyüp solsa da şiirler kar altında bir sabah ölümün yüzündeki cevheri |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Karanlıkta
Şair: Refik Durbaş ışığı söndür. hadi yanıma uzan seninle eskiyorum hadi uzan gün çoğalırken yüzümüzle bir roman kahramanını yaşıyaraktan gece ıslak ve su kadar dalgındır açılırken koyu bir derinliğe pencerem çünkü herkesin içinde hep aynı saksafon ölümden kollarını taşıyaraktan yürür eskiyen sıkıntısını sen korkma. alışkanlıktır gittiğimiz bizim hadi uzan biraz öpüşelim hadi uzan işte evimiz, aydınlığa çıkıyoruz. yolumuzun bittiği bir akşam korusunda artık her şey uzanmaktır sevgi nerde hadi uzan biz ölelim hadi uzan |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Kars Kalesi Kar Altında
Şair: Refik Durbaş Taşköprü üzerinde Evliya Çelebi Kars kalesinin şekillerini yazmakta bir sarı deftere : "Kuzey tarafından ensesi top menzili uzaklıkta bir dağ Düzlükte Aşağıhisar" Kars kalesi kar altında "Sur içinde kale ağası konağı ve iki yüz adet levend evi mükellef ve mükemmel cephaneler" Kars kalesi kar altında "Batıya bakan kapısı Erzurum'a açılır 'Su Kapısı' derler Kapılardan bir başkası Kağızman'a yol alır 'Orta Kapı' derler Üçüncüsü Van üzre doğu tarafında pusulası 'Behram Paşa' kapısıdır" Taşköprü üzerinden Kars kalesine bakıyorum Kars kalesi kar altında Bahar selleri yok Su kapısında Kars kalesi kar altında Kar altında yüreğim Orta kapıda Kars kalesi kar altında Behram Paşa kapısında Kars kalesine baktığımın fotoğrafına duruyor gurbetim Yüreğim hasrete duruyor Kars kalesi kar altında Ol hasretin külhanında yakıyorum gurbetimi Kars kalesi kar altında |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Karşılama
Şair: Refik Durbaş Anılardan yontulmuş yüze değil bir felakete adadım kendimi deneyerek sesimi yeni bir ölüde, her gün sabahla, baharın geldiğini resimlerde yaşayan ikindileri akşamın yalnızlığa düşürdüğü kafiyeyi kılıçla kesilen yatsıları mavi kuş zındanlarını ve sıkıntıyı adlandıran geceleri müjdeledim. o, yüreğinde uzun hüzünler besledi. Oysa acılar çoğalmış, dağlar uyumuştu karanlığın kollarında şehir uyumuştu denizin derinliğinde söken şafak yüzündeki dalgınlık ağzındaki ince harfler uyumuştu Fala mı inanırdım artık, kelimelere mi su terazilerine ölü tüccarlarına geceye ve gündüze mi? O gitti.Bir sevdaya yasladı kendini Ben kaldım.Yalnızlıkla karşıladım her şeyi. |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Şiirler
Şair: Refik Durbaş ey ezilmişlik! bir gün ben de ulaşacağım kapılarına. yoksulluğun o sonsuz panayırını aşacağım. aşkın şiirini ve memuriyetini kuracağım ve elbette bitecek zamanla edebiyat tarihi sevdanın ve alkolün kahramanlığı er mektupları gurbetin yüreğimi dağlayan diktatörlüğü. sevgilim acemi bir karanfil gibi açıyor her sabah şehrin yanaklarında bense her gece sıkıntıdan ve yeminden elbiseler biçiyorum, namussuz ve onurlu sevdalar dağları dağları da deliyor yalnızlık ışıdım yoksulluğa, perişanlığa. uykusuz kamyonlar çizdim gecenin alnına devşirme köyler, puslu kasabalarda dolaştım. kaç yıl umudun ve ezilmişliğin çadırında besledim yorgunluğu sokakların dilber ellerinden öptüm saçlarını okşadım dağların ve kuşlar bile uğramazken karanlığıma şimdi hey desem şehri saçaklarından sarsıyor yalnızlığım eğil yüzüme sevgilim, çöz iplerini o uslanmaz hayvanlığımı utandır, bırakılmışlığımı çınla çünkü doymuyorum abazanlığıma pazar mecmuaları, şahane çirkinliğim ve hülyalarımla ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Kimse
Şair: Refik Durbaş flütüm ince ve bereketli yüzümle her akşam yeni bir dansı çalardı yürürken yaylasında en uzun gün kahve fallarında fincanlarda ve bir sessizliğe ekleyip kendini birden barbar sesime dolardı ne kadar derin ve titrekse dolardı kendisi olan tabancasını dolardı yüreğimin leylaktan bir çan olduğu biriken bir kini usuldan üflerdi süngülerin açtığı ilaçlı soluğuma bir akşam kuytuluğunu taşıyaraktan şimdi kime söylesem umutsuzluğumu günün çoktan indiği kılıçlar derinlikte aşkların bittiği unutulan derinlikte bütün herkesle ardarda derinlikte artık soluyor kanım ağzımda flütün keskin ve öfkeli yorgunum çalmasını unuttum gitsem yüreğim hızlı bir dansa dönerken sevgi kimbilir nerde kaldı unuttum şimdi kime söylesem umutsuzluğumu unuttum |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Kimse Hatırlamıyor
Şair: Refik Durbaş Kimse hatırlamıyor adımı Bahar gelmiş. Balkonlar serin Annelerin çocuk ambarı balkonlar serin Su dalgın değil. bademler açmış - Sahi kaç yıldır yalnızım ben Çiçekler çürümüş saçlarımda Bembeyaz uzun kuşlar da uçmuş fotoğraflarımdan Bulutlar da Yüreğimde karanfillerden damıtılmış bir yaz Yaşıyor muyum acaba? |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Kuşlar Da Ölür
Şair: Refik Durbaş Her sabah böyle ağlar mı Üsküdar yoksul karanlığında kuşların aşkın ve umudun bir de acının rüzgarıyla uçarken bulutlar Herkesten çok kendime yabancı yaşadığımdan bir hayli yanlışsam kim süzer gözlerimden ışığı ölümü yüreğimde avlamışsam Çalınsa da inancın alınteri sessizlikle boğulsa da sesim şafaklar yazacaktır kimliğini ufkumu kuşatan denizlerin Sabah olsun, giderim, sen kalırsın kalır seninle, binlerce kuş cesedi içimde sönmeyen o diri yangın ve sessizliği özetlemek hüneri Aydınlığından damlarken umutlar zulmün ve kederin bir de acının hala barınağıysa yalnızlığın artık her sabah ağlasın Üsküdar |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Majüskül Bir Kadın Yüzüne
Şair: Refik Durbaş Eski yazma kitaplarda aranan saçları kadifeli ipek bir kadın gittiği her yeri bir majüskül sanarak yüzünün bir yanını yazlık sinemalara bir yanını bekâr adamlara uyduruyor Sokak sesli eskürbacı mı bu kadın el kadar bir tiren taşıyor koynunda ki onu herkes soyguncu bilmektedir vampir diye yazıldığı kitaplarda bir sansarla evlendiği de söyleniyor İçinde aşkın hurda bisikleti nereye gitse bir harf uçuyor yüzünden tenha ve gizli takvimlerde şimdi yapma bir gül kalmıştır elinde tahta atıyla geçtiği günlerden |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Menzil
Şair: Refik Durbaş Onlar ki aydınlık üzre ecel toprağına umut ektiler. Ay dolandı vay deli gönlüm Ölüm şaşırdı menzilini Onlar ki karanlık üzre korku mazgalına zulüm serdiler. Ay dolandı vay deli gönlüm Ölüm şaşırdı menzilini Onlar ki cehennem üzre yürekten cennet süzdüler. Ay dolandı vay deli gönlüm Ölüm şaşırdı menzilini |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Oğlum Ölüm
Şair: Refik Durbaş Tenim kurudu hasretinden sulara adamıştım senin sulardan narin bedenini gözümde yaş kurudu oğul Göklerin poyrazına bağışlamıştım senin ölümünü, benim ecelimi bağrımda taş kurudu oğul Ateşin rahminden çalmıştım benim ihtiyarlığımı, senin sevdalara kurban ömrünü yaşmağımda kan kurudu oğul Vazgeçtim ben ecelimden sen de gel vazgeç bugün olsun hayın ölümden, zalım ölümden canevimde can kurudu oğul |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Pusula
Şair: Refik Durbaş Annemin öldüğü yaşı çoktan geçtim suyun vefası ve acılar -bir de gökyüzü çocuklarım olsa da Babamın öldüğü yaştayım artık gurbeti sıla, sılası hicran Bir de yalnızlık arkadaşım olsa da Rüzgârlar yazsın aşkımı Ama gönlüm hâlâ oğlumun âşık olduğu yaşta -sevdanın pusulası anılarım olsa da İki güvercin ey ömrüm yılların omuzuna tünemiş biri hayat, öteki ölüm yaşadığım olsa da Biri Refik, öteki Durbaş aslında |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Resimli Küçük İlanlardan
Şair: Refik Durbaş Acının çeyizini işleyen kızlarla mektuplaşacağım şiiri çalınmış, emeği yetim, aşkı ıssız olan yazmasın. |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Rüzgara Yazdım Adını
Şair: Refik Durbaş Adını, vadilerin cemresinde yolunu yitirmiş sulara yazdım Saçlarına kırağı düşmüş ovalara Göçmen kuşların konağı ovalara Rüzgara yazdım bir de... Seni o rüzgar getirdi bana Gördüm seni bir daha gençliğimin ilkçağının gözleriyle gördüğüm gibi... O yıllarda da böyle miydi dudaklarının ve ağzının iklimi kirpiklerinin karası alnının serin serinliği saçlarının ilkbaharı? Yüreğimde aşkın ve yarası... Yüreğim çarpardı Ben çarpardım yüreğimi çıkmaz ve ara sokaklara Denizlerin tuzuna gurbetlerin hüznüne hüzünlerin sılasına... Gözlerin,gözlerindi melhem yüreğimin yarasına... Alıp gitmek vardı seni o an 'Bana bir şiir oku' dediğinde Alıp gitmeliydim seni... Bedeni haritalardan silinmiş bir park kanepesinde oturur başımı omuzuna koyardım sana şiirler okurdum Senin şiirini okurdum Gökyüzünün en karanlık gecesinden en aydınlık yıldızını çalar ve kalbinin üzerine koyardım O yıldızın aydınlığı ile aydınlanırdı senin geçmişin ve benim geleceğim O yıldızın aydınlığıyla sana sevdalar biçerdim bana karasevdalar... Sana sevinçler ve bana hüzünler... Ah, geçmişimin hatırasından hatırıma bir daha gelen sevgili Kalbimin hangi kuytusunda saklamalıyım şimdi seni? Hangi vadilerin rüzgarına yazmalıyım adını ve aşkını? Hangi rüzgarın elvedasına... Çık gel şimdi nasıl gelirsen gel ben beklemedeyim Bir telefonun sessiz teline bir mektubun puluna değil rüzgarlara yazdım adını... Rüzgarla bekliyorum seni... |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Süngü
Şair: Refik Durbaş İşte akşam tenimi geren kıyısı yüzümle çağdaş makinesini sürerdi petrolün kanımda biriktiren çiçeği dolardı ekmeğime kuş olur boyardım ormanı çünkü azalırdı sömürgesi çünkü o hiç orman olmamıştır rüçhanın anlattığı bu işte geldim yangın yüzü odalardan sürgün döllere bırakıp aşkı makinelere şimdi pençemi süngüleyen etimde o kalın çark sesi diyorum ki gerçekse eğer dönmeliyiz artık isyan etmeliyiz bakın nasıl mermiliyorum alnımı paslı mazotuna göğün çünkü azalırdı sömürgesi çünkü o hiç gök olmamıştır rüçhanın anlattığı bu |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Söz
Şair: Refik Durbaş yazılsam ayrılığın menziline söz nereye uçar yalnızlık nereye sensiz nereye acılar nereye uçar gökyüzü ses nereye uçar öyle sevmişim ki seni ölüm nereye bensiz |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Tuzak
Şair: Refik Durbaş Nefretin adresini mi soruyorsun cinnet yağmurunda kimsesiz kuşların rüzgârı çalınmış yalnızlığımı mı sevdanın adresini mi soruyorsun ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni sensin çılgınlığımın zalım kaynağı elemin aşktan damıtılmış alevi taşarken yüzünden hicranın ırmağı zulmetin vahasını mı arıyorsun bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Fırtınası çalınmış işte umudun gençliğimin şafağı da haczedilmiş acının ve aşkın tarihini yazmadan su menzilinde akşam mı avlıyorsun ikindisi kumral, baharı az olan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni Çile kuşatılmaz demedim mi sana nur heykeli, gün avcısı, ay alevi yüzü bereketli sevdalar tuzağı kalbimin adresini mi soruyorsun soyadı hüzünlü, adı naz anılan Yüzüne ay doğmakta. Seviyorum seni |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Uçurtma
Şair: Refik Durbaş Ev hapsinde küsülü hasret kuşu çocuklar Göz hapsinde aydınlık gurbet kuşu çocuklar Sonsuz sürgün babaları İş hapsinde günlerin keder kuşu çocuklar Düş hapsinde perişan ardıç kuşu çocuklar Mapusa bağlı yolları Uzun ömürlü mektularda adresi saklı çocuklar Kimi telli kavaklı gökyüzü kimi ipini salmış uçurtma 'Görülmüştür' yazıları |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Özeti
Şair: Refik Durbaş Kuşların dilini öğrettin bana çiçeklerin dilini özlemlerin, eylüllerin, gurbetlerin akarsuların ve zamanın ateşi sönmeyen zamansızlığın bir de Rüzgârın koynunda gündüzün erguvan burcundan gecelerin Bir bunun için mi sevmedim seni? Yalnız ve yalnızca sürgünlerde nice karasevdaların müebbetinde çığlıkla çılgınlığım arasında bir her zaman unutmak isterdim seni her zaman hatırlamak bir de Sonsuz beyazlığında iklimlerin çırılçıplak lekesiz kentlerin Bunun için de mi sevmedim seni? Soruları yanıtlanmış aldanışlar adına yanıtları belirsiz alışkanlıklar adına yazlar ve kışlar, elvedalar adına bir daha bir daha kavuşmalar adına anılarını taşıyan her şey adına Yolunu şaşırmış gitmelerin korkunç ve güzel gelmelerin Nasıl ve niçin mi sevmedim seni? |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Şair Nerede
Şair: Refik Durbaş Sonbaharın ara sokaklarında günlerim yazım nerde, kışım nerde Dağlara ırmaklara yükleyecektim derdimi atım nerde, bahtım nerde Yüzümün kırık aynasında uyurdu geceler adım nerde, çağım nerde - Şair, hangi kara karanlığında geleceğin çağrın nerde, çağrım nerde Eser şimdi ihtiyarlığın yeli zamanı hayatta Refik nerde, Durbaş nerde |
Cevap: Refik Durbaş Şiirleri
Yeni Yıl Günleri
Şair: Refik Durbaş Bir yeni yıla daha eylül geldi sevgime sevgin geldi bana, sen geldin. Güllerle süsledim günleri seni, sevincim ve sevdamla beni yanlızlığımla süslediğim günler geldi. Günlere eylül geldi bir yeni yıla daha ömrüme ömrün geldi sana, ben geldim. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:59. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.