![]() |
Turgay Fişekçi Şiirleri
90. Yaşgününde Nâzım Hikmet'e Şair: Turgay Fişekçi Hayatı senden öğrendim Bir gelinciğin taç yapraklarının nasıl sevileceğini Dünya'nın nasıl "müthiş" bir meyva olduğunu İnsan bundan henüz habersizken Senden öğrendim. Hayatı senden öğrendim Kıskanarak kazanamayacağımı kimseyi Sevince ölçüyü bir yana bırakmayı Senden. Dövüşmek zorunda kalmaktan hep ürktüm Büyüdüğüm bağlarda yoktu en küçük bir çelişki bile Nurtopu gibi bir oğlandım ilk aşkımda "Saman Sarısı"na sardım Sevgilimin kazağından çaldığım saç tellerini. Hayatı senden öğrendim. Şiirle nasıl değişebileceğini insanın Şiirin odun kesebileceğini Bilinmedik kumaşlar dokuyabileceğini Can eriğin suyu olabileceğini Senden. 75. yaşgününde de kalabalıklara okudum şiirlerini Hepsi çok seviyordu seni. Mektuplarını okusam Yüzüne bakmazdı hiçbiri Bütün sevgilerden sıcaktı satırların Her sözcüğünde çatlayan karpuz sesi Anadille dinmeyen bir kavuşma isteği. Sen ne Anadolu'da bir köy mezarındasın Ne de Moskova'da --Mezarda olma düşüncesi yakışmıyor sana- Sen Türkçe'desin. Türkçe'ye gömüldü Kalemin Parmakların Kolun Beynin. Halkına sunduğun kırmızı elman Yeryüzüne. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Ansızın Bir Umut
Şair: Turgay Fişekçi Odeon Alanı'na çıkan Rue Ecole de Medicine'de 1993 haziranının sonlarında Bir Perşembe günü Bana nasıl park bileti alınacağını anlatan insan, Ah, böylesine aydınlık Başkalarına da anlatsan, Bu dünya nasıl sevilir İnsanlar nasıl, Sömürü nasıl biter Çevre nedir? Bir bardak nar şurubu gibi yüzünde Boncuk boncuk yaşam sevinci, Sonra bir daha anlatsan... |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Asmaların Dansı
Şair: Turgay Fişekçi 1. Bir Akdeniz Haziran’ında Öğleye doğru. Yalnızca kavaklar altında öten cırcırların sesi ---Sıcaktan kaçın diyen sirenler--- Taş sofada Güneşin yaktığı otların ve toprağın soluk kesen buğusu Sırtları serin duvarlarda Köşede yirmi taş oynayanlar : Kız ergen gibi , oğlan daha kısa pantolonlu. Kızın taşları süpüren eli Oğlanın paçasından yavaşça süzülüyor içeri. Birazdan yüklük odasında Her günkü oyunlar. 2. Yağmurlu günlerde seviş benimle Kuşlar çinko damı gagalarken Tenimin kokusunu değiştiren yağmurlarda Sıcak öğlesonlarında seviş benimle Buhurlar tüterken tenimden Yanan toprağın buğusu soluğumken Bahar günleri dereboylarında seviş benimle Kestane saçlarında kelebekler asılıyken Yaz geceleri kurumuş dere yataklarında Sıcak kumlar yatağımız , söğütler çatımız , duvarımızken Ne olursa olsun sabahları seviş benimle Dinlenmişliğin gücü kaslarında İçinde ne varsa dökmenin hazzıyla saran Sonra ilk kez görür gibi algılaman için Her sabah öylece bırakayım seni dünyaya 3. Kol kıvrımımdan öp beni Tüylerimin arasında yollar açan dudaklarınla Mavi damarlarımdan Bileklerimden öp beni Nabzımın tıpırtısı tavşan dudağını titretsin Öpüşten bilezikler kollarımda Parmaklarımın ucundan öp beni Soyulmuş yumurta beyazlığındaki etimden Öpüşlerin yanıp geçen bir ışık değil Uzun yazların güneşi gibi kalsın tenimde 4. Asma bahçelerde gezerken omzuna değen elim kristal taneler gibi döküverir seni toprağa Basma entarinin çıplak altı ter ter istek Altımda canlı , bulunmaz bir yumuşaklık sırtımı göğe dayayıp beni ezen Memelerini emerken , bacaklarını kıstığında solumaların volkanik lavlar Sen bitersin başlar asmalar açıp kollarını dans etmeye Neyimi beğenir bilmem bırakmaz beni Yeşil , filiz dudakları Geniş yapraktan elleri dönerken çevremde sürünür boynuma göğsüme Sallar memelerini salkım sal -kım Hangisi tatlı , bir de bundan em bakalım! |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Bir Aşkı Açıklamak
Şair: Turgay Fişekçi Bir aşkı açıklayacak sözcükler kaldı mı Tüm sözcükleri yitirmedim mi tek tek insan yüzlerinde Gözyaşı damlalarıydı her biri Gözlerim kuruduğunda konuşmayı unuttum Uzun savaşlar sonrası tükenmiş bir dünyada Karşılaştığım insanlara ne söyleyebilirim Her sözcük söylemek istediğimden başka bir şeyken --- Aşkı tanıdın mı Aşkı tanıdın mı Onu oturduğumuz bir masada bulmadık mı Yüreklerimizi harmanlayıp yeniden paylaşırken Bir bahar günü daha çiçeğimi aradım dallar arasında Bir hayatın bir aşk için olduğunu düşünerek |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Bir Sabah Şarkısı
Şair: Turgay Fişekçi Açıyorum gözümü Karşımda sen Toprağın kokusu üzerinde Geldiğin yolları sormuyorum Mavi bir sabah Kuş cıvıltılarından bir taç alnında Oturuyorsun yatağımın kıyısında Yüzün yumuşak Bekler gibi bir öpüşü. Sessiz bir sabah Gözlerinin pınarından çekip alıyorum sözcükleri Yüreğinde bir sitem var söndüremediğim Yaksın istiyorum beni o ateş Tek sen üzülme. Ellerin sabah mahmurluğunda Bir insan yüreğinde olabilecek tüm duygularla Şafağın ilk ışıkları gibi beyaz Dokunuyor yanaklarıma O anda dünyada Sevgiden başka bir gerçek.. Bugün ağlamayacağım Yaşadığımı düşünerek. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Bir Soluklu Şiir
Şair: Turgay Fişekçi Baharın bu ilk gülüşünde Bugün, şu an nerdesin Aklıma düştün Mum ışığı yalnızlığımın içinde Yeşil kınalı ördeklerin yüzdüğü gözlerin Çocuk ezgileriyle uçuşan eteklerin Dokunmak istiyorum boynuna şu an Terini emen bir mendil gibi Dokunmak istiyorum alnına Toprağa bir gizimi döker gibi Sürmesini istiyorum şu hüzün anının Ne zamandır böylesine özlemedim seni Hayatımız adanmış, durmak pas ve kir Nöbette bir sigara içimi Şu hüzünlü dakikalar, şu özlem, şu şiir Yanıbaşımdan akıp gidecek biraz sonra Hayatın denizi yutacak bu hüznü Kanla dolu o deniz Bahar da olsa yaz da Tükenmeyen acıların denizi Anacığım dudaklarım titrer Sıralasam isimlerini Tüm güzelliklerimizi akıttık o denize Bu ülkede tek şey güzel O denizin rengi şimdi |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Dokumacı Kölenin Türküsü
Şair: Turgay Fişekçi Umut taşımak yasak bana Yasak bir tomurcuk gülün elinden tutmak Yaşamım mekik atmak tezgâhta Ve ağrıyan kaslarla uyanmak sabahları Güneş parlar durur yıllardır Karşılıksız bir sevgiyle her sabah başucumda Güneşe karşı vücudumu Çırılçıplak verip toprağa Gökleri saracakmışım gibi Arzuyla kollarımı açmak Yasak bana. Saçlarımı çözemedim güneşe Aya gösterdim geceleri Umutlarımı okşayacak bir el bulurum diye Spartaküs zincirlerini kıramadı ya Yine de sardı beni. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Ev Ödevleri
Şair: Turgay Fişekçi Herkesin görevleri olurmuş evde Kısacık ev hayatları olanların bile. Bulaşık Piraye'ninmiş, kurulama Nâzım'ın Behçet, elinde filesi, hep alışverişte Kurallar koymak bile bir anlaşmazlığı gösterir evde Ben inanmam kurallı hayata Ev, herşeyiyle herkesindir. Bıraksalar hayat boyu yapabilirim yemekleri Fena değildir elimin ayarı, doyurur herkesi Bir evi doldururum tek başıma da. Fatoş el sürdüğünde sanata dönüşür sıradan her şey Öyle doldurmuşuz ki hayatlarımızı Çekildiğinde birimiz, boşluk kalmaz geride |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Evden İşe
Şair: Turgay Fişekçi Bakın nasıl olmalı Biliyor musunuz dünya? İnsan yürürken sabahları Çevresi sessiz olmalı Yani sudan gelen hafif bir rüzgâr Traş losyonlarında bulamadığımız İnsan yürürken sabahları Çevresinde ağaçlar olmalı Fazla sık olmayan Ne serbestçe yürümeyi engellesin Ne gölgesi eksik olsun üstümüzden Biz güneşli bir ülkeyiz Toprak hep nemli olmalı Tadı ve kokusu unutulmasın İnsan yürürken sabahları Her an oturabileceği sıralar bulabilmeli Çay , kahve içebileceği Diz kadar bir sehpada Kendi hayatına egemen bir insan olarak Gününü planladığı Sabahları böyle bir yürüyüşle gelmeli işe. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Herşey Yıkılırken Şiiri Ayakta
Şair: Turgay Fişekçi Kıskanılacaksa büyük şair Hayatıyla kıskanılmalı. Şiir, hayata göre kolay bir eylem. Bir gün uğraşılarak güzel bir şiir yazılabilir: Mavi bir göğü pembeye boyayan Birkaç erguvan ağacını, Bir çınar gölgesindeki Serin bir su sesini, Bir yakınlığı düşleyerek. Hayatın zor biçimlenen gereçleri ise Hep zorlar şiiri. Bir insandan Bir kentten Bir kitaptan Şiire ulaşmaya çalışırken Böyle bir duyguyla kıskandım işte Weimar'ı Goethe'nin elinden çıkmış bir parkı olduğu için. O parktaki ağaçlar şairin diktiği gibi Yolları, alanları onun düzeniyle Ilm ırmağı şairin dönemindeki gibi pırıl pırıl. Uzun kışlarına Kuzey'in O sonsuz yeşil yağmurların içinde Beyaz bir fulya olan Roma evi Şairden bir armağan. Şairlerin kurdukları birer okulları olsa kentlerin Şairlerin düzenledikleri hayat alanları Dünyaya beklenilmeyen güzellikler sunan. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Hüseyin Erdem
Şair: Turgay Fişekçi Gözlerim açıldığında İlk gördüğüm insandın Bütün insanları senin gibi sandım Bingöl suları bir masaldı anlattığın Avucuna alıp, yüzünü gömünce Sıçrayan damlacıklarda nisan kuzucukları. Al kilimli atlar, çağıldayan sulardan geçerdi Suyun ötesinde hep bir bekleyen vardır Her masaldan her gerçeğe giden yolda Alnımı serinleten küçük odamdı elin. Çocuktum, âşıktım Güneş vuran bir üzüm tanesinin içindeki ışıktım Bir sözünle yüzme öğrendim : --Kendini suya veremeyen hiçbir şeye veremez. Dünyaya baharlık elbiseler biçer ellerin Bir gün nasıl olsa alıp giyecektir Yufkalar açar, muska börekleri yutturur Zehir zemberek insanı muma döndüren. Sırtını ovar dünyanın ellerin Yıkımlar içinde yığılmışken dizleri üzerine. Sesin, yeni bir günün ışığıdır, aranır odalarda, sofalarda balkonlardan sarkıp komşulara taşar Rum, Ermeni komşulara bir fincan pirinç bir bardak zeytinyağı gibi. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kara Kış
Şair: Turgay Fişekçi Asma bahçelerde hurma rakıları yok Ne bir çiçek taraçalarda Ne bir yudum su --Uydu fotoğraflarında ağlayan insanlar görülür mü? Yanık kokuları köreltmiş burunlarını Dilleri kurumuş mart kedilerinin. Şafakla gelen ölüm kuşları Bırakıyor toprağa tohumlarını. --Radarlar görür mü yanan badem ağaçlarını? Can Yücel alkolle yüreğini bombalar her gece Güler yoksa sütsüz kalır şiir yavruları. Binlerce kez yakılan kentler Her kuşakta örselenen kişilikler Yıkılmamayı öğrenirler bir gün. Bombalar altında da gelir bahar Kara yağmurun çiçekleri de kara açar. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kuvöz
Şair: Turgay Fişekçi Heyecanla kalkıyor başım yastıktan. Bugün de doğdum. Bahçede çan çiçeklerinin çınıltıları Camda kül kedi, gözleri Kütahya çinisi. Senin dünyandayım. Kuzu kestanesi kokuyor yüzün Her şey iki insan arasında olması gerektiği gibi. Küstümotuna kimse dokunmuyor Küpeçiçeği başucuma sarkıyor. Bir iç sıkıntısı Odamızı genişletir Trakya'ya doğru Klarnet sesleri çoğaltır hayatın anlamını Köyevleri siler gözyaşımı. Hiç çıkmak istemem bu kuvözden Yatağımız, birlikte yaptığımız salımız Oradan seyrediyoruz Tufan'ına doğru uzaklaşan dünyayı. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kuşkuluyum Yaşadığımdan
Şair: Turgay Fişekçi Günler boyu sana giydireceğim renkleri aradım fırçalarımla Beyaz bir denizdin Göklerinde süs kirazları uçuşan Bir erguvanın dudak izleri kulaklarında Kuşkuluyum yaşadığımdan Göztaşları gözlerinden fışkırırdı asmalara Parlak balta vücudun bölünce suları Saplandığın mavi ben olayım istedim Yalımlı sırtından doğan ışık gözümü aldı Damlacıklar yedi renkli dereler olurdu saçlarında Mavi sular , akvaryumumuz , kara zehir denizi Gel yüzelim sevdiğim bir çift yunus gibi Saçımdan öpme! Zivt bulaşır dudağına Denize girip saçını kesti keseli Artık dudaklarımız büyük bir makinanın iki dişlisi Sırası gelince birbirine geçen Kuşkuluyum öptüğümden Bugün sosyal bir insanım sevgilim , nörofren aldım Yine de dünya topuğu düşmüş bir pabuç gibi aksıyor ayağımda Beyaz bir lekeyim seni seyretmek için yerleşmiş tuvaline Orman geniş olsa da korku saçılır av yollarından Yaşasam da bugün kuşkuluyum yaşadığımdan |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Yüzyılın Sonu
Şair: Turgay Fişekçi Bu bürümcük elbise onu dokuyanın güzelliğini kattı asma bir gül gibi balkon demirine yaslanan bedenine. Sana uzanınca çatıdan düşen mor bir çavlana bulandım begonvil yumağında uyuyup kaldım. Sayılar geçti sıra sıra Ülkeler yarıştılar kömürde, çelikte --Herkesin ne çok silahı! Hiç kimse yarışmadı Kimin daha çok gülü diye. Kim daha çok sever akasyaları Kim bekler portakalların çiçeklenmesini Yalnızca altında bir soluk için. Elim seni içeri çekmeye çalışıyordu --Tekstilde Avrupa'yı giydiriyoruz Onlarca elbise dikerim her gün Ne bir elbisem var, bir erkeği çekecek Ne asma güllü bir balkonum. Kameralar hızla dolaştı kentlerin sokaklarında Yapılardan başka bir şey göremedi Her şey alınıp satılıyordu Gül bahçeleri bulunamadı. Döneklikten döndü Kautsky "Demokrasiden neden korkalım" dedik Yüzyılın sonunda, yine başa döndük Yıllar sonra ilk sevgiliye döner gibi Duygularımız pek değişmedi ama Sevgilimiz Dünya, çok hırpalandı bu arada. Gözlerimi açtım Salonun ortasında koca bir çınardın Hayatım dallarının altında gölgeleniyordu Bir kedi yavrusunu sevmek için eğildin. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kuşsuzluk
Şair: Turgay Fişekçi Sait Faik'in anısına Kuşlara yer kalmadı artık Geçen yaz bıraktığı köyü bulamıyor leylekler Asit yağmurları örttü üzerlerini Kırlangıçlara ne çatı altları kaldı yuva yapacak Ne ıslatıp biçimlendirecekleri toprak Şıra içemezler artık Asma kütükleri kahverengi birer haç Petrol denizlerinde renkleri değişti martıların Yalıçapkınları bilirler mi Avları metal ölüsü bir balık. Kuşlar için evler yapardık oysa Penceremizde, saçağımızda, bahçemizde Sesleri alıştığımız bir şeydi Ne oldu da uzaklaştık kuşlardan Kuşsuz dünya, biraz da insansızlık değil mi? |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Mektup
Şair: Turgay Fişekçi Nefret ediyorum kendimden Erken yattığım akşamlar Günün kurşun yorgunluğuna yenilip Bir patates çuvalı gibi devrilince yatağa Yaşadığımız hayat başkalarının da Bizim için ölenlerin Bizim için yaşayanların Gün gün , dakika dakika Tüm hayatlara borçlu yaşıyoruz Belki bundan ter içinde fırlamak yataktan geceyarıları Sarılmak bir kitaba Sarılır gibi susuz gecelerde yare Başımdan aşağı döktüğüm soğuk suların Vücudumda cazlaması bundan Belki O beni uyutmayan Çelik ışıklı insan gözleriyle Bir hayata nelerin sığabileceğini anlatan Akan terler Kimsenin geçmediği Bembeyaz yollar açıyor yüreklerde Tüm bilim , yaşam ve sanat Geçmeli bu yollardan Yürürken sevdiğime. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Nişanlı Kızın Ağıdı
Şair: Turgay Fişekçi Göğsün papatya tarlası Ah, sarardın beni Sevgilim, sevgilim Kolların nerde şimdi Kirpiklerinin ucuna Asmıştım yüreğimi Mavisinde yittiğim Gözlerin nerde şimdi Bilgeceydi dostluğun Sevgiydi sunduğun Yıldız gözlüm, gündüzüm Işığın nerde şimdi |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Olgunluk
Şair: Turgay Fişekçi Güneşin altında Kara toprağın üzerinde Olgun bir domates gibiyim. Güneş kokuyor bedenim Çıplak ayaklarım toprakta Hep burdaymışlar gibi yerleşik. Güneş ve toprakla beslenir yıllardır En güzel meyvesine hazırlanan dilim |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
On Yıl Önce
Şair: Turgay Fişekçi Mevsimlerin dışımızda değiştiği zamanlardı Hep korunarak geçen günler Kalkık yakalar , düşük omuzlar Her an belki bir… Erguvanların görülmediği bir Nisan’dı Süs kirazlarının bilinmediği “Bugun kim?” diye açılan sabahlar Erguvansız , gri bir Nisan’dı Ölmemek Bir insanın sevdiklerine verebileceği tek armağan. Server Hoca’nın resmiyle açıldı gün On yıl öncesinin bir Nisan sabahı Ak çarşaflar içindeydi Papatya tarlasında uyur gibi. Ne sevinç , vurulup ölmemek! Yitse de bedenin bir parçası. Hocam değildi , derslerine girerdim Shakespeare tragedyasında bir oyuncu En çok sesi ve elleriyle oynayan. Ona en yakışan söz : “…Ve yükseliyordu proleterya!” O an kürsünün altından çıkıp Parmak uçlarında yükselen Koca yumruğu başının yanında bir ikinci yüz Yeniden doğar gibi söylenen o söz… XVIII. yüzyılın sonları Aydınlanma. Aydınlandık. Bahçesinde erguvanlar açmıştı okulun Bir kızla öpüşmek kadar güzeldi dalında oturmak Kiraz çiçekleri , rüzgârda dağılıveren ilkgençlik Sesi kulağımda Server Hoca’nın “Ve yükseliyordu proleterya!” Bir gün ziyaretine gitmiştim Yaşayan , yani çalışan ve üretendi Maddenin en canlısı yürekti Bu dizemi söyledi bana ve başkalarına. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Sana Yaraşan
Şair: Turgay Fişekçi Sana yaraşan şiiri nerden bulmalı Gülersin Mum çiçeklerinin pembe kokusu yayılır dünyaya Günebakanlardan bilinir yerin Ezan çiçekleri akşamı beklemez , açar Güçsüzleşir kalemim Sana yaraşan şiiri nerden bulmalı Ağlarsın Gözyaşların uğur taşı olur çocukların göğsüne Kötülük utanır kendinden Anneyle baba barışırlar Ben , sulugözlü ben Bilemem ne yapacağımı Yürüsen şiirler kaçışır Sanki incecik bileğinden dökülürler Beyaz , ipek çorabın sardığı İçimde aşkım akan mavi damarların geçtiği İncecik bileğinden Başka türlü mutlu olamam Sana yaraşan şiiri nerden bulmalı |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Son Dünya Savaşı
Şair: Turgay Fişekçi Sığınaklara indirelim kuşları Ne ciğerlerinin dayanabileceği gökyüzü Ne içebilecekleri bir yudum su kaldı Sığınaklara indirelim balıkları Kurşuni gövdeleri kurşunlaşmadan Sığınaklara indirelim ağaçları Cevizleri, çınarları, servileri üzerindeki sincaplara dokunmadan Arı bakışını çocukluğun indirmeliyiz sığınağa kirli bir kâğıt para gibi buruşmadan elinde hayatın Ucu işlemeli mendili, kavun kokusunu Yumuşaklığını bir dere yatağının Penceredeki hanımelini Zor günlerde alnımıza konan o eli Sığınağa indirelim Dünyayı |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Sorma Bana
Şair: Turgay Fişekçi Sorma bana kimim Nerden geldim buraya Gözlerimdeki kırmızı bulutlar Hangi günlerden sorma. Elbet olmuştur geçmişte Açıklanamaz şeyler Bağlardan çaldığım üzümleri Yemişimdir yaslanıp mavi göğün göğsüne Sorma bana kimim Yaşım kaç , işim ne? Bana “seviyor musun?” de. Başka bir şey sorma. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Su İsıt Sevgilim
Şair: Turgay Fişekçi Su ısıt sevgilim yıkanayım Üzerimde dünyanın tüm kirleri Onlardan arınmadan sana sarılma’yım Su ısıt sevgilim yıkanayım Şimdi dışardan geldim Yalanlar söyledim , iftira ettim Onurum yitti , para kazandım derken Su dökmeden ekmeğe el sürme’yim Alın terim bugün de soğuk , kuşkulu aktı Gömleğim ıslandı ama tenim soğuktu Tedirgin bu hayatın sınırlarından Bekledim soluklanmaya akşamı Sevgilim , kırlarda bir gece senin kokun Beyaz yüzün , sarı gözlerin İnsan yürekleri yetiştirdiğin toprak Ben sana su , ekmek getiren Sen böyle olmasan , böyle beyaz Gözlerin böyle sarı bakmasalar Hep ilk kez sarılıverecekmiş gibi Ben başkası olurdum o zaman Su ısıt sevgilim yıkanayım Üzerimde dünyanın tüm kirleri Bir sen varsın kalbimi koruyan. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Uygarlık
Şair: Turgay Fişekçi Temelinde toplugömütler İnsan derisinden abajurların aydınlattığı odalar olan Aç çocuk gözlerinin Çan sesleri gibi rüzgârlarda dağılıp unutulduğu Bir uygarlık bizimki Bu yüzden Kuşku duymadan sevemez kimse kimseyi Sevinç sınırsız Mutluluk karşılıksız Refah, karın ve göz tokluğundan öte bir şey olamaz. Işıklı vitrinler hiç değil Ne de dakik işleyen hızlı trenler Tertemiz caddelerin altı genç kemiklerle örülü Uygarlık bize daha çok uzak İlk insandan bu yana Acı çektirdiğimiz kadar insanı Mutlu kılmadıkça |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Yitik Bahar
Şair: Turgay Fişekçi Hayat , kar altında kalan bahar Çiçekleri üzerinde ölüyor en bereketli ağaçlar Üretkenlik dört duvar arasında Kar yağıyor bahar dallarına Üç bin yıllık hayatın bilgesi Sevene acı veren , bedeni bal ülke Işıklarının ardından solup gidiyor insanlar Kar yağıyor güneşli kirpiklerine Yalnız sevda ve kocalma hüznünü yakıştıran ozan Karşında bir sigara içip ölebilirdik İlk sen mi soldun böyle uzak toprağından Karadeniz’de yatanlar , adları yitik Boyna dolanan kent , Magosa Kalesi Hepsi sayılsa tüm bir tarih mi Hayat , kar altında kalan bahar çiçekleri Yazın tek tük meyva dallarda Kim doyacak , kim doyuracak |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
İlk Günün Ardından
Şair: Turgay Fişekçi Mutluyum Oturduğun semti Ev arkadaşını öğrenmekten Yaşını İşlerini Okulunu Zamanı nasıl geçirdiğini Hepsi düşündüğüm gibi çıktı Uzaktan güzel bir çiçektin Yanına geldim Çiçekten bir insan gördüm Yüzündeki beyazlık Bahar sabahlarının ıslakçiği Doğduğun kentin dağlarındaydı o saflık Çamların dibinde açmış fulyaların yüzünde Bir de sende gördüm Gözlerinin derin göller gibi durduğu Temiz Beyaz O insan yüzünde Mutluyum Bir saat karşında durup Yüzüne bakabildiğime Hayatta tek isteğim buydu Mutluyum seni sevdiğime. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
İnsanlık
Şair: Turgay Fişekçi Çok kadınlı olmak gibi çok kentli olmak da Varsıl bir duygunun yükselip Rüzgârda bir bayrak heyecanı Toprak veriminin insan mutluluğuna dönüşmesi --Fısıltılar Köprüsü Özlenen bir içkinin adıdır. Çok insanı sevmek gibi çok kenti sevmek de Sokağa çıkarken 20 Nisan 1949'muş gibi Pleyel Salonu'na Barış Kongresi'ne gider gibi Bir insanda bir kenti sevmek --"İnsanlık" Özlenen bir sokağın adıdır. Bir ulusu sevmek gibi bütün ulusları sevmek de Hepsiyle konuşulur, gülünür, oynanır En sevdiğim arkadaşım, Hüseyin İstanbul'da komşularından öğrenmiş Çok güzel Rumca konuşan bir Kürttür --Dünya Özlenen bir yemeğin adıdır. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:47. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.