ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Biyografiler (https://www.forumdenizi.com/biyografiler/)
-   -   Ekber Şah ( 1542-1605 ) (https://www.forumdenizi.com/biyografiler/8344-ekber-sah-1542-1605-a.html)

Üç Tuğ 24 July 2018 17:47

Ekber Şah ( 1542-1605 )
 
Daha 14 yaşında iken, savaş yönetmiş ve zafer kazanmış bir komutan... Hindistan'ı buyruğu altında tek bir ülke haline getiren imparator... İmparatorluğunu tek bir inanç altında toplayabilmek için yeni bir dine öncülük eden sultan!.. Tarihin seyrek rastladığı bir ıslahatçı... Maliyede, idarede, toprak düzeninde yeni esaslar getiren devrimci... Ekber Şah, 63 yıllık hayatının 49 yılını hükümdar olarak yaşamıştır...

Babür Şah'ın torunu, Hümayun Şah'ın oğludur. Babası Hümayun Şah, bir kaza sonucu düşüp yaralanınca, Afgan'daki ayaklanmalara karşı-daha 13 yaşında iken-savaşan oğlu Ekber'e, ölmek üzere olduğunu bildirmiş ve yerine geçmesini bir buyruğu ile oğluna emretmişti. Ancak Ekber Şah'ın savaştığı Afganistan, Delhi'ye uzak olduğu için, gelmesi gecikti. Bu sırada Hümayun Şah öldü. Sarayda büyük bir telâş ve tereddüt vardı. O sıralarda Delhi'de bulunan Osmanlı Kaptanıderyası Şeydi Ali Reis, ölümün halktan saklanmasını ve Ekber Şah dönene kadar işlerin yürütülmesini tavsiye etti. Nitekim öyle yaptılar...

Ekber Şah, Delhi'ye eriştiği 14 Şubat 1556 tarihinde Hümayun Şah'ın öldüğü, Ekber Şah'ın yerine geçtiği halka duyuruldu. Hümayun Şah'ın cenazesi merasimle gömüldü ve Ekber Şah -babasının da veziri olan- Bayram Han'ı yeniden vezir seçti.

ORDUDA SAĞLAM BİR DİSİPLİN KURDU

Ekber Şah'ın babasından devraldığı ülke, karışıklıklar içindeydi. Yer yer, ayaklanmalar oluyor, komşu devletler sık sık savaşlarla ülkeden toprak kazanıyorlardı. Ekber Şah, önce orduyu eline aldı. Sağlam bir disiplin kurdu. Komutanlar arasındaki çekememezlikleri halletti. Ancak bu sırada bir iç gaile ortaya çıktı. Ekber Şah'ın süt kardeşleri taht üstünde hak iddia ediyorlardı. Ekber Şah, bütün güçlüklerin üstesinden geldi.

Ekber Şah, pek erken çağda inkişaf etmiş bir kafa sahibi idi. Komutanlıkta üstüne olmayan Bayram Han bile, birçok konularda Ekber Şah'tan akıl alıyor tedbir soruyordu. 7 yıl, sürekli olarak savaştan savaşa koştu, imparatorluğunda gözü olan komşu hükümdarları bir, bir yenerek itaati altına aldı. İlk iş olarak, Pencap, Delhi ve Agra çevresindeki ülkeleri zaptetti, 1567'de Raçput'ları yendi. 1570'tle Audh ve Gvaliyor'u ülkesine kattı. 1572'de Gücerat üstüne yürüyerek Ahmetabad sultanlarını yendi. Aynı yıl, Aşağı Ganj vadisini imparatorluk hudutları içine aldı. Ekber Şah, artık hiçbir Hind devletinin olmadığı kadar büyük bir Hindistan kurmuş ve ülkede buyruğunu yürütmüştür.

İDARİ VE MALÎ TEŞKİLATI YENİDEN KURDU

Ekber, bir taraftan imparatorluğunu genişletir, yeni savaşlarla yeni ülkeler kazanırken, bir taraftan da idarî ve malî teşkilâtı yeniden kurdu. Bu iç düzenlemelere 1573'de başladı. 31 yaşındaydı. Dedesi Babür Şah, imparatorluğunun toprak yapısına dokunmamış, malî düzenlemelere başlamak üzere iken ölmüştü. Babası Hümayun Şah, tereddütler içinde yaşayan bir insandı. Daima, karar almakta güçlük çekerdi. Bu yüzden Babür Şah günlerindeki imparatorluk, yıl yıl erimiş, birçok topraklar komşu devletlere kaptırılmış, hele devletin iç düzeni iyice bozulmuştu.

Ekber, önce toprak düzenini ele aldı. O zamana kadar, şahsî tasarruf altında bulunan Zeametlerin hepsini-bir emirname ile- devlet tasarrufuna geçirdi. Böylece, zeamet sahipleri, toprağın mülkiyetine değil, sadece yararlanma hakkına sahip olacaklardı. Her zeametin savaşlarda ne kadar atlı asker çıkaracağını belirleyen bir kütük hazırlattı."Damgalama Nizamı" adıyla bilinen bir emirname ile, ülkedeki bütün atları damgalattı ve bunları devlet atları olarak zeamet sahiplerine dağıttı. Böylece, zeamet sahiplerinin, ellerindeki topraklardan elde ettikleri geliri istedikleri gibi çarçur etmelerinin önüne geçmeyi düşünüyordu.

İLK MODERN DEVLETİN TEMELLERİNİ ATTI

Askeri alanda yaptığı bu düzenlemeleri, sivil alana da aktardı. Sivil memuriyetleri de, askerler gibi, rütbelere bağladı ve her rütbe için hazineden bir maaş ödenmesini buyurdu. Böylece, asker ve sivil bütün hizmetler, devlet hazinesinden bağlanan aylıklarla yürütülüyor ve ülkenin bütün geliri, devlet hazinesine giriyordu. Ekber Şah, böylece, yalnız kendi ülkesinde değil, dünyada da ilk modern devletin temellerini atmış oluyordu.

Bu yeni düzen, eski düzenden yararlanıp ceplerini dolduranları elbette memnun etmedi. Yer yer ayaklanmalar oldu. Ayaklanmalar şiddetle bastırıldı. Fakat, Ekber olayların üzerine daha fazla gitmemeyi, devletin çıkarına uygun gördü. Bazı zeametlerin eski duruma dönmesine göz yumdu. Fakat "damgalama düzenini" sonuna kadar titizlikle korudu.

Ekber Şah, ülkesinde çeşitli dinler ve mezheplerin birbirleri ile kavga halinde yaşadığını görüyordu. Ülkeyi birlik halinde tutabilmek için, tek bir inancın etrafına insanları birleştirmeyi düşündü. Birçok dinleri inceledi. Sarayda "İbadethane" adını verdiği bir salon yaptırdı ve burada çeşitli dinlerin en ileri gelenlerini toplayarak aylar, hatta yıllarca karşılıklı münazaralar düzenledi.

Ekber'in hükümdar olduğu 16. yüzyılda fikrin, ibadet kabul edildiği başka bir ülke gösterilemez. Bu münazaralardan yararlanarak yeni bir din ortaya attı ise de başaramadı ve 1605'de öldükten sonra, kurmaya çalıştığı din disiplini de ortadan kalktı. Tarihin ilk "modern devlet " düzenini kuran seyrek rastlanır, ileri görüşlü devlet adamlarından biridir.

Zeze 28 August 2020 11:01

Cevap: Ekber Şah ( 1542-1605 )
 
Ekber Şah

Bâbürlü Türk İmparatorluğunun üçüncü hükümdârı. Bâbür Şahın torunu ve Hümâyûn ile Hâmide Banu’nun oğludur. Hümâyûn’un, Sir Han ile mücâdelesi esnâsında uğradığı ağır bir mağlûbiyet üzerine, âilesi ile birlikte iltica ettiği Ömerkot’ta 1542’de dünyâya geldi.

Daha küçük yaşından îtibâren babasının yanında önemli hizmetler gören Ekber’in ilk başarısı 1555’te Serhend’e saldıran İskender Şahı mağlup etmesidir. Komutanlar arasında zafer şerefini paylaşamamaktan doğan ihtilâf, Hümâyûn tarafından oğlu Ekber’e gönderilen ve kumandan olarak tebriklerini bildiren nâme ile bertaraf edilmiştir. Ekber, bundan sonra 1555 Temmuzunda idârî işlerine atabeyi Bayram Han tarafından bakılmak üzere, Pencap vâliliğine tâyin edildi. Babası Hümâyûn’un bir kazâ netîcesinde ölmesi üzerine, tahta dâvet edildi. O gelinceye kadar, bu sırada orada bulunan Seydi Ali Reis’in tavsiyesi üzerine, Osmanlı töresine uygun olarak, Hümâyûn’un ölümü gizlendi ve Şubat 1556’da Ekber, Hind-Türk İmparatoru îlân edildi.

Ekber, 14 yaşında devletin başına geçtiği zaman, babasından kendisine miras kalan ülke, Bayram Hanın küçük ordusunun hâkim olduğu Pencap’ın bir kısmı ile Ganj ötesindeki Katehr eyâletinden ibâretti. Delhi ile Agra, babasının ölümü ile düşmanların eline geçmişti.

Saltanatının ilk yedi senesinde harplerle meşgul olan Ekber, ilk iş olarak Delhi ile Agra etrâfındaki memleketlerde hâkimiyetini tesis etti. 1567’de Racputların kalesi Çitor’u zapt ve Ecmir’i fethetti. 1572’de Gücerât’a yürüyerek müstakil Ahmedâbâd sultânlarının sonuncusunu mağlup edip bu ülkeyi, hükümdâr nâibi tarafından idâre edilen mümtâz bir eyâlet (subah) hâline getirdi. Ganj Vâdisi de imparatorluk hudutları içine alındı. Ayrıca 1578’de Orisa, 1581’de Kâbil, 1587’de Keşmir, 1592’de Sind ve 1594’de Kandehar alındı. Bundan sonra ordularını Dekken’in Müslüman hükümdârları üzerine tevcih ederek Berar’ı ellerinden aldı.

Ekber’in askerî ve siyâsî faaliyetleri yanında özelliklerinden biri de teşkilâtçı oluşudur. Geniş ölçüde ıslâhâta 1573’te başladı. O yıl ‘damgalama nizâmı’ konarak, bütün zeâmetler hükümdâra bağlı devlet mülkü hâline getirildiği gibi, devlet memurlarının mertebe ve dereceleri de tespit edildi. Zeâmet usûlünde de yeni tedbirler alındı. Erinden en kuvvetli komutanına kadar herkese devlet hazînesinden maaş bağlandı. Arâzi gelirlerini kontrol için ‘kurubî’ denilen tahsildârlar teşkilâtı kuruldu.

Ekber’in en zararlı icrââtlarından birisi, ‘Dîn-i İlâhî’ adıyla yeni, bozuk bir din kurmasıdır. Şeyh Mübârek’in riyâkârâne telkin ve teşvikleri altında derecesinin hükümdârlıktan yüksek olduğuna inanan Ekber, 1582 senesi yağmur mevsiminde bütün vâlilerin sarayda bulunmalarını fırsat bilerek dînini resmen îlân etti. İşte bu târihten îtibâren ölümüne kadar imparatorluk bünyesinde ve özellikle sarayda Ehl-i sünnet âlimlerine îtibâr azaldı ve Ekber’in dînine temâyülü olanlar baştâcı yapıldı. Mecûsî, Brehmen ve Hıristiyanlara hürriyetler tanırken, Müslümanlara çeşitli eziyet ve işkenceler yapılmaya başlandı. Büyük İslâm âlimi İmâm-ı Rabbânî hapse atıldı ve işkencelere mâruz kaldı. Ehl-i sünnet âlimlerinin lâyık oldukları değere kavuşmaları, Ekber’den sonra tahta çıkan oğlu Cihângîr zamânında olacaktır. Ekber’in bu dîni ülke çapında pek taraftar bulamadı. Yakın adamlarından târihçi Ebü’l-Fazl’ın öldürülmesi ile bu din zayıflamaya başladı, Ekber’in ölümünden sonra ise tamâmen terk edildi.

Ekim 1603’te şiddetli bir dizanteri hastalığına yakalanan Ekber, 25-26 Ekim 1603 gecesi öldü. Cenâzesi İslâmî usûllere göre kaldırıldı. Cesedi, saraydan 10 km uzaklıktaki o zamanlar Behiştâbâd denilen ve daha sonra İskender adı verilen bahçeye gömüldü. Halefleri tarafından üzerine büyük bir türbe yaptırıldı.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:09.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.