![]() |
Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin
Bir gün Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin, kuvvetleri hakkında münâkaşa etmişler ve Rasûlüllah Efendimiz’in huzuruna gelerek:
“Biz ikimiz de birbirimizden daha kuvvetli olduğumuzu iddiâ ediyoruz. Sizin huzurunuzda güreşelim de karar verin, hakîkat meydana çıksın…” demişler. Onun üzerine Efendimiz: “Nasıl olur? Güreşmek size yakışır mı? Daha iyisi, ikiniz de yazı yazıp bana getirin. Hanginizinki daha iyi ise bahsi o kazansın…” buyurmuştur. Çocuklar yazdıkları yazıyı Efendimiz’e getirmişler. Fakat Efendimiz: “Benim güzel yazıyı seçmek hususunda o kadar isâbetim yoktur. Siz bu yazıyı alın da babanıza götürün,” buyurarak, birini diğerine tercih etmeksizin çocukları Hazret-i Ali’ye göndermişler. Hazret-i Ali de: “Ben yazıdan anlamam, annenize götürün,” demiş. Hazret-i Fâtıma’ya götürdükleri zaman: “Çocuklarım, bir dizi incim var. Bunu koparıp yere atayım. Hanginiz daha fazla toplarsanız o gâlip gelmiş olsun,” demiş ve inciyi kopararak yere dökmüş. Bu esnâda yüce Allah, Cebrâil Aleyhisselâm’a emrederek: “Git, incileri müsâvî şekilde iki kısma ayır,” buyurmuş ve neticede Hazret-i Haşan ile Hazret-i Hüseyin’in ellerinde eşit miktarda inci kalmış. İşte bu kadar cilve ve muhabbete mazhar olmuş o sultanların bir de âkibet-lerini düşünün ve unutmayın ki, hiçbir şey hikmetten hâlî değildir. Hazret-i Hüseyin isteseydi, bir emri ile Yezid ordusunu perîşan edebilirdi. Fakat o sultanlar takdîr-i İlâhiye karşı koymazlar. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:52. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.