Peygamber Efendimizin bize öğrettiği dualar, Cenâb-ı Hakk’ın ona öğrettiği dualardır. Bu sebeple görülmez âlemlerin burcu burcu râyihasını getiren o duaların sonsuz bir derinliği, ruhları dirilten bir serinliği ve hesaba gelmez bir zenginliği vardır.
Aksi halde Efendimizin bize haber verdiği “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi zikri yer ile göklerin arasını sevap ile doldurur” (2) hadîs-i şerifindeki sırrı başka nasıl izah edebiliriz? Bu sebeple Fahr-i cihân Efendimizin tavsiye buyurduğu zikirleri aynen öğrenmeye ve onun okuduğu şekilde söylemeye çalışmalıyız.
Ashâb-ı kirâm Efendilerimiz de tesbihe yani sübhânallah diye Cenâb-ı Hakk’ı zikretmeye büyük önem verirdi. İbn Receb el-Hanbelî’nin (ö. 795/1393) kaydettiğine göre, Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ın bin düğümlü bir ipi vardı. “Sübhânallah sübhânallah” diye onu bir defa devretmeden uyumazdı (3).
İnsan sübhânallah zikrini nasıl ihmal edebilir? Zira bizzat Yüce Rabbimiz’in haber verdiğine göre “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder” (Haşr 59/1; Cuma 62/1; Teğâbün 64/1).
Sadece melekler değil; kuşlar, böcekler; ağaçlar, çiçekler; bizim cansız deyip geçtiğimiz nice varlıklar Cenâb-ı Mevlâ’yı durmadan zikir ve tesbih eder. Efendimiz aleyhisselâm’ın elindeki yemeğin, avucundaki çakıl taşlarının Allah’ı tesbih ettiğini ashâb-ı kirâm kulaklarıyla duymuşlardır (4).
Hal böyle olduğuna göre, sevgili kardeşlerim, bize sunulan bu büyük fırsatı kaçırmayalım. Mevlâmızı tesbih ederek O’nun rızâsını kazanmaya çalışalım.
Dipnotlar:
2) Müslim, Tahâret 1; Tirmizî, Daavât 86
3) Câmi‘u’l-ulûm ve’l-hikem [nşr. Arnavût], Beyrut 1417, I, 446
4) Buhârî, Menâkıb 25; İbn Ebû Âsım, es-Sünne (Elbânî), II, 528, nr. 1146
Gülistan Dergisi
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.








Normal