![]() |
Alacak Teminatı Ve Rehinleri Hukuku
1-GENEL OLARAK
Ticari hayatın gerektirdiği kredi hacminin karşılanması, alacaklının alacağının yeterli teminatla donatılabilmesine bağlıdır. Ticari işlerle meşgul olanlar, ellerindeki çeşitli değerleri karşılık göstermek, teminat vermek suretiyle ihtiyaç duydukları meblağları ödünç almak isterler. Bu değerler, taşınmaz mal(gayrimenkul) türünden ise, rehni tapu siciline kayıt ile tesis olunur. Böylece borçlu, taşınmaz malı belirli şartlar altında kullanmaya devam edebilir, o mal ekonomik bakımından kendisine yararlı olarak kalabilir. Taşınır mallarda ise, malın teminat olarak kullanılması, rehnedilmesi için genel kural olarak teslim edilmesi gerekir: teslimi meşrut şekilde rehin. Alacaklının ve 3. Kişilerin menfaatlerini korumak gayesiyle konmuş olan bu hüküm, borçlunun taşınır mallarını teminat olarak göstermekle beraber, onlardan yararlanmaya devam etmesine, hatta borcunu ödemek için gerekli üretimi yapmasına engel olur. Ekonomik alanda duyulan çeşitli ihtiyaçlar, teslim şartına bazı istisnaların getirilmesine yol açmıştır. Böylece sistemimizde, hayvan rehni, maden cevheri rehni, gemi ipoteği, bazı zirai krediler karşılığı teminat esnaf ve sanatkarlara sağlanan kredide teminat özelliği (Halk Bankası K. 1970’de yapılan değişiklik) belli başlı istisnalar olarak sayılabilir. Ayrıca, taşınmaz malın “teferruatı” olan taşınır mallar da, gayrimenkul rehninin kapsamına girerek bir bakıma istisna teşkil etmektedir. Sistemimizde buluna bu istisnalar, belli başlı sistemlerde de aşağı yukarı mevcutturlar. Buna rağmen, gerek o sistemlerde, gerek Türkiye’de daha genel olarak teslimsiz rehin müessesesine ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaç, çeşitli unsurlardan teşekkül eden ve ekonomik değeri haiz bir bütün olan işletmenin mameleki veçhesi (ticaret fonu) nun bir bütün olarak rehnedilmesi, fakat gene de işletme sahibinin hakimiyetinde kalarak fonksiyonunu devam etmesi şeklinde belirlenmiştir. Fransız sisteminde , daha yukarıda da belirttiğim gibi önce 1896, sonra 1909 tarihli kanunla ticari işletmenin rehni özel olarak düzenlenmiştir. Alman sisteminde ise, taşınır malların teslim edilmeksizin rehni kabul edilmediğinden, inançlı devir işlemi ile ihtiyaç karşılamıştır. Memleketimizde bu konuda çalışmalar Ankara Üniversitesi Özel Hukuk Enstitüsü çevresinde yürütülmüş ve 1965 yılında Doçent Dr. Seza Reisoğlu, Menkul İpoteği “Teslimsiz Menkul Rehni” isimli bir inceleme yayınlayarak son kısmına gerekçeli bir “Ticari İşletme İpoteği Kanunu Projesi” eklemiştir. Sonradan, kendisi ile beraber Enstitü Müdürü Prof. Dr. Haluk Tandoğan, Turgut Kalpsüz ve Burhan Gürdoğan tarafından gözden geçirilen ve ismindeki “ipotek” terimi “rehin” olarak değiştirilen taslak bir milletvekili tarafından “Ticari İşletme Rehni Kanunu” olarak teklif edilmiş ve Yasama Meclislerince müzakere edilirken Esnaf İşletmeleri de terim bakımından çok kötü bir sistemle ithal edilip, bazı değişiklikler yapılarak kabul edilmiştir. Böylece, sistemimizde 1447 sayılı ve 21.07.1971 tarihli Ticari İşletme Rehni Kanunu ile konu düzenlenmiş bulunmaktadır. Kanun 24 madde ve bir ek maddeden ibarettir. Yayımı tarihinden (28.07.1971) itibaren 6 ay sonra (28.01.1972) yürürlüğe girmiştir. Kanunu 21. Maddesi yürürlüğe girme tarihinden itibaren 6 içinde tescili ve sicil memurluğunca yapılacak diğer işlemleri düzenleyen bir tüzüğün yürürlüğe konmasını gerektirdiğinden, “Ticari İşletme Rehni Sicili Hakkında Tüzük” kabul edilmiştir. Ayrıca, bu tüzüğün 19. Maddesinde öngörülmüş olduğu üzere bir de Yönetmelik çıkartılmıştır. Tüzüğün 19. Maddesi uyarınca, ayrıca ilgili defterlerin de ticaret sicili memurluklarına gönderilmesi gerekmektedir. 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu, 1990 tarihli Fransız kanunu model alınarak hazırlanmıştır. Ancak, çeşitli konularda değişik veya daha belirli çözümler getirmesi bakımından Fransız kanunundan ayrılmaktadır. 1447 sayılı Kanun, belli başlılarına aşağıda temas edeceğim aksaklıklar arz etmektedir. Tüzüğün daha ciddi bir çalışma mahsulü olması temenni edilirdi. Ancak bu kanunla bir ihtiyaca cevap veren yerinde bir tedbir getirilmiştir. Uygulamada çıkacak aksaklıklarla, şimdiden belli olanlar Kanunda yapılacak değişikliklerle halledilebilir. Seza Reisoğlu’nun eseri ticari işletme rehni dışında, Alman ve Fransız sistemlerindeki çeşitli teslimsiz menkul rehni türlerini iyi bir şekilde özetlemekte ve bu konuda çeşitli bibliyografya vermektedir. Taslak hakkında ayrıca Kocayusufpaşaoğlu ve Gürdoğan’ın 3. Türk-İsviçre Hukuk Haftası kitabında Fransızca tebliğleri mevcuttur. 2-TİCARİ İŞLETMENİN REHNİNDE TARAFLAR a) Rehin veren (rahin) ticari işletmenin maliki bulunan gerçek veya tüzel kişidir. Kanun “ticari işletme” terimini, sistemimizde bilimsel kavramlara ters düşecek şekilde, ticari işletme ve esnaf işletmesi için kullanılmıştır. 1. Madde “Ticaret veya esnaf ve sanat sicilinde kayıtlı bir ticari işletme”den bahsederek anlamsız bir şekilde bu kargaşalığa sebep olmuştur. Ayrıca Ek Madde: “bu kanundaki ticari işletme tabiri, ticari veya sınai işletme ile Esnaf veya Sanatkarın işletmesindeki mesleğini icraya yarayan şeylerdir’ demek suretiyle, unsurları belirtmek gayesiyle işletmeyi “şeyler” olarak tarif etme garabetine düşmüştür. Bu korkunç bir hatadır. Kaldı ki, unsurları sanki işletmeden ayrı olarak rehnedilme durumuna sokan bu hüküm esasta da isabetsizdir. Her ne ise, bütün bu yanlışların arasından rehin veren bakımından şu sonuca varmak gerekiyor: Rehin veren, ilgili sicile kayıtlı bir ticari işletmenin sınai işletme TK. sisteminde ticari işletmeye dahildir, ayrıca belirtme gereği yoktur- sahibi bir gerçek veya tüzel kişi ya da bir esnaf işletmesinin sahibi gerçek kişi olabilir.Mürtehin bakımından yapılan kısıtlama, aslında bu imkanı sadece kredi müesseselerine tanımak amacını gütmektir. Tasarının ilk şeklinde sadece kredi kooperatifleri ve tüzel kişiliğe sahip kredi müesseseleri öngörülmüştü. Kapsam sonradan genişletilmiş ve bir yandan kredili satış yapan müesseseler bu kapsam içine sokulurken, kooperatifler için kredi kooperatifi şartı kaldırılmıştır. Bu son nokta tartışılabilir. Ayrıca, kredili satış yapan gerçek kişinin sahip olduğu müesseseler de Mecliste eklenmiştir. Tasarının ilk şeklinde gerçek kişilere bu hakkı tanımak tehlikeli bulunmuştu. Kredili satış müesseseleri, tüzel kişiliğe sahip olsalar, ancak işletme faaliyetine tahsis edilmiş olan ve rehnin tescili anında mevcut, makine, araç, alet ve motorlu nakil araçları üzerinde , bunların vadeli satışı için rehin hakkından faydalanabilirler. 3. REHİN MUHTEVASI VE KAPSAMI Ticari işletmenin bütün unsurları rehnin “tabağı” içine alınmamıştır. 1447 sayılı Kanunun 3. Maddesine göre ticari işletme rehni ancak : a) ticaret unvanı ve işletme adı, b) rehnin tescili anında mevcut ve işletme faaliyetine tahsis edilmiş olan makine, araç, alet ve motorlu nakil araçları, c) ihtira beratları, markalar, modeller ve resimler ve lisanslar gibi sınai haklar unsurlarını kapsar. Böylece, TK. m. 11, f: 2’de sayılanlardan kiracılık hakkı ve gayrimenkul işletme tesisatını rehnin kapsamı dışında da bırakıldığı görülmektedir. Kiracılık hakkının değerinin; tartışma götüreceği ve gayrımenkulleri esasen ipotek etmenin mümkün olduğu düşünülmüş görülmektedir. İşletme tesisatı olarak gayrımenkuller başka türlü değerlendirilir, bu sebeple düzenleme tarzı eksiktir. Kiracılık hakkının değeri de bugün bilimsel olarak tespit edilebilir. Taraflar, yukarıda rehnin kapsamında olarak sayılan unsurlardan ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatını rehnin dışında bırakamazlar. Demek ki (c) altında sayılan sınai haklar ancak bu kapsamın dışında kalabilir. Bu (c) bendindeki “gibi” esasen lüzumsuzdur, zira sayılanlar dışında memleketimizde de kabul edilmiş olan 1883 Paris Sınai Mülkiyet Antlaşmasına göre ticaret unvanı ve işletme adı –ki (a)’da sayılmıştır- ve haksız rekabetten başka bir şey yoktur. Burada başka bir sorun vardır: ticaret unvanı ve işletme adı rehnin dışında bırakılamamaktadır. Ticari işletme rehni kapsamına esnaf işletmeleri de alınmıştır. Oysa, esnaf ticaret unvanı kullanılmaz, ancak işletme adı kullanılabilir. Bu aksaklık bir yorumla halledilemezse, uygulamada esnaf işletmenin rehinden faydalanmalarında imkansızlıkla karşılaşılabilir. Ayrıca, m. 3, f. 2’deki “menkul işletme tesisatı” terimi, f. 1, b deki sayılanlardan daha geniş görünmektedir. Bu fark da istenilerek yaratılmamıştır ve aksaklıktır. 4- REHNİN KURULMASI a. Rehin Sözleşmesi5. TARAFLARIN HAK VE BORÇLARI VE 3. KİŞİLERİN DURUMU a. İşletme Sahibi6. REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ Rehnin paraya çevrilmesi, İcra ve İflas kanunun menkul rehninin paraya çevrilmesi hükümleri uyarınca olur. İşletmenin veya unsurlarından hangilerinin satılacağına, tarafların haklı menfaatlerini gözetmek şartıyla icra memuru karar verir (m. 15, f. 2) herhalde alacak karşılanmalıdır. Muhafaza, idare ve işletme tedbirlerini de icra memuru alır (m. 16) Alacaklı, merhunun paraya çevrilmesini isteyebileceği gibi, ihtiyati haciz de talep edebilir. Teminat hukunun genel ilkesine uygun olarak, borç ödenmediği takdirde, işletmeyi veya unsurlarını alacaklıya temellük etme hakkı veren her türlü mukavele hükümsüzdür. “Lex commissoria” yasağı. 7. REHNİN SONA ERMESİ a. Alacaklını Takip Yapması8. TAMAMLAYICI HÜKÜMLER 1447 Sayılı Kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde, gayrimenkul rehni hükümlerinden aykırı olmayanlar uygulanır. 9. YETKİLİ MAHKEME 1447 sayılı Kanunun uygulanmasından çıkacak anlaşmazlıkların halinde görevli mahkeme, sicilin bulunduğu mahallin Ticaret Mahkemeleridir |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:27. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.