
14. yüzyıl ortasında gerçekleşen Rumeli’ye geçişin ardından bölgedeki askeri politikalar ve iskân hareketleri çok kısa sürede sonuç vermiş, İpsala, Keşan, Malkara ve Tekirdağ hattında yeni bir uc bölgesi oluşmuştur. 1357 yılına gelindiğinde ise Rumeli’de gerçekleşen bu gelişmeleri sekteye uğratan bir dizi olay meydana gelmiş ve özellikle diplomatik bakımdan Osmanlı Devleti’ni son derece zor duruma düşüren gelişmeler yaşanmıştır. Rumeli fethinin tartışmasız en önemli karakteri olan Süleyman Paşa, bir av sırasında yaşanan kaza sonucunda vefat etmiş ve sonrasında bölgeye kardeşi Şehzâde Murad ve Lala Şahin Paşa gönderilmiştir. Yine aynı yıl Orhan Gazi’nin küçük oğlu Şehzâde Halil, Phokialı (Foçalı) korsanlar tarafından kaçırılmıştır.
Bizans tarafında ise 1341 yılında Bizans İmparatoru III. Andronikos Palaeologos ölünce yerine dokuz yaşındaki oğlu V. İoannis Palaelogos imparator olmuştur. Yaşının küçük olması sebebiyle annesi İmparatoriçe (Savoyalı) Anna imparator naipliğini üstlenmiştir. Bu dönemde ordu komutanı (Megas Domestikos) olan ve son derece geniş bir nüfuza sahip olan İoannis Kantekuzenos da yönetimde söz sahibi olma çabasına girmiştir. Kantekuzenos askeri ve diplomatik tecrübesini kullanarak özellikle batıda büyüyen Sırp tehlikesine ve Konstantinoúpolis’te bulunan siyasi rakipleri ile girdiği mücadelelerde Anadolu’daki Türkmenler ile ittifaklar yapmıştır. İlk yıllarında Aydınoğlu Umur Bey’in hem karada hem de denizdeki güçlerinden faydalanan Kantekuzenos, devam eden süreçte Orhan Gazi ile ittifak kurma arayışına girmiştir. Bu amaçla kızı Theodara’yı 1346 yılında Orhan Gazi’ye vermiş ve bu evlilikten Şehzâde Halil doğmuştur. [1] Şehzâde’nin hayatı ile ilgili Osmanlı kaynaklarında herhangi bir bilgi bulunmazken, çağdaş Bizans tarihçisi Nicephorus Gregoras eserinde konuyu detayları ile aktarmıştır. Gregoras anlatımında 10-11 yaşlarındaki şehzâdenin Bozburun civarında kayıkla gezerken korsanlar tarafından kaçırıldığını ve Phokia’ya (Foça’ya) götürüldüğünü aktarmaktadır.
Kaçırılma hadisesinin duyulmasının ardından Orhan Gazi, Bizans İmparatoru (ve aynı zamanda bacanağı olan) V. İoannis Palaelogos’a başvurmuştur. Sadece bir kaç yıl öncesine kadar Palaelogos’un rakibi Kantekuzenos’u destekleyen Orhan Gazi bu elim vaka sebebiyle Palaelogos’tan yardım talep etmek zorunda kalmıştır. 1357 yılının başlarında VI. İoannis Kantekuzenos’un oğlu ortak imparator Matheos Kantekuzenos’u tahttan indiren ve tek başına imparatorluk tahtına oturan Palaelogos bu durumu Osmanlı Devleti’ne karşı bir koz olarak kullanmıştır. İlk etapta birkaç gemi ile Phokia’ya giden İmparator, istenen yüksek fidye miktarı sebebiyle eli boş dönmüştür. Bu gelişmenin ardından Orhan Gazi ile İmparator Xalkêdon’da (Kadıköy’de) bir görüşme gerçekleştirmiştir. [2] Bu görüşmede Şehzâde Halil’in kurtarılmasının ardından Bizans İmparatoru’nun kızı Irene ile evleneceği ve Orhan Gazi’den sonra tahta onun çıkacağına [3] ilişkin sözler alınmış ve ayrıca Bizans’ın borçlarının silinmesi üzerine görüşülmüştür. Nihayet, 1359 yılında Phokia’ya (Foça’ya) hareket eden İmparator, Foça’nın Ceneviz destekli Bizans Tekfuru Leo Kalothetos ile görüşmüş, 100.000 hyperpyron [4], çeşitli hediyeler ve vaat edilen parlak rütbeler ile şehzâdeyi alarak İzmit’te Orhan Gazi’ye teslim etmiştir. Yine Gregoras’ın anlatımında bu iki yıllık tutsaklık sırasında Rumeli’de herhangi bir akın faaliyetinde bulunulmadığı yönündeki görüşler ile örtüşen bilgiler bulunmaktadır.

Phokia (Foça) Kalesi
Şehzâde Halil devam eden yıllarda İzmit sancağına getirilmiş ve Bizans İmparatoru’nun kızı Irene ile İznik’te evlendirilmiştir. Bu evlilikten Gündüz ve Ömer adında iki erkek çocuğu olmuş ve 1362 yılına gelindiğinde oğulları ile birlikte ölmüştür. Ölümü ile ilgili maalesef günümüze ulaşan bir kaynak yoktur. Çocukları ile beraber aynı yıl içerisinde vefat etmesi ve vefattan 3 yıl kadar önce kayınpederi Bizans İmparatoru’nun isteği üzerine varis olarak kabul edilmesi, Sultan I. Murad’ın tahta çıktığı sene gerçekleşen bu ölümleri şüpheli kılmıştır. Bu sebeple bazı tarihçilere göre Sultan Murad’ın saltanatının ilk yılında isyan etmiş ve bu sebeple öldürülmüş olma ihtimali bulunmaktadır.
Şehzâde Halil’in kaçırılması ve devam eden süreçte yaşananlar, Kantekuzenos-Palaelogos ve Osmanoğulları aileleri arasında gerçekleştirilen siyasi evlilikler ile son derece anlam kazanmış ve devlet politikalarında evliliklerin ne denli belirleyici bir unsur olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. İlerleyen yıllarda Anadolu Beylikleri ile de bu tarz evlilikler gerçekleştiren Osmanoğulları, bu evliklikler sayesinde hem Anadolu hem de Rumeli tarafında nüfuzunu arttırmıştır.
Dipnotlar
Aslında Şehzâde Halil’in bu evlilikten olduğunu tevsik eden (belgeleyen) bir kaynak yoktur. Fakat, hem doğum tarihi hem de kaçırılması esnasında yaşanan gelişmeler ve Bizans’ın konuya bu denli dahil olması böyle bir intiba uyandırmış olabilir.
Bu görüşme yüz yüze gerçekleşmemiştir. İmparator, Kadıköy sahiline uzak olmayan Arkla’ya (Kız Kulesi’ne) gelmiş ve kayıklarla gönderdiği adamlar ile görüşmeyi gerçekleştirmiştir.
Osmanlı Devleti’nde de diğer Türk-Moğol devlet anlayışında olduğu gibi veraset sistemi bulunmamaktadır. Doalyısıyla tahta geçiş Tanrı’nın takdiri olarak görülmekte ve her kardeş eşit taht şansına sahip olmaktadır. Dolayısıyla Bizans İmparatoru’nun bu isteği Orhan Gazi’nin vefatından ardından uygulanmamıştır.
Bu para birimi Geç Orta Çağ döneminde, Solidus yerine kullanılmaya başlanmış bir altın sikkedir.
Kaynakça
Dukas, Bizans Tarihi, Çev. Mirmiroğlu VL., İstanbul Enstitüsü Yayınları, İstanbul, 1956
Hasırcızâde Metin Hasırcı, Büyük Osmanlı Tarihi (8 Cilt), Merve Yayınevi, İstanbul
İnalcık, H., Devlet-i ‘Aliyye, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar – I, Klasik Dönem (1302-1606), Siyasal, Kurumsal ve Ekonomik Gelişim, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017
İnalcık, H., Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları 1302-1481, İslam Araştırmaları Merkezi, İstanbul, 2010

1Beğeni(ler)







Normal