Kadın güzel, erkek kaslı görünmek zorunda olmamalıdır. Estetik dayatmalar psikolojik şiddettir. Kadını zerafet, kırılganlık, hassasiyet sıfatlarıyla; erkeği güçlü, kavgacı, katı, duygusallıktan uzak etiketlerle yaftalamak toplumsal baskının sonucu kabul görmüş yargılardır.

Ev işini kadının kaçınılmaz görevi gibi gösterenle; ev geçindirmeyi yalnız erkeğe indirgeyen zihniyet aynıdır.

“Kkadına şiddet” ayrımcı bir sınıflandırmadır. Erkekler de şiddet gördüğü halde “erkeğe şiddet” diye bir tanımlama yoktur. Aslında şiddet tektir ve bu herhangi bir varlığa (kadına, erkeğe, çocuğa, doğaya, eşcinsele, hayvana, nesneye) yönelebilir.

Eşitlik şematik değil, hukuki ve kültürel bir hedef olmalıdır. Anayasal eşitlik sağlandığı takdirde bu kadar baskı, hak ihlâli, zorbalık varsa; bunun temel nedeni hukuki reformların kültürel gelişmişlikle paralellik göstermemesinden ileri gelir.

Bir insana; önce doğayı, canlıları sevmeyi aşılayamadığınız; dili, cinsi, inancı, görüşü ne olursa olsun başka insanlara saygıyı öğretemediğiniz müddetçe; şiddetin müeyyidesi idam dahi olsa, suçun önüne geçemezsiniz. Zira bu bir zihniyet meselesidir ve zihniyet, ceza ile değil; eğitimle normalleşir.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde insanların ihtiyaç duyduğu şey kozmetik ürünler, tek taş/beş taş pırlantalar değil; ekonomik, sınıfsal eşitsizliklere çareler geliştirilmesidir. İşte ancak o zaman kadınlarımızın bugününü laf olsun diye değil, gerçekten kutlayabilirim.