![]() |
Cevap: Dağıl konu...
Bütün arabalar doğru yönde gidiyormuşta sanki bir sen ters yönde gidiyormuşsun . Hatta diğerleri üzerine üzerine gelir gibi sürekli. |
Cevap: Vulnerant omnes, ultima necat.
Alıntı:
|
Cevap: Dağıl konu...
Tanrım. Sanırım onu seviyormuşum. Bunu kendi ellerimle kaybederken fark ettim. Ama yapacak hiçbirşeyim de yoktu. Mutlu edemeyecektim bu saatten sonra. Meşgul de etmemeliydim. Asla, beni tanıyamadı. İçimden içine giden çok yol vardı ama o çıkmaz yolları tercih etti. Sorunlar vardı belki. Ama olumlu şeylere odaklanmak yerine bardağın boş tarafına takmıştı kafayı.
Eski ben olsam sonuna kadar savaşırdım onun için. Ama, son sözleri öyle çok incitici oldu ki. Hiç sevgilisi olamadığım bu adamdan yürek havliyle kaçar buldum kendimi. Biliyorum, aşık değilim. Kısa zamanda geçecek. Ama içimdeki izler var ya.. İşte onlar beni öldürüyor. O küçücük şehir bugüne dek bizi rastlaştırmamıştı birbirimizle. Bundan sonra da, bu olmayacak. Bunun için elimden geleni yapacağım. Şarkıda diyor ya.. "Bu kalp köreldi sana.." Aynen öyle. |
Cevap: Dağıl konu...
Aynı şehirlerde yaşayan, küçük kasabaları paylaşan, aynı parkı aynı avmyi turlayan, aynı havayı soluyan ama aynı şeylerden farklı yorumlar çıkarabilen türün adıdır insan...
Her koyun semiz otundan aynı tadı alırken, ona karşı yaklaşımıda aynı tekdüzelikte olur... Lakin insan aynı suyu içtiğinde bile suya değil onu sana ulaştıran etmenlere yada tada yada başka şeylere odaklanır.... İnsanın insanı keşfedememesi kadar normal bişey yok... Çünkü hayata panaromal bakıyor ve realist olamıyor... Sen papatyanın ruhuna vurulurken başkası sadece beyaz örtüsüne.... Yani anlayacağın farklılıklarımızla birbrbirimize açtığınız kalplerimizi öncelikle enerjimizi birbirimizi keşfe harcarsak, Nasılsın yerine, bugün neredesin cümleleriyle onun zihin dünyasında keşfe çıkarsak herşey daha kolay olur... |
Cevap: Dağıl konu...
O kadar güzel tarif ettin ki abi..
İşte temel sorun bu. Daha da ileri götürelim.. Biri papatyanın ne kadar güzel olduğunu düşünür başına onlardan taç yapar. Biri de yapraklarını kopararak seviyor sevmiyor yapar. Başına taç yapan daha insaflı görünebilir ama, temelde ikiside o papatyayı hayattan koparıyor. |
Cevap: Dağıl konu...
Daha illeri götürelim...
Papatyayı başına tac yapanda, onun yapraklarını koparanda, ona kıymayanda temelde bunu papatyaya olan sevgisinden yola çıkarak ele alır ve öyle işler... Biz evrimsel döngüye ve mutasyona inanırız değil mi? Papatya da bir canlı olduğuna göre bu mutasyın ve evrimden payına düşeni almıştır kanımca... Peki doğal olaylara bağlı olarak her bölgede farklı oşsada bir şekilde insanların hayatında olan papatyanın amacı ne, neden var oldu yada kılındı... Olaylara çok farklı ve köklü yaklaşmadığımız sürece hakikati ıskalarız... Aslında papatya bir şekilde hayatımızda var olmak istiyor, ama öyle ama böyle... Çünkü ona biçilende bir ömür var... Peki biz duygularımıza hiç ecel yada süre biçtik mi? Sınırlar, ilkeler koyduk mu... Yoksa gelişi güzel esiri mi olduk... Papatya var olan ömrünün sınırlarını bildiğinden hayatınızda nasıl olduğuna bakmaksızın sadece var olmak ister... Peki biz başkalarının hayatında nasıl olduğuna bakmaksızın var olabilmeyi göze alıyormuyuz... Bir kıza ilgi duymuştum, uzun zaman oldu... Gel zaman git zaman hastaneden bir reçete yollamıştı reçetede sadece adı ve numarası vardı... Haftalarca o isme ve telefona baktım... Aramadım... Dayanamamış olacak ki, bir gün eczanenin sessiz olduğu zamanda karşıma gelip oturdu, sözü uzatmadan - Benden hoşlandığınızı biliyorum neden aramadınız dedi. Kısa ve net ; İçinizdeki Zehra ya ben bir türlü odaklanamıyorum... Ruhunuzdaki güzellikleri keşfe her daldığımda suretiniz bana engel oluyor, şu kalın gözdeki alt ve üssten kalınca gelio bştimde birleşen sürmeleriniz kalıcı galiba... Siz ondan vaz geçmemeyi göze alarak bunu yapmışsınız, bense bunları aşamıyorum... Olduğu gibi kabullenemem sizi bu bana ters... Bu yüzden açılmamak, sizi değiştirmemek esas olandır... Ve öylece kapandı mesele... Biz hayatımıza aldıklarımızı yada bizi hayatlarına alanlar bizi hayatkarına aldıkları haliyle bizi kabul edebilirlermi... Kessinlikle hayır... Bunun bir tek örneği dünyada yok... Bu yüzden papatyanında bir varoluş amacı olduğunu unutmamak gerek... Hayattan koparılmayıda, insanın elinde olmayıda bizden çok istiyor... |
Cevap: Dağıl konu...
Ben onu dalında görmek isteyen azınlıkta kalmak istiyorum abi.
Senin yaşadığın durumun benzerini yaşamış oldum sanırım bende. Papatya koptu ve soldu. Elimden gelen birşey de yoktu zaten. Bir insanı, olduğu gibi kabullenmek çok zor. Ne ben ne de bir başkası bunu tamamen yapamıyor. Hepimiz mükemmeli arıyoruz, mükemmel olmadığımız halde. |
Cevap: Dağıl konu...
Ben de o papatyayıda dalında görmek isteyenlerdenim, lakin şöyle bir farkla tüm insanlık o papatyaları o dallarında görmek koklamak ve onların o kokusınu teneffüs etmek zorundadırlar...
Bu yüzden daha fazla papatya yetiştirmek, doğaya daha fazla yardımcı olmak gerek... Yoksa yok olur gideriz... Birbirimizi yeteri kadar anlayabilseydik, olduğu gibi kabullenseydik zaten bu savaşlar, bu ölümler hiç olmayacaktı... İnsanlık sevgiye, İnsanlık merhamette Ve temelde insanlık Anlayışa muhtaç be güzel krdeşim... Selam ve saygılarımla... |
Cevap: Dağıl konu...
Satırlarınla değer kattın abicim.
Sevgilerimle. ;hgsen; |
Cevap: Dağıl konu...
Bugün de böyle olsun.
https://vocaroo.com/i/s0Bhg2oyGMVr |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:08. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.