![]() |
- Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
-İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş |
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Genelde tanımayı istediğim insanlara çok soru sormam, çok meraklılık göstermem rahatsız etmemek adına, ama anlatırsa da sabaha kadar dinlerim. Hani Cemal Süreya diyor ya; pencereden bakmayı öğreteceğim sana diye. Her insan bana bunu öğretiyor, kimi varlığında kimi yokluğunda..
|
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
|
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Hani, Sait Faik yazılarından birinde demiş ya. “Ne kadar kaçmak ve uzaklaşmak arzusu ile dolu isem, o kadar da bağlanmak, kalmak, bağdaş kurup oturmak istiyorum.” diye. Bazen insan hakikaten de oturup, ne demek istemiş olabilir diye saatlerce düşünmek istiyor. Yazar, ne yazmış olursa olsun. İster şiir, ister hikaye yahut bir köşe yazısı, sen yazısında ne arıyorsan onu görüyorsun aslında. Ya da ne bulmak istiyorsan, belki de o senin yoluna çıkıyor satırlarda..
|
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Dün bozulan oyuncağın 'tamirine' değil 'yenisine' yönlendirilmiş çocuklar, bugün bozulan dostlukların 'tamirine' değil, 'yenisine' yöneliyorlar.
Hayırlı olsun sayfanız... |
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Diyelim ki kişi kendini çok güvensiz hissediyor. Güvensizlik hissimizi dışarıdan hayatımıza giren kişi, bize kol kanat gerip bizi güvende hissettirecek şekilde tamamladığında biz orada o anlık tamamlanmış hissediyoruz. Biz kendimizle ilgili ne kadar kendimizi geliştirmekten yoksun kalırsak, bağımlılığın oluşabileceği ilişki ihtimali de o kadar artıyor. Biz güvensiz hissediyoruz, karşımızdaki güven veriyor. Etraflıca diğer özelliklerine bakmadan, o anlık nasıl hissettirdiğine bakıyor ve işte beni tamamlayan adam/kadın diyoruz. Eğer bir bağımlılık dışarıdan tamamlanıyor ise, bu uzun vadede yüzde yüz yıkımla sonuçlanır. Biz aslında eksik ve yoksun değiliz. Bizler yarım değiliz. Hayat bize böyle olmadığını anlatmak için bissürü deneyim çıkarıyor karışmıza, kendinizi iyi tanıyın.
|
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Aşka layık olmak için ne kadar emek harcıyorsunuz? Gerçekten karşınızdaki insana dışsal anlamda yapay bişey mi sunuyorsunuz, içsel anlamda bir hazine mi sunuyorsunuz? Buna bakmak gerekiyor. Eğer içsel bir hazine varsa, o zaman acaba ben şöyle olursam beni sevmez mi değil, ben zaten bu hazineyim benim ruhum bu. Karşımdaki de bu ruha geldi, bu ruhu kaybedemem yitiremem. İşte o zaman kaybetme korkusu erir, aşkınızı özgürleştirerek, birbirinizi yücelterek ve destekleyerek, yaralarınızı sararak yaşarsınız. O zaman aşk sihirli bir ana dönüşür. Her birimiz bu sihirli anı yaratmak için dünyadayız. Kendinize de aşkınıza da emek vermeyi öğrenin..
|
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Aslında yoksunluğunu tamamlayacak ilişkiler yerine, kendi benliğine destek olacak, seninle büyüyecek, seninle yeşerecek bir insana kapınızı açın. İşte o zaman birbirinizin canını yakmak yerine, birbirini kısıtlamayan, birbirini destekleyen bir aşka birlikte emek vereceksiniz.
-güzelliklerle dolu bir pazar olsun. |
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Kendi zihni ile zehirlenmiş veya kendi zihni içinde öldürülmüş insan anlamlı bulduğu ilk şeye savaş açar. Çünkü onun için anlam ne olduğunun kanıtıdır.
|
Cevap: - Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
https://www.youtube.com/watch?v=zn1svLVprUk Anne-Marie David in şarkısını Nilüfer in sesinden de dinleyin bir ara, pek tatlı geliyor ruha. Dupduru ve sebepsiz mutluluk veriyor insana. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:16. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.