![]() |
Cevap: Mevzu Ellerin.
“Tıpta yeri yok ama senin bir gülüşün acımı keser.”
|
Cevap: Mevzu Ellerin.
Yanlış düşünebilirsin, yanlış anlayabilirsin, yanlış yapabilirsin, ama yanlış hissedemezsin.. (A. Ozan)
|
Cevap: Mevzu Ellerin.
Hisler dışa vurmak içindir. Gizlemek için değil. (Katy Perry)
|
Cevap: Mevzu Ellerin.
Dilekçe
Sokağımsan Ben anahtarı çevirdiğim zaman Kapanan evin kapısı değil, Senin kapın olsun açılan. Adresimsen, Mektuplarım doğru dürüst gelsin; İki kişi telefonla konuşurken Olmayalım hemen üç kişi. Kentimsen, Başka kentler de girsin araya; Daha bir sevinçle katılayım, Şenliğimsen. Herşeyi yaz tarihimsen, Ama her bir şeyi; Dilimsen, Sen de koru biraz dilliğini. Düşüncemsen, Kızkardeşim pencereyi açsın; Sorguçlu bir ışık aracılığıyla Günyenisi dolsun içeri. Uzat saçlarını Frigya, Yarimsen, Yurdumsan; Söz ver Anadolu. Cemal Süreya |
Cevap: Mevzu Ellerin.
Eceli Gelmiş Bir Umut Karşıdan karşıya geçerken caddede yeşil ışık yansa bile sen elimden tutmadıkça kendimi güvende hissetmiyorum Anne, kendimle ne yapacağımı hiç bilmiyorum Aslanlı belgesellerde ceylan gibi şaşkınım dehşetli pençeleri inerken sırtıma hayatın eceli gelmiş bir umutla etrafta seni arıyorum Anne, çok mu çabuk büyüdüm ben? Gidelim mi buradan anne bilmediğimiz bir şehre hapları arkamızda bırakalım, babamı ve kardeşlerimi iki göz bir yer tutarız ben sana bakarım, sen bana Anne, beraber alalım mı iç acılarımızın toplamını? Bakıyorum da bazen aynaya yanlışlıkla en az seninkiler kadar kar var benim de saçlarımda seninkiler benim eserim, her telinde emeğim var keşke kızsaydın bana, oğluna, hayırsızına Unutmuşum bak söylesene anne, en son ne zaman okşadın saçlarımı? Ali Lidar |
Cevap: Mevzu Ellerin.
- Gitti..
– Sen ne yaptın? – Hiçbir şey – Hiçbir şey mi? – Ağladım sadece. Önce sessiz sessiz ağladım, ses çıkartmadan ve gözyaşlarımı akıtmadan; sonra bağıra bağıra ağladım. Bazen sadece gözlerimle bazen de bütün vücudumla sarsıla sarsıla. – O ne yaptı peki? – Bana mı? – Sana, kendisine.. Neden gitti yani? – Bilmem.. Gitmesi gerekiyormuş. Kafası karışıkmış, kendini iyi hissetmiyormuş benim yanımda. – Sevmiyor muymuş seni? – Seviyormuş aslında, ama kafası karışıkmış işte. – Tutsaydın ellerinden, bırakmasaydın. Gözlerini gözlerinden kaçırmasına izin vermeseydin. O zaman gidemezdi belki. – Denedim. Ama beceremedim. Gücüm yetmedi. – Ama böyle de olmaz, gidelim hadi.. – Nereye? – Kimsenin kimseyi üzmeyeceği bir yere. Üzüntünün tedavülden kalktığı bir yere. İnsanların ağızlarından çıkan her sözün doğru olduğu, sevmenin gerçekten sevmek anlamına geldiği bir yere.. – Var mı öyle bir yer? – Var.. Ama biraz uzak. Üstelik geri dönmek de mümkün değil. – İsterdim. Ama.. Gelemem. – Neden? – Beklemem lazım. – Onu mu? – Evet. – Gelir mi? Döner mi tekrar? – Bilmem.. – Neden bekliyorsun o zaman? – Belki gelir. Belki ne olursa olsun umudumu kesmediğimi, ağlamamın vazgeçmek demek olmadığını, eğer geri dönerse yaralarını iyi edebileceğimi fark eder. Yalnız kalınca içi acır belki onun da. Eksikliğimi hisseder. Ensesine dokunmamı, saçlarını okşamamı ister belki. Belki gelir.. Gel der belki.. – Ya gelmezse? – Beklerim ben. Usul usul beklerim. Ses çıkarmadan, sadece yağmurlu havalarda ağlayarak beklerim. Hem ya gelirse. – Haklısın. O zaman gelmiyorsun benimle? – Hayır.. – Hoşça kal o zaman. – Bakalım.. Ali Lidar |
Cevap: Mevzu Ellerin.
Sevdiğimiz ölüler var ve sevmediğimiz diriler çok Geçtim aralarından kirin pusun ve telaşın Gövdemden geçtim önce sonra aklımı kaybettim Yalnızdım hep ve bunu mesele yapmayacak kadar Şuursuzdum sanırım son çare sana geldim Merhamet et merhamet bir bakışınla mümkün Çok zaman kaybettim çok üzgünüm ne desem boş İhtimal var bir daha o da ölmek olmasa keşke! Akla ziyan kaygılara fon oldu zavallı ömrüm Mezarlık dolusu sessizlik ve uğultu ve yalnızlık Kalabalıklaşsak ya ikimiz herhangi bir coğrafyada Sen acını unutursun ben gülmeyi hatırlarım Böylece uzanırız sereserpe bir hasıra Öylece kalakalırız akmayı unutur zaman Belki diyorum belki bir ihtimal daha var Bir ihtimal daha var o da ölmek mi sensiz.. Ali Lidar |
Cevap: Mevzu Ellerin.
Saçlarım kadar kalbim de kırık!
|
Cevap: Mevzu Ellerin.
Hüznün Kuşları Ben Bütün Hüzünleri Denemişim Kendimde Canımla Besliyorum Şu Hüznün Kuşlarını Bir Bir Denemişim Bütün Kelimleri Yeni Sözler Buldum Seni Görmeyeli Kuliste Yarasını Saran Soytarı Gibi Seni Görmeyeli Kasketim Eğip Üstüne Acılarımın Sen Yüzüne Sürgün Olduğum Kadın Kardeşim Olan Gözlerini Unutmadım Çık Gel Bir Kez Daha Beni Bozguna Uğrat Sen Tutar Kendini İncecik Sevdirirdin Bir Umuttum Bir Misillemeydin Yalnızlığa Şanssızım Diyemem Kendi Payıma Hain Bir Aşk Bu Kökü Dışarda Olur Böyle Şeyler Ara Sıra Olur Ara Sıra Cemal Süreya |
Cevap: Mevzu Ellerin.
YENİLGİ GÜNLÜĞÜ Pazartesi benim adımı bağışla ......... "sabah uyandırıldığında pazartesiydi bunu iyice bildi, ağzı çirişli yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi .... yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder siner buğular gibi düşüncemize her şeyin en haklısı en incesi beklemek bir tepenin mutluluğunu bir acının yakıp geçmesini beklemek..." benim adımı bağışla ben iklimler coğrafyasının ta kendisi sanırım suyum başkalarınca ısıtılır pazartesi (...) aldım pazartesi akşamı bir okka sucuk öncesiz ve beceriksiz geldim odama. Salı birden karışmış gördüm -karışmış olduğunu gördüm- otobüs duraklarıyla reklam levhalarının tutunduğum bir sarmaşık değildi bir kayıştı otobüste (...) vakit akşamdı. ikinci gün vakit akşamdı. birden bazı yerlerde ışıklar yandı ayrıldım. eve döndüm evi buldum. Çarşamba ... hiçbir şeye hazırlıklı değildik oyunlar oynandı, gökler kapandı, yenildik ... O zaman şehre çıktım bir elimde fırça ... kim varsa gelsin artık yeniden oynayalım hızım bir araba dolusu aşk gibidir gölün rengiyle asfaltı karıştırıp kızım, ne varsa hep yeniden boyayalım. ... üçüncü gün. yorgun ev aklımda. gitmeyi unuttum. Perşembe ... yersiz bir hamaratlı, bir görev duygusu bir sarı lale kadar makbulse akşamüstü bir kadına sunulan ... çaresizlik değil yenilgi. (sonradan övülecek) herkesin içinde yürekle buluştuğu bir yerdi ... durduk ve yenilgiden umutlandık başkaları başka şeyleri seçtiler seçsinler ... çarşamba günü sanki her şeyimiz tamdı motorlar sirenler gidip gelişler koyduğunu koyduğun yerde buluşlar belki güzel bir takım şeyler ama artık vakit akşamdı. ... perşembe. bir uzun ses bekledim. oturmadım ... sabahı bekledim. cumayı Cuma ne söylenebilir! tam çağıydı, olağandık sabahlarda süzgündük, ancak akşamlarda vardık ... ne söylenebilir! her şey düzeliyor sandık odalarda çok geniş alanlarda dardık ... ne söylenebilir! tam çağıydı. belki aldandık otlarla yeşerdik, güllerle sarardık gücüm tazelenmedi, suratım eski. yırtık. her şeyleri bıraktım, geniş kıyılara dadandım. aik diye geceleri çözümledim. aldandım. ... Cumartesi yarın pazar yarınki pazarların sessizliği Pazartesi ... kanatır akışını akarsuların çıplak şimdiki başarılmamış bir geçmişten arta kalan şaşkınlık şimdiki çıplak. yarı aydınlanmış bir duvardaki. bir yenilgiden çıkarılmış bir deney. bir yaşlılık soluğunu ağartırdı bir altın damlanın ... seven, saygı duyan, yaslanan sana mermerden yanılan, pelikülden, insan onurundan mermere yenilen, peliküle, insan onuruna seçim sandıklarından otuzüç dönülü plaklara yenile yenile şaşkın, şimdiki çıplak bir yaşlılık ağartır soluğunu bir altın damarının yenile yenile şaşkın arta arta kendi diline aktardığı sıkıntısına ... "kutsal yenilgi!.. şimdiki. o'na bağımsızlığını hatırlatıyorsun şimdi her şeye yeniden başlamanın kanattıkça" Turgut Uyar |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:14. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.