Günümüz şartlarında okununca zamanımıza bir hayli uzak görünüyor Sıdıka’nın yaşadıkları ama hiç yabancı gelmiyor, maalesef. Aile içi şiddet, ataerkil kafa yapısı, kadının ezilmesi ve değersiz görülmesi, düşünce özgürlüğü denen şeyin esamesinin okunmaması hikayelerde belirgin şekilde gözlemleniyor. Şimdiki durumu da çok yeterli görmüyorum ama bugünden o yıllara baktığım zaman yine de bir arpa boyu yol gidebilmişiz diyorum.
Her ne kadar mizah unsuru ağır bassa da acıtan bir tarafı vardı kitabın. Yalnızca Sıdıka hikayeleri için demiyorum bunu, Öpücük Balığı ve Fabrıga öyküleri de öyleydi. Her yönüyle beğendiğim bir kitap oldu.
Kapanışı da kafamda çınlayıp duran o melodi ile yapayı o halde *