Konumuzla pek bir alakası yok ama; yaşadığın şehrin hava durumlarını senden daha fazla takip etmeye başladım belki de son 1 haftadır. Hava soğuk ama sıcak gibi aldanma havalara, atkını tak, sıkı giyin, üşüme gibi saçmalıkları sana söyleyemiyorum artık kusura bakma. Bunların dışına çıkıp, alışılmamış bir şeyler söylemek istiyorum sana.

Ben aslında çok güzel sevecektim seni; gecenin bir yarısında yıldızlardan göz kapaklarına bir papatya serip başucuna koymak istemek gibi bir hayal gücüm vardı, sen o gecelerde hep yıldızlara bakıp bardak bardak viskiyi sek içmeme neden oldun.

Sarı rengi, benim takımımın rengi olduğu için değil, senin okadar hayranca tuttuğun takımın renginden olduğu için sevdim.
Papatyadan çay olduğu gerçeğini, senin sayende öğrendim. Mesafelerin insanın içini nasıl yaktığını, mutfaktaki ocağı yakmaya çalışırken yanlışlıkla elimi yaktığım anda hissettim.

Neyse söyleyemeyecektim ama yine dayanamadım bak ;
-Sıkı giyin e mi , terliksiz, çorapsız ayakların yalın gezme,
-yemeğini aksatma,
-bunalıma girme, üzülme, ve ağlama
-değmeyecek insanlara kafa yorup, kendini tüketme
-gece çok fazla geç yatma, yatarken üstünü açma,


Sen bana baştan beri yapılmış bir enteresan şaka gibiydin;
ve ben bu şakaya hiç bir zaman gülemedim.