Bak şimdi ben muhafazakar bir insanım.

Hiç anlamam senin gibi el ele tutuşmaktan.
Hiç anlamam yok öpüşmekmiş, yok sevişmekmiş vs.
Ne diyorsun? uzak o şeyler bana. Karşındayken bir kere benim yüzüm kızarır.
Başımı kaldırmayı geçtim, sen benden seni öpmemi mi bekleyeceksin?
Bekleme çünkü yapamam ben bunları, hatta dokunmak bile zor gelir bana,
bu yüzden merhabalaşmayı bile vedalaşmalar gibi sevmeyebilirim....
Yolda beraber yürürken, sırf karşıdan erkekler geliyor sana bakmasınlar diye,
yürüdüğün yolu kırmanı, diğer tarafa geçmeni isterim.
Hatta başka erkekler geçince onları görmezden gelmeni isterim.
En az bunu, bana gelmeni istediğim kadar isterim biliyor musun?
Benden seni her yerde gezdirmemi bekleme, en fazla iki çay içeriz.
Şansımız varsa yağmur manzarası da olur, ama başka türlü olmaz..
Sinemaymış, romantik film izlemekmiş, öpüşmekmiş...
Aman.. Aman diyim uzak olsun bize.
O cafe senin bu cafe benim gezmeyiz biz,
Sıkıcı ve odun bir insan olurum ben senin için.
Park köşelerinde kırıştırmayız, evden annenden izinsiz dışarı çıkalım diyemem sana.
Hatta annemle tanışmanı bile isterim, o yüzden bize gidelim derim.
Ama üşütürsen bize gidelim demem, ceketimi veririm.
Elini tutup üflerim belki ısınsınlar diye.
Doğum gününde sana çikolatalar, süslü püslü hediyeler almam.
Kalıcı bir şey olmasına özen gösteririm çoğunlukla.
Bu bir kitap olabilir, yada benim yazdığım duygu yüklü bir şiir, senin her okumanda bir anlam ifade eden.
Bunlar sana anlamsız geliyorsa işte o zaman bizim beraber olmamız imkansız olur,
arada mesafeler filan olunca değil.
Hatta sadece ben yalnız olurum, çünkü sen başkasını bulursun..
Böyle şeyleri yapıp da buna aşk diyen çok insan var ne de olsa..
Ama dediğim gibi,
ben yalnız kalırım hep..

''Belki de gecelerde bu yüzdendir, ağlamaklı yalnızlıklarım...'