Hayatıma son vermeden önce sana son kez yazıyorum.
Bu bir intihar değil, seni Allah’a ihbar mektubumdur…

Satırlarıma başlamadan önce son bir kez daha seviyorum seni. Saçlarını son bir kez daha okşuyorum usulca. Senden nefret etmek için o kadar çok nedenim var ki… Ama her şeye rağmen bunu yapamıyorum. Sana kızamıyorum, nefret edemiyorum. Senden kurtulmanın mümkün olmadığı bir hayatı ite kaka yaşamaya çalıyorum. Çareler çare olmuyor acıma, içimdeki sesi susturmayı başaramıyorum.
Geç kalışlarıma ağlıyorum bu gece, ertelediklerime…
Böyle olmasaydı keşke…

Oysa seni tanımadan önce de mutluydum ben. Telefona bağımlı yaşamıyordum en azından. Birinin sesi bana hayat destek ünitesi olmak zorunda değildi. Soğuk kış gecelerinde bir yorgan daha örterdim üzerime, bir yere gittiğimde çift kişilik masaya oturmazdım; tüm bunlar için sana ne gerek vardı? Ne diye konustun benimle, ne diye güldürdün yüzümü… Ne diye elimden tuttun hayallerimde ? Ben sana ne yaptım da böyle alıştırdın kendine?
Günlerdir uykusuzum…
Yattığım gibi uyuduğum zamanları özlüyorum.
Şimdi son bir kere daha uyuyup bir daha uyanmak istemiyorum…

O kadar hayal kırıklığım var ki artık hiçbirisiyle başa çıkamıyorum… Bir insanın mutlu olacağı günleri iple çekip, ucuna geldiğinde o ipin kopması ne acı… Gülümsemeye bir adım kala geçtim mutluluğu. Kocaman bir çığ kütlesiyle boğuşan kardelen gibiyim, filizlenirken döküldü tomurcuğum…
En kötüsü de asla baba olamayacağım!
Minik bir kız çocuğuna küçücük elbiseler giydirip dans edemeyeceğim onunla. Omzuma alıp parka götüremeyeceğim, elinden tutup okula gidemeyeceğim. Onun büyüdüğünü izleyemeyeceğim mesela…
İçimde çoktan kopmuş bir kıyamet var!
Hiç tadamayacağım duygular için ağlıyorum bu gece…

Bu mektubum olur da eline geçerse bir şekilde, okursan hiç beklemediğin anda bir yerlerde; üzülmüş gibi yapma lütfen…
Bir palyaçonun hüzünlü yüzünden düşürdüğü gülümseyişi tak yüzüne. Kocaman umutları olan bir adamı koca bir hiçe çevirmenin haklı gururunu yaşa.
Böyle olması benim seçimim değildi! Ben istemez miydim yeni bir güne daha umutla uyanmayı? Korkmadan, kaçmadan sevmeyi, “ne olacaksa olsun…” deyip sıkı sıkıya sarılmayı? Parmaklarım sızlayana dek hayata tutunmayı, bağlanmayı. Hatta yeniden sevmeyi…
Elbette isterdim…
Hem de her şeyden çok isterdim bunu… Şimdi senin olsun yüreğin de, sevgin de, huzurun da. Gidiyorum artık hayatından.
Ben intihar ederken, sen iftihar et…

Ölene dek seni seveceğime söz vermiştim, o sözümün hala arkasındayım.
Hala seni seviyor olduğumu bil. Son gözyaşımı da senin için dökeceğim sevdiğim kadın.
Bu sana son ağlayışım…
Hoşça kal…