Daha az evvel baktım resimlerine.Birlikte geçen onca güzel zamanın üstüne gözyaşlarıyla uğurladım seni...Yüzümde acıyla karışık garip bir tebessüm...
Ne güzel geçmiş seneler, su gibi!..Ne çok acelesi varmış meğer yelkovanın...Ne kadar acımasızmış zaman şimdi anladım!..

Bu fotoğrafa çok güldüm şimdi...Seninle pasta yapma çabalarımız.Hatırlar mısın o gün ne kadar çok gülmüştük, gözlerimizden yaş geliyordu kahkahalara boğulmuştuk.Alt kattaki komşumuz sesimizden rahatsız olup tavana vurudukça biz daha çok gülüyorduk ve fırından çıkan pastanın hazin sonuna bakarken yüzümüzde al işte sana bir gülme sebebi daha denilen bir ifade...Özledim seni!..

Sana ne çok ihtiyacım varmış meğer, hem de ne çok!..Canım yanıyor şimdi...Sensizliğe nasıl alışacağımı bilemiyorum...

Uzaklardasın, yıldızların arasındasın biliyorum ve ben gelemiyorum sana...Ulaşamıyorum bir türlü varlığının verdiği tarifi imkansız huzuruna...Huzurunu özledim!..Kokunu özledim, sesini özledim!..
Sığındığım limandın!..Uyan artık sonsuz rüyalardan ne olur.
Seni benden alan çıldırasıya kıskandığım o yıldızları bırak ne olur!..Benden daha iyi bakamaz onlar sana...Ben seni özledim!..

Tozlu raflar arasında sıkışıp kalmanı kaldırmıyor artık yüreğim!..Ben seni özlüyorum görüyor musun beni o yıldızlardan bakarken...

Hep söylerdin bana;
''Boğuldukça Öğreneceksin Girdaplı Vakitlerde Yüzmeyi...''
''Aklım da gözüm de geride kalmasın dik dur her bir şeye''
Evet sensiz geçen onca sancılı senelere bakınca boğulduğumu gördüm, boğuldukça da öğrendim her bir şeyi...Acıtan ölümünü bile!..
Dik durdum her bir şeye, aklın da gözün de arkada kalmasın...

Boğuldukça öğreniyorsun girdaplı vakitlerde yüzmeyi!...

Not: O çok özlediğime...