Düğünler beni hiç eğlendirmiyor. Çok sıkılıyorum düğünlerde... İçimde "Bitse de gitsek." hissi oluşuyor. Çoğu zaman takı merasiminden sonra terk ediyorum düğünleri.
Bir de düğünlerde çalan müziklere uyuz oluyorum. Özellikle "Ankaralı" namıyla tanınan şarlatanların seslendirdiği müzikleri çalıyorlar. Sapık sapık sözler.... Sanki adamlar bu sözleri sarhoşken yazmış gibi... Sırf hareketli diye bunlar düğünlerde çalınır mı?
Ayrıca bu saçmalıkları düğün şarkıcılarının detone sesinden dinliyoruz. Oysa ki teknoloji gelişti. Koy oraya bir laptop, bağla ses sistemini oraya... O iğrenç sesleri dinlemekten iyidir.
Düğünlerin gelenek görenek diye yapıldığına da inanmıyorum. "Elalem ne der.", "Benim falancadan neyim eksik.", "Benim kızım bir kere evleniyor." zihniyetleri ile yapılıyor. Düğünler artık gelenek göreneklerimize uygun da yapılmıyor.
Kına kız evinde yapılırdı ve gelin, eşk-dost, akrabalarının arasında olurdu. Damat kına gecesinde olmazdı. Şimdi kına gecelerinin düğünden tek farkı kına yakılıyor oluşudur.
Düğünde ise gelin davul zurna eşliğinde kız evinden alınır ve davul-zurna eşliğinde damat evine götürülürdü. O sırada damat evinde yemekler pişirilir konuklara ikram edilirdi. Düğün ise damat evinde devam edilir ve akşam olunca da tamamlanırdı.
Gelenek-görenek hikaye, mesele gösteriş...
Kaç para, kaç yalan, bedeli nedir yaşamanın?