DeepSilence Açık Profil bilgileri DeepSilence nickli üyeye özel mesaj gönderin DeepSilence nickli üyeye ait bütün mesajları arattır Yüzbaşı Üyelik tarihi: 24 January 2019 Mesajlar: 2.141 Konular: 2073 Cinsiyet:Bay Seslenenler: 35 Mesaj(lar) Etiketleyenler: 55 Konu(lar) Alınan Beğeni: 104 Verilen Beğeni: 68 İlişki Durumu: Yok Burç: Boga Takım: Galatasaray Rep Gücü: 20 Pythagoras'la Kurulan Felsefe Tarihinin En İyi Okullarından Pytagorasçılık Okulu 10 September 2019 # 1 Pythagoras'la Kurulan Felsefe Tarihinin En İyi Okullarından Pytagorasçılık Okulu Okulun kurucusu Pisagor’dur. Yunanistan’da Milet Okulu olarak tanınan ve batı felsefesi geleneğinin başlangıcını ve köklerini oluşturan bir grup filozof, doğal fenomen için akılcı açıklamalar aramaya henüz bir nesil önce başlamıştı. Pisagor’un çocukluğu da Milet’ten fazla uzakta geçmedi. Dolayısıyla o, bu filozofları biliyordu. Milet Okulu’nun kurucularından olan Thales gibi Pisagor’un da geometrinin ilkelerini Mısır’a yaptığı bir seyahatte öğrendiği söylenir. Bu alt yapıyla felsefi düşünceye bilimsel ve matematiksel bir yöntemle yaklaşması hiç de garip değildir. Ancak Pisagor aynı zamanda dindar ve batıl inançları olan biriydi. Reenkarnasyona ve ruhların geçişine inanırdı. İtalya’nın güneyindeki Croton’da kendisini neredeyse Mesih ilan ettiği dini bir birlik bile kurmuştu. Bu dinsel ve politik bir birlikti. Birliğin amacı, takipçilerinin politik erdemlerinin geliştirilmesi ve iyi yönetim anlayışlarının ortaya konabilmesiydi. Öğrencileri onun dini ve felsefi teorileri üzerinde çalışırken davranışsal ve diyetsel bakımdan sıkı kuralları olan bir komünde toplu hâlde yaşarlardı. Pisagorcular olarak tanınan bu öğrenciler, onun fikirlerini mistik vahiyler olarak görürlerdi. Bu bağlamda büyüklerine, öğretmenlerine ve devlete karşı saygılı birer birey olarak yetiştirilmişlerdi. Çünkü Pisagor Okulu, temelde bir iyi vatandaşlık okuluydu. Fikirleri, aralarında karısının ve kızlarının da bulunduğu öğrencileri tarafından yazıya döküldü. Pisagor’un mistik ve bilimsel çalışmaları uzlaşmaz iki zıtlık olarak görünse de kendisi bunları birbirine zıt ve karşıt olarak görmüyordu. Ona göre yaşamın amacı, reenkarnasyon döngüsünden kurtulabilmekti. Bu da ancak bir dizi sıkı davranış kuralına bağlanmakla ve objektif bilimsel düşünceyle olabilirdi.Geometride ve matematikte kendisine göre tanrı vergisi gibi gayet bariz olan hakikatler ve tanrısal esinlerin etkisini taşıyan matematik kanıtları bulmuştu. Bu matematiksel keşifler saf akıl yürütmenin ürünü olduklarından Pisagor bunların sadece gözleme dayalı olanlardan daha değerli olduklarına inanır. Örneğin Mısırlılar kenarları 3:4:5 oranlarına sahip bir üçgenin her zaman bir dik açıya sahip olacağını keşfetmişlerdir ve bu bilgi pratikte, mesela mimari gibi alanlarda çok yararlıdır. Ancak Pisagor tüm dik açılı üçgenlerin arkasındaki ilkeyi (Hipotenüsün karesinin diğer iki kenarın karelerinin toplamına eşit olduğunu) ve bunun evrensel bir gerçek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu o kadar sıra dışı bir buluştur ki Pisagorcular tarafından tanrısal bir esin olarak görülmüştür. Pisagor tüm kozmosun matematiksel kurallar tarafından kontrol edildiği sonucuna varmıştır. Ona göre sayılar (Sayısal Oranlar ve Matematiksel Aksiyomlar) kozmosun yapısını açıklamakta kullanılabilirler. Evrenin tek bir temel maddeden yapılmış olduğuna dair Miletos Okulu görüşünü tamamen reddetmemekle birlikte sorgulamasını maddeden biçime kaydırmıştır. Bu, dünyaya bakış açısında o kadar büyük bir değişim meydana getirmiştir ki Pisagor ve yandaşlarının kendilerinden geçmelerini ve sayılara mistik bir önem atfetmelerini muhtemelen hoş görebiliriz. Sayılar ve geometri arasındaki ilişkiyi araştırırlarken bugün kullandığımız kare ve küp köklerini bulmuşlar ve aynı şekilde onlara da belli özellikler yüklemişlerdir. Örneğin çift sayılar "iyi", tek sayılar "kötü"dür, hatta "adalet" kavramını dört sayısıyla belirtmeye kadar varmışlardır. Pisagorcu ritüelde tetrasitis (nokta sıralarının oluşturduğu üçgen şekil) biçimindeki on sayısının özel bir önemi vardır. Daha az tartışmalı bir şekilde bir sayısını, kendisinden başka şeylerin türeyebileceği bir bütünlük olan tek bir nokta şeklinde görmüşlerdir. Bu düşünce tarzına göre iki sayısı bir çizgi; üç, bir yüzey ya da düzlem; dört, kübiktir ve günümüz boyut kavramıyla taşıdığı benzerlikler açıktır. Evrenin yaradılışı hakkındaki Pisagorcu açıklama matematiksel bir modeli izler: tanrı Sınırsız’a (evrenden önce var olan sonsuzluk) bir Sınır getirmiş, böylece var olan her şey gerçek boyutlarını almıştır. Bu yolla Tanrı diğer her şeyin ondan türeyebileceği ölçülebilir bir bütünlük yaratmıştır. Kaynak: Felsefe Tarihi Cevap Yaz