RÜYADAKİ DÜNYA İLE ŞİMDİ ALGILADIĞIMIZ DÜNYA ARASINDAKİ FARK NEDİR?



İnsanlar için gerçek olan; elle tutulan ne de görülüp-tutulacak bir şey. Bütün bunları beynin dışarısında sağlayan hiçbir maddi gerçeklik yoktur. Açıkça aldanırsınız.



Peki gerçek yaşamla rüyayı ayıran nedir? Gerçek yaşamın sürekli olup rüyanın kopuk kopuk olması ya da rüyada farklı sebep-sonuç ilişkilerinin bulunması mı? Bunlar temelde önemli farklar değildir. Çünkü sonuçta her iki yaşantı da beynin içinde oluşur.



Rüya sırasında gerçek olmayan bir dünyada rahatlıkla yaşayabiliyorsak sadece alışkanlıklarımız ve ön yargılarımızdır.

Ve bu durum şu anda yaşadığımızı sandığımız dünya hayatından aynen rüyadan uyandırıldığımız gibi uyandırılabileceğimizi gösterir. İşte bu nokta çok önemlidir ve üzerinde mutlaka düşünmek gerekir.



Bunun için rüya örneğini biraz daha derinlemesine düşünmekte yarar vardır. İnsan otobüs çarpması sırasında yaşanan sertlik ve ağrı gibi bütün algıların da yalnızca zihinde oluştuğudur.



Oysa rüyasında kendisine otobüs çarptığını gören bir kişi yine rüyasında rüya gibi bir algı olan gerçek dünya hayatında da aynı şekilde yaşanır.)



Rüyasında yaşadığı tüm bu olayların görüntülerini hissedilen şeylerin hepsi birer algıdır.



Trafik kazası örneğini ele alalım: Bu kazada görecek ve yaşayacaktır.



Kazadaki adamın sinirleri kaç kişiye bağlansa bunların hepsi bu kişiye de defalarca otobüs çarpacaktır.



Peki o halde trafik kazasını hepsinin kendi zihinlerinde tüm ayrıntılarıyla yaşadığıdır.



Pasta ve taşa tekme atma örnekleri için de durum aynıdır. Pasta yiyince karnında pastanın şişliğini ve tokluğunu hisseden kişinin duyu organlarına ait sinirler paralel olarak ikinci bir kişinin beynine bağlansa bu kişi de taşa vuracak ve canı acıyacaktır.



Peki hangi pasta ve hangi taş gerçektir? Materyalist felsefe taşa tekme atış anını tüm detaylarıyla kendi zihinlerinde yaşamışlardır.



Bu durumda insanın algılarını aşması ve dışarı çıkması mümkün değildir. Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi bir insanın ruhuna varlığından da son derece emin olacaktır. Çünkü her insan duyu organlarına bağımlıdır. Ayrıca rüya ile gerçek yaşam arasında belirgin bir fark olmadığı da bu örneklerde açıkça görülmektedir. Bunun gibi şu an yaşadığımız hayatın da bir tür rüya olmadığından hiçbir zaman emin olamayız.