Suyu çıkmış salatanın içinde parlaklığını yitirmiş marul parçası gibi, tuşlarında kir tabakası oluşmuş bilgisayar faresi gibi, rutubetten parça parça kabarmış bodrum katındaki banyo tavanı gibi, üç günün ardından söküp atılan yara bandının ardında bıraktığı yapışkan iz gibi, tersten yakılmış sigaranın filtresi, baş aşağı konulmuş ketçabın kapağında kurumuş sızıntı gibi... Hiiiç iyi değilim unutulduktan sonra. Ama elbet bir gün...