Ateizm çok tutarsız bir zihniyettir. İnsanlar sorguladığı için değil sorgulamadığı için ateist olur.

Tanrı birini seçmiyor zaten, seçtiği yüzlerce iyi insan var.
Çok sayıda tanrı iddiası vardır. Bu çok sayıda tanrı olduğunu göstermez. İddia atmak farklıdır, doğruluk farklıdır gerçeklik ise hepsinden daha farklıdır.

Herkes bir iddia atar ortaya ama bunlardan tek birisi gerçektir. Evrene bakan birisi Tanrı'nın varlığından ve tekliğinden şüphe duymaz.

Dinsel metinlerde mecaz vardır. Ayetleri lafzen alıp motorlu taşıtlar icat edilmedi ya da paratoner diye saldırmak cidden cehalettir başka bir şey değil.. Bunun üzerinden tanırıyı inkar etmek aptallıktır.

Tanrı zaten herhangi bir şey çabasında değil, imtihan konusu olan insandır Tanrı değil..
Tanrı bizim iyiliğimizden başka bir şey istemez. Ölüm her insanın doğduğunda kabul ettiği bir gerçektir zaten, Tanrı ise bizden yaşayacağımız hayatı iyi yaşamamızı istiyor. Bunda anlaşılmayacak ne var?

Adam ve Havva ile bizim imtihanda olmamızın bir alakası yok. Ayrıca onlar Kutsal Kitab'a göre Aden'deki bir bahçede idiler.. Kafadan din uydurmayın.

Tanrı'nın her toplumda farklı isimleri olması çok normaldir. Çünkü Allah dışındaki diğer tüm isimler sıfattır. Ve en yüceliği ifade eder. Burada manaya yoğunlaşmak gerekiyor.. Kelimeler farklı olabilir ama sıfatlar aynıdır.. Ayrıca çok tanrılı dönemde bile tek tanrılı inanışalr görülmüştür. (Bakınız: IV. Amenhotep)

"aton. gündüz gibi ışıklı aton,
gözlerimiz, sana bakıyor.
sen'i görüyor, sana karşı.
sen, benim kalbimdesin;
fakat sen'i tanımak istemiyorlar.
sadece ben,
senin kulun akhenaton...
seni tanıyorum.
onlara tahkik (anlayış) gücü ver!
senin gücün, senin planın, sonsuzdur.
dünya sana ait. senin...
çünkü onu sen yarattın."

İsimlerin değişmiş olması sıfatların değiştiği anlamına gelmez. Tek bir sıfatta mükemmel olan değil ancak tüm sıfatlarda(bilen, gören, hüküm veren vb..) mükemmel olan ancak Tanrı'nın vasfı olabilir..

Matematiğe aykırı en ufak bir şey yoktur. O da ayrı bir iftira..
Kısacası okuduğum nedenler, neden kabul edilmeyecek kadar boş argümanlar..

Ateistler aslında Tanrının varlığını değil, eylemleri nedeniyle yargılanmayı inkar ediyorlar. Çünkü yargı hesap demektir. Bu da eylemlerin iyi ve kötü ölçüsünde değerlendirilmesi demektir. Bu da insana sorumluluk katar..

Ve ateistler aynı zamanda adaleti inkar ediyorlar. Dünya'da kötülük yapan insanlar var. Onlara göre bu onların yanına kalacak..

Ve ateistler yine iyiliği ve merhameti inkar ediyorlar.. Ateist bir dünyada iyilik yapmak için herhangi bir neden yoktur. Aksine haz için bir yaşam vardır..

Ve ateistler yine özgürlüğü inkar ediyorlar. Tanrıya kul olmayan biri ancak kendi nefsine kul olur. Puta tapmakla zaaflarına tapmak arasında fark yoktur. Özgürlük dilediğini yapmamaktır..

Ateistler yine merhameti inkar ediyorlar. Merhamet ise düşmanlarını sevmektir.. Sana kötülük yapanlara iyilik yapmak, sana zulmedenlere dua etmektir.. Ateist biri kendi dışında bir başkasını gerçekten sevemez. Herkesi yalnızca kendini sevdiği için sever. Ölçüsü kendisidir.Yalnız sizi sevenleri severseniz ne ödülünüz olur. Bunda övünecek ne var?

Son olarak teslimet konusuna gelirsek, Allah kötülüğü emretmez. Tanrının kendisi bizzat kendisinin iyi olduğunu söylüyor.. (Matta 19:17) İyiliğe teslim olmayacağız da başka neye teslim olacağız? Ayrıca kimse bize bir şey demiyor. Biz kendimiz buluyoruz.

Tanrının kötü olduğu fikrini çürütmek de o kadar zor değildir.

-Ruhsal kötülüğün doğası günahtır ve Tanrı’dan bizi ayırır.
-Ruhsal kötülüğün kökeni insanın özgür iradesidir.
-İnsanın özgür iradesi insanın özü olduğu için Tanrı insan özgür iradesini korumak amacıyla kötülüğü sona erdirmediğinden kötülük vardır.
-Fiziksel kötülüğün (hırsızlık, katliam, cinayet, trafik kazası, deprem vs..), doğası acı çekmektir.
-Fiziksel kötülüğün kökeni ruhsal kötülüktür. Acı çekiyoruz çünkü günah işliyoruz.
-İnsan mükemmel bir varlık değildir ama ruhunda her zaman bir mükemmel olma isteği vardır.
-Fiziksel kötülüğün sonu bizim mükemmel bir insan formuna kavuşmamız(cennet hayatı) ve sonsuz sevinç olacaktır.