Batı/Amerika “toplumlarımız” dediğinde, “terörizm”in “toplumlarımızı kalbinden vurmak” yada “istikrarsızlaştırmak” istediğini ilan ettiğinde de bunun son derece propagandif bir kullanım olduğu açıktır. Bu, savaş konseptinin sloganıdır. Afrika’da milyonlarca AIDS’linin ölümü, Ruanda’da yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği soykırım felaketi, “Batı” toplumunu enterese etmezken neden 11 Eylül Batı için hayati bir sorun oluşturuyordu? Gezegenimizin en tuzu kuru insanlarından oluşan mutlu azınlığın refahını müstehcen bir edayla hatırlatan “toplumlarımız”, “demokrasimiz”, “özgürlük”, “insanlık” söylemleri “terörizm” tehlikesine karşı dolaşıma sokulan gösterişli ancak bir o kadar da sefil bir dilin varlığını haber vermektedir.

Demek ki savunulacak özne “biz” yani “toplumlarımız”, suçlu yüklem “İslamcılar” çifti üçüncü bir ada daha ihtiyaç duyar: “Terörizmin” hedefi “demokrasilerimiz”. Bu demokrasilerin merkezinde de 11 Eylül için Amerikan demokrasisi, Batı için Batılı demokrasilerdir. Konsensüs hazırdır: “Terörizm demokrasiye karşıdır!” Böylece “kusursuz demokrasiler” “terörizm” karşısında saldırıların intikamını almak için her koşulda haklıdırlar ve saldırıya geçmeleri engellenemez.

Bilgi - İnanç - Eylem