Bugün noldu biliyor musun? Onla Yalova'ya gittiğimizde üzerime almış olduğum şalı, arabasında unuttuğumdan neredeyse emindim.
Bugün okulun girişinde tellere düğümlenmiş halde buldum.
Aldım. Yırtıkları olsa da önemsemedim seviyordum o şalı çünkü.

Aradan saatler geçti. Ben yemekhanede tek başıma yemek yemeye çabalarken (o gelir diye yemekhaneye gittiğimi şu anda kendime itiraf edebiliyorum..) mesaj attım.

Şalı sordum ona. Ardından da hediyeleri birbirimize geri verebileceğimizi, birde son bir kez konuşabileceğimizi yazdım. Bize yakışmadı ayrılırken sarf edilen sözler, dostça bitirelim dedim.

Şalı ben koymadım dedi.
Konuşacak birşey yok dedi..
Ve çöpe at onları dedi. Sanırım ben atamam ama o çoktan atmış olabilir bahsi geçtiğinde çöpe atarım demişti.

Basıp Kent Ormanı'na gitmek istedim. Oraya o gelmezdi. Aslında hep gidermiş eskiden, orada benim yaşadığım kötü bir hatıra yüzünden hiç gitmiyorduk.Orayla barışmaya karar verdim.
Ama dolmuş durağını kaçırdım. Abi ile tek kalınca korkmaya başlamadım değil ama iyi biri çıktı beni kent ormanına bıraktı dönüş ücreti istemeden. Bende Bilecik'in her yerini gezmiş oldum..

Oraya gittim, biraz yürüdüm ve birkaç ağacın altına şalı serdim uzandım. Üzerime de montumu serdim.

Ve günler sonra orda biraz şarkı mırıldandım. Annemle dertleştim 1,5 saat.
Sonra ağladım. Suç ortağım artık hava kararıyor yurduna git dedi vs aklım başıma geldi.Spnrasında kırtasiyeye gidip kendime bir çeşit ip aldım. Ondan bileklik yapacaktım.

Küçük Prens kitabı ve ayracını aldım. Vizede sorumlu olduğum kitap olmasının yanı sıra, pdf halini defalarca okuduğum bu kitabın birde elimde fiziki olarak bulunmasını istedim.

Yurda dönünce yemekten sonra bilekliğimi yaptım.

Bu yalnızlığımı simgeleyen düğüm düğüm olmuş bir bileklik.Yüreğimde de böyle düğümler var işte.

Artık onun hediye ettiği saat, boyunluk.. bunları takmıyorum. Benim hediye ettiğim bilekliği de o takmıyordur onun çiftini de ben takmıyorum. O gözlerinin mavisi olan bilekliğimi yani.

Aldığı gül hala saklı duruyor.O gülü hiç sevemedim biliyor musun? Hemencik boynu bükülüp kırıldı.

Sanki o gül gibi seni solduracağım demek istemişti bana. Sonra seni bensiz, böyle boynu bükük, kalbi kurumuş bırakacağım demek istemişti. Dedikleri de oldu tabi.

Şimdi ilk hedefim, insanlardan mümkün mertebe uzak durmak. Kankam Melda, çok düşüncesiz. Sevgili şeylerini açıyor hala. Ben ona öyle yapmıyordum. Demek ki bazı şeyler yine tek taraflıymış.

Bir kulaklık alacağım günlük. Şu iş güvenliği için olan sesi yalıtanlardan. Suç ortağım sana ben hediye edeceğim dese de ben sabredemeyebilirim.

Çok uçuk fiyatlar çekiyorlar..
125 liralık da almayacağım. Bana insan sesi kessin yeter.

Günlük ben bunca zaman onu hep değiştirmeye çalışmışım. Kafamdaki F'yi sevmişim. Hala da seviyorum.
Ama, dışardaki F'den nefret ediyorum. Ve benim canımı hep acıtan, hevesimi kıran, hakaret eden de hep oymuş. Yüzümü düşüren, sahipsiz bırakan hep oymuş.

Sevgim beni kör,sağır, dilsiz eylemiş günlük.Annemle konuşurken şunu iyi anladım.
Biz bir insanı kalbimize alırken, olumsuz şeylerini es geçip değiştirebiliriz diyoruz. Ama öyle olmuyormuş işte!

Değiştiremediğim ve değiştiremeyeceğim şeyler için güç harcamışım onca zaman aslında.

Ama yukarda da yazdığım gibi, -İngilizce iletimde-

I can't brake him but maybe I can slow him. And I know I can't ever leave him.
Ama olmadı. O beni bırakınca ben asıl sen git deyiverdim. O bırakmasa ben bırakamazdım.
En çok giden bendim bu ilişkide aslında ama O büyük gitti. Büyük gitti ama küçülerek gitti.

Gururumu kırarak, h(p)içleştirerek gitti.

Büyük konuşmayı artık istemiyorum. Diyemem ki kimseyi artık sevemem. Kimse vazgeçilmez değildir. Ama, uzun bir süre kalbimin kapıları içeriden kilitli. Anahtarının yerini kendim bile bilmiyorum.

Bugün nargile içmek, sigara almak falan istedim. Hatta Kahve Kasrı'na gidip alkol almak istedim.
Yapmadım. Tipini Küçük Prens'e benzetmiştim onun. O kitabı aldım. O bence o kitabı asla okumamıştı. Benzettiğimi söylediğimde de kısa boyuna gönderme yaptığımı, saçlarını benzettiğimi vs düşünüp gülüp geçmiştir.


Bu şarkı hislerimi ifade ediyor. Şarkı konuma koyamayacağım kadar çok fazla hemde.





Neyse.. Yazarım yine.