Ludwig Feuerbach
19. yüzyıl Alman felsefesinin materyalizm ayağını Feuerbach temsil etmektedir. Temel eseri Hıristiyanlığın Özü'dür.Felsefeye Hegel'in nesnel idealizmini benimseyerek başlamış, ancak kendi felsefi görüşlerini materyalizm ekseninde şekillendirmiştir.Onun felsefesi bir hümanizm ve doğalcılık olarak şekillenir. Marks üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Marks Feuerbach'ın felsefi materyalizmini dönüştürerek kullanacaktır. Feuerbach, doğayı temel almış, her şeyin öncesinde doğanın önceliğini vurgulamış ve düşünceyi de doğanın bir ürünü olarak değerlendirmiştir.
Karl Marks
Marks, klasik Alman felsefesinin her iki yönden akımlarını alan ancak herbirisini dönüştürerek yeni bir felsefi düşünüşe dönüştürmüş olan Alman filozoflarından.Diyalektik Materyalizm olarak bilinen felsefe geleneğinin öncü ismi Marks'tır.Hegel'den diyalektiği ve Feuerbach'tan materyalizmi alan Marks, bunların kendince gördüğü sınırlılıklarını, mekanik ve idealist ya da metafizik yanlarını aşma ya da onları eleştirel olarak değerlendirme iddiasındadır.Marks, felsefi olarak maddenin düşünceden önce geldiği ilkesini benimsemek anlamında materyalist, maddenin ve düşüncenin sürekli değiştiğini söylemek anlamında diyalektik felsefinin sürdürücüsü ve geliştiricisidir.Marks'a göre doğanın ve toplumun anlaşılması icin diyalektik ve materyalist bir görüş gereklidir.Böylece hem idealizmin soyut tasavvurları, hem de materyalizmin mekanik sınırlılıkları aşılabilecektir.
Arthur Schopenhauer
Ünlü Alman irrasyonalist düşünürlerin en belirgin isimlerinden biri sayılmaktadır. Schopenhauer felsefe tarihinin en ayrıksı filozoflarından biri kabul edilir. Karamsar ve kinik bir düşünce sistematiği geliştirmiş, akla kuşkuyla yaklaşmıştır. Nietzscheüzerindeki etkisi dolayısıyla isminin onun gölgesinde kaldığı söylenebilir, ama yakından incelendiğinde kendine özgülüğü ve düşünce yapısının çarpıcı yanları ortaya çıkar. Schopenhauer, tuhaf bir şekilde tedirgin edici bir filozof olarak kendini gösterir. İstenç ve tasarım olarak dünya adlı çalışmasıyla bilinmektedir. Burada ilkesel bir kavram olarak irade kavramını ortaya koymuştur. Dünyanın ve yaşamın özü olarak irade.Bu irade kendini doğada bir zorunluluk olarak gösterir, ki düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı burasıdır. İstenci yadsıyarak bu boyunduruktan nispeten kurtulan insanın, mutlu olamasa da, en azından istencin sebep olduğu acı, keder ve zorluklardan uzaklaşacaktır. Bu noktada Schopenhauer'in felsefî görüşleri Gautama Buda gibi filozoflarınkine ve bazı diğer Doğu felsefelerindeki görüşlere benzemektedir.
Friedrich Nietzsche
Nietzsche, yalnızca Alman felsefesinin değil genel olarak felsefe tarihinin en ayrıksı düşünürlerinden biri olarak değerlendirilir.Kendisinden sonraki felsefe ve düşünce yönelimlerini derinden etkilemiş ve belirlemiş bir düşürdür.Felsefi söyleminde şiirsel bir dil kullanmış, uç noktalardaki felsefi argümanlarıyla her zaman anlaşılmaz, yoruma açık ve çok katmanlı bir düşünür olarak yer almıştır.Nietzsche, felsefe tarihi içindeki metafizik geleneğe, gelenekselleşmiş akılcı söylemsel yapıya, soyut öğretilere itiraz eder ve bilinen anlamdaki felsefe yapma tarzlarını yadsır.Heidegger, Foucault, Sartre, Jacques Derrida, Richard Rorty gibi filozoflar; varoluşçuluk, yaşam felsefesi, dil felsefesi, postyapısalcı felsefe gibi felsefi akımlar Nietzsche tarafından derinden etkilenmişlerdir.
Karl Jaspers
Jaspers'de Nietzsche ve Kierkegard'ın etkisi görülür, bununla birlikte o varoluşçu felsefeyi kendine özgü tarzda kurmuş ve geliştirmiştir.Jaspers varoluş problemini akıl aracılığıyla cözümleme yoluna gider, insanın gerçek bir ben'e ve varoluşa ulaşması için gerekli şartları belirlemeye çalışır.Jaspers için önemli olan varlık'tan önce oluş'tur, o böylelikle insan'ı düşüncenin merkezine koymayı, felsefeyi insan varoluşunun düşünülmesi noktasında konumlandırmayı hedefler.
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.