Dün geç uyumuştum sabah Sıla cadısı yüzünden erken uyandım. 4-5 saatlik uyku yetmeyince bir duş alıp Siri'ye bir kitabı okuttum. Onu dinlerken uyuyakaldım. 2-3 saat uyuduktan sonra yemek yedim. Sabah operatör kısmını değiştirdim. Hayat eve sığar yazıyordu FD yaptım. Bu Türk Telekom'da olan bir özellikmiş.
Ss atınca hoşuna gitti bebe bisküvimin.

Son 2-3 gündür özlemimiz depreşti. Sanırım bana gelmek istiyor ama ortam iyice güçleşti. Aradaki 40-45 km gelebileceği mesafe ama işte gelemiyor galiba. Gelsem yine zor çıkardım ama çıkardım. Zaten biz cafeye giden tipler değiliz arabanın arkasındaki yatakta saatlerce göğsüne kafamı koyup uyumuşluğum var.

Deliye attığım engeli kaldırdığımı öğrendiğinde biraz gerildi. Ama sonra nedenini anladığında sorun olmadı. Sonuçta artık görüşmelerine karışmıyorum. Görüşürlerse de yan yana olduklarını düşündüğüm an ulaşma kapım..

Ayrıca her çevrimiçi olduğunda kime çevrimiçi diye düşünmek istemiyorum. İkisi aynı anda açıksa ve benzer zamanda kapatıyorlarsa konuşuyorlar bunu çözdüm.
Kıskançlıkta kendimi aştım iyice..

Bu arada Doğa ile aramız ısındı. Ona yaptığım eşeklikten sonra özür diledim ve sonra yakınlaştık. Bugün birlikte Işıl Işık videosu izledik biraz.

Elbet bir gün buluşacağız şarkısı bir ayrılıktan sonra bana açtığı şarkıydı.
Arabada dinletmişti.
Bende bugün sevdiğim beye, özlemi çok depreşince, "..Elbet bir gün buluşacağız sevgili. Bu böyle yarım kalmayacak.." yazdım. Karşı karşıya 2 yarım ay ve kalp koydum.

Belki de dünyanın sonuna geliyoruz ve daha önce olmadığı kadar kıymet bilmeye başladık.

Biz insanlar böyleyiz.. Kaybetmeden ya da kaybetmeye ramak kala bir duruma gelmeden değer bilmeyiz.







Yaklaş sana birşeyler daha diyeyim.

Yukarı ranzada yatmaya alıştığım için bugün oraya çıktım. Beden alışılmış düzeni arıyor garip. Yurtta burayı, burda yurdu arıyorum.
Hiçbir yere ait değil gibiyim.
Sadece sevdiğim adamın koynunda uyuduğum zaman sanki bir yere aidim. O yer ki sadece ikimizin olduğu bir dünya. Dışardan kilitli, içerden kilitli olmasına gerek yok çünkü ikimizde çıkmak istemiyoruz..


Bu arada artık son günlerde, geç yazdın, az konuştuk vs vs bu triplere girmiyorum. Hatta konuşmaya ilgisinin azaldığını fark eder etmez saliyim mi seni sen sonra yazarsın diyorum. Zaten konuşmaya devam etmek istiyorsa ediyor. Yoksa 1 saat sonra yine yazıyor. Sevgiliyle 7/24 değil, kaliteli bir şekilde 2-3 saat konuşmak daha faydalıymış. Bunu Neredeyse 27 yaşına girmek üzere fark etmiş olsam da işe yaradığı için geç olsun güç olmasın diyorum.

Kendisine deli konusunda ve üzerine düşmelerim konusunda şöyle demiştim.. ".. Aşk bir kelebekmiş sevgili.Sıkı tutmazsan kaçar, çok sıkarsan da incinirmiş. İşte sen o kelebektin sevgili. Ben seni çok sıkıp incittim. Sen incindikçe incindin. Artık incitmeyelim birbirimizi. Sana karşı daha anlayışlı olacağım.."

O gün bugündür onu umursamıyor gibi değil de, özgürlüğünün sınırları benim canımı yakmayacak dereceli oldu.

Onca zaman ben ondan birşey için izin istemez ben şunu yaptım ya da şuradayım haberin olsun dedim. Ama o benden habersiz ve izinsiz bir yerlere gittiğinde kıyameti koparıp arkadaşıyla görüşmesini yasakladım. Pek tabi bir süre sonra o da benden izin talep etti. Sende izin al dedi. Empati kurmam için( Bana göre tamamen öfkeyle kötü niyetli bir şekilde)
Melda ile görüşmemi yasaklamaya çalıştı.
Ama sevmek bunlar değildi. Sevmek sevdiğinin özgürlüğüne özgürlük katmaktı. Aldatmadan, aldanmadan. İncitmeden, incinmeden.

Denge profili sürecimizin açılımı bunlar işte. Zor günlerden geçiyoruz ve o sıkılıyor. Gezmeye çok alışmış biri için bu süreç daha sıkıntı bende ona ek olmuyorum.

İyi gidiyoruz..

Derslerim henüz başlamadı adam akıllı. Tatil gibi son günlerim ama..
Başladığında eğitim hayatımda üzerimde bir sorumluluk olacak normal zamankinden artmış bir şekilde..



Neyse ilerleyen saatler sana yine yazarım
Bugün de buralı gibiyim.