Tıp öğrenimini 1910 yılında tamamlayan Prof. Dr. Hulusi Behçet, 1914 yılına kadar Gülhane Dermatoloji Kliniği’nde Eşref Ruşen, Talat Çamlı ve Bakteriyolog Reşat Rıza hocaların yanında asistan olarak çalışır. 1914 yılında Kırklareli Askeri Hastanesi başhekim muavinliğine tayin edilir ve daha sonra 1918’e kadar Edirne Askeri Hastanesi’nde dermatoloji uzmanı olarak görev alır.

1918 yılında Budapeşte’de, daha sonra Berlin Charité Hastanesi’nde görevini sürdürür.

Prof. Dr. Behçet; bir müddet serbest çalıştıktan sonra, 1923’te Hasköy Zührevi Hastalıklar Hastanesi Başhekimliği’ne tayin edilir, 6 ay kadar burada çalışıp, Guraba Hastanesi dermatoloji uzmanlığına nakledilir.

1933 senesinde Üniversite Reformunda Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği’ne profesör seçilir. Hulusi Behçet, Türk akademisinde profesör unvanını alan ilk kişidir.

Dermatoloji alanında, birçok konuyu ayrıntılı bir şekilde inceler. 1920 yılından itibaren çeşitli dernek toplantılarında ve bazı yazılarında ilk kez Deri Layşmanyazında (şark çıbanı) Çivi Belirtisi Bulgusu’nu ortaya atar.

Bunun dışında, yine o yıllarda, ülkemizdeki arpa uyuzları konusunda çok sayıda yazı yazar; hatta yurdumuza ait parazitlerin tür ve cinslerini de tespit eder.

1930’da Kopenhag’da yapılan Dermatoloji Kongresi’ne davetli olarak katılan Hulusi Behçet; incir dermatitleri’ni anlatır. Senelerce ham incir dermatiti üzerine çalışmak ve yazı yazmak suretiyle bu dermatozun Balkanlarda ve nihayet Fransa ve Amerika’da da tanınmasını sağlar. İstanbul’da ilkbahar ve yaz aylarında incir ve incir yaprakları ile ilgilenen şahıslarda, sonbaharda ise incir ürünleriyle ilgilenen kişilerde meydana gelen, biri diğerinden farklı iki klinik tabloyu senelerce gözlemler. Birçok klinik tabloyla karışabileceği için incir dermatitlerini; ülkemizde tanınması adına, 1933 yılında Pratik Doktor adlı dergide yayınlar. Daha sonra çeşitli olguları dermatoloji derneği toplantılarında sunar ve Fransız Dermatoloji Derneği Bülteni’nde yayınlar.

1937’de hastalar üzerinde yaptığı çalışmalarda bulgularını “Dermatologische Wochenschrift” de yazar ve aynı yıl Paris’te Dermatoloji toplantısında sunar.

Çalışmalarından yola çıkarak Avrupalılar yeni bir hastalığın varlığına tanınmasına karar verirler. Ofmatologlar, böylece adını verdiği Behçet Hastalığı’nı kabul eder.

1947’de Zürih Tıp Fakültesi’nden Prof. Mischner’in Uluslararası Cenevre Tıp Kongresi’nde yaptığı bir öneriyle, Dr. Behçet’in buluşu “Morbus Behçet” olarak adlandırılır. Böylece daha başlangıçta Behçet Sendromu, Trisymptom Behçet, Morbus Behçet adlandırmaları ortaya çıkar ve hastalık tıp literatüründe yerini alır.

Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği Arşivi adındaki dergiyi ölüm tarihine kadar yayınlamıştır. Bu dergi 1934’ten 1947’ye kadar Türkiye’deki Dermatoloji organı görevini sürdürmüştür.


Alıntı