seni bir evin dışında nereye sığdırabilirdim.
sessiz, sakin, sürekli kaynayan bir çaydanlık, suyu tükendi, yandı yanacak.
ışık cılız, sarı desen değil, beyaz desen değil, kendini bile aydınlatmıyor.
kül tablası dolu, bazıları yarısında söndürülmüş.
yetişecek hiçbir şey yok. konuşulmayacak çok şey var. dizlenmiş pijama, kolu sönmüş tshirt. yenmiş tırnaklar.
hayır, bunu demeyeceğim. ellerimiz çok güzel. sürekli bir şarkı çalıyor.
uyuyorum, uyanıyorum. hiç susmuyor. pencereler açık, kapılar kapalı.
gözaltlarımız ortak özelliğimiz, saklama. biri görseydi bıçak gibi keserdi bizi o gıcırdayan koltuktan.
bazen baktığımda bende ne kadar sıkıcı bir bunalım diyorum.
bohemlikte değil bu düpedüz ucuz edebiyat.
hayatımda hiç bu kadar mutsuz ama bir bu kadar huzurlu olmamıştım.
seni bir evin dışında nasıl sevebilirdim?