arkana bakarak koşarsan,
önüne döndüğünde kendini kaçtığın yerde bulursun.
içi dolu doğruların, yangın dolu yanlışlara sürüklendiğinde, ellerin bomboş kalır.
kimsenin seni bulamayacağını düşündüğün o karanlık köşede,
bir gün karşına biri oturur.
sesini duymadan, kocaman bir sessizliğin ortasında tüm sırlar parçalar halinde dökülür.
etrafa saçılanlar cılız bir aydınlığa dönüşür.
bir adım atarsın ve tüm köprüler yıkılır.
içinde daha önce hiç tanımadığın o huzursuzluk tüm bedenini kaplar.
seni çivilerle yere çakan gerçekler bir yalanın gelişine tebessüm ettirir.
bir adım daha atarsın ve orada değil.
içindeki o cılız umut, o cılız aydınlıkla yok olurken gözlerini gözlerine dikersin.
orada değil. yüzünü hatırlamıyorsun.
bilseydin kafanı hiç kaldırmazdın. bilseydin sessizliğini paylaşmazdın.
bilseydin daha çok saklanırdın.
gelişi felaketmiş bilseydin.
kaçtığın her şeye dönüştün. yüzünü hatırlıyorsun.
kavmine daha iyi bir helâk bulamazdın.