ALLAH Teâlâ’nın mü’minlere lütfedeceği manevî mükâfatlar nelerdir, onları görmeye çalışalım.

Manevî mükâfatlar, somut bir ifadeden ziyade kişiye manevî kazanç sağlayan mükâfat türleridir. Hatta bir yönü ile maddî mükâfatların kazanç kaynaklarıdır ki, Kur’ân-ı Kerim’de insana vadedilen başlıca manevî mükâfatları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. ALLAH’ın Sevmesi, Dost ve Yardımcı Olması

Kur’ân-ı Kerim’de sevgi ile îman yan yana değerlendirilir. ALLAH’a inanan insan ALLAH’ı sevecek, ALLAH sevgisiyle iyi olacak, iyilikler yapacaktır. Bunun karşılığında mükâfat olarak Rahmân’ın sevgisini kazanacaktır. “Onlar bollukta da darlıkta da sarf ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. ALLAH iyilik yapanları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134)

Muhakkak insanın en büyük ihtiyaç ve isteklerinden birisi de sevilme ihtiyacıdır. Başkaları tarafından sevildiğini bilmek, değer verildiğini hissetmek ve aynı duyguları başkalarına karşı duymak, hayatın vazgeçilmez unsurlarındandır. Özellikle söz konusu sevgi, çok değer verdiğimiz bir varlıktan, Âlemlerin Rabbi olan ALLAH Teâlâ’dan size yöneliyorsa, bunun hazzı bambaşkadır.

Kur’ân-ı Kerim, gönüllerdeki sevginin bizzat ALLAH’ın yarattığı bir nimet olduğunu vurgulamakta ve insanın sevgiye ihtiyacına cevaben, onun için en önemli varlığın, yani yaratıcısı ALLAH Teâlâ’nın sevgisine kavuşturan rızasını büyük mükâfat olarak zikretmektedir. Hatta rıza nimeti (ALLAH’ın sevgi ve hoşnutluğu) sadece mükâfat değil, aynı zamanda amaçtır. “ALLAH mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn Cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. ALLAH’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.” (et-Tevbe, 9/72)