• Bende mücrimim, herkes gibi.
  • Bütün saadetler kıskanılmıştır.
  • Beklenilen, gelmek için iyi havaları seçerdi.
  • Kuşlar kötü şeyler anlatır mı hiç?
  • Adalet insanlardan çoktan kalktı.
  • İşsizlik insanı yorar.
  • Kendi peşimi bile bıraktım.
  • Evladım, yegâne saadet Allah’tır.
  • Delikanlı adam mal düşünmez oğul.
  • Felaketlerin en büyüğü akıldır.
  • İnsan aslını unutmamalıdır.
  • İyi adam pişman olan adamdır.
  • Sensiz de yaşanıyormuş sevgilim.
  • Niye insanlar birbirleriyle bu kadar uğraşırlar?
  • Bütün çirkinlikleri silip süpüren alacakaranlığı seviverdi.
  • Kalabalık sokaklarında elinden tutacak birini aramak…
  • Allah kahretsin! Özlermiş insan duygulu olunca.
  • Bırakın beni ey hakikatler! Yürümek istiyorum. Cennetlerin olduğu yere doğru.
  • Baht ile bahtsızlığın çizgisinde olan adam mehtaptaki aşıktır.
  • Kahve fincanına düşen sabah yıldızını kokluyorum.
  • Uyku, bir düşman ordusu gibi; kendini bırakmaya gelmiyor.
  • Şu uyku insanın sevgilisi gibi bir şey, gelmeyince sinirlendiriyor.
  • İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı.
  • Uzun bir yoldan sonra denizi görmek gibisin.
  • Gençlik, güzel çağ! Hepsi ümitle dolu.
  • Riyakarlık aşağılığın son haddidir.
  • Belki anlamak ikinizin de işine gelmiyor.
  • Öyleleri var ki, yanlarına sokulmak zehirlenmekle eştir.
  • Dünyada her şeyle alay edilir, şaka yapılır ama şiirle asla!
  • Birdenbire fena oldum. Sevilmeye alışık değilim.
  • Yeni hisleri, yeni düşünceleri, yeni kitapları arayıp bulmalıydım.
  • İçimde muhakkak bir yer paramparça olmuştu ki, ağlayamıyordum.
  • İnsan olabilmek için erkek olmanın yeteceğini sanıp aldanmıştı. sozadresi.com
  • Kendi kendimiz kadar kim paylaşır derdimizi?
  • Düşünmeye başlayalı beri bir gün sarhoş olmadan gülmedik ki.
  • O güzel pişmanlık hissi çocuklukta kaldı. Şimdi nerede? Ara ki bulasın.
  • Rüyamda hiçbir şeyi görürdüm Hiçbir şeyi. Hiçbir şey kadar güzel şey var mı?
  • Yüzle ahlak arasında herhalde müthiş bir münasebet vardır.
  • İnsanlar var, sevdiklerini almışlar şu saatte koyunlarına, dalmışlar iki kişilik rüyalarına.
  • Bir saadet için, insanların bütününün saadeti için yapılan her hareket kahramanlıktır.
  • Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz, insanı insana ancak şiir sevdirir.
  • Parıltı dediğin ilimle, marifetle olur. İnsan, sanatında ilerledikçe parıldar.
  • Kimse kimsenin aslını, kafatası içinin meselesini anlamak için uğraşmıyordu.
  • Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum.
  • Sevmekten korkuyorum… Ondan; karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum.
  • İğrenir görünürlerden çoğu o nevi insanlardan bin defa daha aşağılıktır.
  • Dersler deniz kadar güzel, deniz kadar öğretici miydi acaba?
  • Para insanı ahlaksız ediyor. Karnı doyunca insanın kötü huyları da meydana çıkıyor.
  • Kıskanç değilim fakat, başkalarına bakma! Beni çıldırtacaksın.
  • Hayallerimizin İstanbul’u, hakikisinden çok daha güzeldir.
  • Sanki ben her akşam onunlaymışım gibi, bir yalnızlık duyuyorum.
  • Ölüm var arkadaş, ölüm. Şu köşkün sahibi de ölecek. Şu horoz da.
  • Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam. Boş geçirdiğim, bağırmadığım, sustuğum günlere…
  • Yine onu seviyorum ama gelmemesine pek aldırış etmiyorum. sozadresi.com
  • Çocukluk, insana o kadar çabuk geri geliyor ki, adeta onu içimizde gizli bir yerde saklıyor gibiyiz.
  • İçimizde şüphe olmasa kelimelerin yarısını sözlüklerden çıkarmak lazım gelir.
  • Birden bütün neşemin bir camın kırılışı kadar ses ve şangırtı çıkararak düşüp kırıldığını gördüm.
  • Düşüncelerinde hiçbir kımıldama yoksa düşünceliler kendilerini düşüncesizlerden daha ileri sanmasınlar.
  • Yazı yazmak için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım.
  • Şehir, en küçüğünden en büyüğüne kadar haksız para kazanmayı ayıp saymıyordu.
  • Teselliye ihtiyacım yok, dedi. Sizin kuyumcu çarşısına dönen dişleriniz başkalarının etini, ekmeğini yemek için bir vesile ise ben halimden memnunum.
  • Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.
  • Yazı yazmam için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım. Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş çocuk hürriyeti istiyordum.
  • İnsanlar tuhaf! Kendilerini sevmeyen, önem vermeyene daha bir büsbütün tutuluyor, kendisini küçük görür gibi olana musallat oluyorlar.
  • Camları buğulu bir kahvenin içinde elleri nasırlı, yüzleri güneş ve rüzgarla çizgili insanların arasında, bugünü de bir günah, daha doğrusu bir kötülük işlemeden bitirecektim.
  • Bir saadet denizi içinde felaketlerden kurtulmuş bir sandal gibiyim; yelkenler paramparça, sandal su içinde. Hayır, sandalcı gibiyim.
  • Birdenbire her şeyi hoşuma gitmişti. Ama ben onun birdenbire hoşuna gitmemiştim. Ağır ağır hoşuna gider miyim acaba? Buralarını düşünmedim. Düşünmedim, hemen o gece ona aşık oldum.
  • Konuşurken düşünmüyor muyduk? Düşünüyorduk ama hatalara düşüyor, bir türlü onaramayacağımız haltlar karıştırıyorduk. Sonradan ne kadar pişman oluyor, söylediğimiz, hırsla söylediğimiz bir sözden ne kadar utanıyorduk.
  • Sabahleyin evden çıkarken büyük adamlar gibi ciddi, tüccar gibi hesaplı, zeki olmayı kararlaştırıyor; akşama doğru deli dolu, hesapsız, sersem bir halde evime dönüyorum.
  • Kitaplar, bir zamanlar bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler.
  • Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da görmeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük.
  • Dilerim Allah’tan: Onu da benim gibi belalara müptela kılsın! Bir insanı özlesin! İşini gücünü, havayı suyu, yemeği bir tarafa bıraksın! Böyle bir pencere önünde beklesin!
  • Artık denizin dibi kapkaranlık kesildi. Denizin dibine, iki yüz metreden sonra yedi rengin yalnız moru girer. Orada hiç bitmeyen lacivert bir gece vardır. Bu gecenin içindeki canlıların ışıkları kendiliklerindendir; yıldızlar gibi.
  • Ben ne istediğini adamakıllı bilen birisi değilim. Yalnız bildiğim bir şey varsa o da, başkaları iyi şeyler yaparsa derhal anlıyorum. Ben hakiki bir köylüyüm. Yarım yamalak tahsilimle iyiyi, kötüyü tefrik ediyorum; bu bana yeter!