Konu
:
Birinci Dünya Savaşında Yıkılan İmparatorlukların Hanedanları
Tekil Mesaj gösterimi
Zeze
Açık Profil bilgileri
Zeze nickli üyeye ait bütün mesajları arattır
Yarbay
Üyelik tarihi:
29 January 2020
Mesajlar:
21.125
Konular:
7356
Cinsiyet:
Bayan
Seslenenler:
627
Mesaj(lar)
Etiketleyenler:
37
Konu(lar)
Alınan Beğeni:
5
Verilen Beğeni:
0
İlişki Durumu:
∞
Burç:
Balik
Takım:
Galatasaray
Rep Gücü
:
70
Cevap: Birinci Dünya Savaşında Yıkılan İmparatorlukların Hanedanları
06 July 2020
# 3
HOHENZOLLERN HANEDANI
Almanya İmparatorluğu, tarih sahnesinde 19.yüzyıla kadar adının rastlanılmayacağı bir imparatorluktur. Bazı yönlerden Kutsal Roma Germen İmparatorluğunun mirasçısı sayılabilir. Bunun yanında, milli birliğini geç tamamlamış ve hatta ömrü yüz yılı bile bulmamıştır fakat direk veya dolaylı yoldan tüm dünyayı etkilemiştir. Bu imparatorluğunkurucusu ve yöneticisi olan hanedanlık ise Hohenzollern hanedanıdır. Hohenzollern hanedanıilk olarak 1400’lerde Prusya’yı yönetmeye başlamıştır. Prusya’nın küçük bir krallıktan güçlüve modern bir devlet halini alması ise 17.yüzyıla rastlar. Daha sonraki yüzyılda devletin Avusturya’yı ve Fransa’yı yenmesi birliği pekiştirir ve Prusya Krallığını büyütür. 18 Ocak 1871’de de resmi olarak Almanya İmparatorluğu Hohenzollern hanedanlığının altında birleşir ve ilk imparatoru I. Wilhelm olur. Ek olarak, dünya siyasetinde ayrı bir yere sahip olan Ottovan Bismarck bu devletin ilk başbakanı olur.
Hızlı bir şekilde sömürge arayışına giren ve çıkarları gereği Britanya ile ters düşen Almanya, Birinci Dünya Savaşında istediğini elde edemedi ve savaştan yenik çıktı. “Savaştüm işçi ve köylü yığınları açlık ve sefalete sürüklemişti. Ücretler düşmüş, temel ihtiyaç maddeleri temin edilemez olmuş, ısınma ve barınma en büyük çile haline gelmişti. Bunun yanında, savaşa şenliklerle uğurlanan on binlerce asker, cephelerde sapır sapır ölüyordu.Köylüler sefalete sürüklenmiş, bununla birlikte bir umutsuzluk dalgası tüm yığınları kaplamıştı.” Yenilgi ve yenilginin neden olduğu tüm olumsuzluklar, aynı diğer hanedanlıkların başına geldiği yada geleceği gibi Hohenzollern hanedanlığınında sonunu getirecekti.
Alman Devrimi pek çok kişi için daha önce hiç duyulmamış bir ifadedir. “ 1918/19 Alman Devrimi, dünya tarihinin büyük ya da klasik devrimleri arasında sayılamaz: 1789 Fransız Devrimi ya da 1917 Rus Ekim Devrimi tarzında olduğu gibi kökten bir siyasi ve toplumsal kırılma için, 1918 dolaylarındaki Almanya fazla “modern” sayılırdı. ” Devrimin başlangıcından sonra Almanya imparatoru II. Wilhelm baskılar yüzünden tahtı bıraktı ve imparatorluktan feragat etti. Onun düşüncesi, kendisinin hala Prusya kralı olduğu yönündeydi. Fakat bu durum 9 Kasım 1918’de şansölye tarafından yapılan açıklamayla ortadan kaldırıldı. Özellikle monarşiye en fazla desteği veren kişi olan ve askeri gücü elinde bulunduran mareşal Paul von Hindenburg bile Kayzer’e krallığı bıramasını ve hanedanlığa son noktayı koymasını istemiştir. Anılarında kayzer, askerlerin kendisine destek çıkmamasına oldukça üzüldüğünü belirtir. Sonuç olarak, devrim Almanya’nın toplumsal dinamiklerini fazla değiştirmemiş ama İmparatorluğun ve monarşinin sonunu getirmiştir. Demokrasiye geçilip, imparatorluk yerini tarihte Weimar Cumhuriyeti olarak bilinen devlete bırakmıştır.
Kayzer’in görevini bıraktıktan sonra hala Almanya’da kalması zordu ve 10 Kasım’da savaş boyunca tarafsız kalan Hollanda’ya sürgüne gitti. Bu bir nevi adaletten de kaçış demekti çünkü gelecek yıl imzalanan Versay antlaşması sonucunda mahkemeye çıkarılması isteniyor,Britanya kralı V George (ki aynı zamanda kuzeni ), onu “dünya tarihinin en suçlusu” ilanediyor ve Britanya başbakanı onu asma önerisi getiriyordu. Bu durumda Almanya’da kalsakendisine pek sempati beslemeyen yeni hükümet tarafından rahatlıkla galip devletlere teslimedilebilirdi. İşte bu durumda Hollanda kraliçesi, Wilhelmina, kayzer’i teslim etmeyi reddetti.Nisan 1921’de eşi, imparotoriçe hayatını kaybetti ve cenazesinin Almanya’ya gömülmesineizin verildi. Fakat II. Wilhelm’in cenaze töreni için Almanya’ya girmesine izin verilmedi.Kayzer 1941 yılında, Hollanda’da öldü.
Naziler ve Hohenzollern Hanedanı arasındaki ilişkilerde bir dönem Alman iç siyasetinde önemli yer tuttu. Monarşiyi Almanya’ya tekrar getirme fikri bir kaç kez ortaya atılsa da çeşitli engellere takıldı. Örneğin Hitler 30’lu yıllarda bu yönde bir tutum izlemiş ama sözünü tutmamıştır. Burada ki amacı büyük ihtimalle kral yanlısı kişilerin desteğini almaktı.Hitler’in iktidara gelmesi Wilhelm’i umutlandırsada onun için bir anlam ifade etmeyeceğini anlayacaktı. Hatta Naziler sürgündeki kral’ı kendileri hakkında olumsuz konuşmamaları konusunda uyarmış ve buna uymazsada çocuklarının ve kendisinin bir takım haklarını kaybedeceğini söylemişlerdir. Bunun dışında 1940’da Almanlar Hollanda’yı işgal ettiğinde komutanlar askerlerine II.Wilhelm’in yanına gitmemeleri konusunda uyarmış ve askerlerin Kayzer’le görüşmesini engellemeye çalışmışlardır. Kısacası Naziler ve hanedan arasındaki ilişkiler gergin olup, Nazilerin iç siyaset politikasına göre şekillenmiştir.
Bugün baktığımızda, Hohenzoller hanedanının başında II.Wilhelm‘in torunun torunu olan Georg Friedrich bulunuyor. Şu an Almanya’da şirket danışmanlığı yapan Friedrich,Almanyada ki siyasi yönetim ve monarşi hakkında soru sorulduğunda, sistemin değişmesi için bir sebep göremediğini ve bundan son derece mutlu olduğunu söylüyor. Ayrıca hanedanın herhangi bir siyasi görüşünün bulunmadığını ekliyor.
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Cevap Yaz