Bir kadının adının önüne gelen en güzel unvandır “anne”.
O öyle sihirli bir sözcüktür ki ne şan, ne şöhret, ne para, ne de makam hiçbir şey bu payenin yerini alamaz.
Anne, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır. Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapan kişidir.
Kafayı, çocuklarıyla bozmuş; göbek bağı kopsa da, yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakâr bir insandır.
Bulaşık, ütü ve başkaca işler yaparken bile çene çalan, kendi kendine konuşan; “Anne, ne dedin?” dediğinizde, “Sen kendi işine bak, bir de seninle uğraşmayayım” türünden yanıtlar verendir.
Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlüdür; her şeyi bilen bir şahsiyettir.
Yavrularını, yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir.
Dizi dizi incidir; lâkin, gerektiğinde lâf sokma dalında da birincidir.
Dünyanın en güzel kucağına sahip; en güzel kokan, harikulade bir varlıktır.
Olmadık yerlerde “İyi ki doğurmuşum seni!” diyen, evlâtlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir.
Evde bir yere uzandığınız an, orada temizlik yapacağı tutandır.
Mutfakta yaşayan; evde, herkesi idare eden bir tür canlı türüdür.
Oğlunun damat, kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu okuldan mezun olunca, gol atınca, hasta olunca, çocuğu askere gidince, televizyon dizileri seyredince, velhasıl olduk-olmadık yerde ağlaya(bile)n, duygulanıp gözleri dola(bile)n bir duygu çeşmesidir.
Uzakta dursa da yakın hissedilen, hep istenen, asla vazgeçil(e)meyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlâtların varlığını, varlığına armağan edendir anne.