Bu aralar çok duygusalım sanırım. Yine böyle her şeye duygulanan bir haldeyim.
Okuduğum bir haber, gördüğüm üzücü bir kare ya da hatırladığım bir olay her şey istisnasız üzüyor bu aralar.
Ve ben duygusallaşınca sanırım elim ayağıma dolanıyor. Tüm aksilikler beni buluyor ve üstüne daha da duygusallaşıyorum.
Ben İstanbul'a gidecektim ve gittiğim gün dönecektim. Önceden olsa buna gülerdim.
Şimdi üzülüyorum. Ama döndüğüme değil. Değmeyen insanlara haftalarımı, günlerimi, saatlerimi harcadığım için.
Hayat öyle garip ki, geçmişte vakit geçirdiğim insanlardan ayrıldığımda üzülürken şimdi tam tersi o vakti harcadığıma üzülüyorum. Ve herkese yetmeye çalışırken yetemediğim insanları belki de farkında olmadan kırmış olabileceğim için ayrı bir hüzün kaplıyor içimi.
Şunu çok iyi anladım ama İstanbul bana iyi gelmiyor. Bir anlam ifade etmiyor artık. Sadece kendime daha çok kızmama sebep oluyor.
Kendimi hiç bu kadar yabancı hissetmemiştim bir şehre.
Bir sene de çok değişmiş zaten. Ben gibi İstanbul'da değişmiş.
Eskiden ne olursa olsun yaşarım diyordum. Şimdi o kocaman kuleleri görünce kendimi İstanbul'da değil de yabancı bir ülkede gibi hissettim. O kulelerin tepesinden bakan sanırım insanları değil arabaları bile karınca gibi görüyordur. Ben yerden yukarı bakınca bile boğulacak gibi oldum.
Tek başıma koca şehri talan eden benin bir gün aynı şehirde kendimi yapayalnız hissedeceğim aklıma gelmezdi.
Tabi bir de bulunduğum şehre taşınırken üzüldüğüm kısmı var. Hayatta bazı seçimler bizi üzerken gelecekte aslında bizim için doğru seçimler olabileceği aklımıza gelmiyor.
Neyse. Böyle işte be günlük.
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.